Dudaklarıma sürdüğüm ruj'un son rütüşları yaparken, üzerimde asla giyinmem dediğim kıyafetler vardı.
Ve ben kendimi gerçekten kadın gibi hissediyordum.
Yüzbaşı rabia değil.
Komutan demirtaş degil.
Karagöz değil.
Rabia öztürk gibi hissediyordum.
Derin bir nefes alıp boy aynasından kendimle göz göze geldim.
siyah mini elbise ve siyah kilotlu çorap, ve siyah topuklu botlar.
Bacağımdaki yaraları, giyindiğim siyah renk kilotlu çorap gizliyordu.
Sırtımdaki ve kollarımdaki yaraları giyindiğim ceket gizliyordu.
Ve ben cidden çok farklı görünüyordum.
( arkadaşlar rabia için hande erçel düşündüm. Siz istediğinizi hayal edebilirssiniz. )
Gözlerimi üzerimde gezdirirken kapının çalmasıyla arkamı döndüm.
" ablaamm kahvaltıy- ohaa "
Yelizin gözleri şok içinde açılmıştı.
Islık çalıp bana ilerledi ve elimden tutup beni etrafımda döndürdü.
" şu boya şu posa şu endama bak, şu güzelliğe bak be Allah'm, anam ne doğurmuş bee "
Kahkaha attım, yelizi kendime cekip sıkıca sarıldım.
" yerim seni fıstık. Cidden güzel olmuşmuyum "
" abla mükemmelsin, sinan abi'ye Allah kolaylık versin. "
" amin güzelim amin " aynaya dönüp saçlarımı düzelttim.
" kahvaltıya çağırdılar. Hadi gidek "
" olur gidek " tekrar gülerken yelizi kolumun altına aldım ve başına bir öpücük kondurdum.
Birlikte ilerlerken yan odadan gelen çığlık sesiyle anında odaya girdik.
" yenge doğuruyormusun "
" ne oluyor. "
Zeliha elindeki parfü- pardon kırılmış parfüm şişesiyle ağlıyordu.
Karşısında ise selim duruyor ve teselli etmeye çalışıyordu.
Odaya ayca ve ali girince önce zelihaya sonra bize bakmışlardı.
" ne oldu, zeliş iyimisin "
" iyi değilim ali abi, boşayacağım bu kardeşini "
" ne oldu, ne yaptı "
" daha ne yapacak abi ya roja elıxır parfümümü kırmış "
" neyi kırmış "
" kim kırmış "
" eli kırılsın "
" allahın cezası "
Bütün aile içerideyken ( çocuklar ve bahar hariç ) hepsinin şok içinde kalacağı soruyu ben sordum.
" istersen hemen şuan kafasına sıkabilir veya boğarak öldürebilirim, ha işkence çekmesini istersen başka. "
Hepsi bana döndüğünde ben öfkeli gözler ile selime bakıyordum.
" ne hakla kırdın lan sen bu parfümü. Ben kullanmaya kıyamıyorum bu yüzden almadım sen kırıyorsun, ellerin kırılmayasıca pislik "
Aniden bağırınca hepsi irkilmişti.
" abla sen iyimisin, hadi tamam ama alt tarafı bir parfüm yani. "
Kadınlar." & alt tarafı bir parfüm mü dedin sen ! "
Araya rüzgar girdi.
" alt tarafı demedi, değilmi selimciğim. Ben karıma yenisini alırım dedin, değilmi kardeşim. "
" evet abi evet. Öyle dedim, ben rosa iksir parfümünü ne diye kırayım yani "
Kadınlar " & roja elıxır " dediğimizde demir yine olduğu yere sinmişti.
" evet işte o dediğinizden "
" Allah'ın cezası, yürüyün kahvaltıya inelim açım ben "
Önden ilerlemeye başlarken rüzgardan bana gelen soru ile dudaklarımı dişledim.
" ikizim, hayırdır düğün mü var, bu ne güzellik "
Onlara döndüğümde hepsi sorgular ifadeyle bana bakıyordu.
" buluşmam var "
" kiminle " bu sefer soru demirden gelmişti.
" sinan ile "
Erkekler tek kaşlarını kaldırırken ali sabır çekerek gözlerini kapatmıştı.
" gidebilmek için kimden izin aldın. " bu sefer kaşlarımı çatarak asaf'a baktım.
