Gözlerimi açtığımda kum dolmuş gibi sızlamaya başladılar.
Elimin tersiyle kaşırken yanımda uyuyan bedene baktım.
Bahar.
Onun kollarında uyuyan bedene baktığımda ise yüzümde bir gülümseme meydana geldi.
Asiye.
Akşam rüzgar yatırmış, fakat gece kabus görmüştü, bütün odaları aramış annem yok diye, bulduğunda ise tamam buradaymış uyumaya devam edebilirsiniz demişti.
Delirme sebebiydi.
Asiyenin üzerine eğilip yanaklarını öpmeye başladım.
" yaa "
Öpmeye devam ettiğimde ise yüzünü kapatmaya çalışmıştı.
" yaa ablaa uyucam beeen "
" uyumucan seeen kalk hadi uykucuuu "
" ama ablaaa "
" annen gidiyor bak "
Hemen gözlerini açıp annesine bakınca güldüm.
" cadı seni, "
Gıdıklamaya başladığım zaman kahkaha atarak çırpınmaya başladı.
" ay... çok... gıdıklandım... abla... dur... "
Gülmekten zor konuşuyordu, bahar gözlerini açıp bize bakınca asiye ile göz göze geldik.
Aniden baharın üzerine atlayıp onu gıdıklamaya başladık, bahar neye uğradığını şaşırmıştı, bizden kurtulmaya çalışırken kahkaha atıyordu.
" durun... çok... gıdıkla... nıyorum... yeter... ayy... "
Yorulduğumuzda kendimizi yatağa attık.
Telefonuma bildirim geldiğinde elime aldım.
❤️
-Napıyorsun canım.
-Yatıyorum, sen ?
-Gelecekteki fotoğraflarımıza bakıyordum
-Gelecekteki fotoğraflarımıza?
-Evet.
-At bakayım bana da
-Atayım canım
kucağında çocuk ile çekilmiş bir aile resmi vardı.
-Deli yaa
-Sana deli
-İyiki bana deli
-Annem çağırıyor balım, arayacağım seni.
-Tamam selam söyle
-Emredersiniz komutanım
Mesajlardan çıktığımda tebessümüm yüzümde kalmıştı.
Dudaklarım hafif bir şekilde titrediğinde gözlerim yukarıdaki tarih kısmında takıldı.
Bugün...
Tim'imin şehit yıl dönümüydü.
Allah kahretsin, nasıl unuturdum.
Bugünün tarihini nasıl unuturdum.
Ayağa kalktığımda odanın kapısı tıklatılmıştı, gözlerim bahara takılınca müsait olduğunu görüp gir komutunu verdim.
Kapının kenarından rüzgarın kafasını gördüğümde tebessüm etmeye çalıştım.
Ama zordu.
İçeriye girip kapıyı kapattı ve bana ilerledi.
" sana söylemem gereken bir şey var, yani ikinize de. "
Kaşlarım çatılmıştı çünkü gözleri kızarıktı.
" sorun ne " diye sorduğumda gözlerini kaçırdı.
" bugün herkesin keyfi biraz kaçık olucak o yüzden aldırış etmeyin olur mu "
" sebep "
" bugün, yeğenimin ölüm yıl dönümü, hülya yengem ve demir abimin çocukları. "
Nefesimin kesildiğini hissettim
Bahar şok olmuştu.
" rabia sen belki bilmezsin ama "
" biliyorum ali söyledi. "
Başını salladığında bana döndü.
" biraz soğuk olabilirler sana, pek zannetmiyorum ama ihtimal "
" tamam, zaten bu gün evde olmayacağım ben "
" tamam, konuşuruz sonra o zaman "
" tamam. "
" odamdan kıyafet alırsın istersen "
" gerek olacağını zannetmiyorum ama saol "
Rüzgar odadan çıktığında bana olan tavrının biraz soğuduğunu hissetmiştim, umarım bu tavri ben gelene kadar giderdi yoksa elimden kaza çıkacaktı.
" abla bende odaya gideyim, asiyeyi falan giydireyim "
" tamam canım, bende üzerimi giyineceğim zaten. Bahar "
" efendim abla "
" dün gece konuştuğumuz şeyler..."
" hangi şeyler abla, ben hiç bir şey hatırlamıyorum. "
Hafiften güldüm,
" aynısı benim içinde geçerli "
Başını salladı ve asiyeyi alıp odadan çıktı.
