21.

2179 Kelimeler
Arkadaşlar sinanın soy adını BOZKURT olarak değiştirdim haberiniz olsun Sinanın dudakları dudaklarımız üzerini kaplamışken tepki veremiyordum. Alt dudağımı hızlı bir şekilde ağzına alıp emdiğinde titrek bir nefes çıkmıştı ağzımdan. Alt dudağımı ısırıp bıraktı ve üst dudağımı öptü. Başını geri çekip gözlerime baktı, tepki veremiyordum. Niyee. Sus çizgimden tekrar öptüğünde anca kendime gelebilmiştim. " s-sinan " " ömrüm. " Başımı kaldırıp dudaklarımı dudaklarına değdirdim. " iyimisin " Konuştuğumda dudaklarımız birbirine sürtünmüştü. " çok iyiyim " Dudaklarıma derin bir öpücük kondurmasıyle gözlerimi kapatıp dudaklarımı araladım. Alt dudağına hafifçe dişlerimi geçirip üst dudağına küçük bir öpücük kondurmuştum. " deli ediyorsun beni, deli oluyorum sana be güzelim " Bu sefer dudakları daha sert baskı uygulamaya başladığında ellerim yavaşça saçlarına ilerlemişti, elini enseme koydu ve baş parmağını çeneme tutundu. Dudaklarımız birbiriyle dans ederken ileriden gelen polis sirenini duyduğumuzda zor ayrılabilmiştik. Dudaklarım hafifçe sızlıyordu, sinan üzerimden doğrulurken elimden tutarak benide kaldırdı. Üzerimizi silkelerken polis aracı durmuştu, içinden iki tane polis inip hemen yanımıza geldiler. - " bir yerinizde bir şey varmı " " iyiyiz merak etmeyin, teşekkür ederiz " - " ifade vermeniz gerekiyor " " araba malum, sizinle gelebilirmiyiz " - " tabi ki buyurun " İlerleyecekken parmaklarımın arasından geçen parmaklar ile gülümsedim. Omuzum omuzuna değerken birleşik olan elimi daha sıkı sardım, kaybetmek istemez gibi. Arabada bile ellerimiz ayrılmamıştı... *** Karakoldan çıkarken kolumdaki saate baktım. 00:47 Karakolda ifade verdikten sonra başkomiser ile tanışık olduğumuzu fark etmiştim, sağolsun yiyecek bir şeyler ayarlamıştı bize. Tabi o sırada sinanın kıskançlığı ile baş etmeye çalışmıştım orası ayrı. Allahtan paralara bir şey olmamıştı. Polislerden birisi bizi eve bırakacaktı. İkimizinde telefonu kırılmıştı, babam ve annem çok merak etmişlerdir. Belki düşünmemişlerdir dedi iç sesim. Olabilirmiydi, düşünmemiş olabilirlermiydi. Saçmalama rabia, merak etmişlerdir. Abilerinin umurunda olmamışsındır dedi bu sefer. Neden umurlarında olasın ki dedi Haklısın ama yinede belki akıllarına gelmişimdir. Saçmalama, bugün ki tavırlarını sen gördün, ne diye merak etsinler ki Belki etmişlerdir ama. " güzelim duyuyormusun " Başımı sinana çevirirken bana baktığını gördüm. " bir şey mi dedin " " sizinkiler uyumuşmudur diyorum " " bilmiyorum... hiç bir şey düşünemiyorum, başım ağrıyor çok yorgunum " Beden yorgunluğu değildi bu. Ruh'um yorulmuştu artık, sadece beden'de bitmiyordu herşey. " hastaneye gitmek istermisin güzelim, doymadıysan bir şeyler alayım " " sadece uyumak istiyorum, ama yanımdan ayrılmanı istemiyorum " Artık yalnız kalmak istemiyordum. Tek bırakılmak istemiyordum. " sahile gitmek istermisin, sonra taksiyle gideriz " " bilmiyorum, nasıl istiyorsan öyle yapalım çünkü eve gitmek istemiyorum " İstemiyordum. Düşüncelerim beni ele geçirmeye başlamıştı. Korkularımla yüzleşmek istemiyordum. Beni düşünmemiş olmalarını düşünmek bile