17.

2028 Kelimeler
Gözlerimi sıkıca kapatıp sakin kalmaya çalıştım, fakat olmuyordu. Ya dedem biliyorsa? Amcama göz ucuyla baktığımda göz göze gelmiştik. Gözlerinde mahcubiyet vardı, sırrımı paylaşmıştı, dedem bu dosyayı bilerek bana veriyordu. Bunu anlamayacak kadar kör değildim, özellikle şuan her hareketimi izliyor ve inceliyordu. " emredersiniz komutanım, başka bir emriniz varmı " Dedem tek kaşını kaldırıl bana bakarken yutkundum, ağlamak istiyordum. Ya biliyorsa ? Ya biliyorsa ve sana inanmazsa ? Ya senden nefret ederse ? " raporu getirdin mi yüzbaşı " " getirdim komutanım... buyurun " dosyayı önlerine koyarken ellerimin titremesini engelledim. " tamam, çıkabilirsiniz " Sinan ile birlikte ayaklandığımızda amcam ile göz göze gelmemeye çalışıyordum. Tam kapıdan çıkacakken dedemin sesiyle durmak zorunda kaldım. " rabia sen biraz kal " Sinan ile göz göze geldim. Gözlerimi kırpıp gülümsedim, aynı şekilde göz kırpıp dışarı çıktı. Tekrar geri dönüp önceki yerime oturdum. " kemal sende çık " Kemal albayda dışarı çıkarken içeride ben, dedem, amcam kalmıştık. Yerimde rahatsızca kıpırdandığımda dedem konuşmaya başlamıştı. " üvey amcan, biliyorum ve onun hakkında bilgilere sahip tek kişisin, bu görevi neden sana verdiğimi biliyorsun. Fakat eğer duyguların ağır basar, onu yakalayamam, merhamet ederim dersen- " Ona öyle bir dönmüştüm ki, cümlesi yarıda kalmıştı. Fakat cümlesini yarıda bırakan şey bakışlarımdaki öfke veya kin değil, içindeki yaşlardı. Gözlerim dolmuştu, evet. Ama sinirden dolmuştu. " ona merhamet beslemem, vatanıma ihanet etmem kadar imkansız bir şey, bunu en iyi hasan albay biliyor. Evet duygularım ağır basar ama merhamet duygum değil, öfke duygusu. Onu size canlı getirmem, getiremem değil getirmem. Elimde olsa bile yapmam bunu. Emre itaatsizlik yapar mesleğimi riske sokarım, ama onu size canlı getirmem. Bunu göze alıyorsanız görevi kabul ediyorum " " sebebi ne? " " ne ? " " ona olan nefretin neden, sana ne yaptı da nefret ediyorsun " Yutkundum. " amca nereye gidiyoruz " " ait olduğun yere güzel kızım " " ait olduğum yer neresi peki " Geldiği oda çok korkutucuydu, aşağıda bir sürü insan dans ediyor ve iğrenç şeyler yapıyordu. Korkuyordu, küçücük yüreği, susuz kalmış bir balık gibi çırpınıyordu. Olacakları bilmiyordu ama iyi şeyler olmayacağını biliyordu. Odanın kapısı kapandığında içeride bir adam ve bir kadın vardı, ve onlarda yatakta aşağıdaki iğrenç şeyleri yapıyorlardı. Kadın çığlık atıyor, gülüyor. Erkek ise kadına vuruyor ve üzerinde değişik hareketler yapıyordu. Ama bu hareketler babasının yaptığı hareketlere çok benziyordu. Hem kendisine, hem eve gelen başka kadınlara... " amca buraya neden geldik " " eğlenmeye güzel kızım... eğlenmeye " Yatakaki adamın hareketleri bittiğinde kadın ile birlikte ayağa kalktı. " çocuk bu mu " diye sordu önce. " evet, anlaştığımız gibi, kadın benim, çocuk senin " dedi amcası, gömleğinin düğmelerini açarak kadına yaklaşırken. " çocuk kaç yaşında peki. " " 9 " " güzel, iş görür değil mi " " evet, alışkın her harekete. " " güzel. İyi eğleneceğiz bu küçükle... " Gözlerime akın eden yaşları geri göndermeyi başaramadığımda sol gözümden bir damla yaş akmıştı. " emin olun komutanım, hasan albay size söyler. Şimdi izninizle " Ayağa kalkıp bir şey söylemelerine izin vermeden odadan dışarı çıktım ve ilerlemeye başladım. Kapı