❂ BBB | Bölüm 7 ❂

932 Kelimeler
Somurtarak elbiseleri incelemeye başlamıştım. Aklım hala o mesajdaydı. Şimdi ben sahte nişanlım tarafından aldatılmış mıydım az önce? Gerçi onu sevgilim olarak kaydetmişti, yani bu durumda o beni, onunla aldatmıştı. Ben ikinci kadın mı olmuştum şimdi? Vay ben nerelere gidem? Kafamı hangi taşlara vuram? Can sıkıntısıyla önüme gelen ilk elbiseyi ekran görüntüsü aldım. Telefonu hemen kenara bırakmak adına. Ta ki aklıma gelen sinsi fikirle telefonun kilidini açana kadar. Önce galeriye girdim. Bu adam insan falan olamazdı. Benim telefonumda bile 500 küsür fotoğraf vardı, bu adamın telefonunda sadece 6 resim vardı. Pardon sen insan mısın? Hayır yani insan hiç mi yanlışlıkla kameraya girip kendini yanlışlıkla çekmez, Benim fotoğraflarımın 200 küsür öyle çekilmiş ifşamdı. Bir tanesinde Buğra önde Devrim telefonuyla oynarken çekilmişti. Diğerinde İpek Buğra ve Devrim vardı. Diğer resime baktığımda ise İpek Devrim ve sarışın bir kadının resmi vardı. Acaba bu o muydu? Peki neden sevgilisi varken başkasıyla nişanlanmıştı? İkinci en çok merak ettiğim soru bu olmuştu şimdi de. Kızı inceledim. Fazlasıyla güzeldi. Sarı saçlı ve mavi gözleriyle her erkeğin aklını başından alabilirdi. Dudak büküp w******p'a tekrar girdim. Profil fotoğrafını açmıştım. Cidden bu oydu. Neden ama? Neden benimle nişanlanmıştı? Sevgi teyzenin kriterleri yüzünden olabilir miydi? Böyle bir şey yüzünden nişanlanmadılarsa, bir dakika bir dakika, Devrim daha önce nişanlanmıştı. Arabada bir şey söylemese de sessizliği ele vermişti. Ne dönüyordu ya burada böyle? Öfleyip Google'a girdim. Merdivenleri de gözetlemeyi ihmal etmiyordum bir yandanda. Yüzümde sinsi bir gülümseme belirdi. Yaptığım işlem on dakika içerisinde bitmişti. Merdivenlerden sesler gelmeye başladığında ise geldiğini anlamıştım. Telefonu hemen kenara bırakıp esneme rolü yaptım. "Devrim benim uykum var. Ben nerede yatacağım?" "İkinci katta, koridorun sonundaki oda. Orada yatabilirsin. Dolaba kıyafet bıraktım. Çarşaflar temiz." Kafamı salladım. Yürümeye başlamıştım ki "Elçin." Dedi. Adımlarımı durdurdum. "Telefonu verir misin? Servise yollayacağım." Kafamı sallayıp telefonumu ona uzattım. Ardından bana tarif ettiği odaya girip dolabı araladım. Dolabın içerisinde kıyafetler vardı. Acaba sevgilisine mi aitti bu kıyafetler? Elimle yumuşak kıyafetlere dokunurken elime etiket geldiğinde rahat bir nefes aldım. Yeniydi kıyafetler. Üzerime kıyafetleri geçirip rahat yatağa uzandım. ***** Saat on ikisiye vururken İpek tarafından uyandırılmıştım. O kadar nasıl uyuyabilmiştim anlamlandırmaya çalışırken İpek dışarı çıkmıştı. Bende üzerime dolaptan seçtiğim kıyafetleri geçirdim. Cidden ben bugün nişanlanıyordum. Sahte de olsa. Aşağıya indiğimde Buğra ile Devrim hararetli bir şekilde tartışıyorlardı. Devrim'in yüzü sakindi. Hadi ama hala ne yaptığımı öğrenmemiş miydi? Somurtmaya başlarken sanki Allah dediğim şeyi duymuş gibi Devrim'in telefonu çalmaya başladı. Şiki şiki baaabaaa hayyıı hayıı yabaaaa Gülmemek için kendimi zor tutarken Devrim dehşet içerisinde telefonuna bakıyordu. Allahım yüzünü görse var yaa. "Elçiiiiinnn." Diye bağırdı. İç ses benimle dalga geçercesine "Elçin adam senin bir günde ne mal olduğunu anladı. Tebrik ederim." Derken Buğra ve Ipek kahkaha atmaya başlamıştı. Devrim onlara ters ters bakarken şirince baktım Devrim'e. Hala şarkı devam ediyordu. "Ne bağırıorsun ya? Böyle devam edersen kulağımın cenaze namazı kılınacak." Sinirle baktı bana. Telefonunu sallamayı da ihmal etmiyordu. "Bunu sen yaptın değil mi?" "Yioooo ben değil elim yaptı." Dedim sinir