istemiyordum. En azından annem ve babam merak etmişlerdir umarım. Kim merak eder seni, daha arkadaşlarını, timini koruyamamış birisini, kim, ne diye korusun, askerlerin yüz karasısın rabia dedi iç sesim. Nefesim darlanıyordu. " abi gitmeyin, sizden başka kimsem yok benim " " sakın rabia, sakın ağlama, kendini bu piçlerin gözleri önünde güçsüz düşürme." " abi sakın, yapma abi. Dayan gelecekler, dayan ne olur... bari sen bırakma be abi, gelen geçen vuruyor sırtıma, bırakıyor ne olur sen yapma. " " Özür dilerim, bırakmak zorunda olduğum için. Özür dilerim sana tekrar hasret yaşatacağım için. Hakkını helal et rabia, kardeşim sana, sen Allah'a emanetsin. " " abi yapma ne olur, gitme, hepsi gitti bari sen gitme, tek başıma ne yapacağım ben. " " rabbim senden razı olsun. Ben senden razıyım, sende benden razı ol. Hakkını helal et kardeşim " " hasan abi yapma ne olur, ABİİ " Gözleri kapanmıştı, bir daha açılmamak üzere kapanmıştı. Dağlarda acı dolu bir çığlık yankılandı. Aynı saniyelerde gökyüzünden sel gibi yağmur yağmaya başladı. Yağmur, onun için yağıyordu sanki. Bulutlar onun için ağlıyorlar gibiydi. Gökyüzü çaresiz bir kızın acısına ağlıyordu. " tim... ne olur bari siz cevap verin, allah rızası için bari siz cevap verin. Ne olur, bakın ağlıyorum. Siz benim ağlamamdan nefret edersizin, biriniz ses verin ne olur. Ağlamayacağım, biriniz ses verin ağlamayacağım... " Hiç birinden ses yoktu... Hepsi o mağaradaki patlamada şehadet şerbetini içmişti... belki. Hepsi kendisi yüzünden şehit düşmüştü. O düğmeye kendisi basmıştı, ama istememişti. Mecbur kalmıştı. Şimdi ise, bir ömür boyu hafiflemeyecek bir vicdan azabı çekiyordu. " niye benide almadınız yanınıza. Hani söz vermiştik birbirimize, hep beraber olacaktık. " Yutkundu, yağmur şiddetini arttırırken silah sesleri duyulmaya başlamıştı. Göz yaşlarını yağmur gizlerken içine dolan öfke ile yanındaki roket atara değdi mömür karası gözleri. Ne olacağı umurunda değildi. O piç kaçmıştı ama köpekleri hala buradaydı, o ölmemiş olabilirdi ama öldürene kadar durmayacaktı. İşe, köpeklerinden başlayacaktı. Silah sesleri yaklaşırken hasan abisinin alnına bir öpücük kondurdu. Veda eder gibiydi. Zaten öyle değilmiydi, veda etmiyormuydu. Roket atarı iki koluyla sıkıca tutarken hedefi belliydi. Dağlarda acılı bir ses yankılandı. Bu sesi ne dağlar unutabilecekti, ne de o dağda yaşayan canlılar, ne toprak unutaabilecekti, ne de o gün yağan yağmur. Bu sese, orada şahit olan hiç bir canlı unutmayacaktı... " BU YAĞAN YAĞMURA, BASTIĞIM TOPRAĞA, VATANA, BAYRAĞA, GÖKYÜZÜNE, YER YÜZÜNÜ BOYAYAN KANA, GÖZLERİMDEN AKAN YAŞLARA, KAYBETTİKLERİME, KAZANACAKLARIMIN ÜZERİNE, ANDIM OLSUN... HİÇ BİRİNİN KANINI YERDE BIRAKMAYACAĞIM, ADIMI DUYUNCA TİR TİR TİTREYECEKSİNİZ. ADIM HER YERDE DUYULACAK, AMA HİÇ BİRİNİZ GÖRMEYECEKSİNİZ, SON GÖRDÜĞÜNÜZ YÜZ BENİM YÜZÜM DEĞİL, AZRAİL'İNİZİN YÜZÜ OLACAK, BU DAĞ, TAŞ ŞAHİDİM OLSUN, SİZE ADIMI UNUTTURMAYACAĞIM... " Ardından ROKET ATARI ateşleyip, etrafı toz dumana katmıştı. Araştırmalarda ise, bir teröristin korkudan saklandığı mağarada bir yazı bulunmuştu, bomba bile yok edememişti o yazıyı. " gözleri