Bir Aşk Bir Tebessüm 6 Bölüm

1102 Kelimeler
Zaman akar günahkarlar günahlarını işlemeye devam ederdi. Sen planlar yaparken kader o planı en olmadık anda bozardı. İşte bu yüzden ne kadar kötülüğe bulansanda iyiliğin tek bir zerresini bile içinde barındırmadığın sürece işe yaramazdı. Melek 6 sene boyunca kocasının tatlı diline ilgisine en çokta şefkatine alışmış bir kadındı. 17 yaşında abisinin hayatı için evlenmiş kendini onun tabiriyle çıkmasın içinde bulmuştu. Hazar yürek yarası ne sen ne ben birbirimizi sevmiyoruz diyen adama tek kelam etmemişti. Tam tamına 6 sene eşinin sahte sevgisine ilgisine maruz kalmış bunu 5 ay önce acı gerçekle öğrenmişti. Elinden tutup getirdiği Yazgıyı gözüme sokarcasına öpmüş odasına götürmüştü. İşte o an başımdan aşağı kaynar sular dökülmüş iri ufaklı kayaların altında kalmıştım. Ben Melek Kahraman soy ismimden kocamdan onun olan herşeyden nefret etmiştim. İşte bu yüzden kurtulma planları yapıyordum. Demirkan benim kurtuluşum yeni hayatımın başlangıçı olacaktı. Odanın içinde dolanırken akşam olmak üzereydi. Denizin muhteşem manzarası biraz olsun huzur bulmama neden olurken odanın içinde bulunan tv açtım. Kafamı dağıtmam gerekiyordu telefonum hala kocam dediğim hayvandaydı. Düşüncelerimi bölen ses cırtlak sesli kadın spikerin konuşması ve dedikleriydi. Bula bula magazin programına denk gelmiştim. **Size yeni aldığımız haberi vermek istiyorum Barzemşah otellerin zincirinin tek veliahtı Demirkan Barzemşah bu sabah şehre giriş yapar yapmaz akşam yemeği için geldiği restoranda kuzeni ve nişanlısı olan Ayselle el ele mekandan ayrıldı. Muhabirin merakla sorduğu sorulara ustaca cevab veren Demirkan Barzemşah oldukça gergin görünüyordu. "Demirkan bey Duyduklarımız doğru mu Aysel hanımla Nişanlanmanız" Demirkan kameraya bakıp göz kırptı. "Evet doğru düğün bir aya kalmaz olacak" diyip son model arabasına binip uzaklaştı. Ağzım açık haberi izlerken odaya giren Hazarı yeni fark etmiştim. Bu bu nasıl olurdu nasıl yapardı. Ben ondan bir umut haber beklerken o nasıl Ayselle nişan yapıp gününü gün ederdi. "Vay be demek ki dönüşünün sebebi o kadınmış aman bizene Melek bir kaç aylık kıyafet hazırla tatile gidiyoruz" birde tatil çıkmıştı. Hışımla ona dönüp ters ters konuştum. "Ne tatili be ne tatili çok istiyorsan Funda ve Yazgıyı götür benden uzak dur Allahın belası" çene kasları gerilirken diliyle dudağını yaladı. "Senin o dilini keser sana yediririm asabımı bozma benim git hazırlan yok dersen bayıltır yine götürürüm" ses tonu fazla ciddi çıkmıştı. Dediğini yapardı emindim. "İstemiyorum diyorum Hazar neyini anlamak istemiyorsun" bıkmıştım artık bu adamdan. Gençliğimi heder etmiş ruhumu sömürüp durmuştu. "Uzatma diyorum illa gel zora koş diyorsun Melek" bu kez bağırarak söylemişti. "Öldürde kurtul kurtulalım" Neyin hırsı kini vardı bende hala daha Aysel ve Demirkanın görüntüleri vardı. "Sikik Sikik konuşma bana itiraz etme bir süreligine ispanyaya gideceğiz" ben ne diyorum o ne diyor. "Of of Hazar ömrümü yedin çürüttün bıktım sendende bu evlilikten'de senin acıda olsa bir karın daha var git ona yalvar. Benden sana eş kadın olmaz kabul etmesende bu evlilik bitti." Diyen ben şaşkınlığa uğrayan Hazardı. Git gide artan öfkesi gerilen yüz hatları birazdan hiç iyi şeyler olmayacağını gösteriyordu. Üstüme üstüme gelirken korkmadım değil hani geri geri giderken bedenim duvara çarpıp durdu. Çenemi kavrayan eli sıkı ve güçlüydü. Diğer eliyle saç diplerimi kavrayıp yüzüne doğru çekti. Dudaklarım çenesine gelirken uzun boyuna lanet ettim. "Hoşuna gidiyor değil mi sana sert davranmam ruhunu okşuyor." İğrenç nefesi ve sözleriyle midem burkuldu safra tadı geldi boğazıma yapıştı. "Kusacağım çekil Hazar" sesim boğuk çıkmıştı. "Bahaneler bahaneler gündüz uzak dur gece gel koynuma gir karıcığım olmuyor böyle" adi herif illa diyor gel yüzüme kus şuan tam dudaklarıma bakıyordu. "Senin kadar iğrenç birini görmedim ben okul hayatımı bitirdin. Ailemi aldın elimden abimle