Bir Aşk Bir Tebessüm 9 Bölüm

1066 Kelimeler
Not Hikayenin isminden rahatsız olanlar var mı?? Kulaklarımda hüzün barındıran melodi gözlerimin önünde ise, yaşadıklarımın acı tadı daha 17 yaşımda saf olmanın en çokta arkadaş dediğim insanların kör sağır kurbanı olmuş kendimle birlikte ailemi'de yakmıştım. Ben Melek Kahraman annesinin nazlı kuzusu babasının prensesi abilerinin kır çiçeği peki ne oldu şimdi neredeyim koca bir hiçliğin içinde savrulup duruyorum. Kocam dediğim adamın ihanet hançerini kambur gibi sırtımda taşıyor. Her gittiğim yerde insanların acı bakışlarına maruz kalıyordum. Neydi ki benim günahım kimeydi suçum neyeydi yaşadıklarım, neden utanan saklanan ben oluyordum. Kadın olmak suçmuydu bu devirde galiba öyleydi. Kuma kuma kuma kocanın hiç çekinmeden utanmadan getirdiği kadın gözlerinin içine baka baka sevip okşadığı sana inat güzel sözler sarf ettiği hangi ciğeri yanık kadın bunu kaldırır yada yaşardı. Ben yaşadım duydum gördüm isyan ettim peki sonuç mu işte buradayım insanlar önümden geçip giderken ben saatin dolmasını bekliyordum. Acıya doymayan benliğim bunun sadece başlangıç olduğunu bas bas bağırıyordu. Dünyada kaç kadın benim gibi acı çekmişti. Belkide dayanamayıp intihar bile etmişti. Ne kötü ne acı eğer biz kadınlar kocalarının üstüne kuma getirmeye kalksaydı büyük ihtimalle alnımızın ortasından vurulup öldürülmüştük. Neden çünkü biz kadınlık onlar erkek erkek yapar kadın yapamazdı. Olgu buydu bize dayatılan saçma şey tam olarak buydu. Kadın kısır olunca, çocuk sahibi olamayınca üstüne kuma veyahut kadın getirmek şarttı. Peki soralım size ya erkek kısır olsaydı kadın eşinin üstüne kuma getirseydi sonuç ne olurdu. Bu sorunun cevabı belliydi aslında koca bir yıkım kanlı son kafamı sağa sola sallayıp düşüncelerimi yine ve yine halının altına süpürdüm. Gün gelecek Hazara öyle bir gerçeği yüzüne çarpacaktım ki yaptığı şeylerden ötürü kendi kafasına sıkacaktı. Oturduğum yerden kalkıp otagarın içinde gezinmeye başladım. Telefon öncelikle telefon alıp abime haber uçarmam lazımdı. Bu yüzden Bursa'ya iner inmez telefon işini halledecektim. Bu kez sol tarafa dönmüş gördüğüm adamla kendimi lavaboların olduğu yere atmıştım. Lanet adam bulmuştu işte beni, kabinlerden birine girip kilitledim. Kadınlar tuvaletine giremezdi umuyordum ben kendime konuşurken duyduğum ayak sesleriyle nefesimi tuttum. O cehenneme dönmeye hiç niyetim yoktu. Konuşan iki kadının sesiyle kulak kararttım. "Kız duydun mu magazin haberleri bangır bangır şu ünlü iş adamı Hazar Kahramanı konuşuyor." Dedi kart sesli olan! "He duydum gül gibi eşinin üstüne kadın getirmiş yazık" aşağılık herif işte. "Ay sorma geçenlerde Hazar denen adamı asistanıyla basmış yeni karısı" Oh olsun cümle aleme rezil oldun Hazar beter ol. "Allahın dan bulsun hirdo" diyip gittiler. Kapının kapanma sesiyle usulca kilidi çevirip çıktım. Ellerimin titremesine mani olup etrafı kolaçan ede ede otobüsün bulunduğu alana gittim. Mulavinin bağırmasıyla sırt çantama dikkat ederek otobüse bindim. Adımımı atmamla yeni hayata başlangıç yapıyordum. Biletten koltuk numarama bakıp arkaya doğru ilerleyip cam kenarına geçtim. Aklım beynim sadece kurtulmaya odaklaydı. Hazar ise evin altını üstünü getirmiş kırılmadık eşya bırakmamıştı. Karısı ondan kaçmıştı. Daha yeni bedel ödemeye başlamışlardı. Adamlarını her yana sallasada tek bir iz dahi yoktu. Sinirle başını ovup koltuklardan birine oturdu. Kafasını dağıtmaya ihtiyacı vardı. Melek camdan dışarı bakarken, adım adım geleceğine gidiyordu. Hayal kırıklığım çoktu benim önce en yakın dostum sonra 6 senelik eşimin ihanetine tanık olmuş yıkılmıştım. Neydi bana yaşattığı acının sebebi neyeydi gerçekleri bilmesine rağmen neden yakıp kül etmişti. Otobüsün ağır ağır gidişi şehirden uzaklaşmamız kurtuluşuma adım adım gidişim mutlu ediyordu beni. Peki ya ben nasıl unutacaktım bana yaşattıklarını