Sönmüştü. Işığıyla beraber bütün yaşamı da kollarının arasında sönüp gitmişti. Yeşil hareler tepkisizleşmişti. Gözlerinin içine bakarak hemde. Usul usul ölümün soğukluğu ele geçirmişti çocukluğunu. Ve adamın bedenini saçma bir sakinlik esir aldığında omuzları düştü, boynu tamamen eğilmişti. Kurşun sesleri yeni yeni kesilirken etrafına bakmaya bile tenezzül etmedi. Olayın şokuyla delirmiş gibi kafasını sallıyordu sadece. Erkek adam ağlamaz lafına inat dökülüyordu gözlerinden aşağıya yaşlar. Birbiriyle yarışır gibiydi göz yaşları. Öyle hızlı, öyle alelacele. Kalbinin cayır cayır yanması içini patlatırcasına sıktığında boğazından yukarıya büyük bir haykırış koptu. Bütün İstanbul'u sarsacak güçteydi. Yetmedi, içine su serpemedi. Başını gökyüzüne kaldırarak hıçkırıklarının arasından tekrar bü

