Bir Aşk Bir Tebessüm 17 Bölüm

1190 Kelimeler
Güvenin o keskin kokusu hissi şefkatin tanımsız, adı ve en önemlisi baba kokan kollar merhametli eller. Hasret kalmışsıcasına sığındığım tek liman babamın kopyası Merzah abimdi! Abime ne zaman baksam babamı görüyordum karşımda, bu yüzden özlemle kucağına atlamış babam kokusunu içime çekmiş göz yaşlarıma engel olamamıştım. Öksürük sesiyle istemeden abimden ayrılıp Demirkana baktım, kaşları çatık dudakları düz şekildeydi. "Melek müsade ette dostuma bende sarılayım" utançla başımı eğip kenara çekildim. Abim ters ters Demire bakıp iki koca adımda yanına gitmiş yumruk yaptığı elini burnunun ortasına gömmüştü. Ağzımdan fırlayan çığlıkla hızla Demire yaklaşıp kanayan burnuna bakmış boynumda ki fuarı tampon niyetine tutmuştum. "Abi Allah aşkına neden vurdun ona" Merzah istifini dahi bozmadan, kardeşine bakıp tekrar can dostuna yönelip konuştu. "Hak etti piç kurusu" demiş bu kez sıkıca sarılmıştı. Demir o yumruğu ve daha fazlasını bile hak etmişti. Merzah ona Meleği koruyamadıkları için vurmuştu. Haklıydı hiç birimiz Hazar denen ite engel olmamış çok sonradan öğrenmiştik! "Aramıza hoşgeldin Merzah" Demir dostunun elini sıkarken hiç olmadığı kadar mutluydu. "Hoşbulduk'da Samet ve yeğenim nerede" Merakla bakıyordu etrafa o an gözüne takılan adamla çenesi kasılmış öfkeden elleri titremeye başlamıştı. Bu piçin bu arada ne işi vardı gözlerini dikmiş direkt öfke ve nefretle Melekle Demirkana bakıyordu. Sakin olmalıydı gördüğünü belli etmemeliydi. Avını kaçırmak istemezdi doğrusu bu yüzden gizlediği ağaçlık alanın arkasından dolanıp ensesine çökecekti. Kara gözlerini kısıp dostuna ve avukat denen adama bakıp bacısını kolları arasına aldı. "Demirkan sen Meleği bizim eve götür. Benim bir kaç arkadaşa uğramam gerekiyor." Derken gözüyle Hazar denen iti kontrol ediyordu. Evleri o eve girmeyeli ne kadar olmuştu ki! "Hazar herşeye el koymuş Merzah evinize girmeniz bile yasak mahkeme kararı çıkartmış adam" duyduklarıyla dahada öfkelenen Merzah derin derin nefesler alıyordu. "Ee bizde bize ait olanı alırız"derken sesi katı ve sert çıkıyordu. "Alacağız elbette Ümit bu iş için var Meleğin ifadesi Sametin ses kaydı herşey bizden yana sadece biraz sabır" derken hep beraber arabaya doğru yürüyüp durdular. "Şimdilik bende kalın Merzah" demiş Meleğin binmesi için ön kapıyı açmıştı. "Tamam ulan tamam sen götür bacımı ben bulurum sizi al şu bavulu güvenli bir yere koy iki saate kalmaz gelirim" diyip kardeşinin yanağından öpüp kapısını kapattı. Sert ifadesiyle Demire dönmüş ardından Ümit denen adama bakıp aklına takılanları sormuştu. "Bu iş nasıl olacak Demir babamdan kalan herşey o adama geçmiş ve sen bir bok yapmamışsın öyle mi?" Nasıl oluyordu bu aklı almıyordu. "Ne Melek ne Samet bana tek kelime etmedi o piç Meleği yeğenini öldürmekle tehdit etmiş" derken elleri yumruk halini almış burnundan nefes alsada yediği yumruk tan ötürü sesi boğuk çıkmıştı. Merzah ise Hazarın hala daha orada beklediğini görmüş kaçırmadan lafı kısa kesmişti. "Bunları Samet gelince konuşuruz siz gidin sen avukat bey benimle gel" diyip arabanın arkasından dolaşmaya başlamış ağaçlık alana Ümitle girmişti. Ümit ise merakla Merzahı takip ediyordu itiraf etmesi gerekirse boyu uzun bedeni ise oldukça heybetliydi. "Burada ne yapıyoruz Merzah" dedi merakla çalıların arasından geçerken! "Tilki avına çıktık avukat" diyip tam olarak Hazarın gizlendiği ağacın ardından dolanıp kollarını adamın boynuna geçirdi. "Tilki yakalanır avcısına" Hazar Merzahın arabaya bindiği görmüştü nasıl olurda tam arkasında olurdu. Ümit ise dünden beri aradıkları adamın buraya gelecek kadar aptal olmasına hayret etmişti. "Koçum sen arabayı getir bizde az hasret giderelim" diyip Hazarın ensesinden tuttuğu gibi açıklık alana fırlattı. Hazar düşmekten son anda kurtulup yumruk yaptığı elini Merzaha doğru savurmuş lakin onun eski polis olduğunu çabuk unutmuştu. Merzah yüzüne doğru gelen eli havada yakalayıp ters çevirmiş Hazarın beline doğru kıvırıp diz kapaklarına vurmuş yere düşmesini sağlamıştı. "Bana bu hamleler sökmez köpek" demiş iki parmağını şah damarına yakın bölgeye bastırıp bayılmasını sağlamıştı. Yüz üstü yere kapaklanan hayatlarının katiline tepeden baktı. Ümit arabayı getirmiş tekrar Merzahın yanına dönmüştü. Yerde baygın halde yatan Hazara bir iki saniye bakıp bakışlarını