tehdit etmesen çoktan çekip gitmiştim" ben bunları derken saçlarımı daha çok çekti. Ensem cayır cayır yanarken midemin öz suyu tekrar gelip boğazıma yapıştı. Bu kez engel olamamış tamda Hazarın dudakları üzerine kusmuş anın şoku ve korkusuyla kendimi banyoya atıp kapıyı kilitlemiştim. Hazar üstüne kusan karısıyla öfkeyle soluyup gömleğini çıkarmış dudaklarını gelişi güzel silmişti. Banyayo adımlayıp kapıya hırsla vurmaya başladı. "Aç şu lanet kapıyı ömrün boyunca orada kalmayacaksın elbet çıkacaksın bu kustuğun yer var ya onu sana yalatacağım" derken fena ciddiydi. "İsteyerek olmadı hem hak ettin sana çekil dedim çekilmedin" inatla kendini savunan karısına cevap verecekken kardeşinin sesiyle durdu. "Abi aşağı salona gelin misafirimiz var." Bu saatte kim gelmiş olabilirdi. "Melek aç kapıyı duş alacağım misafir gelmiş" bir yandanda kardeşi Barana cevap yetiştirmişti. "Sen in Baran Yazgıya haber ver odasından çıkmasın cezalı" şirket basmak neymiş ayrıca gösterecekti. Melek usulca kapıyı açmış çıkmak için yeltenmişti ki Hazar kolundan tutup banyayo tekrar soktu. "Nereye kaçıyorsun küçük hanım sıra senin cezanda" kocasının iri cüssesi karşısında şansı yüzde kaçtı. "Bırak ayıp olacak millete" derken tek derdi bu adamdan kaçmaktı. "Ayıp yatakta olur ama biz banyoda ayıp edeceğiz uygun mu?" Yok bu adam kafayı yemişti net. "Sen delirmişsin git tedavi ol" kolunu kurtarıp banyodan çıktı. Üstünde ki elbiseyi çıkartıp yerine kırmızı dantelli kısa diz üstünde biten elbiseyi giyip saçlarını açtı. Hafif bir makyaj yapıp aynadan görüntüsüne baktı. Kumral tenine yakışmıştı. Odadan ayrılmadan önce hala onu izleyen kocasına bakıp son sözlerini söyledi. "Pişmanlıkla yandığın gün sakın kapıma gelme" diyip odadan çıktı. Yazgının odasından gelen ağlama sesine kayıtsız kalıp merdivenlere yöneldi. Salona yaklaştıkça duyduğu tanıdık seslerle olduğu yerde kaldı. Kapı kapalı olsa bile sesleri net duyuyordu. Adımları bu kez mutfağa yönelirken Ayselin nasıl dost olduğunu düşünüyordu. Abisi ve onun hayatı Ayselin yalanı yüzünden mahvolmuştu. Elinde kanıt olmadığı için ne Hazarı nede adaleti ikna edememişti. Bunu Demirkan da biliyordu bunu bilmesine rağmen neden o kadınla nişan yapmıştı. Mutfağa girip dolabtan buz gibi suyu çıkartıp tepesine dikti. İçi fena halde yanıyordu ve bunu kimse görmüyordu. Arkasından gelen sesle az kalsın sürahi düşüp kırılacaktı. "Melek" Demirkanın bariton ve erkeksi sesiyle ağırca yutkunup yüz yüze gelmelerini sağladı. "Demirkan" derken şu içmesine rağmen boğazı ve dudakları kup kuru olmuştu. "Küçüğüm konuşmamız gerekiyor" gözleri mutfak kapısını tararken belimden çekiştirip arka bahçeye açılan kapıdan çıkmamızı sağladı. "Ne oluyor Demir ne işin var burada" ardı ardına sorduğum sorularla yüzünde o çok beğendiğim gülüşü peydah oldu. "Az sabır küçüğüm az sabır hah burası uygun" bizi tam olarak kimsenin göremeyeceği duvar dibi olan kör noktaya getirmişti. "Ne bu gizemli havalar polis olsaydın ya" ay nede yakışırdı ama ha! "Sus be kızım amma çene var sende içeri girer girmez Aysele iyi davran bak tek kanıt onun ağzından çıkacak olan sözler ve elinde ki kamera kaydı bi yüzden onunla sahteden de olsa nişan olayını duyurdum ki oyunumuz ortaya çıkmasın" Vay be demek o yüzden haberlere bilerek çıkmıştı. "Ya anlarsa o zaman ne olacak Demir"endişem ve korkum vardı. "Anlamayacak emin ol bu iş bittiğinde bu Kahraman yalısına kuma olarak gelecek" Ne demekti bu şimdi. "Nasıl yani" yüzünü yüzüme yaklaştırıp fısıltıyla konuştu. "Yakında anlarsın küçüğüm bana uy sadece sen" başımı olumlu anlamda salladım. "Sana güvenim sonsuz Demir" parmağıyla yanağımı okşayıp geriye gitti. "Biliyorum küçüğüm bana güven sadece" diyip beni orada tek başıma bırakıp içeri gitti. Kalbim nedensiz bir biçimde hızlı atıyordu... BÖLÜM SONU... Kapak nasıl canlar...
Yeni kullanıcılar için ücretsiz okuma
Uygulamayı indirmek için tara
Facebookexpand_more
  • author-avatar
    Yazar
  • chap_listİçindekiler
  • likeEKLE