23

4971 Kelimeler
Arabayı durdurup indiğimde bahçedeki 2 fazla araç dikkatimi çekti. Yakınımdaki korumaya döndüm. " evde başka birileri mi var " Gözlerini kaçırarak bıkkın bir nefes verdi. - " ayşenur hanımın anneleri teşrif ettiler maalesef. " " anlamadım. " dedim boş bulunarak. - " ayşenur hanımın annesi azize hanım geldi. Güya ziyaret edecek ama sizi görmeye geldi. Rabia hanım yanlış anlamazsanız bir şey soracağım " " sor " - " eğer kavga ederseniz ki muhtemelen edeceksiniz. Bizim yerimize de sövermisiniz " " belalı bir kadın mı ki " - " kadın dediğin bacağını kırıp evinde oturacak, yemek yapacak çocuk bakacak evden dışarı adımını atmayacak, kocası ne derse onu yapacak, ne yaparsa yapsın of demeyecek. Dövsün sövsün koca diyerek oturacak ses çıkartmayacak... cümleleri kuran eski kafalı bir bayan, ciddi manada bayan birisi, lütfen sövmekten çekinmeyin " " allah kolaylık versin bana... bu arada bizim yerimize derken, sizden kastın... " - " hepimizin yerine " Diğer korumalara baktığımda hepsinin gözlerinde bıkkınlık vardı. Başka bir tanesi söze girdi. - " kalıbımı basarım sizi evlenmeye zorlayacak, ileri geri laflar edecek. Bahar hanıma bugün söylediklerini duymadınız siz " Kaşlarımı çattım. " ne dedi bahara " Etrafa bakarak hemen yanıma koştu. - " rüzgar bey ile burada konuşuyorlardı, asiyenin okulu hakkında. Rüzgar bey şirkete gittikten sonra azize cadısı geldi. Bahar hanıma (torunumdan uzak dur, senin gibi çocuğu p*ç bir kadına layık değil. Ayağını denk al yoksa bu evi sana zindan ederim, çocuğuna gün yüzü göstermem). Dedi. Annem burada aşçı, öğrendiğime göre Bahar hanım ve asiye odadan daha çıkmamış ve yemeğe inmemiş. " Boynumu çıtlattım. " diğerleri neredeler. Hiçmi fark etmediler. " - " ali bey, ayça hanım, asaf bey, yağmur hanım, selim bey ve züleyha hanım azize cadısı gelince evden çıktılar. Daha yarım saat önce geldiler. Onlarda sevmez, annelerini doğurdu diye katlanırlar sadece. Hem azize gibi birinden ayşenur hanım nasıl oldu bilinmez. " - " Allahın mucizesi kardeşim " - " haklısın " " evde kimse yokmuydu." - " rüzgar bey bahar hanım tek kalmasın diye gitmeyecekti ama şirkette bir kaç olay olmuş, gitmek zorunda kalmıştı. Yeliz hanım, ömer bey ve ayşenur hanım evdelerdi, el mecbur. Demir bey ve hülya hanım hastaneye gittiler. Bugün izinlilerdi ama hastane daha rahatmış, onlarda birazdan gelirler. " " ben içeri gireyim. Merak etmeyin, bu kadının gelmişine geçmişine sövmeden, bu evden göndermem " - " rabia hanım. Bizide durumdan haberdar etseniz, hem birde sövecekseniz bizde duyalım olurmu " " bakarız. Haber veririm. Biriniz adını söylesin. " - " cevdet. " Başımı salladım. " ben kaçtım. " &, " kolay gelsin " Ufak bir kahkaha atıp eve doğru ilerledim. Saat 00:19 du. Kapının anahtarı yoktu. O sırada kapı açılınca gülecektim ki yeliz gözleri yaşlı bir şekilde evden çıkarken bana çarpmıştı. Beni gördüğünde sol gözünden bir damla yaş düştü. " abla " diyerek sarıldığında bende kollarımı beline doladım. " güzelim ne oldu. " " anneannem. Of, boşver. Hiç salona gitmeden odaya çıkalım ne olur " " güzelim, ne oldu bana bir söyle bakarız. " " salonda senin gelmeni beklerken arkadaşım ile instagramdan mesajlaşıyorduk. Anneannem hemen başladı saymaya. Yok bu zamanın gençleri hal hatır sormayı bilmez, yok ellerindeki zıkkım hiç düşmez, yok ben bu yaşımda kocaya kaçarmışım. Bide yetmedi telefonumu duvara atıp kırdı. " " annenle baban neredelerdi. " " onlar mutfakta sabır konuşması yapıyorlardı, şuan salondalar ikiside." " azizeden başka birisi varmı. " " yok, sadece anneannem var. " " iyi tamam. Benimle geliyorsun ama önce gözlerini sil bakalım. " İçeriden bağırma sesleri geliyordu. Yeliz gözleirni silip eliyle hava yaptı. " ben ne dersem tamam abla diyorsun. Ben dediğimde benim odama çıkıyorsun tamam mı " " tamam abla " Alnından öpünce içeriye girdim. " kapıyı kapatmadan gözdüklerim ise ufak bir gülüş bırakmama yetti. Cevdet ve bir kaç tane koruma arabaya tüküruyorlar ve taş ile çiziyorlardı. Benim baktığımı gördüklerinde önce durdular, daha sonra elimle ufak bir selam verip devam edin hareketi yaptığımda gülerek devam ettiler. Salona ilerlediğimde yelizin elini tutup destek verdim. Kardeşimi ağlatmaya hakkı