Kara bulutların ardında görünür güneşin doğuşu gün ışığı, sabır ve metanetle bekler insanoğlu selameti umudunu korur kaybetmez küçücük bir ışık bile aciz hissettiğin an sana dünyaları hediye eder!
Melek Demirka'nın evine girdiği andan beri kendini yabancı hissediyordu sanki ruhu kara delikte kaybolmuşta onu arıyor gibiydi.
Ne zamana kadar bu şekilde hayattan bezmiş halde devam edecekti. Geçmişi unutup yoluna bakacakmıydı emin olamıyordu.
Abileri yeğeni en çokta kendi iyiliği için güçlü durup Hazara inat yaptıklarına inat hayata devam edecek yarım bıraktığı ne varsa eline alıp geçmişin üstüne koca bir silgi çekecekti.
Okulu yarım bıraktığı öğretim hayatına devam edecekti. Önceliği bu olacak ardından babadan kalma ne varsa Hazar'dan söke söke alacaktı.
İlk defa kendini kararlı ve güçlü hisseden Melek yığılıp kaldığı deri koltukta huzursuz sayabilecegi uykusuna daldı.
Saçlarında ve yanağında hissettiği dokunuşla gözlerini aralayan Melek çoktan günün ağrıdığını görmüştü.
Demirkan'nın gri dumanı anımsatan gözleriyle karşı karşıya geldiği an içine dolan sevince mani olamadı.
Çok şey borçluydu Demirkana bu yüzden onun gelişi mutlu etmişti. Gözlerini alan güneş ışığıyla kirpikleri oynaşmış yattığı koltuktan doğrularak ağrıyan boynunu ovmuştu.
Demirkan ise gün ayana kadar Meleği izlemiş başından bir an olsun bile ayrılmamıştı.
Bundan sonra ayrılık yoktu onun nezdinde Ümitin dediğine göre boşanma işlemi en fazla iki celsede biterdi. Belkide tek celsede bunun için Hazarın imzasına ihtiyaç vardı.
Bunuda düşünmüştü genç adam Hazarın yanına yerleştirdiği adamı bugün imza işini tereyağından kıl çeker gibi halledecekti.
Melek biraz olsun ağrısı dinince tam karşısına oturan adama baktı.
"Gelmişsin Demirkan hoşgeldin" Sevdiğinin ağzından adı bile güzel çıkıyordu.
"Hoşbuldum Melek" iki gençte sustu taki sessizliği Melek bozana kadar.
"Merzah abim bugün çıkabilirmiş onu karşılamak istiyorum Demirkan beni hapishaneye götürür müsün?" Ses tonundan bile hüzün akan Meleğine nasıl hayır derdi ki!
"Önce kahvaltı Melek Ümit haberdar edecek bizi o zaman gideriz" derken uykusuzluğu belli oluyordu.
Melek bunun bilincinde olarak baş sallamıştı.
"Tamam sen git uyu biraz şey mutfak ne tarafta ben hazırlarım kahvaltıyı" eskisi gibi olmak öyle zordu ki Melek için!
Ne kadar Demirkan arkadaşı olsada, evlendikten sonra aralarına buz dağları girmiş genç adam ondan uzağa gitmişti.
"Bir iki saat uyusam yeterli kahvaltı hazır olunca seslen bana olur mu?" Gözlerinin içine bakan adamla yutkundu.
"Olur seslenirim" diyip ağrıyan vücuduna inat ayaklandı.
Demirkan ise Melekte ki soğukluğun elbette farkındaydı. Şimdilik bir şey yapmayacaktı. Ama bu soğukluğu gün ve gün eritecek yine eskisi gibi olmalarını sağlayacaktı.
"Mutfak koridorun sonunda Melek" demiş yatak odasına geçmişti.
Melek giden adamın ardından bir müddet bakmış sonra kendine gelerek mutfağa geçmişti.
Eşyaların yerini bulmakta zorlansada, çay suyunu ocağa koymuş buzdolabını açıp daha paketinden çıkmayan kahvaltıkları masaya koymaya başlamıştı.
45 dakikada hazır ettiği masaya bakarken uzun zamandan sonra dudaklarında peydah olan gülümsemeden bir haber Demirkanı uyandırmak için odasının önüne kadar gitti.
Kapıyı iki kez tıklayıp adını seslendi.
"Demir kahvaltı hazır" demiş karşılık beklemeden mutfağa girmişti.
Bardaklara çayı doldururken, duyduğu adım sesleriyle gerilsede belli etmedi.
Demirkan hazır olan masaya bakarken gülmeden edemedi. En sevdiği şeyler hiç kuşkusuz masada ki yerini almıştı.
Sebzeli krep, yumurtalı patates Meleğin arkasından geçmek istemiş duyumsadığı kokuyla sarılmamak için kendini güçlükle tutup sandalyeye oturmuştu.
Melek Demirka'nın bir iki saniye kadar durduğunu anlamış kımıldamadan nefesini tutarak beklemiş adamın sessizce masaya geçtiğini görür görmez belli etmeden rahatça nefes almıştı.
"Sende otur Melek neden yabancı gibi duruyorsun" demişti sonunda içten içe Hazara en nadide küfürlerini ediyordu.
Melek Demirin karşısına oturup bir kaç lokma yemiş bir bardak çayı zor bitirip arkasına yaşlanmıştı.
Demir ise kahvaltısını bırakıp Meleği izlemiş genç kızın kuş kadar yediğini görünce kaşlarını çatmıştı.
"O tabak bitecek Melek" keskin ses tonu itiraz kabul etmesede Meleğe işlemezdi bu!
"Doydum ben Demir" diyip içeri girmişti.