Dolapta kıyafetlerin varlığını keşfetmiştim, içlerinden bir tane alıp banyoya girdim ve giyinmeye başladım.
Üzerime hafif iki fıs parfüm sıktım.
siyah bir pantolon ve siyah bir sweet giyinip, altına siyah botlarımı giyindim.
Odadan çıkıp merdivenleri inerken deniz ile karşılaştım.
Oturarak merdivenleri inmeye çalışıyordu.
Kucağıma alarak indiğimde hülyanın hızla bana geldiğini gördüm.
" ver oğlumu bana! " aniden denizi kucağımdan çektiğinde zorlamadan verdim fakat kaşlarımı çattım.
" sakin ol, zarar vermek gibi bir düşüncem yok "
" olamaz zaten, veremezsin "
Göz devirmemek için kendimi zor tuttum.
Sakin ol rabia.
Evlat acısı çekiyor sakin ol.
" tamam, geçelim içeri. "
Oğlunu kucağında sabitleştirip hızlı adımlar ile salona geçti.
İçeriye girdiğimde hepsi çocuklarını kucaklarına almıştı.
Belli etmesemde kırılmıştım bu duruma.
En azından biraz güvenselerdi keşke.
Ömer bey ile göz göze geldiğimde ayağa kalkmıştı.
" ben çıkıyorum, akşam geç gelirim beklemeyin beni "
" tamam kızı- "
" nereye gidiyorsun, ne demek akşama kadar gelmemek, yemek saatinde evde oluyorsun "
Başımı yavaşça demire çevirdim.
" sana sormadım, kimseye sormadım."
" soracaksın "
" pardon, niye "
" çünkü senin soy adın öztürk. Etrafta boş boş gezemezsin, oturacaksın oturduğun yere "
" bana baksana sen, ne zannediyorsun kendini, abim falan mı, değilsin, benim hiç bir şeyim değilsin. Karışamazsın, bana karışmaya hakkı olan kişiye zaten söylüyorum gideceğimi, "
" istesende istemesende abinim senin, ne dersek onu yapacaksın, akşam evde olacaksın "
Ömer beye baktım, tamamen bana bırakmıştı fakat ben gittikten sonra kızacağını biliyordum, tekrar demire döndüm.
" sana bir şey söyleyeyim mi, ama bak iyi dinle beni... olmayan sikimde bile değilsin "
" benimle düzgün konuş. "
" hak edene hak ettiği gibi "
" bana bak, elimde kalırsın kızım "
" kızın değilim, gücün yetiyorsa buyur. Ali gibi yere sermekte zorlanmam "
" emin ol, onun gibi yapmam "
" o zaman hadi, al eline de kalayım "
" akşam evde olmazsan o zaman görürsün ne olup olmadığını "
" okey "
Hodri meydan
Evden çıkarken sinirden elimin titremesini engellemeye çalışıyordum.
Elimdeki sargı işimi zorluyordu ama umurumda değildi.
Dün akşam askerlerden birisi alinin arabasını getirip teslim etmişti.
Motorumu alırken korumanın endişeli sesini duydum.
" rabia hanım eliniz hala yaralı, bu şekilde kullanamazsınız "
" işime karışma "
Sert sesim ile susmuştu.
Biliyordum zaten, inşaallah kaza yaparım diye kullanacaktım zaten şuan.
Ama sinan vardı, o olmasaydı...
Telefonum çalıyordu.
Motoru çalıştırmadan telefonumu çıkarttım.
❤️ arıyor...
" efendim sinan "
" içimde kötü bir his var, neredesin "
" yola çıkacağım, "
" nereye, "
" konum atsam orada buluşurmuyuz "
" yola çıkıyorum "
Telefonu kapattığımda yüzüme bir tebessüm kurulmuştu.
Gerçekten iyiki deme sebebimdi.
Konumu attığımda zorlansamda motorumu sürmeye başladım.
***
Bacaklarımı uçurumdan aşağıya sarkıtıp bedenimi yatırdım.
Göz yaşlarımı bırakmak için sevdiğimin gelmesini bekliyordum.
Bir süre sonra araba sesi ve ani fren sesinden geldiğini anlamıştım.
" rabia! Ne yapıyorsun sen "
Yerimden kalkmadan seslendim.
