Bir Aşk Bir Tebessüm 7 Bölüm

1230 Kelimeler
Adını koyamadığım koymak istemediğim hislerim nefes almamı zorlaştırıyordu. Elimle boğazımı tutarken sanki her an nefesim kesilecek gibi hissetmem kesinlikle normal değildi. Demirkan'ın arkasından aptal aptal bakarken her delikten çıkma fotansiyeline sahip olan kocamın sesini duymak bulunduğum iç karmaşasından çıkardı beni. Seninle evlendiğim güne lanet olsun Hazar Kahraman! Ne o yemeğe katılacak halim nede kocam olacak insan müsveddesine hesap verecek ruh halim vardı. Biraz sadece çok azıcık bu yalıdan insanlardan uzaklaşmak istiyordum. Hazarın sesi yakından gelirken kendimi hızla çalıların arasına attım. Bu tarafta Allah'tan koruma falan yoktu. Bütün yüzsüzlüğü ve heybetiyle Hazar bakış açıma girerken, o mavi gözleriyle çevreyi iyice taradı. Beni görmesi imkansıza eş değerdi. "Melek neredesin nereye kayboldun" sesinde hissettiğim şey endişemiydi. Beter ol bana çektirdiklerinin bin beterini çek! Bu gece kafa dağıtacak her şeyi unutacaktım. Demirkan sevgili nişanlısıyla otursun yemek yesindi. Önce bu bahçeden çıkmam lazımdı arkamı dönüp eğilerek duvara kadar ilerledim. Fazla yüksekti benim için ama sorun değildi. Çocukluğum az duvar tepelerinde ağaç dallarında geçmemişti. Önünde durduğum elma ağacına baktım. Yapabilirdim evet kesinlikle yapacaktım. Ben dalmış ağaca çıkma planları yaparken ensemde hissettiğim o ılık nefesle elim ayağım birbirine dolandı. "Çocukluğunu mu özledin karıcım" İğrenç sesi ve nefesi boynuma vururken ileriye doğru atıldım. Onun varlığından uzaklaşmak kim ben kim ama kararım karardı. Bu gece olmazsa yarın mutlaka olacaktı. Bu yüzden ona laf vermeden geldiğim yolu, yürümeye başladım. Arkamdan gelen bıkkınlık dolu nefes ve ses umrumda dahi değildi. O yemeğe katılmayacaktım. Ayseli gördükçe boğup atasım geliyordu. Onun saçma sapan aşkı uğruna üç kişinin hayatı yerle bir olmuştu. Elimizde buna dair kanıt bulunmuyordu bu yüzden Demirin yaptığı plana güvenmek ve sabırla beklemek zorundaydım. Yalı'ya ayak basar basmas kendimi tam bir karmaşanın içinde buldum. Çünkü Demirkan oldukça öfkeli ve sinirli adımlarla çıkışa gidiyordu. Kulağında tuttuğu telefonla birilerine bağırıyor emir veriyordu. Ne oluyordu ya içime salınan korku normal seyrinde değildi. "Ulan ulan bunu şimdi mi haber veriyorsun bana siktiğimin pezevenki, ne demek nişanlınızın haberi var. Bekleyin sabaha oradayım onca insanın hesabını sorarım bunu kim yaptıysa bulacaksınız bana" Beni görür görmez adımları durdu. Bütün aile merakla ona bakıyordu. O ise sadece bana gözlerinde gördüğüm özür bir şeylerin ters gittiğini gösteriyordu. Babası Hakan bey benim yerime sordu. "Ne oldu oğul neye cellalendin sen" babasını duyar duymaz bu kez bütün öfkesini korkuyla bekleyen bedene yani Aysele dikti. Ürkütücü adımlarla ona yaklaşıp boynundan tuttuğu gibi duvara yapıştırdı. Ağzım şokla aralanırken Hazar tam dibimde bitti. Varlığı bile haramdı bu adamın ondan az öteye