yoktu. Kapıdan girmeden önce telefonumu çıkarttım. ❤️ -Senden bir şey isteyeceğim. -Ne istersen Yelize dönddüm. " azizenin soy adı ne " " balçık galiba " -Azize balçık diye birini araştırmanı istiyorum. -Bir sorun mu var güzelim -Anneannem miş Biraz belalı bir tip, açığını bulursan haber ver. -Nasıl istersen, araştırıyorum hemen -Seni seviyorum ve bana kolaylık dile -Sen her şeyi başarırsın güzelim, ve bende seni seviyorum. Kolay gelsin :) Telefonumu kapatıp cebime koydum ve yelizin elini tekrar tutarak salona girdim. Ömer bey içeride yoktu ve ayşenur hanım ile diğer şahsiyet kavga ediyordu. A," anne, benim kızım ve ona sadece ben karışırım.kiminle konuşuyormuş sanane, ben buradayım. Babası burada sana ne oluyor " Cadı, " annenle nasıl konuşursun sen hadsiz! " A, " yeter artık ya. Sabahtan beri gına geldi. Ya artık susar oturursun, yada kapı orada. " Azize anneme vurmak için el kaldıracakken üç adım ile yanlarına gidip havadaki eli tuttum. Azize bana şaşkınlıkla bakarken kömür karası gözlerine öfke ile baktım. Bütün evin duyabileceği bir şekilde bağırarak konuştum. " benim anneme el kaldıracak kişi, daha anasının karnından doğmadı, doğmasınada izin vermem ! " Azizenin elini geriye savururken içeriye ömer bey girdi. Ö, " ne oluyor, burada." " sakın azize hanım. Sakın bir daha anneme, kardeşime, çocuklardan herhangi birine, şehidimin emanetine bağırdığınızı, korkuttuğunuzu, el kaldırdığınızı göremeyeceğim, duymayacağım. Umarım anlaşılmıştır. " Cadı, " sen kimsin " " bu evin kızıyım. Ömer beyin ve ayşenur hanımın öz kızıyım. Bu evde temelli kalacak kişiyim. Gerek varmı daha saymama " Cadı, " dağdan gelmiş bağdakini kovar, anası ne ki kızları ne olsun. " " bir daha söylesene, tek bir telefonum ile seni kelepçe ile göndereyim buradan " Cadı, " beni bu evden zorla çıkartacak kişi daha anasının karnından doğmadı, aynı dediğin gibi. Sen hele bu saatlere kadar nerede olduğu de bana " " sa-na-ne, seni ne ilgilendirir. Annem misin, babam mısın, sanane ! " Cadı, " yaşlılarada bağırırmış. Terbiyeyi nereden öğrendin sen, diyeceğim. Öğrenememişsin. Besbelli " " terbiye mi?. Çok sevdiğim bir alimin sözü var. Edebi nereden öğrendin diye sorana, edepsize bakarak öğrendim demiş. Aynı hesap, sizin gibilere bakarak gerekli olan terbiyeyi aldım. Gerisine daha gerek olmadı zaten " Sinirden gözü seyirirken ağzını açmıştı ki ömer beyin sesi ile sustu. Ö," kızımın terbiyesini sorgulamak sana düşmedi, ayrıca benim kızım, gerekene gerektiği gibi davranır, ben her daim arkasındayım. Dağdan gelmiş diyorsun ya, ciddi manada dağdan geldi. Bağdakini kovmuyor, hakkını alıyor. Şimdi asıl sen bana hesap ver, benim evimde benim karıma ne hakla el kaldırırsın, hangi hakla." Cadı, " terbiyesizlik etti. " Ö, " terbiyeyi bilmeyene her söz terbiyesiz gelirmiş azize hanım. " Telefonuma bildirim düştüğünde hemen açtım. __ ❤️ -Kadını araştırmam biraz zaman aldı, derine inmek istedim inmez olaydım. İki gün önce, hatta her hafta rümeysa ile görüşmesi var. Sizin hakkınızda konuşmuşlar ve telefon konuşmalarında ayazın ismi geçiyor. İşine yararmı bilmem ama 3 gün önce cezaevine taner adında birini ziyaret edip kıyafet götürmüş. Daha sonra istanbulda bir cafe de rümeysa ile görüşüp para alışverişi olmuş. Bu arada son bir bilgi, en çok hoşuna gidecek olan şey. :) Oğlu bir ay önce uyuşturucu satarken yakalanmış ve oradan çıkaran bu kadınmış, ben araştırmaya devam edeceğim. Bu kadının altında çok kirli işler var. Kendine dikkat et yavrum. Öpüyorum... __ Bilinmeyen numara. -Ayazı bulduk, gayet iyiymiş. şuan adamlarımla almaya gidiyoruz, ufaklık bize emanet. Yarın istediğin zaman getiririz. Baysal. __ Gelen mesajlar ile sol dudağım histerik bir şekilde kıvrıldı. Salona göz attığımda erkeklerin hepsi buradaydı. Cadı, " sen beni sorgulayacağına önce kızının nerede olduğunu öğren ömer, mazaallah rümersa olup çıkmasın başımıza " " asıl sen bana hesap ver azize, neden her hafta rümeysa ile görüştün, neden 3 gün önce taneri ziyaret edip kıyafet götürdün, neden rümeysa ile para alışverişi yaptın, neden rümeysa ile telefon görüşmende ayaz ismi geçiyor. Önce sen bunun hesabını ver " Alinin yerinde sendelediğini hissettiğimde ona döndüm. Selimden tutunmuştu. Hepsi bir bana