22.

2036 Kelimeler
" Kimi seçiyorsun komutan, bedenini mi, yoksa... 6 yaşında masum bir çocuğu mu. " Gözleri kaymaya başladı, ama hemen yanında duran çocuğa baktıkça içi tuhaf oluyordu. Sanki, tanıyormuş gibi hissediyordu. Uzun zamandır tanıyormuş gibi... Mavi gözleri vardı, çene ve yüz yapısı farklıydı ama dudakları, burnu,ve kaş yapısı rabiaya benziyordu. Ne yapacağını bilmiyordu, ama artık dayanamayacağı belliydi. Şehadet yakındı. Asker olmasının amacına yaklaşmıştı. Son nefeslerini alıyordu. Ve yine'de bir şey yapmak istedi. " bana ne isterseniz yapın, ama çocuğu bırakın. " Adam, istediğini almanın sonucunda keyif ile sırıttı. " ama tek... bir şey isteyeceğim. " " söyle asker, ne istersen söyle, ne de olsa artık benimsin " Gözleri kapanmadan önce çocuğa sorması gereken şeyler vardı. " çocuk, onunla... konuşacağım " Adam pişkince sırıttı. " nasıl istersen, sadece 5 dakika. " Adam odadan çıktığında rabia çocuğa döndü. " yak...laşırmısın " Çocuk korkarak yaklaştığında gözlerinden akan yaşlar belli oluyordu. Dizleri yaralıydı, yüzünün yarısı kan içindeydi. Kaşı, az önce yere çarpmasının etkisiyle kanıyordu. " efendim " dedi çocuk. Korkuyordu ama belli etmemeye çalışıyordu. Aylardır bu adamların elindeydi. Halası, parka götüreceğim diye okuldan almıştı ama bir adama vermişti, çok yalvarmıştı halasına ama dinlememişti. Halasını zaten sevmezdi, ama şimdi... " adın...ne " " ayaz. " " annen... ve babanın... adını... söy-söylermisin " Çocuk bir şeyler olduğunu hissediyordu. Karşısındaki kadının gözleri kapanıyordu. Çocuğun üzerinde eski bir pantolon ve kan içinde kalan tişört vardı, ama rabia da sadece iç çamaşırları vardı. Vücudu yara içindeydi, karnında yaslı duran tırtıklı bıçak, nefes aldıkça canını yakıyordu. Çocuk soruya cevap verdi. " ali, babamın adı ali, annemin adı ayça. " " k-kardeşin varmı " " ikizim var, birde... annem hamileydi," " s-soy adınız... ne " " öz... öztürk, abla.. iyimisin " " k-korkma... söz veriyorum, ailene kavuşacaksın... annene ve babana ben teslim edeceğim seni. Yeterki korkma, dayan. " " abla, ben dayanırım ama sen... sen nasıl dayanıcaksın " " ben Türk askeriyim. Dayanırım " Dayanamazdı. Bilinci kapanıyordu. Nefesi kesiliyordu. Amma çocuğun önünde ölemezdi, böyle bir travmayı çocuğa yükleyemezdi. Başını yavaşça çocuğun dizlerine yasladı. " gözlerini kap-kapat, ve sakın açma. Ben... bir-birazcık uyuyacağım... tamam mı " " uyanacakmısın sonra... " Çocuk hissediyordu. Ağlamasını durdurmaya çalışıyordu ama başaramıyordu. " uy-uyanacağım tabi, neden, uyanmayayım.. " derken gözlerini kapatmıştı " aç gözlerini abla, tek kalmak istemiyorum " Rabia zor da olsa gözlerini açmıştı, fakat tekrar kapanacaktı. O sırada bir sürü sesler duyulmaya başladı. Kapılar tek tek açılıyordu, rabianın gözleri ise tamamen kapanmıştı, ama konuşmaya çalışıyordu. " k-korkma... dayan tamam mı " " abla aç gözlerin-" Sözü tamamlanmadan içeriye takım elbiseli ve siyah maskeli adamlar girmişti. İçlerinden bir tanesi kulağına dokundu. " bir kadın ve çocuk var... emredersiniz " Takım elbiseli adam kadına doğru ilerleyince çocuk korkarak kucağındaki bedenin eline tutundu. " korka ufaklık, sana zarar vermeyeceğiz. İzin ver ablanı alalım " " kurtarın onu olur mu " " merak etme elimizden geleni yapacağız " Adam rabiayı kucağına alırken diğer adamlardan ceketlerini istemişti. Kucağına alırken bütün adamlar ceketleriyle