Not Bu bölüm geçmişe aittir... 50 bine ne kaldı ki! ☺☺
7 Sene Önce İstanbul//Avcılar...
*Acılarına ket vurmayı öğreneli çok olmuştu.*
Hazar Abisinin intikamını akan kanını yerde koymamak için önce Merzah denen iti hapse artırmış ardından Meleği tehdit ve şantajla nikahına zorla almıştı.
Ya güzellikle ya zorla gözlerinin içine baka baka biz yapmadık diyen kadına kulakları sağır dili zehir olmuştu. 18 yaşına daha dün giren karısına dokunmak şöyle dursun onu gördüğü an karşısında kanlı gövdesiyle abisi dikili veriyordu.
Elleri arasında son nefesini vermiş ruhunu teslim ederken bile Melek denen şeytanı kardeşine emanet etmişti.
Abisinin mezarı başında yemin içmişti Meleğe hayatı zindan edecekti.
Günler aylar ilerledikçe Meleğe daha iyi davranmaya biraz olsun onun gözünü boyamaya başladı. İlk iş olarak Sameti serbest bırakmıştı.
Arkadaş çevresiyle karısını tanıştırıp iyi koca izlenimi vermişti. Melek gün geçtikçe Hazarda ki değişimden biraz olsun etkilenmeye başlamış ileride kalbinin ruhunun ne kadar hasar alacağını hesaba katmamıştı.
Her gün elinde kır çiçekleriyle gelen kocasına biraz olsun ısınmış olsada, aklında ve yüreğinde hala daha şüpheler vardı.
Bu yüzden ne kadar uzak o kadar iyi kavramını hatırlayıp kendini tekrar buz duvarlar arasına soktu.
Hazar bu durumun ciddi farkında olarak bir gün Meleği alıp, onu abisinin hayata veda ettiği uçurum kenarına götürdü.
Elini kavrayan sıcaklığın gitmesini yok olmasını istemiyordu. Hazar ilk defa o gün Meleğe daha farklı baktı.
Bu evliliğin gerçek olmasını, istiyordu neredeyse bir sene olacaktı. Meleğin arzusu dışında ona dokunmak istemiyordu.
"İyi bak şu toprağa Melek abimin kanı aktı canı gitti. Buna sebep olan ise senin abin söylesene bana abim seni sevmekten başka ne yaptı." Melek dolu dolu gözlerle toprak zemini izliyordu. Ama abisi bir insanın canına kıymazdı.
"Yanlışın var Hazar bey abim Allahın verdiği canı almaz neden anlamak istemiyorsun neden bize kurulan bu tuzağı bozmuyorsun gözünde tek suçlu biz miyiz?" Hazar alayla gülüp karısının omuzlarını sıkıca kavradı.
"Çünkü silah abinin çünkü parmak izleri ona ait çünkü görgü şahitleri var çünkü senin abin Mirzayı tehdit etti." Daha sayardı ama karısının akan göz yaşları kalbini acıtsada ne zaman gardını indirse gözlerinin önüne abisi geliyordu.
"Yalan bunların hepsi, oyunlara geliyorsun Hazar yapma pişman olacağın gün ben olmam senin yanında" karısını dahada kendine çeken Hazar Meleğin kulağına doğru söylendi.

"Pişman olur muyum sence Melek ama o güne kadar durmam bilesin bu evliliğin gerçek olmasını zamanı gelmedi mi sence" en çokta bundan koruyordu ya zaten Melek canını yakan ailesini katil gören birinin koynuna girmek istemiyordu.
Elleriyle Hazarı göğsünden itmiş, tek kelime etmeden geldiği yolu geri gitmeye çalışmıştı.
Arkasından ona gülen kocasından ise bir haberdi.
Hazar Meleğin ürkek hallerine bayılsada dediklerinde gayet ciddiydi. Meleği istiyordu ve bunun için bütün kozlarını oynayacaktı.
Çalan teli düşüncesini bıçak gibi keserken cebinden çıkardığı telefonun ekranına baktı.
Funda Arıyor...
Ah bıkmıştı bu sülükten alt tarafı bir kaç gece geçirmiş zamp misali yapışıp kalmıştı üstüne.
Meleğin liseden arkadaşı olması Hazarın işine gelmişti. Eh Fundayla ilişkisi evlerine tebrik günü geldiğinde kadının ona arsız arsız bakmasıyla başlamış ateşli iki üç geceye merhaba desede fena halde bunalmıştı.
Sinirle aramayı cevapladı.
"Ne var lan zırt pırt arayıp duruyorsun" Funda ağlamaklı sesiyle ve elindeki tuttuğu teste üzgün bakışlar attı.
"Konuşmamız lazım önemli" gözlerini deviren Hazar dudaklarını yalayıp ağzından öfkeyle hırladı.
"Kene gibi yapıştın kaldın üstüme arama sorma beni önemli olması sikimde bile değil Funda" dedi ama az sonra duyacakları hiç hoşuna gitmeyecekti.
"Hamileyim Allahın belası hamile" boyun damarları atan Hazar iyiden iyiye delirecekti.
