Sen sevsende yüreğim seni seven kalp biz olduktan sonra ateş olsan eritemezsin o buzu öyle bir duvar örmüş ki kendine eline alsan balyozu fayda etmez o duvarı kırmaya.
Üç maymunu oynar bazen insan görür duyar ve bilmez Melek yaşadıkları boyunca ona bu hayatı reva gören insanların sessizliğinde acımasızlığında boğulup gitmişti.
Bursa otobüsü saatler sonra, otogarda durmuş yanında ki bayandan sonra inmişti. Yanında sadece sırt çantası vardı.
Bu şehri seçmesi'nin özel bir nedeni vardı. Anıları tek tek hafızasında yer edinirken kolunda ki saate baktı.
Gece 00.00'ye geliyordu nereye gidecekti ki kaçarken herşey o kadar kolay görünmüştü ki gözüne şimdi dağ gibi büyüyordu.
Abisine ulaşıp bir an evvel onların yanına gitmeliydi yada onların gelmesini bekleyecekti. Şimdilik küçük bir otel bulup geceyi geçirse iyi olacaktı.
Bilet satan gişeye gidip yol mu sorsaydı yada şu küçük minibüslere binip gitsemiydi.
Kararını çabuk verip gişeye gitti. Orada bilet satan bayanı görüp boğazını temizledi.
"Merhaba şey buralarda bildiğiniz temiz bir otel varmı?" Zayıf ve soluk tenli kadın göz bayarak cevap verdi.
"Iki sokak ötede Çiçek otel var" kısaca karşılık vermişti.
Melek kadının tavrına sinir olarak teşekkür etme gereği dahi duymadan ayrıldı oradan.
Kadının dediği gibi boş ve İzbe görünen sokağa gitmek hele ki bu saatte epey tehlikeli bir hareket olurdu.
Bu yüzden gözüne kestirdiği banklardan tekine oturup öylece hayatını düşünmeye başladı.
Hazar ise Yazgı'nın konuşmalarından sonra odanın kapısını sertçe kapatıp kilitledi.
Sinirle soluk alıp veriyordu elinden kaza çıkmaması için derin derin nefesler alsada pek fayda ettiği söylenemezdi.
Hırsla kararmış yüzünü eşine dönmüş kısık tonda söylenmişti.
"Demek önce çocuk yapacak sonra Meleği yollayacaktın sence ben onu bırakır mıyım sanıyorsun Yazgı" genç kadın korksa da korktuğunu belli etmedi.
"Ya ne olacaktı Hazar Melek seni sevmiyor sevseydi şuan yanında olurdu sahi nerede rezil ettiğin kadın" Yazgı konuştukça bittiğinin farkında değildi.
Kahkaha atan Hazar Yazgının bu kez iyice korkmasına vesile olmuştu. Hırsla kadının saç kökünden çekip başını yukarı doğru kaldırdı.
"Ulan kerhane gülü seni kendime eş aldım pişman ettin aklıma edeyim aklıma ama ne var biliyor musun yuva yıkanın yuvası olmaz derler en çok ta neye yanarım bilir misin Yazgı senin gibi orospuyu eş diye aldığıma" Hazar abisini intikamına o kadar odaklı olmuştu ki bazı gerçekleri görmezden gelmişti.
"Altına alırken öyle demiyordun ama Hazar bey ne oldu çok sevgili katil karın seni terk mi yoksa" yanağında hissettiği sızıyla başı yana dönen Yazgı iyice bilenmişti Meleğe.
Hazarı elde etmek için az uğraş vermemişti sonuçta. Her gittiği yere gitmiş gözüne girmek için elinden ne geldiyse yapmış hatta Aysel denen baş belasından yardım dahi almıştı.
Tabi bunları Hazarın bilmesine gerek yoktu.
"Sen benim kocam bende senin eşinim bu hep böyle olacak" Hazar ilk defa yaptıklarından ölesiye pişman olmuştu.
"Seni boşamak bir saniye mi bile almaz Yazgı ama seni özgür bırakmak sana ödül olur." Diyip vurduğu yeri okşadı.
Yazgı o dokunuşla bile kendinden geçmiş gözlerini kapatmıştı.
Hazar alayla karışık karısının yüz ifadelerine bakıyordu.
"Ulan bir hareketimle bile kendinden geçecek hale geliyorsun" dediği an Yazgı kapalı gözlerini açıp sırıttı.
"Sen ve ben aynıyız istediğin kadar Meleği koru Hazar Melek senden gideli çok oldu." Dudaklarını kadının çenesine geçirip ısırdı.
Acıyla karışık zevkle çığlık atan Yazgı Hazarın dudaklarına kapansada geriye doğru savrulmasıyla belini yatak başlığına çarptı.
"Bundan sonra teksin benden kocalık bekleme sakın" diyip odadan çıkıp Melekle kaldıkları odaya girdi.
Yazgı ise içinden lanetler ederken sinirle soludu.
"Pis sürtük umarım gittiğin yerden dönüşün olmaz senin" Meleğin arkasından atarken gelecekte ondan daha kötü hallere düşeceğini bilmiyordu.