görmezden gelmek zor olsada başaracaktım. Kimseye yük olmadan ayaklarımın üstünde durup abimin yanına gidecektim. O güne gitti yine zihnim asla unutturmayacaktı bana geçmişi kocamın Yazgıyla el ele konağa girdiği gün çivi misali kazınmıştı. Nasılda gözümün içine baka baka elinden tuttuğu karısının dudaklarına kapanmış ayak üstü sevmiş sonra bana dönüp acımasız sözlerini sarf etmişti. "İstersen gece odaya Melek canlı canlı izlersin" demiş o gün bende ki yerini söküp atmıştı. Ağlamamak için direnip odama kaçmış ne var ne yok yıkmış onun eşyalarını bahçede yakmıştım. Şimdi mi ben özgürlüğüme giderken Hazarın başka kollarda teselli bulduğuna emindim. Hazar ise Meleğin gidişi ardından kendini arkadaşının barına atmıştı. Nasıl olsa karısı yine ona gelecekti mecburdu buna. İçtiği içkinin haddi hesabı yokken yanına oturan kızıl saçlı afete davetkar bakışlar attı. Bir gün bu bakışlar pişmanlıkla kavrulsada fayda etmeyecekti. Kızıl saçlı hatun kucağıma oturup kulağıma yaklaşmış ılık nefesini üflemişti. "Bana gidelim mi" Hazar baştan aşağı kadını süzüp olumsuz anlamda başını salladı. "Belki başka sefere" diyip kadını kucağından itip bardan ayrılmıştı. Karı kızla uğraşacak enerjisi yoktu. Valenin getirdiği araca binip gaza bastı. Neredeyse gece yarısı olacaktı lakin hala eşinden haber yoktu. Telefonundan en yakın adamını aradı. "Alo Hamit ne yaptın iz buldun mu?" Diye direkt sordu. Hamit bir elinde tuttuğu bilet örneğine birde giden otobüse bakıp sıkıntıyla iç çekti. "Hayır patron her yere baktım Melek hanımdan haber yok" o kadının ne kadar acı cektiğinin birinci şahidi oydu. "Lanet olsun nap et bul onu bana Hamit bul" diyöp telefonu kapattı. Melek olmadan Hazar bir hiçti. Kabul etmese dahi inkar etsede eşine alışmış sevmişti. Direksiyona arka arkaya yumruk atarken aracın yönünü çiftlik evine çevirdi. Madem Melek yoktu oda hırsını sinirini başkasından çıkarırdı. Eh en iyi adayda Yazgıydı. O kadını boşuna yamacına almamıştı ya ama aklı fikri Melek olurken ne kadar Yazgıya odaklı olurdu bilmiyordu. Ah ürkek ceylanı aklını çoktan bulandırmıştı. O it abisi kaçıp gitmeseydi şimdi herşey yolunda takır takır ilerliyor oluyordu. Peki Hazar şu soruyu kendine sormuşmuydu. Neden bunca acı bunca yapılan eziyet neyeydi. Elbette cevap basitti ölen abisi canı kanı kendi elleriyle toprağa gömdüğü biriciği. Bunun tek suçlusu olarak Meleği görüyordu. Eğer Melek abisini reddetmeseydi işler başka olurdu. Ama o ne yapmıştı abisini kandırıp oyunlar oynamış bir gece çağırıp canına kast etmişti. Hazar elbette araştırma yapmıştı Meleğin telefonundan abisine giden yığınla mesaj vardı. Hazar çiftlik evinin önüne arabasını park edip indi. Evin ışıkları çoktan sönmüştü cebinden anahtarı çıkarıp kapıyı açtı. Hızla odasına çıkarken duyduğu seslerle olduğu yerde durdu. Çünkü Yazgı kendisi hakkında konuşuyordu. "Of kızım sus bir ya yok Hazar bizi evden yolladı. Ne bileyim Meleğe ne yapacak sence umrumda mı o kadın ben çok mu meraklıyım sence elbette değilim dur dinle" diyip sustu. Hazar merak ve öfkeyle dinlemeye devam ediyordu. "Ay kızım salak mısın ne demek hamile kal ver eline çocuk Hazar kabul etmedi. Elbette korunduğumu sanıyor aptal merak etme bir iki aya kalmaz gebe kalırım. Melek mi o kısır galiba baksana 6 sene olmuş çocuk verememiş aman boşver o sürtüğü umarım Hazar onu gebertir kurtulurum" kapının duvara çarpma sesiyle Yazgı korkuyla telefonu yere düşürdü. Hazar kararan gözleriyle kasılan çene hatlarıyla oldukça korkunç görünüyordu. "Melek değil ama sen acıdan gebereceksin" ses tonu oldukça sakın çıkmıştı. Bağırsa bu kadar etkili olurdu. Melek o ise çoktan uykunun derin kollarına kendini bırakmış kaderin ona çizdiği yolda gidiyordu.... BÖLÜM SONU...
Yeni kullanıcılar için ücretsiz okuma
Uygulamayı indirmek için tara
Facebookexpand_more
  • author-avatar
    Yazar
  • chap_listİçindekiler
  • likeEKLE