kaçtım. Demirkanın kan donduran sesi herkesi ürperti. "Sen kimsin lan ha kimsin hangi hakla bana gelen önemli haberi saklarsın" Ayselin boğazında ki elini çekip yere düşmesine sebep oldu. "Ben sadece vakit geçirelim istedim sevgilim" tek kelimeyle bencilin tekiydi. "Göstereceğim ben sana vakti. Bekle sen şu iş bir bitsin layık olduğun hayatı bahşedeceğim sana" sözlerinin ardında gizlenen o açığı bir tek ben biliyordum. Ayselin gözleri ışıldarken midem bulandı. Bu kız tam anlamıyla kaltağın önde gideniydi. "Sen varsan herşeye razıyım" Demirkan yüzünü buruşturup bize döndü. "Akşam berbat oldu üzgünüm ama acilen Rusyaya gitmem gerekiyor. Yeni başladığımız otel saldırıya uğramış bir çok insan hayatını kaybetmiş orada bulunmam lazım." Derken sesinde ki hüzün belli oluyordu. Üzülmüştüm onca insan hayatını kaybetmişti. Saçlarını karıştırıp bana baktı. Biliyordum bu gidiş epey uzun olacağa benziyordu. Ve bu durum beni ister istemez geriyordu. Ayrık otu olan Aysel tekrar lafa atladı. "Bende geleceğim seninle aşkım" yok bu kız hastaydı. Demirkanın alaycı hali yerini aldı. "Uğraşamam seninle orada kal burada neyse herkese hayırlı geceler" kimseye aldırmadan bu kez bana doğru adımladı. "Gitmek zorundayım Melek" Ne diyebilirdim ki gitme kal yada benide götür mü bencil olamazdım. O kadar insanın vebali vardı. "Biliyorum Allah yardımcın olsun Demirkan dikkatli ol" Sen dikkatli ol tekrar bana dön! "Olurum" diyip saçlarımdan öptü. Bu kez en sert haliyle kocam olacak öküze yönelik konuştu. "Sana adam ol desem olmazsın sakın ha Meleği tek sanma Hazar şimdi gidiyorum ama geri döneceğim" diyip hiç beklemediğim anda yumruğunu Hazarın yüzüne geçirip ailesiyle beraber evden ayrıldı. Hazar burnundan akan kanları elinin tersiyle silerken kahkaha atıyordu. Yok bir bu bir Ayselin tedaviye ihtiyacı vardı. İçim kan ağlıyordu yapayalnız kalmıştım. Tek düşündüğüm şey abim ve yeğenimi bu şehirden göndermek zorundaydım. Hazarın tehdit edeceği bir konu olmamalıydı hayatımla ilgili bu yüzden telefonu alıp Demire abimleride götürmesini isteyecektim. "Hazar telefonumu ver abimi arayacağım" dedim bir an evvel haber ulaştırmak zorundaydım. Sonunda gülmesini kesip mavi gözlerini bana dikti. "Piç kurusu bu yumruğun hesabını alırım nasılsa ondan" Beni duymuyor duymazdan geliyordu. "Sana diyorum Hazar" istifini dahi bozmadan salona geçiş yaptı. Sinirli sinirli arkasından gidip kolundan tutup çevirdim. Burnundan akan kan durmuştu. Keşke kafasına kafasına vursaydı adi herif akıllanmaz piç! "Ne var Melek yok telefon falan aklın başına gelene kadar bu evden çıkmak abinle konuşman bile yasak" yok artık okul hayatımı bitirmişti üstüne kuma getirmiş şimdiden ailemi elimden alıyordu. "Yok ya sen git öbür karına bağır çağır emir ver. Sana boyun eğmeyeceğim duydun mu beni" bıkmıştım bu adamdan herkesten azıcık ya azıcık nefes alsam yeterdi. Dudakları yukarı kıvrılırken kolundaki elimi tutup hafifçe ters çevirip kendine