adama çevirdi. "Tut şunu götürelim ondan sonra beni kadıköy sahiline at" diyip bir kolundan Ümit diğer kolundan Merzah tutmuş ağaçlık alandan çıkıp Hazarı arabanın bagajına atıp nefes nefese araca binmişlerdi. "Ne olacak şimdi" Aslında biliyordu ne olacağını! "Al götür bunu depolardan birine Demire mesaj at gece epey yorucu geçecek bize ait olanları alacağız" diyip elinde ki tesbihi çevirdi. "Bu hukuk dışı biliyorsun değil mi?" Merzah yan yan Ümite bakıp önüne döndü. "Konuştu hukuk adamı Ümit Bayar" Merzahın cevapıyla gülse mi ağlasa mı karar veremeyen Ümit susmakta buldu çareyi. İlk önce Hazarı Demirin boş duran fabrikalardan birine götürüp kaçamayacak şekilde bağlayıp Merzahı isteği üzerine Kadıköye bıraktı. Gelmişken Bereni görsemiydi acaba içten içe istesede kadının onu görecek vakti yoktu. Bu istekten vazgeçip bürosuna geçmek üzerine yola koyuldu. Merzah ise eskileri yad etmek istercesine sahilde geziyor 8 sene'de nelerin değiştiğine tek tek bakıyordu. Mesala sahilin hemen karşı tarafına üç katlı bir cafe inşa edilmişti. Değişmeyen tek şey balık tutan insanlardı. İyot kokusunu solurken aklına gelen anıyla iç çeken Merzah babasıyla her haftasonu geldiği deniz kenarına doğru yürümeye başlamış avucu arasında sıktığı tesbihi gözlerinin önüne kadar kaldırıp baktı. "Can yoldaşım oldun be kehribar" diyip iskeleye doğru yürüyüp ayakkabılarını çıkartıp taş zemine oturdu. Kıyıya vuran her dalga sesiyle huzurla gülerken yanı başına oturan bedenin çok sonra farkına vardı. Deniz kokusu hariç duyumsadığı ve aldığı çiçek kokusuyla annesinin hatıraları beynine doldu. Beren iş yerinden çıkar çıkmaz soluğu her zaman gittiği kadıköy sahili ve iskelesinde almıştı. Günlük mutlaka iskele boyu yürür bir saate yakın oturup dalga seslerini dinleyip çizim ve yazı yazardı. Bugünün aksine iskele ondan başka birini daha misafir ediyordu. Ağır ağır iskeleye varırken düşünmeye gerek görmeden genç adamdan biraz uzağa oturmuş, ellerini iki yana koyarak başını geriye doğru yatırmıştı. Merzah gayet rahat hareket eden kadına göz ucuyla bakmış açığa çıkan beyaz boynuyla yutkunmak zorunda kalmıştı. İç sesi "kendine gel oğlum" derken bir kez daha kadına bakmış siyah salık saçlarına hayranlıkla bakmıştı. Gecenin bağrından kopup gelmiş gibiydi sanki bu hisleri eski sevgilisine dahi duymamıştı. Boğazını temizleyip dikkatini çekmek istedi. Lakin kadının ondan tarafa bakmaya niyeti yoktu. Ya giydiği elbiseye ne demeli kırmızı Allahtan uzundu kıyafeti, güneşin yavaş yavaş battığını gören Merzah kalkmak için harekete geçmiş hala daha oturan kadına tepeden bakıp bariton sesiyle konuştu. "Seninle gün batımını paylaştık çiçek kız" diyip ardına bakmadan giderken son kez dönüp ona şaşkınlıkla bakan yeşil harelere göz kırpıp daha'da şaşırtacak sözlerini söyledi. "Kader çıkardıysa seni karşıma vardır Rabbimin bir bildiği"demiş geldiği yolu geri dönmüştü. Beren ise kalbinin atış sesinin hızlandındığını anladığı an kendi kendine mırıldandı. "Çiçek kızmış nerden geliyor bu öz güven ayı" Evet o ayıydı çünkü çünküsü yoktu. Melek ve Demirkan eve gitmek yerine daha rahat konuşacakları yere doğru arabasını sürmeye devam etti. "Sokağı geçtik Demir" Demirkan göz ucuyla sevdiğine bakıp başını salladı. "Biliyorum Meleğim konuşmamız gerekiyor" Ne konuşacaktı ki Allah aşkına! "Ne konuşacağız Demirkan eve gitmek istiyorum ben lütfen" yanlız kalmak istemiyordu ki Melek! Demirkan Meleğin korku dolu sesini duyar duymaz aracı yol kenarına park edip Meleğe döndü. "Korkuyor musun Melek benden" sesi ne kadar sakin çıksa da gözleri alev alevdi. Melek ne diyeceğini bilemez halde arkadaşına bakarken yutkundu aklına üşüşen anılar hiç iyi değildi. Nefesi kesik kesik olurken kendini araçtan atıp yürümeye başlamış bir yandan'da boğazını tutmaya nefes almaya çalışmıştı. Demirkan direksiyona arka arkaya vururken Meleğin arkasından inip peşine takılmış kolundan çektiği gibi bedenine yapıştırmıştı. Saçlarını okşarken yemin biçer gibi konuştu. "Benden korkma sana zarar vermem beni o piçle bir tutma" diyip saçlarından öperken kucağına yığılıp kalan kadınla ne yapacağını bilemedi. Güzel Meleği bunları hak etmiyordu... BÖLÜM SONU... Vote Sınırı koymak istemiyorum...
Yeni kullanıcılar için ücretsiz okuma
Uygulamayı indirmek için tara
Facebookexpand_more
  • author-avatar
    Yazar
  • chap_listİçindekiler
  • likeEKLE