" pardon, ne demek bu "
" dedim ki, izin verdik mi "
" diyorum ki izin aldım mı "
" gidemezsin! "
" sana sormuyorum, diğerlerine de sormadığım gibi "
" Allah Allah öylemi hanımefendi "
" öyle beyefendi "
" biz izin vermeden gidemezs- "
" Gitmek isterse gidebilir, hür iradesi. Şayet eğer izin gerekiyorsa da zaten ben babası olarak izin veriyorum, sizede söz hakkı kalmıyor. Varmı bir itirazı olan "
Asaf kaşları çatık bir sekilde ağzını açacakken babamın sesi susmasını sağlamıştı.
" varmı. İtirazı. Olan " bu biraz şey gibiydi.
İtıraz edin de ağzınıza ...
Asaf ile göz göze geldiğimizde yanımdan omuzuma çarpıp gidince sinirle göz devirdim.
" ne bu tavır yani, ne. Birisi gider diğeri gelir, bir huzurla sabah ettirmediniz yemin ediyorum ya."
Sinirle tekrar odaya gittim ve komidinin altından silahımı alıp çantama koydum.
Odaya giren demiri görmezden gelerek yenından çıktım ve merdivenlerden indim.
Kapıdan dışarı çıkarken arkamdan gelen adımları hisseddiyordum ama umursamadan kapıyı arkamdan çarptım.
Elim sargılıyken motora binemezdim.
Korumalardan birine döndüm.
" adın ne "
" fatih efendim "
" illaki garaj vardır değil mi "
" var efendim buyurun "
Eliyle gösterdiği yere doğru giderken garajın kapısı açılınca şaşkınlıktan küçük dilimi yutacaktım.
iki katlı, her tarafı araba dolu bir garaj ile karşılaşmıştım.
" yok devenin hörgücü. Oha, hepsi bunların mı "
" sizinde sayılıyor efendim. İstediğiniz araç varsa alabilir veya kendi araçlarınızı buraya koydurabilirsiniz. "
" ama cidden wooaw yani "
Arabaların arasında dolaşırken gözüme harika bir şey çarpmıştı.
BMW Z3
Arabanın yanına geldiğimde beğeni dolu gözlerle arabayı süzüyordum.
" bu araba kime ait derhal cevap ver "
" ali beyin efendim. Favori arabasıdır "
" ona de ki. En sevdiğin kardeşin arabanı ödünç alıyormuş, ama ceza yazılabilirmiş... "
...
Arabaların yanlarından son süraat ilerlerken basılan kornalar umrumda bile değildi.
Ani manevralar ile birlikte çığlık atarak ilerliyordum.
" WOOWW "
fazla iyiydi.
Çok fazla iyiydi.
Çok çok fazla iyiydi.
Telefonuma gelen ani bildirimler 2 dakikadır susmuyordu.
Ceza yemiştim.
Fazlasıyla hemde.
Müziğin sesini son ses açıp mümkünmüş gibi daha da hızlandım.
Dünyanın en güzel kızı
Hem kalpsiz hem kalp hırsızı
Göremezsem o güzel yüzünü ölüce'm
Gerçeklere bu kadar çok takılırsan
Bu hayatın tadını çıkaramazsın
Ben hayallerimle mutlu mesut yaşarken
Sen kaybettiklerinden kurtulamazsın
Ya da geri dönme, düşünme aşkımdan ölürken
Bile bile kandık dünyaya bu kadar kötüyken
Evinin içinde kedinle yapayalnız uyurken
Bi' odada sen ve ben, neler neler, aşkımdan ölürsem
Dünyanın en güzel kızı
Hem kalpsiz hem kalp hırsızı
Göremezsem o güzel yüzünü ölüce'm
Eteğinde kırmızı çiçekler
Göğsünde açan kelebekler
Sen beni öptüğünde hayata dönüce'm
Ya da geri dönme, düşünme aşkımdan ölürken
Bile bile kandık dünyaya bu kadar kötüyken
Evinin içinde kedinle yapayalnız uyurken
Bi' odada sen ve ben, neler neler, aşkımdan ölürsem
Dünyanın en güzel kızı
Hem kalpsiz hem kalp hırsızı
Göremezsem o güzel yüzünü ölüce'm
Eteğinde kırmızı çiçekler
Göğsünde açan kelebekler
Sen beni öptüğünde hayata dönüce'm
Dünyanın en güzel kızı
Hem kalpsiz hem kalp hırsızı
Göremezsem o güzel yüzünü ölüce'm
Eteğinde kırmızı çiçekler
Göğsünde açan kelebekler
Sen beni öptüğünde hayata dönüce'm
Telefonum çaldığında arabayı yavaşlatıp telefonu açtım.