bir azize ye bakıyordu. Ali, " n-ne. A-ayaz mı." Ayşenur, " anne konuş. Hemen! " Cadı, " ayaz hakkında pişman olmuştu, ne de olsa bir zamanlar torunumdu. Paraya ihtiyacı varmış bende yardım ettim. " Ali, " lan ne pişmanlığı lan, benim oğlumu kaçırdı o, o*ospu. Ne halde olduğundan haberim yok, yaşıyormu yaşamıyormu bilmiyorum. Sen ne pişmanlığından bahsediyorsun lan. " Cadı, " o da arıyormuş, gerçekten pişman " " arasa da bulamaz azize, istese de bulamaz. İzin vermem " Ali bana döndüğünde gözlerindeki korku anlaşılıyordu. Ali, " rabia. Sen, nerede olduğunu biliyormusun. " " bilmiyorum ama bulduk. Oğlunu bulduk ali, şuan güvende. Yarın getirecekler. " Ali, " olmaz, yarın olmaz rabia. Lütfen eğer bulduysan getir yalvarırım. Nerede oğlum, iyimi " Salonun girişinden ses geldiğinde orada döndük. Ayça ve yağmur giriştelerdi. Ayçanın elindeki telefon yere düşmüştü. Gözleri doluydu ve elini ağzına kapatmış yağmura tutunuyordu. Ayça, " o-oğlum. B-bulundu mu " İçtenlik ile gülümsedim. " bulduk ayça, inşallah yarın kahvaltıda oğluna kavuşmuş olacaksın. " Ayça yağmuru bırakarak koştu ve hemen bana sarıldı. Diğerleri ise duyduklarının şaşkınlığını yaşıyorlardı. Asaf, " ayaz iyiymiş. Allahım sana şükürler olsun " Ömer behin gözleri dolmuştu, elini gözlerine koyarak gizlemeye çalıştı ama benden saklayamadı. Ayşenur hanım ise göz yaşlarını gizleme gereği duymadan akıtmaya başladı. Azizeye baktığımda salonda yoktu. Onunla daha işim vardı ama şuan değildi. Ayça kollarımda hıçkırarak ağlıyordu. Ayça, "i-iyimiymiş, oğlum. Bir şey olmuşmu, bir şey yapmışlarmı. " Bir anneye oğlunun işkence çektiğini ve dayak yediğini söyleyemezdim. " iyiymiş " diyebildim. Ayça yanına gelen yağmura sarıldığında bana sarılan beden beni afallatmıştı. Ali beni kolları arasında sıkıca tutuyordu. Ard arda başımın üzerini öptüğünde kulağıma fısıldadığı cümleler ile, bende kollarımı beline sardım. Ali, " teşekkür ederim, x2, özür dilerim. Çok özür dilerim, yaptığım her şey için. Söylediğim her söz için. Affet beni kardeşim. " " yaşadığın mutluluk için şuanlık bir şey demiyorum, ama her hangi bir yanlışını görürsen bu sefer seni yaşatmam haberin olsun savcı. " Ali, " iki gözüm önüme aksın tekrarlanmayacak. " Hizmetçiler ne olduğunu anlamadan kapıda duruyorlardı. Yağmur ilerleyip bir şeyler söylediğinde hepsinin gözlerindeki mutluluk okunuyordu. Birbirlerine sarıldıklarında ali benden ayrılıp ayçaya sarıldı. Ali, " oğlumuzu bir daha kaybetmeyeceğim, sana söz veriyorum. Gerçek bir baba olacağım. Bir daha asla tekrarlanmayacak söz veriyorum " Ayça, " seni çok seviyorum ali. Oğlumuz bulundu ya, gerisi önemsiz. " Birbirlerine sarılınca salondaki herkes sarılıyordu. Telefonumu çıkarttım. ❤️ -Ayaz bulundu, yarın getirecekler. -O adamı ilk başta sevmesemde daha sonra sevmiştim Senin adına çok sevindim güzelim. -Teşekkür ederim Sen araştırmaya devam ediyormusun -Dediğim gibi evet Bu kadından çok şey çıkacak gibi. Bir şey bulduğumda haber veririm. Ha bu arada, bir şey daha var ve bu yargılanmasına yeter. -Dinliyorum -Kadın teröre silah desteği veriyormuş -Or.... neyse sen anladın, ben yarın halledicem -İyiki varsın Herşey için teşekkür ederim. -Sen mutlu ol yeter Ceyda ağlıyor, sümeyyeler nöbette, ben ilgileneyim. -Seni seviyorum, ceydayı öp benim için, selam söyle -Söylerim canım. Sende söyle -Söylerim İyi geceler. __ Yanımda biten yeliz elimdeki telefonu gösterdi. Y," hayırdır komutan, sevdalınmıdır. " " heee sevdalımdır. Ben bir bahara bakayım. Birlikte yatarız " Y, " bana çok edepsizce şeyler teklif ediyorsunuz hanımefendi ama sizinle yatmak benim için büyük zevk. " Büründüğü çapkın kişi, bana kahkaha attırmaya yetmişti. Azize ve çocuklar dışında hepsi salondaydı. Birde bahar eksikti. Alindeki telefona baktığımda ekranı toz olmuştu. " hadi ablanın sana ilk hediyesi telefon olsun, yarın gider alırız. " Y, " oley bee " Yanağından öpüp salondan çıktım. En son konuştukları konu ise börek neyli olsun du. Merdivenleri çıkarken baharın odasını hatırlamaya çalışıyordum. Bir kapının arkasından asiyenin konuşma sesini duydum. " anne, odadan ne zaman çıkacağız. " " bende bilmiyorum kızım. Hadi sen uyu, " " o kadın kapıyı niye kilitledi ki, yaramazlık yapmadım ben " " tabi