açılıp arkamdan birisi gelirken bi kişinin kim olduğunu bildiğim için adımlarımı kesmeden ilerlemeye devam ettim. " rabia bekle. " " rabia dur kızım az bekle " Durdum ve arkamı döndüm. Bileğimi tutacakken elimi geri çekmem ile eli boşa düştü. " neden. Neden söyledin, söz verdin bir daha ismini duymayacaksın, yüzünü görmeyeceksin dedin. Durmadın sözünde, şimdi beni onunla aynı yere gönderiyorsunuz " " mecburdum, söylemem lazımdı. O bir terörist ve yakalamamız lazım " " bunu benim mi yapmam lazım " " tanıyan sensin- " " tanıyan benim öyle mi, tanıyorum onu öylemi. Nesini tanıyorum, ah doğru. £skortları nasıl s!ktiğini iyi biliyorum, çocukları nasıl kandırdığını, adamlara ne karşılığında pazarladığını iyi biliyorum. Beğeni almayınca o çocukları bayıltana kadar nasıl s!ktiğini ben çok iyi biliyorum değil mi. Ne de olsa ben onun elinde büyüdüm, onun s!ktiği çocuklardan biri bendim, adamlara kiralattığı bir kalta- " Eli ağzıma kapanırken gözlerimden akan yaşlar benden bağımsızdı. " sakın! Sakın o kelimeyi ağzından çıkartma. Geç kalmanın pişmanlığını yaşıyorum zaten, bir daha bunları duymak istemiyorum senden. " " bende o göreve gitmek istemiyorum, göreve değil onun yanına gitmek istemiyorum. " Yalvarırcasına gözlerine bakarken başını olumsuz sallamasıyla umutlarım yıkılmıştı. Başımı sertçe geri çekip elinin düşmesini sağladım. " bu göreve gideceğim, ama eskisi gibi dönmeyeceğim. Sizde geç kalmanın pişmanlığını değil, beni oraya göndermiş olmanın pişmanlığını yaşayacaksınız albayım." " özür dilerim rabia ama... vatan uğruna bunu yapmak zorundayım, gerekirse bütün ailemden vazgeçerim ama yeminimi bozmam, sende yaparsın biliyorum " " niye biz, evet biliyorum, vatan uğruna benimde gözüm kimseyi görmez ama niye biz " " en güçlü tim sizsiniz " " barut timine ne oldu, karakurt komutan ve timi benden, bizden kat kat daha güçlü " " onlar görevdeler, oldukları bölgede patlama oldu, haber alamıyoruz ulaşmaya çalışıyoruz, lütfen rabia zorlama, göreve siz gideceksiniz bu kadar " " ne kadar anlattın dedeme " " fazla değil, sadece üvey amcan olduğunu, kadın ve çocukları p@vyonlarda pazarladığını biliyor " " benim onlardan olduğu-" " söylemedim, yemin ederim söylemedim. " " iyi. En azından biraz daha güvenebilirim " " rabia mecburdum " " gitmem lazım, işlerim var. İyi günler " " rabia yapma kızım " Arkamı dönüp koşar adım ilerlemeye başladım ve önüme gelen ilk lavaboya girdim. İçerinin boş olmasını fırsat bilip elimi yüzümü yıkamak için ilerledim. Bir kaç kez yüzüme su çarptıktan sonra peçete ile kuruladım. Aynaya baktığımda her şeye rağmen gülümsedim. Yaşasın makyaj sabitleme spreyi... Olan olayları unutmaya çalışıp kendimi sinana odaklamak istiyordum. Telefonum çaldığında arayan kişiye baktım. Sinan. " efendim " " neredesin, merak ettim, geliyormusun " " geliyorum, makyaj tazelemem gerekti, 5 dakikaya aşağıdayım " " tamam otoparkta bekliyorum " " geliyorum " Derin nefes al Ver. Sakin ol. Günün tadını çıkar. Zehir olan günün mü Kes iç ses *** Arabayla ilerlerken bir yandan gülmemi durdurmaya çalışıyordum. " şimdi... sümeyye... rüyasında aslan abiyi kendisini... aldatırken gördü... ve doğum sancısı başladı... s-sonra doğuma aslan abiyi almak istemedi... ve ona inat başka erkek hemşireyi istedi... aslan abi de doğum çıkışında hemşireyi dövdü öylemi... " " he valla, öyle " " off