simsiyahtı, baktığı yeri ateşe verecek olsaydı, bütün dünyayı yakardı, ben teslim oluyorum. Ben ona olan korkumdan teslim oluyorum, simsiyah gözlerindeki öfkeye olan korkumdan teslim oluyorum. Kim olduğunu bilmiyorum ama yapmayın. Onun siniriyle karşılaşmayın, karagöz'ün, siniriyle karşılaşmayın... " Nefesim darlanırken başımı sinanın göğsüne yasladım. Aldığım nefesi harammış gibi hissediyordum. " güzelim iyi değilsin gel hastaneye gidelim. " " yalnız kalalım ne olur. Ağlamak istiyorum ama senden başka kimse görmesin istiyorum. " Beni kucağına alarak bir yere doğru ilerledi. Arabaya bindiğimizi anlayınca başımı boynuna sakladım, beni kimse bulmasın diye, ondan başka kimse beni fark etmesin diye. Ama mümkün değildi. Gerçi... gözyaşlarını saklamak kendini saklamak değilmiydi. " sahile sür kardeşim. " Kollarını sıkıca bedenime doladı, imkanı olsa göğsünde saklamak ister gibiydi. Başıma kondurduğu öpücükler ile ağlamamak için kendimi sıkıyordum, ama biliyordum. Bugün patlama günüydü. Bu zamana kadar ağlamadığım kadar bu gece ağlayacaktım, çünkü güvenli kollardaydım. *** Sahilde yürürken bir yandan da denizin tadını çıkartmaya çalışıyordum. Saat 1.50 olmuştu,, neredeyse sahilde kimse yoktu çünkü hava kapalıydı. Benim göz kapaklarım ağlamak için sızlıyorlardı. Daha fazla sessizliğe katlanmak istemedim, direkt konuya girdim. " bugün 3. Yıl dönümleriydi, gittiğimiz görevde... içimizde hain varmış, yerimizi söylemiş, pusuya düştük... işkence falan derken, bana biraz işkence ettiler, iş farklı noktaya binmişti bu sefer. Rahatsız oluyordum. Dayak atsınlar işkence falan istiyordum... bana bir seçenek sundular sinan... " Kayalığa oturup bacaklarımı kendime çektim. " ya timin dediler, ya da namus'un. Biri canımdı, biri hayatım. Biri abilerimdi, kardeşlerimdi, biri ölümdü. " Hep o ölümü tatmıştım zaten. " benim seçim vermemi beklemediler, biri boynumu falan öptü, görkem abi... timimizin komutanıydı, abimdi, her şeyimdi, kimse diz çöktürememişti, o zaman bile kolları yukarıdan bağlanmış ayakta duruyordu. Yalvardı sinan, onları seçeyim diye yalvardı bana. Yapamazdım ki. Kıyamazdım aileme..." Ama kıydın rabia. Kıyamasaydın şuan yaşıyor olurlardı. " ben kabul etmedim, teslim oldum. Ama bu sefer onlara dedi... diz çökerim dedi, yalvarırım dedi, koskoca adam, merhametsiz, kalpsiz dedikleri görkem karaca kardeşime dokunmayın bizi öldürün diye yalvardı. Onların karşısında dirayetini bıraktı, onlar istedi göz yaşı döktü. Bütün tim zaten dünden razıydı şehadet şerbetini içmeye, tek tek öldürdü hepsini. Koruyamadım sinan, ailemi koruyamadım. İşkence gibi geliyor herşey, sanki başkasına abi desem onlara ihanet edecekmişim gibi hissediyorum." Dayanamadım artık, 3 yıldır... artık dayanamadım, hıçkıra hıçkıra ağlamaya başladım. Ben bugün ne çok ağlamıştım. Sinan beni göğsüne çekerken beline sarıldım, hıçkıra hıçkıra ağladım. Bağırdım, çığlık attım. Ama bırakmadı. Ne yaparsam yapayım bırakmadı. " ben buradayım " dedi " bırakmayacağım " dedi. " yalnız değilsin " dedi. Beni ne kadar çok teselli etmişti bugün. Ne kadar geçti bilmiyordum, daha fazla dayanamamıştım. Başım