ki yapmadın anneciğim, sen yaramazlık yapmazsın ki, sen uyu, birazdan açarlar kapıyı. " S!ktir Kapıyı mı kilitlemişti. O kadına bunu ödetecektim. Koridordaki aynanın önündeki masada duran cam kavanoz dikkatimi çekti. İçindeki anahtarı aldım, ve odaya ilerledim. Anahtarı kapıya takıp hemen çevirdim, ve kapıyı açtım. Bahar kapıya bakıyordu. Beni görünce rahat bir nefes verdi ama gözlerinin kızarıklığı neler olduğunu açıklıyordu. Asiye koşarak bana sarıldığında saçlarını öptüm. " ne zamandan beri buradasınız. " Bahar, " saat 6dan beri abla " İlerleyip bahara da sarıldım. " neden kimseye söylemedin veya seslenmedin " B," korktum. " " rüzgara haber verseydin " B, " telefonunu açmadı, geri dönüşte yapmadı. " " beni niye aramadın " B," aradım ama telefonun kapalıydı." Allah kahretsin, baysalın yanındayken aramış olmalıydı. " özür dilerim. Telefonuma bakmam gerekirdi, görmedim. " B," önemli değil ablam. Zaten uyuduk biz " " açmısınız " Asiyeye döndüğümde annesine bakıyordu. " ne diye soruyorum ki. Benim odama geçin, bir şeyler hazırlatayım birlikte yiyelim " Bahar başını sallayınca asiyeyi kucağına aldı. Bileğinde gördüğüm morluk ile hemen bileğini tuttum. " ne oldu buraya " B," abla, " " o mu yaptı. " diye sorduğumda başını eğdi. Olumlu anlamda başını sallayınca hepten köpürdüm. O kadın yarın görecekti. " yarın halledeceğim, şuan değil. Ayça ve alinin mutluluğunda değil " B," ne oldu ki. " " ayçanın kayıp bir oğlu vardı. " B," ayaz, biliyorum söyledi " " onu bulduk, yarın gelecek. " Elini kalbine koyarak gülümsedi. B," allahım çok şükür " Bahar böyle biriydi, başkalarının mutluluklarına kendi başına gelmiş gibi sevinirdi. Rüzgar bana iyi yenge bulmuştu. " rüzgar konusunu da konuşacağız. " B, " niye ki " " hiç, düğün içn sana gelinlik seçeceğiz " B, " nasıl " " diyorum ki. Birbiriniz diyorum. Kalpler diyorum. Aşk diyorum. " B, " abla sus, aman birisi duyacak. Ne olur sus " " neyse konuşacağız. Önce bir yemek yiyelim " Başını sallayınca odadan çıktık. Benim odaya girerken asiye elimi tutuyordu. Bahar durduğunda ona döndüm ama o başka bir yere bakıyordu. Baktığı yere bakınca boynunu kıtlattım. Azize odanın kapısından bahara bakıyordu. " siz odaya geçin ben geliyorum " Bahar ikiletmeden odaya geçince bende ona doğru ilerledim. Kolundan tutup içeriye soktum ve kapıyı kapattım. Elim ile boğazına yapışıp kapıya yaslayınca diğer elimle ağzını kapattım. Tırnaklarını ellerime geçirirken ben nefesini kesecek kadar sıkıyordum. " yarın, bu evden kelepçe ile gideceksin. Kahvaltıda ise odanda kalacaksın, yoksa... silah kaçakçılığı yaptığını herkes öğrenir. " Boğazını bırakmadan pencereye doğru yürüttüm. Ön tarafa bakması benim için ayrıcalıktı. Pencereyi açıp boğazını kıraktım. Bu sefer saçlarına asılıp belinden yukarısını pencereden sarkıttım. Kolları ile beni tutmaya çalışırken korumalar keyifle izliyorlardı. Biz süre o şekilde durup saçlarını savurarak bıraktım. " yarın hesaplaşma günü azize " Boğazını tutup öksürürken odadan çıkıp kapıyı anahtar ile dışarıdan kilitledim. Aşağı inip mutfağa girdim. Hizmetçilerden birine bir tepsi yemek hazırlamasinı rica ettikten sonra etrafa baktım. Hepsi mutfakta yemek yapıyorlardı. Erkekler ise bahçede çay içiyorlardı. Rüzgar mutfağın kapısından girdiğinde etrafa bakıyordu. " ne oluyor lan " diye bir tepki verdiğinde güldüm. " gel " Kolundan tutup salona ilerledim. " şimdi otur ve sakin olup beni dinle." " neler oluyor " Ayazın bulunduğunu söyleyip sevincini izledim. Daha sonra ise sinanın, -pardon- yağızın mesajlarını okudum. Baharı odaya kilitlediğini söylediğimde ise hepten delirmişti. Hazırlanan yemeği odama gönderdiğimde rüzgarı sakinleştirmeye çalışıyordum. " sakin ol. Şimdi sana sormak istediğim bir şey var " " daha ne var rabia. Çünkü artık kaldıramam " " baharı seviyormusun " " evet... lan, dur hazırlıksız yakalandım." " iyi, oda seni seviyor anladığım kadarıyla. Ama azize izin vercek gibi durmuyor " " izin alan yok... dur sen ne dedin " " baharda seni seviyor anladığım kadarıyla dedim " " şaka yapma " " yapmıyorum. Ve şuan sana biraz kırgın çünkü aramamışsın " Hemen telefonuna baktığında küfür etti. " sessizdeydi. Ben... off " " git affettir kendini, sonrada ne yaparsanız