"Benden mi bari enayi mi sandın lan beni korunmadan ilişkiye girmem ben ki sende kaç defa hap aldın hadi başka kapıya yallah" tam kapatmak üzereyken tekrar konuştu Funda.
"Ben o hapları içmedim bu çocuk senden sahip çıkacaksın çocuğa Hazar ya beni nikahına alırsın yada Meleğe herşeyi öterim" diyen kadınla gözleri alev aldı.
"Tamam Funda sakin ol gece geleceğim sana bekle beni" kimse onu tehtit edemezdi özellikle Funda gibi kaltaklar!
"Bekliyorum aşkım" midesi bulanan Hazar telefonu kapatıp adamlarını aradı.
"Buyur beyim" Hamit patronun aramasıyla yayıldığı koltuktan doğrularak düzgünce oturdu.
"Funda denen kadını gece yarısı evden al gerekeni yap Hamit" gerekeni yap bu sözün içeriği açıktı.
"Ama beyim" diyen adamı susturdu çelik kadar sert sesiyle.
"Ne aması Hamit ne diyorsam o işin bitince ara beni" kapanan telefona bakan Hamit kara kara düşünüyordu.
Kadına el kalkmazdı anası onu bu şekilde yetiştirmişti. Funda denen kadını tanırdı.
Hazarı onun evine getirip götürürdü demek ki ters dönen şeyler vardı. Sorgulamak onun haddine değildi.
Hazar son kez uçurum kenarına bakıp şirkete geçti. Gece yarısına kadar çalışsada aklı sürekli olarak Fundaydı.
Baba olacak en son insan Hazardı kesinlikle hayatında ayak bağı istemiyordu.
O çocuk ondan olsa bile babalık yapmazdı. Telefonuna gelen bildirim sesiyle hızla açtı.
"Beyim Funda hanımı aldık ama bağırıp duruyor" arkadan gelen Funda'nın sesi içini sıktı.
Nefret ediyordu bu kadından ötesi yoktu.
"Bırakın beni hayvan herifler bu yanına kalmaz Hazar bey" vır vır öten kadınla!
"Bitirin işini atın" Hamit yutkunup kapattı.
Yanında bulunan Selim patronun isteğini duymuş aracı ormanlık alana sürmüştü.
Funda ise korkuyla bekliyordu bu kez sert kayaya toslamıştı. Selim arabayı ağaçlık alana park edip Fundayı indirdi.
"Yalvarırım bırakın beni" dese bile duyan yoktu.
Kolunu hırsla ısıran kadına elinin tersiyle tokat atan Selim Funda'nın sertçe yere düşmesini sağlamıştı.
Silahı belinden çıkarıp ateş edecekti ki duydukları kalın ve gür sesle arkasını döndü.
Hamit ise gelen adama dua ediyordu. En azından cinayete kurban gitmeyecekti.
"Ne oluyor lan burada bırakın kadını" karanlığın içinden çıkıp gelen yarı çıplak adamla şokla ona baktılar.

Selim ise silahı bu kez ona doğrulttu.
"Sanane lan karışma işimize siktir git buradan" Çetin alayla silah tutan adama iyice yaklaşıp bileğini ters çevirip kırılmasını sağladı.
"Kadına el kalkmaz koçum önce adam ol polis çağırmadan defolun gidin" acıyla çığlık atan Selim arkasına bakmadan kaçarken Hamit bir Fundaya bir adama bakıp konuştu.
"Delikanlı al bu kadını götür izini kaybettir. Ha sakın güvenme buna evli barklı adamla yatıp kalktı gebe kaldı. Sırf karnında ki masum için sessiz kalacağım sende Funda bir daha buralara gelme senin kaçtığını izini kaybettiğimizi söyleyeceğim yazık sana arkadaşının kocasını ayartıp koynuna girdin" diyip ardına bile bakmadan oradan ayrıldı.
Çetin ise iğrenç bir şekilde Funda denen kadına bakıyordu. Bu bakışlar altında ezilen Funda pişmandı.
"Ah siz kadınlar boşuna demiyorlar cehennemin yarısı kadınlardan oluşuyor diye kalk ayağı takip et beni" diyip tuttuğu el fenerini ileri uzattı.
Funda tanımadığı adamı takip ederken nedensizce bu adama güven duymuştu.
Hazar ise Hamitten aldığı haberle delirsede elbet bir gün Funda bulacağını aklına not etti.
Günler geçip giderken Hazar Meleği iyiden iyiye etkisi altında alsada hala uzak duran kadınla ne yapacağını bilmiyordu.
Melek ise daha ne kadar Hazara hayır diyecekti.
Funda o ise gebeliğin son ayındaydı kızı bugün yarın doğardı.
Çetin onu evine almış korumuştu. Bunu bebeği için yapsada genç adama aşık olmuş karşılığını alamamıştı.
Ne demişti Funda'nın duygusunu fark ettiği gün!
"Benim sinsi yuva yıkan kadınlarla işim olmaz kızına dua et sen" diyip evden o gün gitmiş bir daha gelmemişti....
Hayat onlar farklı süprizler hazırlıyordu....
BÖLÜM SONU...
Devam edecek geçmişte...
Çetin mi Demirkan mi???