" RABİA YAVAŞLA "
" ne oluyor ya "
" KAZA YAPACAKSIN "
" bağırma yavaşladım, allah allah, kız kardeşin için ceza bile ödemeye gelmiyorsun haa "
"....."
" huhuuu oradamısın "
" bu-buradayım. Kaza yapacaksın sana bir şey olacak. Dikkatli ol tamam mı güzelim "
" tamam. Görüşürüz "
" görüşürüz "
Ne oldu ki şimdi.
Amaan banane
Askeriyeye yaklaşmıştım.
" kimlik "
Kimliğimi çıkartıp gösterince hemen hazır ol'a geçti.
" emredin komutanım "
" kapı. "
Kapı açılınca arabayı içeriye park edip çantamın içinden silahımı aldım.
Telefonumu cebime koymuştum.
İçeriye girerken ileriden gelen yasemin ile adımlarımı yavaşlattım.
Tekmil verip beni inceledi.
" komutanım, mükemmel olmuşsunuz "
" biliyorum canım. Ama yinede teşekkür ederim."
" sinan komutanımda bir süslenmiş bir püslenmiş neden acaba "
" bilmem ki. "
" siz niye geldini- görev raporu doğru. Çıkışta boşmusunuz"
" değilim maalesef. Başka zaman "
Sus çizgisini kaşırken önümden çekildi.
" ben sizi tutmayayım "
" saol. "
İlerlemeye devam ederken yaseminin telefon konuşmasını duydum.
" zafir, sence düğünde ne giyineyim "
...
" gelinlik mi? "
...
" allah belanı vermesin kapat allahın cezası, kapat. "
Gülerek odaya girdim.
Koltuğa doğru ilerleyip oturdum ve görev raporunu yazmaya başladım.
...
Görev raporunu bırakmak için kemal albayın odasına gittim.
Albay postasına sorduğumda beni beklediğini söyledi.
Kapıyı tıklatıp içeriye girdiğimde dudaklarımı dişledim.
Hasan amcam ve dedem de buradaydı.
Kapı tekrar tıklatılıp açıldı.
Sinan.
Ne manağ
Yanıma gelip rahat pozisyonunda dururken yaydığı erkeksi kokusuyla yutkundum.
Ne oluyordu şuan.
Yandan bana baktığını hissettim. Aynı sekilde bende ona bakınca gözlerimiz kesişti.
Belirgin olan adem elması kavislendiğinde yutkunduğunu anladım, tekrar önüme döndüm.
Kalbim tekliyordu.
Hasan amcam önce sinana sonra bana bakıp tekrar önüne döndü fakak aniden tekrar bakınca gözleri irileşti.
" baba halisülasyon görüyorum "
Dedemde aynı şekilde bana bakıyordu.
Ben ise onlara bakıyor fakat sinanı düşünüyordum.
Niye bu kadar yakışıklı ki.
Kalbime inen darbelerin ardı arkası kesilmiyordu şuan
Yutkunduğumda, hasan albay ikimizin üzerinde gözlerini gezdiriyordu.
Dedemin sorusu kaçınılmazdı.
" hayırdır düğün mü var. "
" yok komutanım. Öylesine "
" her zamanki halim komutanım "
Her zamanki hali bu kadar yakışıklı değildi bir kere.
Yalancı, yalancı, sana kimse inanmaz.
" oturun bu bir emirdir, önemli. " dedemin sert sesiyle oturduk.
Bilgisayar ekranını bize çevirmesiyle kaskatı kesildim.
Geçmişim yüzüme tokat gibi çarptı.
Yutkunma ihtiyacı hissettiğimde bakışlarım hasan albayla kesişti, gözleri hüzünlüydü.
Tekrar karşı karşıya geldiğimiz için, sözünü tutamadığı için.
Dudaklarını oynatarak özür dilerim, mecburdum dedi. Ama bu, sözünü tutmadığı gerçeğini değiştirmiyordu.
Derin nefes alıp dolmak üzere olan gözlerimi ekrana çevirdim.
Üvey amcama.
" raci toprak. Kod adı gri. Azılı ve kırmızı bülten ile aranan teröristlerden. İzi kayıptı fakat tilki kuyruğunu deliğinden çıkarttı... bu görev AZRAİL timinin. Onu biza canlı getirin, izin bittiğinde, yani cumartesi günü, bütün timinizi harekat odasında görmek istiyorum. Gidebilirisiniz.