rabianın açıkta olan bedenini örtmüşlerdi. Adam, kucağında rabia ile çıkarken kulaklığından emir alıyordu. " kızı yaşatacaksınız, çocuğu da bana getirin " " emredersiniz " dedi adam Rabianın duyduğundan habersiz... Yazar majestelerinden devamkeee. Rabia nefes nefese uyandığında gördüğü kabusun etkisiyle şaşkındı. Kabus değildi, yaşadığı anıydı, fakat bir ayrıntı vardı. Çocuk... Ayaz... Anne adı ; ayça. Baba adı ; ali. Tesadüf olamazdı. O çocuk o olamazdı. Anında yataktan çıkarken aklına bir şey takıldı. Nasıl oraya gelmişti. Ve yatağı neden bu kadar dağınıktı. Umursamadan gardolabına ilerledi. Kıyafetlerini üzerine geçirirken hemen banyoya ilerledi ve rutin işlerini halletti. Telefonunu komidinin üzerinden alırken şarjının dolu olmasını yadırgamıştı, fakat aldırmadı, beline silahını ve fazladan şarjörlerini sıkıştırırken odadan çıktı. Ama şuan daha önemli bir işi vardı. Ayazı bulmak... Merdivenlerden hızla inerken seslendi. " ben çıkıyorum. " " rabia. " Duyduğu ses ile hemen salonun kapısına döndü. Sinan. What. " sinan, sen... " " sanada günaydın. " " senin burada ne işin var. " " seni istemeye geldik, bizimkiler salonda seni bekliyorduk" NEE ömer beyin öksürmesi ile sinan güldü. " şaka yapıyorum, dün akşam seni getirdim, uyanmadan gitmek istemedim. " " haa, anladım. Teşekkür ederim " " bir şey mi oldu, acelen var gibi " " gibi değil aslında. Hatta seninde gelmen gerekiyor " Ali." nereye. " Ona baktığında kalbinde oluşan duyguyu anlamdıramadı. Kırgınlık, kızgınlık, öfke, hayal kırıklığı.. Hangisiydi. " işim var. Seni ilgilendirmez " Verdiği ters cevap ile ali yutkununca sinana döndü. " acil çıkalım yolda anlatacağım. Göreve gitmeden olayı halletmem lazım " Ayşenur hanım." ne görevi " " izin bittiği zaman göreve çıkacağız ve benim acil çıkmam lazım. Akşam görüşürüz. " Kimseyi beklemeden dışarı çıktığımda sinanda arkamdan geliyordu. " neler oluyor anlatacakmısın " " evet ama burada değil " Garaja ilerlerken koruma da arkalarında koşuyordu. Garajın kapısı açılırken ömer beyin arabalarına doğru ilerledi. İsimleri yazıyordu bölmelerde. Anahtarı alıp arabaya bindiğinde sargılı elini umursamadan arabayı çalıştırdı. Sinan hızla yolcu koltuğuna binerken rabia gaza basmıştı. " anlat şunu, nereye gidiyoruz " *** rabiadan devamkeee *** " nasıl yani, yeğenini bulmuş olabilirmisin " " evet " " peki seni kurtaran adamlar ne iş" " mafyavari havaları var ama devlet için çalışıyorlar. İstihbarat gibi ama değil " " güvenli mi " " değil " " rabia " " efendim " " niye gidiyoruz o zaman " " onu bulmam lazım sinan. Yeğenimi bulmam lazım. Söz verdim ona " " nasıl bu kadar eminsin peki, bulduğuna. Belki onun yanında değildir " " umuyorum sinan, orada olmasını umuyorum. " " güzelim. " " sinan, ihtiyacım var. Bir kere sözümde durmaya ihtiyacım var. Lütfen, eğer gelmek istemiyorsan indiririm seni. Ama ben gideceğim " Sinan sessiz kaldığında ona döndüm. Telefonu ile bir şeyler yapıyordu. " ne yapıyorsun " " zafire mesaj atıyorum, askeriyeye gitmem lazımdı ama tehlikeli bir yere gideceğimiz için beni idare edebilmesi lazım " Sevinmiştim. Yanımda duran, bana destek olan biri vardı... " teşekkür ederim " diye mırıldandım. " seni asla yalnız bırakmam " içim kıpır kıpır olmuştu... Yolda hızla ilerlerken bugünün sonunu merak ediyordum... *** Girdiğimiz eski sokağa bakarken doğru hatırlamak istediğim kapının önünde durdum. Arabadan inerken ne