omuzuna düşerken gözlerim ağır ağır kapandı. Kendimi uykunun kollarına bırakırken sinanın beni kucağına alması, hissettiğim son şeydi... *** yazar majestelerinden devam ke*** Sinan rabia'yı kucağına alırken telefonundan taksi çağırmıştı, gelen taksiye binerken taksi şöförünün garip bakışlarını üzerinde hissediyordu. " bakma öyle abi, karım. Bugün ailesinin ölüm yıldönümü, ağlama krizine girdi, uyuya kaldı. Sorun yok şimdi evimize götürüyorum " " nereden belli " Arka cebinden askeri rozetini adama gösterirken adam hemen kendini açıklamıştı. " kusura bakmayın komutanım, yani öyle şey olunca bende şey ettim, iki hafta önce nöbetteyken arkadaşlardan birisinin müşterisine, bi şerefsiz tecavüz etmiş artık çoğu kişiden şüpheleniyoruz" " haklısın abi, bir şey diyemiyorum, biz vatanı, siz milleti korumaya çalışıyorsunuz " Sohbetleri devam ederlerken bir süre sonra öztürk villasının önüne gelmişlerdi. " rabia, güzelim... bitanem uyan... valla inecem de umarım abinler götüme sıkmaz " Sinan şoföre parayı verdikten sonra rabiayı kucağına alarak dikkatli bir şekilde taksiden indi. Korumalar aniden dikleşirken karanlık olduğundan sinanı görememişlerdi fakat kucağında bir kızın olduğunu fark etmişlerdi. Hemen silah çektikleri zaman sinan içinden okkalı bir küfür savurdu. Ne halt yiyecekti şimdi... " Sakin olun, yüzbaşı sinan bozkurt. " " kucağındaki kadın kim " " rabia, uyuyor, ulan ışık falan yokmu yaa " Bir kaç kişi fener tuttuğunda hemen yol vermişlerdi. " rabia hanım iyi mi " " neden soruyorsun " " patlama olduğunu duyduk, bir şeyi yoktur inşaallah " " yok bir şeyimiz " Sinan bir şey demeden 4 basamak yukarı çıktı ve kapının ziline koluyla dokund- Bismillah allahurkber elhamdülillah. Kapı anında açılırken sinan korkmadığını inkar edemezdi. Kadın kapıda bekliyor olamazdı değilmi " k-kızım. Ne oldu- ÖMER " " ayşenur hanım bağırmayın, uyuyor bir şey olmadı. " Kapının önüne dolan öztürk ailesi endişeli gözler ile rabiaya bakıyorlardı, ali, rabiayı almak için sinana ilerleyecekken ömer beyin durdurmasıyla olduğu yerde kaldı. Rabia hafif kıpırdanıp başını sinanın omuzuna ilerletti ve bir eliyle göğsüne tutunmuştu. Aynı saniyelerde aliden gelen boyun çıtlatma sesi... " geç oğlum, odasını göstereyim sana " Sinan, ömer beyin peşinden ilerlerken bir yandan da rabiayı sarsmamaya çalışıyordu. Bir odanın önüne geldiklerinde ömer bey kapıyı açtı, içerisi güzel bir bayan odasıydı. Sinan rabiayı yatırmak için ilerlediği sırada ömer bey yorganı kaldırdı. Dikkatlice yatağa yatırırken yakasını bırakmayan el ile zorlanıyordu. " rabia, elini açsan... " Rabia tam aksine elini sıkılaştırırken sinan yakasını kurtarmaya çalışıyordu. Gerçi kurtarmasa daha iyiydi ama göte kurşun yeme ihtimali vardı, yoksa ölene kadar bu halde kalabilirlerdi. Ömer bey rabianın ayakkabılarını ve çorabını çıkartırken sinan kendisini kurtarmak ile meşguldü. Sinan rabianın elini açtığında rahat bir nefes aldı, yoksa onu burada öpebilirdi. Bu yaşansın istemezdi. Tam doğrulacakken rabianın dediği şey ile ömer beye bakma ihtiyacı hissetti. " git-me, sinan, gitme " Ömer bey başı ile 'kal' işareti yapınca el