bir tatlılıkla. Biliyorum çok iğrençti. Elini saçlarına geçirip "Kızım sen nasıl bir belasın lan?" Baya öfkelenmişti. Yüzümdeki ifade solarken dudağımı büktüm. Ağlama isteği bırak peşimi. Kendimi toparlayamayacağımı anladığımda hızla odaya koştum. Cidden üzülmüştüm. Kendimi yatağa atıp gözyaşlarımı yastığa silmeye ve burnumu çekmeye başladım. Kapı açıldığında ise yumuşak yastığa kendimi biraz daha gömdüm. "Biraz daha kendini o yastığa bastırırsan katilin kendin olacaksın." Alayla söylediği şeyle kafamı kaldırdım. Tenim beyaz olduğu için çabuk kızarmıştım. "Sadece şaka yaptım ama sen bana kızdın." Dedim hıçkırarak. Hayretle baktı gözlerime. "Cidden sen 22 yaşında falan olamazsın. Karşımda 6 yaşında bir kız çocuğuyla konuşuyormuşum hissiyatı veriyorsun resmen bana." Dudaklarımı daha çok bükerek tekrar yastığa gömüldüm. Ben çocuk değildim tamam mı? Hıh. "Yaw he he." İç ses yine devredeydi maşaAllah. İç sesimi susturup gidip gitmediğini duymak amacıyla kulaklarımı daha çok kabarttım. "Ben sana nasıl katlanacağım ya?" Gözlerimi kısarak kafamı kaldırdım. "Beğenmiyorsan git sevgilinle nişanlan. Ben sanki sana çok bayılıyorum te Allahım ya." Yüz hatları gerildi. "Sen mesajlarımı mı kurcaladın Elçin?" Ciddi ciddi soruyor mu diye baktığımda gerçekten ciddi olduğunu anlamıştım. "Devrim mantıklı bir perspektiften baksan benim sevgilini görmememin imkânsız gibi bir şey olduğunu anlardın. Benim profilimin hemen altındaydı çünkü kendisinin profili. Bu arada güzel kızmış." Evet güzel kızdı ama bu önemli değildi. Sonuçta benimde içim onun dış güzelliğiyle yarışırdı. Hıh. İç sesimin bana "Çarpılacaksın Elçin." Demesini engellemek adına hemen ağzına koli bandı bağlamıştım. Mikemmelim ben. Dediğim şeyi mantıklı bulmuştu sanırım. Yatağımın kenarına çöktü. "Senden hiçbir şey saklamayacağım öğrendiğine göre Elçin. Ahu benim nişanlımdı. Yani annemin hastalığını öğrenmeden önce." Ahu, tam kötü karakter ismi. Uwwww. Düşünceme hak verip Devrim'in onayladım. Devrim komut almış gibi konuşmaya devam etti. "Annem Ahu'yu nişanlandıktan sonra bile onaylamadı. Niye olduğunu bilmiyorum. Kadınları anlamak çok zordu fakat annemi anlamak hep daha zor olmuştu." Sevgi teyzeyi az çok anlamaya çalışıyordum. Muhtemelen Ahu'da bir şeyler sezmişti. Çünkü bir anne her zaman en iyisini isterdi. Ve Ahu en iyisi değildi. "Annemin hastalandığını öğrendiğimde sudan çıkmış balığa döndüm. Onun istemediği hiçbir şeye tahammül edemez oldum. Çünkü gözümü kapattığımda annemin benim yüzümden ağlayışları aklıma geliyordu." Çok pişmandı annesi hasta olmadan önceki hayatı yüzünden. Sessizce dinlemeye başladım. "Her vuruluşumda anneme gelir, o kana bulanmış ellerimle annemin tertemiz bedenine sarılırdım. Sessizce ağlasa dahi duyardım sesini. Benim birgün öldürülmemden onu deli gibi korkutuyordu" Gözlerini gözyaşları istila ederken, boğazını temizleyip zor olsa da konuşmaya devam etti. "Hastaneye birlikte gittik annemle. Kanser olmuş. Sebeplerine internetten baktım. Stres." Burukça gülümsedi. O gülümsemeyle içim acıdı. "Biliyor musun? Annem benimle uğraşmadığı zamanlar çok mutlu bir kadındı. Benim yüzümden bu hâle geldi. Hep içine attı. Ve ben onu bu hâle getirdim. Beni suçlamadı bile. Biliyor musun?" Dudaklarımı ısırırken kendimi tutamadan ona sarıldım. Birkaç dakika öylece durmuştum ki belime sarıldı. Beklemiyordum böyle bir şey yapacağını. İkinci beklemediğim şeyse Devrim'in "Annem gibi kokuyorsun." Deyişiydi. 
Yeni kullanıcılar için ücretsiz okuma
Uygulamayı indirmek için tara
Facebookexpand_more
  • author-avatar
    Yazar
  • chap_listİçindekiler
  • likeEKLE