zaman indiğini bilmediğim sinan hemen yanıma gelip elimi eline kenetledi. " şimdi ne yapıyoruz " diye sorduğunda sola döndüm. Terk edilmiş gibi duran binanın kapısına gelip içeri girdik, ve aşağı inmeye başladık. İkinci katıda inerken sola döndük ve bizi demir bir kapı karşıladı. Kod neydi. Kod neydi. Kod neyd... Kapıya 4 kere yumruğum ile, 3 kere ayağım ile, 2 kere parmağımın tersi ile, 1 kere tırnağımın ucu ile vurdum. Kapı sola doğru sürgü ile açıldığında siyah takım elbiseli, siyah maskeli bir adam karşıladı bizi. Sinan elini arkasına atacakken elim ile durdurdum. " baysal ile görüşeceğiz. " " izniniz varmı " " kodu bildik " " olabilir, görüşmek için izniniz varmı " " asil kurt de o bilir " Kulaklığına dokunup konuştu. " asil kurt diye biri gelmiş, patronu görmek istiyor... bekleyin biraz " Sinan bana döndüğünde gözlerinde merak ifadesi vardı. " neler dönüyor ve baysal kim rabia " " tanıştıracağı- " " içeriye geçin, sola dönün, karşınıza çıkacak kişi sizinle ilgilenecek " Kapının önünden geçip bize yol verdi. Sinan ile içeriye girdiğimizde dışarının aksine burası temizdi, kırmızı halı ile kenarlarda duran meşaleler, nostaljik bir hava veriyordu. " rabia... sen kiminle tanıştın " " bilmiyorum, ama bize yardım edecek " Sinan elimi daha sıkı kavrayıp beni kendine çekerken omuzlarımız birbirine yapıştı. Karşımıza çıkan adam bize eliyle işaret verdi. " önden geçin " Biz önden ilerlerken adam bize eli ile komut veriyordu. Biraz ilerledikten sonra adam durduğunda bizde durduk. " buradan sağa dönün, tek kapı var. Buradan sonra benim gelmem yasak, karşınıza çıkacak kişi sizi patrona götürecek " " ya sabır ya selamet " İlerlemeye devam ettiğimizde adamın dediği gibi sağa döndük. Bir kaç adım atmamız ile bir adam gördük, bize başıyla işaret vermesiyle tekrar ilerlemeye başladık. " umarım artık şu baysal denen kişiye ulaşırız " Sinana bakıp ofladım. " ne bu tavırların " " şuan tehlikeye girebiliriz ve seni koruyamayabilirim " " burada bize zarar gelmez merak etme " " nereden bu kadar emin olabiliyorsun, bu baysalı nereden tanıyorsun " " eskilerden birbirimize yardımımız dokundu diyelim. " " başka şeyler demeyelim" " sinan, pişman etme beni " " etmeyeceğim. " Konu şuan buradan bağımsız gibiydi. Bir odanın kapısına geldiğimizde adam kapıyı tıklattı ve 3 saniye sonra içeriye girdi. Kapıyı açarak bize yol verdiğinde bizde içeriye girdik. Camdan akvaryumun önünde duruyordu. Yüzümde hafif bir gülümseme ile sinanın elinden elimi ayırdım, ve baysala doğru ilerledim. " vay, asil kurt. Ne zamandır görüşmüyoruz " " 2 yıla yakın oldu " " özlettin kendini " " 2 yıldır görüşmüyoruz önceden en fazla 3 kere görüştük, ne kadar özleyebilirsin baysal " " anlayamazsın. " Arkasını döndüğünde sinanın şaşırdığını hissediyordum. Çünkü yaşlıydı... 60 yaşına merdiven dayamıştı. Hemen ileriye doğru ilerleyip elini öptüm ve alnıma koydum. " hoşgeldin kızım " " hoşbuldum baysal amca " " seni buraya gönderen hangi rüzgar " " yardıma ihtiyacım var baysal amca, ama önce seni tanıştırmam gereken biri var " Sinana döndüğümde bakışları beni buldu, elimi uzattığımda hemen gelip elimi tuttu. " sinan, baysal amca. Beni ve yeğenimi kurtaran kişi. " " yeğenini mi " " oturalım mı amca, her şeyi anlatacağım " *** Sinan telefon ile konuşmaya giderken biz konuşmamıza devam ettik. " seninle birlikte aldığımız çocuğu buraya getirdim, yedirdim içirdim. İyileşene