ay çok güldüm yaa " " hep gül " " ha " " diyorum ki sen hep gül, çok yakışıyor " " utandım " yüzümü cama çevirip perçemlerimle yüzümü gizledim " saçmalama, bak bakim bana " Araba kırmızı ışıkta durduğunda tamamen bana döndüğünü hissettim. " bak bana, " " ı-ıh " " rabia bana bak " " ı-ıh " " çocukmusun sen " " öyleysem öyleyim sanan- " Cümlemi kesen şey, ona döndüğümde fazla yakın olmamızdı. Hatta burnu burnuma sürtünmüştü. Nefesi yüzümü yalarken ben ister istemez bakışlarımı dudaklarına indirdim. Aynı onun yaptığı gibi. Titrek nefeslerim, onun nefeslerine karışırken başını hafif hareket ettirip burnunu burnuma sürttü. Hafif bir baş harketimizde dudaklarımız birleşecekti, belki de şuan tek isteğim buydu. " şuan, seni delicesine öpsem... ne yaparsın " diye sorduğunde, bilerek nefesimi dudaklarına bıraktım. " önce karşılık veririm... sonra tokadı yapıştırırım. " Dudakları iki yana kıvrıldığında gözlerimi tebessümünden ayıramıyordum. Burnunu ilerletip yanağıma doğru indirdi " tokadı göze alsam ne olur. " " o zaman öpebilirsin " Göz bebekleri dediğim son şeyle büyürken, beni öpmek için hamle yaptığı sırada arkadaki arabaların korna sesleri ile ayrılmak zorunda kalmıştık. " arabada olmamalıydık. " Yanaklarım yanmaya başlarken terleyen ellerimi eteğime sürttüm. Az önce resmen öpüşüyorduk. Nefesim düzelirken kalbimin ritimleri hala aynıydı. " izin almamalıydım, ne olcaksa olacaktı. " " başka zamana kaldı" Araba ani fren yapacakken son anda toparlamıştı. " ne dedin sen " " ne dedim ben " " bir daha söyle ne söyledin " " ne dedim az önce " " iznim var yani " " neye " " seni öpmeme " " var da, sonunda tokat var " " isterse ölüm olsun " " delimisin " " sana " Gülerek önüme döndüm. Cidden deliydi Cafenin önüne geldiğimizde arabayı park ediyordu, telefonum çalmaya başladığında arayan kişiye baktım. Ali. " efendim ali " " güzel kardeşim, arabamın nerede olduğunu öğrenebilirmiyim " " tabi ki, askeriyenin otoparkında " " neden " " başka bir arabayla gittim " " benim arabamı kim getirecek " " ben halledeceğim " " arabamın başına bir şey gelirse " " merak etme başına asker diktim " " iyi bari, sen neredesin ne yapıyorsun kiminlesin " " cafedeyim, yanımda sinan var, arabayı park etti, başka soru " " sen iyi değilsin " " niye ki " " sanane deyip suratıma kapatman gerekiyordu." " iyi günümdeyim, şanslısın " " neyse iyi eglenceler, müvekkkilim geldi " " kolay gelsin " " teşekkür ederim güzelim " Güzelim? " rica ederim " Telefonu kapattıktan sonra arabadan indim. Sinan ile birlikte cafeye girdiğimizde içerisinin huzurlu ortamı beni gülümsetmişti. " çok hoş bir ortam değil mi " " evet çok güzel " Elini belime koyarak beni, cam kenarında bir masaya ilerletti. Rahatsız olmam gerekirken hoşuma gitmişti. Sandalyemi çektiğinde gülerek ona baktım. " buyurun hanımefendi " " teşekkür ederim beyefendi " Kendiside karşıma oturduğunda yanımıza garson geldi. " ne alırsınız efendim " Sinana baktığımda bana döndü. " şuanlık bir şey almayalım, birazdan siparişlerimizi veririz" " nasıl isterseniz efendim " Garson yanımızdan uzaklaşırken ben camdan, denizi seyrediyordum. " sinan, deniz çok güzel gözüküyor, güneş denize vuruyor çok hoş bir görüntü " " evet çok güzel, ama deniz değil, sen. " Sinana döndüğümde gülümseyerek başını sağa doğru eğmişti. "Ben mi " " ne ben mi " " ben mi güzelim " " sen