yapın. Zaten yarın kahvaltıya azize inmeyecek " " nasıl. " Cebimdeki anahtarı çıkartıp gösterdiğimde güldü. " oh olsun ona, yarın göstereceğim ben " " sen çık önce baharın gönlünü al. Gerçi aldın ama git affettir, asiye ve yeliz benimle yatacak. Size izin " Aklına ne geldiyse güldü. Alnımdan öpüp ayağa kalktı. " teşekkür ederim güzelim. Ve... özür dilerim, dün için... gerçekten iyi değildik, hiçbirimiz. " " dün bende iyi değildim rüzgar, ama ön yargım size değildi. " Gözlerine bahçup bir ifade yerleştiğinde göz devirdim. " bugün mutlu günüm, ne yaparsanız yapın. " Rüzgar teşekkür edip tekrar özür diledi ve salondan çıktı. Bende telefonumdan sevgilimle yazışmaya başladım... ************* bahar'dan ************* Yemeğimizi yedikten sonra asiyeyi uyutmuştum. Rabia abla beni neden hala göndermedi diye sorguluyordum. Ama o olmasaydı ne yapacağımı da bilmiyordum. Asiye bugün gitmek istemişti, o kadın bizi odaya kilitledikten sonra asiye gitmek istiyorum haricinde konuşmamıştı. Rabia ablaya söylesem, yanlış anlar diye korkuyordum. Başkasına söylesem rahatsız olduğumu düşünebilirlerdi. En azından o kadın gidene kadar sabredecektim. Daha sonra kırmadan, rabia ablaya söyleyebilirdim. Ama gittikten sonra ne yapacaktım. Ne işim vardı, ne gücüm. Derince ofladım. Düşüncelerim ile boğulurken kapı tıklatıldı. Biraz toparlanıp "gel" diye seslendim. İçeriye giren rüzgar ile kalbim hızlanmıştı. Mavi gözleri önce asiye'de oyalandı. Daha sonra bana baktığında gözlerinde gördüğüm çekingenlik beni şaşırtmıştı. " biraz konuşabilirmiyiz " dediğinde anlam veremedim. " ne hakkında " Aldığım cevap ile kalbim teklemişti. " biz hakkında. " Kaçış yoktu, ikimizde farkındaydık. Ama korkuyordum. Evlerine misafir olarak gelmiştim ve evin oğlundan hoşlanmıştım. Annem ve babam olsaydı benden utanırlardı. Her zamanki gibi. Ayağa kalkıp ilerledim. " asiye uyanmasın, odada konuşalım " dediğimde kenara geçip bana yol vermişti. Kapıdan geçtikten sonra o da çıkıp kapıyı kapattı, beni kendi odasına yönlendirirken heyecandan ellerim terliyordu. Odasına girdiğimde ona döndüm. Kapıyı kapatıp sırtını kapıya yasladı. Gözlerini kapatıp başını arkaya attı. " iyimisin " diye sorduğumda başını iki yana salladı. " iyi değilim bahar... aşığım " Nefesim kesildi. Kalbim durdu. Ne demişti o. " n-ne " Gözlerini açıp bana baktı. " yeşil gözlü, 25 yaşında, asiye adında 9 yaşında kendisi gibi çok güzel bir kızı olan, utandığında burnunun ucu kızaran ve sürekli gözlerini kaçıran, ve ismi bahar olan bir kadına aşık oldum. " Bana bakarken gözlerinden okunuyordu gerçek olduğu. Dilim düğümlenmişti, cevap veremedim. Biliyordum, etkilendiğimizi ama, duymak. Çok farklıydı, kalbim şuan atmıyordu. Çünkü atmayacak kadar hızlıydı. " ben... yani. " Gözlerimi kaçırıyordum, böyle bir şey beklemiyordum. Bu kadar hızlı beklemiyordum. Adım atarak bana yaklaştı. Aramızda iki adım vardı. Elini uzatıp saçımı kulağımın arkasına sıkıştırdı ama bunu yaparken elini yanağıma sürtmüştü. " ben bilmiyorum rüzgar " diyebildim. " benim geçmişimi bilmiyorsun, evet senden hoşlanıyorum ama yaralarım seni. " " izin ver yaralarını sarayım. İyileştiremesemde sararım. En azından denerim. Oda olmazsa yaralarını birlikte taşırız... olmazmı, olmazmıyız " Yutkundum. " bilmiyorsun, geçmişimi bilsen sevmezsin beni " Gözlerinden pişmanlık geçti, yutkundu, ve konuştu. " biliyorum " dedi, Sesi fısıltıydı ama benim kulaklarımda yankılandı. Biliyorum. Neyi biliyordu. Hangisini. " n-neyi " Gözleri gözlerimden koptu. Konuştuğunda ise benim kalbim parçalandı. " o gün, rabia ile konuşurken... dinlememeliydim... özür dilerim " Refleks ile iki adım geri gittim ve ellerimi ağzıma kapattım. Ağzımdan hıçkırık çıkmasını engelledim ama beni göğsüne çeken kollar ile sol gözümden bir gözyaşı yuvarlandı. " tam anlamıyla bilmiyorum ama, senden asla vazgeçmem. " Sesindeki samimiyet ona inanmamı sağladı. Başımı göğsüne yasladım. Ona güveniyordum. " deneyelim bahar, eğer seni mutlu edemezsem... çeker sıkarım kafama. " Son kelimesi ile başımı hemen kaldırdım ama kollarında olduğum için yüzlerimizin arasında mesafe yoktu. Burunlarımız birbirine değiyordu, nefeslerimiz birbirine karışıyordu ama gözlerimiz birbirinden ayrılmıyordu. Gözlerini