mecbur başını sallad- ne el mecburu. Aklının içi horon tepiyordu. Gündüz doyamadığı kadının şimdi yanında yatacaktı. " iki dakika gel oğlum " Sinan rabianın üzerini örtüp odadan çıkarken kapıyı aralık bıraktı. " buyurun ömer bey " " neler oldu kısaca anlatırmısın " " rabia sabah beni aradı, buluştuk, daha sonra şehitliğe gittik, eski timinin ölüm yıl dönümüymüş, orada biraz vakit geçirdik. Daha sonra sahile inecektik fakat arabadaki bomba etkili hale gelmişti. Özür dilerim benim hatam, " " sonra ne oldu " " arabanın frenleri tutmuyordu, büyük ihtimal biz şehitlikteyken oldu, araştırmaya başladım. Sonra bir süre ilerledik, dağlık yollardan falan bir şekilde benzinin bitmesi lazımdı, yolda karşımıza çıkan polislerden yardım istedik. Onlar da sağolsunlar yardım ettiler. Araba patladı son anda kurtulduk, ama telefonlar kırıldığı için haber veremedik " " bir yerinize bir şey oldu mu peki " " hayır. Polisler ile ifade vermeye karakola gittik, rabianın eski bir tanıdığını görünce biraz lafladık. Sonra rabia... sahile gitmek istedi, biraz dolandık, timinin şehit oluşunu anlattı. Ağladı, sonra uyuya kaldı. Bende buraya getirdim " " allah senden razı olsun oğlum, sen olamsaydın kızım şuan... neyse iyisiniz ya, önemli olan bu. Rüzgara söyleyeyim sana bir kaç parça kıyafet versin, yatarsın rabianın yanına- ha olası fazla yakınlık... " " yok, asla, katiyyen " " iyi, eline sahip çık, belden aşağıya göbekten yukarıya çıkmasın. " " emirdir benim için " " bir şey daha söyleyeceğim " " buyurun " " siz, yani rabia ve sen, şey mi yani. Arkadaşmısınız yoksa başka bir şey mi, yani bileyim sonra sorun falan çıkmasın " Söylerken yere falan bakmasından aslında cevabı biliyor gibiydi ama sinan saklamak istemedi. " aramızda bir şeyler var ve benim niyetim ciddi, babasısınız, çekiniyorum ama bilmek hakkınız, kızınıza talibim ömer bey, henüz değil ama... inşaallah, rabia da isterse yüzüğümü takmak istiyorum " " dediğin gibi, henüz değil evlat, bir tanışalım annen ile baban ile sonrası allah kerim " " ömer bey, annemle tanışabilirsiniz fakat babam... şehit " Ömer beyin yaşadığı anlık şok, yerini hüzüne ve acıya bıraktı " özür dilerim, kusura bakma oğlum bilmiyordum, başın sağolsun " " vatan sağolsun, estağfurullah ne özrü ne kusuru, sadece söyledim " " bir baban da burada var oğlum, istediğin her an kapım açık. Ha ama bazı şartlar için henüz değil " " eyvallah, " " hadi sen gir içeriye ben rüzgarı gönderiyorum. " " nasıl isterseniz ömer bey " Sinan içeriye girdiğinde çocuk gibi yerinde tepindi, üstüne üstlük bir kaç kere zıpladı. " ulan be sinan aldın sevdiğini, aferin lan " Banyoya gidip ihtiyacını giderirken rüzgar gelip kıyafet vermişti. Sinan yatağa girip rabia ile arasına biraz mesafe koyarak başını yastığa koydu. İnce beline sarılmak isterdi oysa ama basılabilirlerdi, risk alamazdı. Bir süre sonra uyku kendisini ele geçirirken beline sarılan kollar hissetti, göğsüne yaslanan baş, ve yoğun miktarda huzur kokusu...
Yeni kullanıcılar için ücretsiz okuma
Uygulamayı indirmek için tara
Facebookexpand_more
  • author-avatar
    Yazar
  • chap_listİçindekiler
  • likeEKLE