" yanıma gelirmisin "
Temkinli adımlar ile yanıma geldiğinde hemen elimi tutmuştu.
Bugünün ne olduğunu biliyordu.
" iyimisin "
" değilim, sinan, omuzunda ağlasam, beni göğsünde saklasan olur mu "
Beni kucağına çekip sıkıca sarıldığı zaman göz yaşlarımı tutmak zorunda değildim.
Güvenli alandı burası.
Ağlayabilirdim
Öylede yaptım, hıçkıra hıçkıra ağlamaya başladım.
Ben ağlarken sıkıca sarılmıştı bana, saçlarımı öpmüştü, göz yaşlarımı silmişti, teselli edecek kelimeler fısıldamıştı, ama asla yanlız hissettirmemişti.
***
Elimdeki çiçekler ile ezbere bildiğim yollardan ilerliyordum, fakat diğer 2 yıldan farklı olarak tek başıma değil.
Yanımda sinan ile birlikte.
Ulaşmam gereken yere geldiğimde yüzüme huruk bir tebessüm kuruldu.
" abim, ben geldim, ama yanımda birini daha getirdim. Kızma ama tamam mı, sevgilim o benim. Sinan, o da asker hatta yüzbaşı. Aynı timdeyiz, birbirimizi çok seviyoruz "
" Merak etmeyin, emanetiniz emanetimdir. Rabia ya çok iyi bakacağım "
Bir süre dertleştikten sonra hepsinin mezarını suladık, diğer mezarlarıda suladıktan sonra şehitlikten ayrıldık.
Arabaya bindiğimizde sinan arabayı çalıştırmıştı.
Saate baktığımda 19:07 olduğunu gördüm.
Çok beklerdi gelmemi.
" ne yapalım güzelim. "
" bilmiyorum ama gece olana kadar eve gitmek istemiyorum "
" nasıl istersen, kız kulesine gidelim mi "
" olur fark etmez "
" nasıl istersen "
Arabayı hızlandırıp sonuçlarını tahmin etmeden ilerlemeye başlamıştık.
***
Kız kulesine yaklaştığımız zaman yavaşlamamız gerekiyordu fakat sinan ileriden U dönüşü yapıp geldiğimiz yolu tekrar ilerlemeye başladı.
" neler oluyor sinan "
" korkma güzelim ama frenler tutmuyor , benzin bitene kadar ilerlemek ve acilen buradan çıkmak zorundayız "
Tahmin etmeliydim!
Önümüzdeki kırmızı ışıkta sinan yavaşlayamadı, trafiği birbirine katmıştık fakat şuan kaza yapmadığımız için şanslıydık.
" rabia, torpido gözünde lamba var verirmisin, birde koltuğunun altından telsizi."
Dediğini yapıp lambayı verdim, sinan camından yukarı lambayı tuttururken bende telsizi kullanıyordum.
" 45 25 ten merkeze. 45 25 ten merkeze "
" merkez dinlemede tamam."
" yüzbaşı rabia öztürk, yüzbaşı sinan öztürk ile ****** plakalı arabadayız ve frenler tutmuyor, yolların boşalması lazım. "
" konum bildirin yüzbaşım "
" ******* "
" anlaşıldı ekip gönderiyoruz, ne durumdasınız "
" ıssız yerlere sürmeye çalışıyoruz ve maalesef benzini yeni fulledik "
Sinanın dediği şey ile gözlerimi sıkıca yumdum.
" anlaşıldı "
( arkadaşlar bu tür konuşmaları bilmiyorum, idare edin artık canım :)
Telsizi kapatırken telefonumun çaldığını duydum.
Baktığımda rüzgarın aradığını gördüm.
Alt kısmımda duyduğum dıt-dıt-dıt sesiyle anında telefonu meşgule atıp koltuğun altına baktım.
Siktir.
Bomba...
" sinan fazla vaktimiz yok, bomba var, "
" Allah kahretsin, Allah belamı versin "
" sinan, ne diye bela okuyorsun "
" seni tehlikeye attım, arabayı kontrol etmem gerekirdi. "
" tamam önemli değil bu, şuan dert etmemiz gereken şey arabada bir bomba olması ve süresinin 17:09 olması. Yani sadece 17 dakikamız var "
" arabayı el freniyle durdurmaya çalışabilirim. "
" hayır, sakın. bu tür bombalar arabaya bağlanmış oluyor, araba durduğu an patlama ihtimali var "
Telsizi elime alıp tekrar iletişime geçtim.
