Bir Aşk Bir Tebessüm 15 Bölüm

1129 Kelimeler
İnsan neyle sınandığını neye tabi tutulduğunun çok geç farkına varırdı. Biz kadınların güçlü olduğu kadar kırılgan olduğunu biliyor musunuz peki ya her zorlukta dahada kendinden emin adımlarla hayata çelme taktığını kim ister hangi kadın kocasını başkasının koynuna bile isteye yollar. Bunu gururu onuru en çokta yüreği olan hiç bir kadın yapmaz ya vicdanı körelmiş insanlar gözlerini gerçeğe kapatmış zihni gerilerde olanlar. Tesadüf eseri denk geldiğim bir hikaye bir kitap okuyorum gerçek yaşamdan alınmış tutamıyorum kendimi yazar öyle güzel öyle içten anlatmış ki genç kadının yaşadığı acıyı o gece rüyama girdi. Bizler bilmiyoruz nerelerde ne hayatlar ne acılar var denk gelirsek yada duyarsak öğrenmiş oluyoruz ben o kıtapda ki erkek karekteri bile isteye gelen kadına kızdım hatta küfür dahi ettim. Seven adam bekler sabreder karısını gerektiği yerde herşeye herkese karşı korur. İşte bizler sınavın nereden geleceğini bilmiyoruz bana göre Kül ve Kor' daki Ayşenin en ağır en büyük sınavı eşi oldu. Melek bir zamanlar okuduğu kitabın karakterlerini düşünürken acıyla yutkundu sonunda kurtulmuş olsada yaşadığı acılar Ayşeyle beraber kalacaktı. Ah etmek vah etmek pişman olduktan sonra kar sağlamazdı. Tıpkı Berat ağa gibi Ayşenin güvenip ömrünü verdiği kocası yari en büyük yarayı açan adam elinden tutup ben karımı seviyorum bu iş olmaz onu üzemem demek yerine babasına boyun eğen acizin tekiydi. Melek en son okuduğu bölümü düşündü üzüntüden kederden Ayşenin saçlarının döküldüğü bölüm hıçkıra hıçkıra ağlamış kendini sıkmaktan bir hal olmuştu. Nasıl dayanabilmişti daha 20 snde olan Ayşe 17 nde gelin olmuştu. Aklına üşüşen satırlarla buz kestiğini hissetti. Melek bile aklına geldikçe delirecek gibi olurken Ayşenin bire bir yaşadığı hayatta nasıl hayata tutunduğunu güçlü durduğunu okumuştu. Sadece çocuğu olmadığı için üzerine kuma gelen kadın kadınlar. Eğer beklemeyi bilseydi o ağa bozması olurdu çocuğu ama ne beklemek yerine kalbim dediği kadına bir darbe yarada ben açayım diyen bütün erkeklerden nefret etti. Umuyordu ki Ayşenin kurtuluşu yakın olurdu. Gözünden akan yaşlar durmak bilmezken onu izleyen gözleri es geçti. Melekte yaşamıştı hançerin o keskin ucu hiç ummadığı anda tıpkı Ayşe gibi sırtına feci halde saplanmıştı. Güçlü durdukça dahada derine saplanıp kalıyordu. Neden eş dedikleri adamlar gözlerinin içine baka baka yalanları sıralamayı iyi biliyordu. Hep aynı laf dönerdi "Mecburum mecburuz bu düzen böyle uymak zorundasın" kime neye göre uyacaktı. Ya yanan canları kanayan yürekleri bu uğurda intihar eden kadınların vebalini kimler verecekti. Başını sağa sola sallayıp düşüncelerini geriye itti. Otelden çıktıkları an önlerinde duran arabaya binip İstanbul yoluna koyulmuşlardı. Hissediyordu Melek ruhunun huzura erdiğini biliyordu. Abisi canı kanı çıkacaktı bundan güzel ne olabilirdi ki! Ümite döndü üçlü karşı karşıya oturuyordu. Çünkü araba minibüs tarzıydı. "Ümit abim ne zaman çıkar" Meraklı ve sevinç yüklüydü sesi! Ümit Meleğe bakıp kaşlarını hafifçe oynattı. "Savcı arkadaşımla konuştum yarın öğlene doğru salınacak" yarın abisine kavuşacak babasının kokusunu alacaktı. "Sen ciddi misin şaka değil dimi" korkuyla çarpıyordu yüreği yine Hazarın oyunu olabilirdi. "Şaka yapmıyorum gerçek Aysel ve babası herşeyi itiraf etmiş Melek kaçışları yok" ses tonu ciddiyetini ortaya seriyordu. Beren Ümitin ciddiyeti karşısında gözlerini devirdi. "Peki Demirkanın haberi var mı" diye sordu. "O şuan uçakta telefonu kapalı akşam sen verirsin haberi" demiş tekrar telefonuna dönmüştü. "Pekala" derken yine kabuğuna çekildi. İster istemez düşünceleri Demirkana gidiyordu. Ona çok şey borçlu olsada bu yükün altında ezilmesi vardı. Daha fazla ona kambur olmak istemiyordu. Bu yüzden abisi çıkar çıkmaz Hazardan şirketlerini geri alıp hayatlarına kaldıkları yerden devam edeceklerdi. Zor olacaktı ama Melek herşeye herkese karşı güçlü durmak zorunda kalacaktı. Bir daha kimse onu yıkmaya cesaret bile edemeyecekti. Kime güvendiyse sırtından vurulmuş sevdiklerinin canlarını yakmışlardı. Yol boyu ara