Hazar tek yatmaktan nefret ederdi oda bile Melek kokuyordu portakal çiçeği kokusu derince soluyup banyoya girdi.
Melek biraz daha bekleyip boş taksilerden birine binmişti. Kadının dediği otelin adını verirken epey gergin ve tedirgindi açıkçası çekine çekine konuştu.
"Şey acaba telefonuzu kullanabilir miyim?" Orta yaşlarının sonunda bulunan adam tebessüm edip cep telefonunu uzattı.
Ezbere bildiği numarayı hızla girerken kalbi heyecandan deli gibi atıyordu.
Bir iki dıt dıt sesinden sonra abisinin sesini duymuş göz yaşlarına mani olamamıştı.
"Efendim" diyen sesle ağzından koca bir hıçkırık kaçarken güçlükle konuştu.
"Abi abim" sesi kırık dökük çıksada umursamadı.
"Meleğim kardeşim" Samet ağladı ağlayacak hale gelmişti. Hazar denen itin yüzünden hayatları mahvolmuştu.
"Abi ben kaçtım o evden o adamdan kurtuldum" Sametin yüreğine endişe tohumları düşerken endişeyle konuştu.
"Neredesin bacım şimdi nasıl kaçtın" arka arkaya sorarken meraktaydı.
"Abi ben seni yarın tekrar arayacağım beni merak etme iyiyim ben şey Demirkana bahsetme olur mu benim yüzümden işinden gücünden olmasın" Samet el mecbur kabul etti. Çünkü iyiden iyiye Demirkana yük olmuşlardı.
"Tamam bacım dikkatli ol gözünü seveyim beni habersiz bırakma aramanı bekleyeceğim" dedi.
Melek boğazına oturan yumruyu gideremedi.
"Ailemden bir siz kaldınız abi herşey sizin için hadi kapat artık yakında görüşeceğiz" demiş ve kapatmıştı.
Telefonu taksiciye verip başını cama yaslamış kısa yolun bir an önce bitmesini diliyordu.
Özlem ve hasret iki yakıcı duygu anne ve babası canı ciğeri abisi gittikten sonra boğazına yumru olup oturmuştu.
Hazar hayallerinin geleceğinin katili bir inat uğruna herşeyi tepe taklak etmeyi başarmıştı.
Yazgı o ise üstüne giydiği transparan mor gecelikle odasından çıkmış, koridorun bitişiğinde biten odaya çalmadan girmişti.
Kocası yatağın üstünde sere serpe göğsünde tuttuğu çerçeveyle uyuyordu.
Adımlarını sessiz atıp yatağın yamacına yanaşıp çerçeveyi aldı.
Hazar ve Meleğin birbirine sarılmış halde gördüğü fotoğrafı hırsla yere attı.
Hazar duyduğu gürültüyle uyanırken, başında dikilen kadına ters ters baktı.
Belkide ilk defa Yazgının vücuduna bakmıyordu. Gözleri bu kez yerde paramparça edilmiş cam kırığına baktı.
Sağ gözü sinirden kasılırken Yazgının bileğinden tutup hafifçe kendine çekmiş ağzının içinden adeta bağırmıştı.
"Ne bok yediğini sanıyorsun lan sen bu odaya hangi hakla girer bana ait olana dokunursun" Yazgı sinirden gözü adama yanaşıp dudağından öptü.
"Özledim seni Hazar sen özlemedin mi?" Diyen Yazgıyla ya sabır çekti
"Defol git odana gece gece belanı benden bulma bir dahada odama izinsiz girme hatta hiç girme" üstünün çıplak oluşuna aldırmadan yataktan kalktı.
Yazgı kocasının sırtına sarılıp gitmesine engel oldu.
"Gitme Hazar benim senden başka kimsem yok bırakma beni dokun bana sev beni" Hazar beline dokunan elleri çözüp kadının yüzüne boş boş baktı.
"Yazgı odana git elimden bir kaza çıkacak yoksa" Git gide sinirleri bozulmaya başlıyordu.
"Gitmiyorum gitmeyeceğim gör beni daha düne kadar odama girip benimle birlikte olan sendin ne oldu şimdi ha ne" değişen çok şey olmuş ve Hazar geriye ittiği duyguların geçte olsa farkına varıyordu.
"Yarın hayatımdan temelli çıkıyorsun Yazgı" ortaya attığı sözle Yazgı saçlarını çekiştirdi.
"Beni bırakmana izin vermem bunu yapamazsın" ses tonu yükselen Yazgının kolunu tutup hırsla sıktı.
"Ulan ne laftan anlamaz kadınsın seninle işim bitti Meleğe acı çektirmek için seni kullandım neyini anlamıyorsun bunun" Yazgı kalbinin acısıyla sustu.
"Susarsın işte böyle aramızda ki nikah gerçek bile değilken neyin kafasını yaşıyorsun sen şimdi siktir git" diyip işaret parmağını kapıya doğrulttu.
Yazgı geldiği gibi giderken bu işin bu kadar çabuk bitmeyeceğini içten içe söylüyordu....
Melek ise geldiği otelin önünde yeni hayatına ilk adımını atıyordu.
Bölüm Sonu....