" 45 25 ten merkeze "
" merkez dinlemede "
" arabada bomba var, 17 dakikamız var "
" ekip size ulaşmak üzere, yapabileceğimiz bir şey varmı "
" yolu boşaltın gerisini biz halledeceğiz "
" emredersiniz yüzbaşım "
Ekip otosunu gördüğümüzde arabayı sağ şeride alıp geçmeleri için yol açtık.
Megafon ile anons yaptılar.
" ilerideki ormanlık alan işinize yarayabilir "
" anlaşıldı "
Sinan viraja geldiğinde el frenini çekti ve arabayı olabildiğince yavaşlatıp virajı geçti. El frenini tekrar eski haline getirip ilerlemeye devam ettik.
Bombanın süresi 9 dakika kalmıştı.
" 9 dakika kaldı "
" rabia beni dinle, iki seçenek var hatta üç. Bir; sana düzgün bir alan bulacağım ve sen atlayacaksın. "
" siktir git, "
" iki; kucağıma gelip kemerin altına gireceksin ve seni ilk ve son kez öpüp uçurumdan düşeceğiz "
" bu fikri düşünebilirim ama diğer seçeneğide duymak istiyorum "
" üç; yine aynı şekillde kucağıma geleceksin ama uçuruma değil çalılara atlayacağız "
Uçurum mu çalılık mı.
Kesinlikle çalılık.
" çalılığı seçsem öpücük yine olacakmı "
" sen iste her seçeneğe koyarım ben ama bu sefer ismim fesata çıkar "
Kemerimi çözüp sinanın kucağına çıktım, bacaklarımı iki yanından gönderirken sinanın kemerinide çözmüştüm.
" çalılığı seçiyorum, ve komutanın olarak sana ölmeyi yasaklıyorum."
" emredersiniz komutanım, şimdi sizi sevgilim olarak öpebilirmiyim "
" eğer bombadan sağ olarak kurtulursak evet öpebilirsin ama şuan değil "
" sikeceğim haaa "
Kızdığında süreyi tahmin etmeye çalıştım.
3 dakika 17 saniye.
Çekinmeden dudaklarımı boynuna bastırdım.
" hakimiyetini sakın kaybetme yüzbaşı "
Dudaklarım boynunun her milimini öperken sinan ise derin nefesler alarak hakimiyetini korumaya çalışıyordu.
" ama sıranın bana gelmiş olması gerekmezmi komutanım "
" sen arabayı kullan "
Boynuna kondurduğum öpücükler ve dil darbeleri ile köprücük kemiğine geldiğimde son 1 dakikamız kalmıştı.
Arabayı düzlüğe sürdüğünde saçlarımdan tutarak başını boynuma gömdü.
Öpücüklerini peş peşe sıralarken son 30 saniye kalmıştı.
Kapıyı açtım. Araba 120 ile gidiyordu.
Son bir kere sarıldık.
Son 22 saniye.
Telefonum çaldığında arayan kişi ile derin bir nefes aldım ve aramayı yanıtladım.
" rabia neredesin kızım "
15 saniye.
" sizi çok seviyorum "
10 saniye.
" bana konum at, neredesin "
7 saniye.
Derin nefes aldık, telefon açıkken sinan eliyle başımın arkasından tutarak göğsüne yasladı ve arabadan atladık.
Ömce bir boşluk hissiydi.
3.
2.
1.
Şiddetli bir patlama sesi.
Daha sonra bir yere yuvarlandık
Barut ve duman kokusu genzimi yakıyordu.
Kulaklarımda derin bir uğuldama vardı.
İlerideki araba alev alev yanarken başımı kaldırıp sinana bakmaya çalıştım.
Çalıştım, çünkü hala sıkıca başımı tutuyordu.
bir süre uğuldama gitmedi. ama daha sonra içimi kemiren korku dalgası ile kendimi geri çekip sinana bakmaya zorladım.
" sinan, iyimisin "
Önce öksürdü.
Daha sonra başımı kaldırdı.
Ne olduğunu anlamadan beni altına aldı ve sertçe dudaklarımızı birleştirdi...