ilk ayıran o oldu, yavaşça dudaklarıma indi mavileri. Aynı şekilde benim gözlerimde onun dudaklarına inmişti. Burnunu burnuma sürttü, gözleri gözlerime tırmandı, her ne gördüyse göz bebekleri büyüdü. " biliyorum " diye fısıldadı. Dudakları sus çizgime sürtünürken titrek bir nefes verdim. " biliyorum, şuanda bunu istemem bencillik ama, ya sen beni öp. Çünkü ben öpersem sadece bir öpücük ile yetinmeyeceğim " Nefes alış verişim hızlandı. Dediği şeyi anlamam ile kan, sadece yanaklarıma değil bütün vücuduma akın etti. Gözleri dudaklarım ve gözlerim arasında gidip gelirken belimden tutarak kendisini bana yasladı. " ya sen öp, yada bu gece uzun olacak bahar, çünkü gözlerindeki ifade beni yakıyor. " Ne yapacaktım. Ya sevdiğimin kollarına kendimi bırakacaktım. Ya da ilk hamleyi ben yapacak, ve bunu yapmaya belki, bir daha cesaret edemeyecektim. Benden hamle beklerken zor da olsa kararımı verdim. Gözlerimi kapattım. ************* rabia'dan ************* Gözlerime vuran güneş ışığı ile yerimden doğrulmayaa çalıştım ama üzerimde 6 beden varken zordu. Yeliz, asiye, aysima, ( alinin büyük kızı) arzu, ( küçük kızı ) yağız, ( asafın oğlu) deniz ( demirin oğlu ). Çok sıcaaaaakkk. " çocuklaar, sabah oldu hadi kalkın " Dün gece kimse uyumamıştı, herkes bir koşturmaca içindeydi. Şuan evden çok güzel kokular geliyordu. Çocuklar gece kalkınca bir fedakarlık yapıp birlikte uyuruz demiştim Demez olaydım. Hepsinin kucağıma çıkacağını beklemiyordum. Birde masal okumuş eleştirmiştik. Pamuk prenses niye elmayı yedi ki, ne kadar salak. Rapunzel niye hiç bitlenmedi. Deniz kızı neden karada nefes alamıyor, veya neden deniz erkeğine aşık olmak yerine mal bir insana aşık oldu. Külkedisi neden hep temizlik yapıyormuş, gidip kendi hayatını kursa ya, ve prens ne kadar mal, kızı yüzünden değil cin ayağından tanıyor. Kurbağa prens, prenseste hep reddedilmiş ki kurbağayı öpecek kadar seviyesini düşürmüş. Hansel ve gratel. Pastadan ev mi olurmuş. Bir insan hiç mi evinin yolunu ezbere bilmez. Hepsi birbirinden farklıydı. Yeliz uyanır gibi olduğunda umutlanmıştım ama salak kız ayağını bir bacağımın üzerine atarak daha fazla sokuldu bana. Telefonuma baktım. Elimi uzatarak uzanmaya çalıştım. Ve bingo. Telefon elimdeydi Hemen rehbere girip ömer beyi aradım. 2. Çalışta açıldı. Ama ne açılma. " her kimsen çabuk söyle sonra kapat " " yardım edin " " kızım, ne oldu. " " boynumdan aşağısını hissetmiyorum " Ee ama doğruydu. Telefon kapandıktan 15 saniye sonra odanın kapısı açıldı. Hepsi odaya doluşunca ömer bey endişeli gözler ile bana baktı. " alın çocuklarınızı üzerimden, biraz daha sokulurlarsa ırzıma geçecekler, her yerim uyuşmuş " Hepsi rahat bir nefes verdi. Gülerek yaklaştıklarında hepsi kendi çocuklarını alıp uyandırmadan odadan çıktılar. Bende asiyeye seslenecekken asiye aniden uyandı. " annem... annem nerede " diye sorunca cevap verdim. " annen odanızda uyuyor güzelim. " " haa tamam " üzerimden inip yatağın diğer tarafında başını koyup uyumaya devam ederken ömer bey gelip saçından öpmüştü. Ö," yeliz, kalk babacığım hadi. " Y," olmaz, ablamla uyuyacağım " Ö," hadi ama, ayaz gelecek " Y," gelsin, geleceği varsa göreceği de var... pardon o söz burası için değildi " " yeliz sinan abin gelecek, kalkman lazım " Kafasını aniden kaldırdığında alnı ömer beyin çenesine vurmuştu. Ömer bey çenesini ovalarken ağzının içinden bir şeyler geveledi ama yeliz umursayacak gibi değildi. Y, " ne zaman gelecek, kalk kalk kalk, çabuk hazırlan. Duş muş al, bir şeyler giyin hadi ne duruyorsun abla. Kaaallllkk, eniştem geliyor kalk." Kahkaha attığımda ömer bey yalancı bir kırgınlık ile bakmıştı. Ö," önemli değil kızım fazla acımadı. " Y, " ayy baba çok özür dilerim. " Ö, " önemli değil kızım da neyse " Y, " abla, ayaz ne zaman gelir " " arayacağım şimdi, " Y, " tamam. Ben odama gidip üzerimi değiştireyim " " tamam. " Yeliz kalkarken babasının yanağıne sesli bir öpücük kondurduğunda tebessüm ettim. Yeliz odadan çıkarken ömer bey sağ yanağımı öperek beni şaşırtırken tepki veremeden odadan çıkmıştı. Banyoya gidip rutin işlerimi yaptım. Duş almak için kıyafetlerimi çıkarttığımda vücudumdaki izlere baktım. Kollarımda çizik izleri, sırtımda ince çizgiler, takma olduğu belli