Demirkan yumruk yaptığı elini yavaşça açarken burnundan soluyordu adeta. Bu kızın bu hale gelmesinde en büyük sebep Hazar denen itti.
Ve bunu Hazara en ağır şekilde ödetecekti. Duyduğu telefonun sesiyle bardağında kalan son yudum çayı içip hızla odasına geçmiş telefonu alıp ekrana bakmıştı.
Ümitin aradığı görür görmez açmış kulağına dayamıştı.
"Demirkan Merzah bir saate kalmaz serbest özgürlüğüne kavuşacak" demesiyle gülmüştü.
"Tamam biz hemen çıkıyoruz" diyip salona geçmiş Meleğin meraklı bakışlarıyla karşılaşmıştı.
"Ben sizi bekliyor olacağım" diyip kapattı.
Demirkan Meleğe bakıp onu mutlu edecek haberi verdi.
"Merzah bir saate kadar çıkıyor hadi bakalım abini karşılama vakti" sevinçle oturduğu koltuktan kalkan Melek Demirkana sarılmıştı anın mutluluğuyla.
Demirkan kolları arasına giren Melekle donup kalsada çabuk toparlandı.
"Vakit kaybetmeden gidelim" diyen Melekle ikili evden çıkmıştı.
Ahmetin hazır ettiği araca binmiş gaza basmıştı. Melek ise Samet abisinin ne zaman geleceğini merak ediyordu.
"Samet abim ne zaman gelecek" diyen Meleğe yandan baktı.
"Akşama burada olur" diyen adamla sustu.
Yol bitmek bilmiyordu bir türlü, elleriyle oynayan Melek kara batak düşüncelerine dalmamak için radyodan şarkı açtı.
Kulağına dolan hoş türküyle gözlerini camdan dışarı dikti. Kulağa hoş gelen her türlü şarkıyı dinler eşlik ederdi.
Çikamadum çolvaroşun duzina
Duğun olur gelinime kizina
Oy ana oy ben ne edeyim
Bu derd ile nerelere gideyim
Gelin edup bakamadum yuzina
Senden sonra gelin görmem Ahmed'um
Oy ana oy ben ne edeyim
Bu derd ile nerelere gideyim
Bulbul oter ilga eder dalini
Ordek yüzer dalga eder golini
Oy ana oy ben ne edeyim
Bu derd ile nerelere gideyim
Gittun mesken ettin Kerum elini
Bundan sonra daha koymam Ahmed'um
Oy ana oy ben ne edeyim
Bu derd ile nerelere gideyim
Yaz gelende yaylalarun yeşili
Kiş gelende misirlarun seçili
Oy ana oy ben ne edeyim
Bu derd ile nerelere gideyim
Bizum köyün kız gelini puşili
Bundan sonra puşi takmam Ahmed'um
Oy ana oy ben ne edeyim
Bu derd ile nerelere gideyim
Yine son sözle gözlerini dolarken aracın durmasıyla geldikleri yere dikkatle baktı.
Abisinin özgürlüğünü elinden alan o yer dört duvar arası hapishane dikkatle inip Demiri takip etti.
Demirkan ise yol boyu Meleği ve tepkilerini izlemiş şarkıya eşlik eden güzel sesine bir kez daha hayran olmuştu.
Melek mutlu olmayı en çokta sevilmeyi hak ediyordu. O piç kurusu nasıl kıymış canından can alırcasına davranmıştı.
Hapishanenin önünde bekleyen Ümite doğru ilerlerken, genç adamın yüzünde gördüğü endişeye anlam veremedi.
"Ne oldu Ümit" demişti ama duyacaklarından hoşlanmayacağı belliydi.
Ümit yüzünü ovarken Meleğe anlık bakıp tekrar Demirkana dönmüştü.
"Hiç sorma Demirkan Merzah tam çıkarken koğuştan itin biri arkadan saldırmış bıçakla neyse ki omzunu sıyırıp geçmiş revirde şimdi müdahale ediliyor. Birazdan çıkar" derken oldukça sessiz söze girmişti.
Melek uzakta olduğu için iki genç adamı duymamış gözleri sadece kapalı ceza evindeydi.
"Kim yapmış peki" sorması bile hataydı aslında kimin yaptığı değil kimin yaptırdığını gayet iyi biliyordu.
"Kim olacak Hazar piçi kaçmış Bursadan adamlar bulamamış onu" derken sesinde ki öfke belliydi.
"Ne yap et bul onu Ümit" diyip meleğin yanına ilerledi.
Merzah ise omzunda ki sargıyla revirden ayrılıp iki gardiyan eşliğinde hapishaneden ayrılmış son kez 8 senesini geçirdiği ceza evine bakıp konuşmuştu.
"Misafirlerin olacak bekle" diyen Merzah onun için açılan kapıdan ağır adımlarla çıkmış yüzüne vuran gün ışığına gözlerini kısarak baksada ona doğru koşan kardeşiyle bavulu kenara koyup kollarını açmıştı.
Boynuna atlayan minik kardeşine doya doya sarılan Merzah saçlarına öpücükler kondurup gözlerinden akan yaşlara izin verdi.
"Abim abim" diyen Meleğe karşılık Merzah daha sıkı sarılmıştı.
"Meleğim kardeşim" iki kardeşin kavuşmasına hüzünle bakan Demir ve Ümite eşlik bir kişi daha vardı.
Hazar nefreti öfkesi pişmanlığı her zerresine kadar hissediyordu.
Kendi eliyle yuvasını sevgisini bir hiç uğruna harcamaktan çekinmemişti.
Ama asla pes etmeyecek Meleği tekrar kolları arasına alacaktı. Bunun için elinden geleni yapacaktı...
Melek sadece ona aitti...
BÖLÜM SONU...