kadar burada kaldı, daha sonra kardeşim ile köye, anamın yanına göndermiştim. Sonra peşini bıraktım. " " hangi köy amca, isim verebilirmisin " " çamlıca köyü " Çamlıca köyü Çamlıca köyü. " ebe hatun " " anamı tanırmısın " " o köydeki kişileri son gittiğimiz görevde buraya getirdik, saldırı olmuş çocukları kaçırmışlardı fakat kurtardık ama ayaz yoktu. " " sen ne dersin rabia " " fakat... ebe hatunun torunu bir kaç ay önce kaçırılmıştı. Haber alınamıyordu " " rabia emin misin " " evet. Offf, allah kahretsin " B," serdar! " S," emret abi. " B," çabuk adamları topla, bana çocuğu bulun... " S, " emredersin abi, fotoğraf varmı abi " Baysal amca çekmecesinden fotoğraf çıkartıp serdara verince serdar hemen odadan çıkmıştı. " 3 yıldır bütün askeriyeler karakollar arıyor, siz nasıl... " umutsuz sesim ile baysal amca koltuğuna oturdu. " ben bulurum dediğim kişiyi bulurum asil kurt, en fazla 1 hafta içinde bulunacak. Her yerde adamım vardır. Endişelenme, bulacaklar. " " teşekkür ederim baysal amca... başka bir sorum daha var " " sor kızım " " sen... neden bu kadar çöktün, yani, saçlarındaki aklar az'dı. şimdi ise... sebebi ne " Bakışları önüne döndüğünde duyduklarım ile şok olmuştum. " karım öldü asil kurt. Hayat arkadaşımı toprağa verdim " " amca ben... çok üzgünüm, başın sağolsun " " sağol kızım. Yaşıyoruz bir şekilde. " " bir şeye ihtiyacın olduğunda beni arayabilirsin. Görevde olmadığım müddetçe hep yardımcı olurum " " eyvallah asil kurt, sen kendine dikkat et, kendini onlardan koru yeter " " tamam. Biz artık kalkalım. " " haber alır almaz arayacağım seni. " " başka bir fotoğrafı varsa alabilirmiyim amca. " Çekmeceden fotoğraf alıp bana verdiğinde resme baktım. " başka bir istediğin... " " iki gün sonra görevim var, eğer onu bulursanız... ben gelene kadar ona iyi bakın, eğer gelemezsem... onu ailesine teslim et, benim selamımı ilet, olurmu amca " " başım üstüne kızım, dikkkat et. Allaha emanet ol " " sende amca " " çıkıyormuyuz güzelim. " " evet sinan, çıkalım. " *** Sinanın evinin önüne geldiğimizde arabayı durdurdum. " yanımda olduğun için teşekkür ederim sinan " " ben teşekkür ederim, bana güvendiğin için " " sana hep güvendim sinan " " peki bir dahaki görev ne zaman, güzelim " " iki gün sonra yakışıklım " " ne dedin sen " " yakışıklım dedim, diyemezmiyim " " dersin, istediğini dersin de başka bir şey de " " ne diyeyim. " Ensemden tutarak beni kendine çektiğinde dudaklarımız birleşmişti. Dudakları dudaklarımın üzerinde kıpırdamadan duruyordu. " yağız " dedi dudaklarımdan ayrılmadan. " sinan yağız bozkurt, bana yağız ismiyle hitap et rabia. Bana gerçek adım ile seslen. " Cevap vermeden dudaklarını hareket ettirmeye başladığında yavaş ama tutkulu bir şekilde beni öpmeye başladı. Yağız. Güçlü demekti. Cesur demekti. İsmi gibiydi. Dudaklarımdan ayrılırken gözlerimiz birbirine kenetlendi. " yağız ismini babam koymuş bana, cinsiyetimi öğrendikten sonra bana ilk yağız diye seslenmiş. Ama doğumumu görmek nasip olmadı. Bende ismimi kullanmadım. Ama rabia... ismimi sadece sen kullan olur mu. " " yağız, seni seviyorum. " Dudaklarımız bir kaç saniye için tekrar birleşti, daha sonra kollarımı boynuna dolayarak sarıldım. " seni her şeyimden çok seviyorum rabia. Çok seviyorum "
Yeni kullanıcılar için ücretsiz okuma
Uygulamayı indirmek için tara
Facebookexpand_more
  • author-avatar
    Yazar
  • chap_listİçindekiler
  • likeEKLE