çekti. "Sen beni salak mı sanıyorsun kızım ha abine ne diyeceksin Demirkanla ülke dışına git mi evlerinin önünde bekleyen kaç adam var bilmezsin çıktıkları an kurşun yağmuruna tutulurlar ve sen Melek ne bu evden ne benim sıcak kollarımdan asla kurtulamazsın" o kadar ciddi konuşmuştu ki gözlerim doldu. "Bırak canımı yakıyorsun bu gün değil yarın olmaz ama illaki bir gün özgürlük kapıları banada açılacak" Bende en az onun kadar emindim. "Hayaller insanı diri tutar Melek ama ben seni hayallerde boğarım" diyip bedenimi geriye doğru savurdu. Aniden gelen hamleyle dengemi sağlayamayıp popomun üstüne sertçe düştüm. Acıdan yüzüm buruşurken tepemden bana bakan adam benim anlamadığım ama ilerde öğreneceğim şeyleri söyledi. "Şeytanın inine giren küçük ceylan" düşürdüğü gibi kaldırmış peşi sıra odaya kadar çıkarmıştı bizi. "Seninle bu odada kalmak istemiyorum Ali Mirzaya saygısızlık etmek hiç istemiyorum Hazar izin ver diğer odada kalayım sen kal burada" tersine gidince oda benim tersime gidiyordu. "Bu gece sana izin veriyorum git kal bende Yazgı'ya bakayım." Diyip odadan ayrıldı. Artık canım yanmıyor desemde illaki kalbim buruluyor içim yanıyordu. Unut umursama desemde o kadar kolay olmuyordu bu işler inanın bana onca senelik eşinizi bir başkasıyla görmek ölmekten beterdi. Ama ben kurtulmak için gün sayıyordum Demirkan onun ne zaman geleceği bile belli değildi. Tek başıma bu işin içinden çıkacak bambaşka bir şehre gidecek hayatımı yeniden yeniden düzene koyacaktım. Önceliğim abim ve küçük yeğenimdi aklını kullan Melek aklını derken duyduğum çığlık sesi ve cam kırılma sesleriyle odadan çıkmıştım. Sesi duyan ev ahalisi korkuyla baksada alt kattan gelen seslerle merdivenlerden indim. Yazgının hüzün kokan sesi gram etki etmemişti. "Nefret ediyorum senden Hazar nefret çık git bu odadan defol" odanın kapısı açıktı. Ve ikilinin tartışması Meleğe haz veriyordu. "Kes sesini Yazgı haddin olmayan laflar etme sen kimsin ha pavyon gülü yat kalk seni kurtardığım için dua et bana" diyen kocama hayret ettim. "Keşke bıraksaydın keşke sana kayan kalbime lanet olsun" Yazık Hazara aşık olmuştu. "Sevme ulan sevmeyin beni ben mi istedim sev istedim aldım seni bu kadar. Şimdi yat dinlen sabaha eski Yazgı ol yoksa seni bu kez pavyon yerine anladın sen" diyip kapıdan çıktı. Aynı anda benimle göz göze geldi. Bu adam iflah olmazdı. "Ne o karıcığım bu gece beni memnun etmeye karar mı verdin" konuşmadan odama çıkıp pencerenin önüne geçtim. Bu şekilde daha ne kadar dayanacaktım ah Demirkan ah çabuk dön! Ve ben Melek yanlızlığı iliklerine kadar hisseden güçlü durmak için çabalayan kadın bir süre daha bu koca yalıda kalacaktım. Sabaha gözlerimi cehenneme açacağımı bilmeden yatağa uzandım.... BÖLÜM SONU... Demirkan erken geldi ve gitti az daha sabır o gelene kadar...
Yeni kullanıcılar için ücretsiz okuma
Uygulamayı indirmek için tara
Facebookexpand_more
  • author-avatar
    Yazar
  • chap_listİçindekiler
  • likeEKLE