olmayan iki tırnağım, karın boşluğumda derin olduğu belli olan bıçak izi, göğüslerimin etrafında çocukluktan kalma sigara izleri, bacaklarımda izi kalan yaralar... İğrenç bir haldeydim. Bedenime baktıkça tiksiniyordum. Aynaya daha fazla bakmadan duşakabine girdim. Elimin dikişi alınmıştı ama hala acısı vardı. Tırnaklarım çıkmaya başlamıştı, ama eskisi gibi olmayacaktı. Bedenim kusursuz olmayacaktı. Bunun acısını hep yaşayacaktım. Sinan askerdi, yaralarımı sorun edeceğini zannetmiyordum. Ama abilerim ve babamlar yargılar diye korkuyordum. Elimde olmayan bir korkuydu bu. Onlarda sorun etmezdi ama yinede korkuydu. Bornozumu giyinip odaya geçtim.  Koyafetlerimi giyindim ve telefonumu alarak odadan çıktım. Aynı anda odasından çıkan bahar ile göz göze gelince tek kaşımı kaldırdım. " baharcım, hayırdır güzelim. " " hiiç abla. bir şey yok " Gözlerim kıyafetlerinde gezinirken gülmemek için kendimi tuttum. " sencede hava fazla sıcak değilmi kombinin için " üzerindeki boğazlı kazağa garip bakıyordum " yookk, değil. Ben üşüyorum hatta, hadi aşağı inelim " " olur inelim " Önden hızlıca inmeye başlarken ensesine yakın bir yerde gördüğüm kızarık ile dudaklarım aralandı. Ulan rüzgar. Dudağımı dişleyip gülmeden inmeye başladım. Telefonum çaldığında ekranda gördüğüm kırmızı kalp ile hemen açtım. " efendim " " günaydın güzelim, napıyorsun " " salona geçiyordum, ayaz birazdan gelecek ya hazırlık falan. " " anladım, bende sesini duyayım dedim. Kapıya çıkma şansın varmı " " niye," " sesini duydum yüzünü de göreyim " " kapıda mısın " " evet, arabadayım, ve korumalar her an arabaya kurşun sıkacak gibi duruyor. O yüzden acele et " Hemen kapıya ilerleyip kapıyı açtım. Korumalara aldırmadan hızlı adımlar ile dış demir kapıdan geçtim ve arabaya ilerledim. Sinan- pardon- yağız arabadan inip bana sarıldı. ( arkadaşlar hem sinanın, hem rabianın yeğeninin adı yağız. ) " özlettin komutan. " " özle, banane " " bak. Laflara bak. " " eee bizde böyle. " " neyse ben askeriyeye geçiyordum, öyle bir uğrayayım dedim. Ayaz geldiyse onu görecektim ama gelmemiş. " " gel içeriye. " " yok, dün bir bugün iki olmasın, sonra Allah korusun adım içgüveysi olur kaldıramam " " iyi tamam. Bende öğlenden sonra geleceğim askeriyeye, görev hakkında. " " tamam o zaman, bir kaç asır sonra görüşürüz güzelim " " of sinan aman yağız. Abartma, hadi ben içeri gidiyorum. Sende dikkatli git " " tamam güzelim. Sende dikkat et, o kadına. Askeriyeye geldiğinde konuşuruz " " tamam. " Uzanıp yanağından öptüğümde dudağımı gösterdi. " korumalar var olmaz hadi güle güle " " korumaları öldürme fikri çık aklımdan " " yağız! " " tamam gittim. " Arabaya bindiğinde kenara çekildim. Korna basıp yanımdan uzaklaşırken bende hızlıca eve ilerledim. Kapıdan içeriye girdiğimde rüzgarı gördüm. Siyah boğazlı kazak ve siyah pantolon giyinmişti, ama kazağından memnun kalmamış gibi bir hali vardı. Ulan bahar. Hizmetçiler ve evin kadınları koşturma içindelerdi. Yanıma gelen ayça ile ona döndüm. " rabia ne zaman gelirler " Telefonum çalmaya başladığında gülümsedim. " efendim baysal " " konuma yaklaştık, ufaklık bayağı heyecanlı " " çıkıyoruz, buradakilerinde pek bir farkı yok " " 2. Aradan dön " Telefonu kapattığımda ayça bana bakıyordu. " arka sokaktalar, geliyorlar. " Gözleri hemen dolduğunda bana sarıldı. " teşekkür ederim, her şey için " " hadi dışarı, " İçeriye geldiklerini haber verdiğimde hepimiz dışarıya çıkmıştık. Selim - en küçük kardeşi - gelip arkamdan bana sarıldığında gülümsedim. " bugünlük hiç bir şey olmamış gibi davranıyorum, tadını çıkarın. " Demir kapıdan içeriye bir araba girdiğinde ayça ve ali iki adım öne çıkmıştı. Aysima bilmiyordu. Ne olduğunu sorguluyordu. Bahar ve rüzgar ayrı alemdi. Rüzgar sadece bahara bakıyor, bahar rüzgar hariç heryere. Araba durduğunda arka kapı hızla açıldı. Arabadan ayaz indiğinde ayça 'oğlum' diyerek koşup oğluna sarıldı. Ali de gidip ikisine kollarını dolayıp oğlunun başına peş peşe öpücükler konduruyordu. Aysima şaşkınlıkla dudaklarını aralamıştı. Arzu ise yelizin kucağındaydı. " annem. " " annen kurban olsun sana " Ayşenur hanım ağlıyordu. Ömer beyin nerede olduğuna bakacakken yandan kollarını bana dolayınca başımı göğsüne yasladım. Ayaz sırayla