güzelsin, hep güzelsin, bana güzelsin. " Utandım vicdansızın oğlu. " teşekkür ederim " Gözleri gözlerimden ayrılmazken bana sorduğu soruyla gülümsedim. " sen bana ne yaptın rabia " " ne konuda " " gece yatarken, sabah kalktığımda, gözlerimi kapattığımda, arabadayken, dışarıdayken gözümün önüne hep sen geliyorsun. Özlüyorum, hatta şuan birlikteyiz, yine özlüyorum. Anlamıyorum." Kalbim yerinden çıkacakmış gibi atarken masaya doğru eğildim. " itiraf etmek gerekirse aynı durum bende de var, ve bende anlamıyorum " Sinanda masaya eğildiğinde yaklaşık 10 saniye kadar bakışlarımızı koparamadık. Yanımıza gelen bir teyze ile bakışlarımız ona döndü. " ula delikanli, almazmısın şu güzelliğe bir gül " " gül bahçesi alsam bile yetmez be teyze. Tanesi ne kadar " " 20 lira bea " " kaç gül var bacım " " 21 tane vardır " Cüzdanından iki tane 200lük çıkartırken alttan ayağımla dürttüm. " hepsini aldım, ve 1 gül karşılığında tekrar sattım ablam. Bereketini gör " " ula delikanli, olurmu öyle bea " " olur ablam olur. Teşekkür ederiz " " allah ne muradın varsaa versin be delikanli, Allah gözlerinizdeki aşk ışığını söndürmesin. Boy boy çocuklarınız olur inşa Allah bea " " amin ablam " Teyze yanımızdan kıvrıla kıvrıla ilerlerken ben şaşkınlıkla sinana bakıyordum. " ne yaptın " " ne yaptım " " bende onu soruyorum " " ee sana gül aldım " Bana uzattığında gülerek aldım. " teşekkür ederim, ama az önce ne yaptın " " iyilik diyelim, ne güzel hayır duası aldık fena mı " " fena " " sensin o, onu bunu bırak. teyze az önce ne dedi. Duydun mu " " ne dedi ki " " gözlerinizdeki aşk dedi, hadi ben sana aşığım, peki sen " Sana aşığım. Aşığım. " nesin nesin " " aşığım " " bana mı " " evet. Sana " Kalbim atmayı bırakmıştı, nefesim tıkanmıştı, bana aşıkmıydı. Gözlerime bakarken tebessüm etmeme engel olamadım. " ben, sinan. Ne diyeceğimi bilmiyorum, hiç böyle bir şey ile karşılaşmadım. " " karşılaşma zaten " " evet senden hoşlanıyorum bunun farkındayım ama aşk. Bilmiyorum, hayal kırıklığı yaşamak veya yaşatmak istemiyorum. " masanın üzerindeki elimi tuttuğunda gözlerimiz birbirine tutunmuştu. " hayal kırıklığı yaşatmam. Yaşarsamda belli etmem ama rabia, beni yanıtsız bırakma be güzelim. " Yutkunduğumda ne cevap vereceğimi bilmiyordum. Bir elimi bırakıp cebinden telefonunu çıkarttı ve bir şeyler yaptı. Telefonunu bana gösterdiğinde alt tarafta numaramı gördüm. "🖤 " " izin ver bu kalbi kırmızı ile değiştireyim, kalbine girmeme izin ver, yaralarını sarmama izin ver rabia. Bana seni ver " Telefona baktığımda kararımı vermiştim. Cevap vermek yerine telefonumu çıkarttım. Sinan her hareketimi izlerken, rehbere girdim ve sinan yazısının üzerine tıkladım, düzenleme kısmından ismini değiştirip telefonu masanın üzerine koydum. "❤️ " " cevabımı verdiğimi düşünüyorum. " Dudaklarını dişleyip güldüğünde hemen telefonundan siyah kalbi değiştirip benim gibi kırmızı kalp yapmıştı. Ellerimi öperken gözlerim dolmuştu. Ama mutluluktan. " eğer yüzbaşı, eğer beni üzersen. Aşiret kızıyım kan çıkar, ve onlara kalmadan senin kelleni uçururum. " " güzelim. Eğer seni üzersem, ölüm benim kurtuluşum olur " Siparişlerimizi verirken günün geri kalanı şaşırtıcı bir şekilde güzel geçmişti.
Yeni kullanıcılar için ücretsiz okuma
Uygulamayı indirmek için tara
Facebookexpand_more
  • author-avatar
    Yazar
  • chap_listİçindekiler
  • likeEKLE