ara Berenle sohbet etsede aklı fikri Demir ve abisinde olunca sohbete pek aklını veremiyordu. "Melek düşünüyorsun Melek" Berenin sesini duymasıyla burukça tebessüm etti. "Yaşadıklarımı" dedi sadece bu bile çok şey anlatıyordu ya! "Zor zamanlar geçirdin farkındayım Melek" Beren genç kadının tedaviye az çok ihtiyacı olduğunu biliyordu. "Benim İstanbulda özel kliniğim var haftada bir kez bana gelmeni istiyorum" demişti ama Meleğin bakışlarını görünce sustu. "Ben iyiyim Beren" iyiydi iyi olacaktı. "Elbette iyisin ama farkında değilsin ruhsal çöküntü içindesin Melek bir anın bir anına tutmuyor canım" ruh değişimlerinin farkında olmasına rağmen konuşmadı. Cevap vermek yerine sessizliği tercih edip başını cama yaslayıp derin nefesler aldı. Beren Meleğin tekrar kabuğuna çekildiğini görünce iç çekti. Tıpkı kaplumbağa gibiydi önce başını dışarı çıkartıyor. Tehlikeyi gördüğü an tekrar kabuğuna geri dönüyordu. Demirkan ve şu abi denen adamla tekrar konuşacaktı. Gün yerini geceye devrederken istanbul Sabiha Gökçen havaalına inen uçaktan ağır ağır inen Demirkan gömleğinin yakalarını eliyle düzeltip onu bekleyen adamlarına baktı. Daha uçak iner inmez telefonunu açmış arka arkaya gelen çağrılarına cevap vermişti. En önemlisi ve onu şaşkınlığa uğratan ise Aysel ve Babasının ipliği pazara vermiş olmasaydı. Dostu Merzah yarın aralarında olacaktı. Bu ayrı sevinçti onun için diğer husus ise Melek şuan onu evinde bekliyordu. Samet ve oğlu Ali çınar yarın ilk uçakla İstanbula geleceklerdi. Hazar denen itin sonu gelmişti. Yanına yaklaşan has adamı Ahmete bakıp havaalınanın dışına doğru yürümeye başladı. "Herşey hazır mı Ahmet tek bir eksik istemiyorum o Hazar itini bulun depoya kaldırın" Eh Merzah çıktığı an Hazarın tepesine zevkle binecekti. "Tamam patron" demiş çoktan adamlara haber salmıştı. Son model Mercedes arabasına binip vakit kaybetmeden gaza bastı. Sevdasına kavuşmak istesede Meleğin ne kadar zor durumda olduğunu biliyordu. Ürkütüp kaçırmaya hiç niyeti yoktu. Aşkı sevgisi ve şefkatiyle iyi edecekti yaralı ceylanını ruhunda açılan her bir yarayı öpecek gerekirse ayaklarına bile kapanacaktı. Çok seviyordu uğrunda canını verecek kadar daha 17 sine girdiği an aşık olmuştu. Meleğe o günden sonra hayatına kadın almamış bir tek Melek için yaşamıştı. Peki ne olmuştu bunun sonucu iki tane şeytan hayatlarının içine etmiş kenara çekilip zevkle izlemişti. Amcası ve Aysel Demirkanın hayat ışığını ellerinden alsalarda adalet er yada geç mutlaka tecelli ediyordu. Eli direksiyonda diğer eli açık camda durmuş dikkatle akıp giden yolu izliyordu. Özlem ve Hasret sahi kaç gün ay kaç yıldır hasret kalmıştı. Peki ya Meleği kendine Ne zaman haram kılmıştı. Hazar denen adamla evlendiği gün hislerine ket vursada arkadaşı olarak her daim yanında bulunmuştu. Yarım saat süren yolculuğun ardından geldiği şehir içinde ki eve bakıp araçtan indi. Burasını o hariç kimse bilmezdi bu yüzden Ümite Meleği şehir içinde ki eve bırak sonra toz demişti. Rezidansdan içeri adım adım giderken onu gören güvenlik saygıyla eğilip anahtarı uzatmıştı. Demirkan terleyen avucunu kumaş pantolonuna silip asansöre bindi. Yüreği kelebeğin kanat çarpmasına benziyordu. Elini göğüs kafesine koyup aynadan kendine bakıp güldü. "Ah Melek Ah" tik sesiyle duran asansörden inip sağa dönmüş ardından tekrar sola dönüp 3000 numaralı yazan kapıya başını yaslayıp heyecanının geçmesini bekledi. Anahtarı kilide sokup iki kez çevirdi. Kapıyı ardına kadar açıp içeri girdi. Koridoru aydınlatan sarımsı loş ışıkla ilerleyip salona geçiş yaptı. Adımları gördüğü görüntüyle dururken adem elması aşağı yukarı hareket etti. Melek üçlü deri koltukta cenin pozisyonunu almış uyuyordu. Açık kahverengi saçları koltuktan sarkarken ne ara Meleğin baş ucuna kadar gelip parmaklarının uzun pamuk saçlarında gezdiğini anlamadı. Melek onun ruhu eşi hayatı ömrü olacaktı. Belki bencillik belki değil ama Demirkan bu kez kaybetmeye niyetli değildi.... BÖLÜM SONU...
Yeni kullanıcılar için ücretsiz okuma
Uygulamayı indirmek için tara
Facebookexpand_more
  • author-avatar
    Yazar
  • chap_listİçindekiler
  • likeEKLE