tüm aile üyelerine sarılırken ömer bey şakağıme dudaklarını yaslamış öylece duruyordu. Ayaz en son bana bakınca gözlerindeki ifadeyi bir tek ben anlabilmiştim. Öldüğümü düşünüyordu. Kollarını açarak bana sarıldığında kucağıma alarak bende ona sarıldım. Kulağıma fısıldadı. " sözünü tutacağını biliyordum. " Yanağından öpüp gülümsedim. " ben her zaman sözümü tutarım. " Bana tekrar sarıldığında aysimanın sesi ikimizi ayırdı. " bende buradayım ya " Ayazı indirdiğimde aysima hemen ikizine sarıldı. " seni çok özledim " " bende sizi çok özledim. " Aysima ayazın kafasına vurduğunda söylediği şeyler hepimize kahkaha attırdı. " salak, bende seni özledim diyeceksin, odun. Sizi değil, seni. Anladın. " " anladım, sizi çok özledim. " Daha fazla kahkaha atmıştık. İçeriye girdiğimizde ömer bey beni durdurdu. Hepsi içeriye girdiğinde konuştu. " o kadın nerede " " odasında kilitli. " " sen mi kilitledin " " evet. " " aferin. Babasının kızı " diyerek alnımdan öptü. Bende uzanıp yanağına ufak bir öpücük kondurdum. Daha sonra hızlı adımlar ile salona ilerledim. Hepsi sofraya oturmuştu. Bizde geldiğimizde ayşenur hanım bize baktı " anneanneniz nerede " Rüzgar, " anne Allah aşkına bırak şu mendeburu, rahatça kahvaltı yapalım." Ayşsnur hanım tekrar konuşacakken ben girdim araya. " uyuyor ayşenur hanım ben baktım " " ha iyi iyi uyusun, mümkünse uyanmasın. " Kimse ayşenur hanımdan böyle bir şey beklemiyor olmalı ki çatal bıçak sesleri durdu. " ay ne var, sanki ben çok seviyorum. Beni doğurduğu için saygım var o kadar " Hepimiz güldüğümüzde ayaz bana döndü. " o kadın burada mı " " o kadın derken anneciğim. " ayça, ayaza döndüğünde aldığımız cevap ile kanımız dondu. " rümeysa, beni okuldan alıp büyük anneannenin yanına götürmüştü. Büyük anneanne de rabia abla ile tanıştığımız zamanki adama vermişti beni. " Herkes ile kaşlarımı çatfığımda ayaza sordum. " seni o adama azize mi verdi " Ayaz başını salladığında ali hızla ayağa kalktı. Sadece ali değil bütün erkekler ayağa kalkmıştı. " ulan ben o kadına. " " ali dur. " ali bana döndüğünde yanına gittim. " bu kadının altında bir sürü şey var, eğer şuan gidip hıncını alırsan elimize bir şey geçmez. Akşamı bekle. Ben halledeceğim, siz sadece sakin olun ve bilmiyormuş gibi yapın. " Ali tam konuşacakken devam ettim. " lütfen bir kez olsun bana güvenin. Bir kez, lütfen... ben halledeceğim " Ali başını salladığında hepsi tekrar masaya oturdular. Ayaza döndüm. Ama o anlamış olacak ki benden önce konuşmaya başladı. " hiç kimseye söylemedim çünkü korktum. " " aferin ufaklık, sizde hiç bir şey bilmiyorsunuz " Hepsi başlarını salladığında kahvaltıya döndük. Rüzgara baktığında gözlerini kapatmış derin nefes alıyordu. Baharın rüzgarın elini, alttan tuttuğunu kimse görmemişti. ************************************* Asksriyeye geldiğimde arabayı park ettim. Hızlı adımlar ile hasan albayın odasına ilerledim. Albay postasına müsait olup olmadığını sorduğumda müsait olduğunu ama içeride hüseyin orgeneralin olduğunu söylemişti İşime gelirdi. Kapıyı tıklatıp gel nidasını duyduğumda içeriye girdim. Tekmil verip rahat emrini aldığımda rütbeden çıktığımızı söyledi. " hasan amca ve dede, pat diye söyleyeceğim. Ayaz bulundu şuan ailesinin yanında. " İkiside donduğunda dedem hafifçe sendeledi. Adım atacakken beni durdurdu. " ne dedin sen " " ayaz bulundu şuan ailesinin yanında " " bak şaka yapmıyorsun değil mi rabia " " ben şaka yapmam dede, şuan bunu boşverin. Başka bir şey için geldim. " " ne oldu " hasan amcaya döndüğümde elimdeki dosyayı masaya bıraktım. İkiside dosyaya bakarken gozlerindeki öfke ile tebessüm ettim. " sanırım akşam yapacağım şey için iznim var " ************************************* Tim ile birlikte operasyon odasındaydık, katılacağımız görev için plan yapıyorduk. " komutanım şimdi gitmek kampı patlatıp dönmek yokmu yani " " hayır yok, hepsi sağ olacak. Görev uzun sürecek. Ne zaman döneriz bilmiyorum. Geride kalacak olanlar ile vedalaşın, yarın şafakta yola çıkacağız. Şehadet şerbeti içmeye gidiyoruz. " **************************************
Yeni kullanıcılar için ücretsiz okuma
Uygulamayı indirmek için tara
Facebookexpand_more
  • author-avatar
    Yazar
  • chap_listİçindekiler
  • likeEKLE