❂ BBB | Bölüm 8 ❂

1527 Kelimeler
Kendini ilk toparlayan Devrim olmuştu. Geri çekilip kızarık gözlerle bana bakıp gülümsemeye çalıştı ama gülümseyişi yüzünde eğrelti duruyordu. Konuyu değiştirmek adına düşünmeye başlarken Devrim benden önce davrandı. "Yeni telefonun komodinin üzerinde. Sim kartın değiştirildi Edim'in aramaması için. " Kafamı komodinin üzerinde duran telefona çevirdim. Komodinin üzerindeki telefonu görmemle şaşkınlığıma mani olamamıştım. "Ben bu telefonu kendimi satsam alamam." Dedim. Yine ağzımdan patavatsızca bir cümle firar etmişti. Heyecanla telefonun yan tuşuna bastım. Telefon zaten açıktı. Halkayı kaydırıp telefonu incelemeye başladım. Devrim göz devirerek "Hazırlan, aşağıya in. Bir şeyler ye." Kafamı sallarken Devrim'de odadan çıkmıştı. İlk olarak brolarımın numaralarını kaydettim. Hangi manyak kendi numarasını bilmeyip kanakalarının numaralarını ezbeleyebilirdi ki? Whatsapp'a girip Can ve Gül'ün numarasını kaydederek grup açtım. Buralar Bizimdir Aslanlar, adlı gruba Sümüklü ve Ronaldinho'yu eklediniz.. Ronaldinho Beni bu gruba kim aldı amq? Sümüklü Asıl beni kim aldı? Siz Benim aslanlar aplanız Elçin. Yazıyor.. Yazıyor... Sümüklü Niye engelledin lan beni mal? Bir sürü sorum var sana. Ronaldinho Kaçırıldığına dair haber alıyoruz ardından nişanlanacağın haberini alıyorum Gül'den. Ne oluyor kızım? Sümüklü Aynen. Dudaklarımı dişlerimin arasına kıstırırken ne diyeceğimi düşünüyordum. Bunu düşünürken baya zaman geçmiş olmalıydı ki Gül'den mesaj geldi. Sümüklü Kanka yarına mı cevap vereceksin acaba sorduğum soruya? Göz devirdim. Siz Şu an müsait değilim. Size atacağım konuma gelin. Her şeyi anlatacağım. Çabuk gelin ha. Umarım ben bir bahane bulana kadar gelmezlerdi. Bizimkilerin cevap vermesini beklemeden interneti kapatmıştım. Birkaç dakika elimi kalbime koyduktan sonra ayaklandım. Ta ki kapı çalana kadar. Gel dediğimde içeriye İpek girdi. Beni o kadar savunmasına rağmen isminin ve Devrim ile 4 yıldır arkadaş olmaları dışında hiçbir şey bilmiyordum. Gülümseyerek az önce Devrim'in oturduğu yere oturmuştu. "Elçin Devrim sana söylememi istedi. Ahu, Devrim'in şirketlerinden birinin ortağının kızı.Ahu da o nişanda olacak. Yani gördüğünde saşırmanı istemiyor Devrim. Bu arada gerilmene gerek yok. Formalite icabı olacak her şey." Soğukkanlı bir ifadeyle onu dinledim. Formalite icabından kasıt neydi? Sormamaya karar verdim. İçimde bir şeyler kırılmıştı. Ne olursa olsun ben bir kadındım ve sahte de olsa nişanlanacağım adamın eski nişanlısının o nişanda olması onur kırıcıydı. Susma hakkımı kullanırken "İpek." Söylemek ve söylememek arasında bir ikilemde kalmış gibi birkaç saniye sustuktan sonra konuşmaya karar verdim. "Ahu ile Devrim tamamen mi ayrıldılar?" Keşke diye bir nida döküldü ağzında. O da sevmiyordu Ahu'yu. Ne vardı bu Ahu da? "Sevgi teyze vefat ettiğinde evleneceklermiş. O yılan izin verir miydi yoksa buna?" Dedi. Sesi üzgünlüğünü ele veriyordu. Bende üzülmüştüm. Sevgi teyze hayat doluydu. Ölmesini bende istemiyordum şu kısa süreçte tanışmamıza rağmen. İpek bu puslu havayı dağıtmak adına "Şiki şiki baaabaaa iyi müzik seçimi bu arada." Dediği şey beni gülümsetti. Aslında her şey spontane gelişmişti. Bu, sevgilisi varken beni öpen Devrim'e intikam komplosuydu. İçim haince sırıtırken telefonum çaldı. Sümüklü arıyor.. Yazısını gördüm. Hemen açmıştım. "Alo kanka." "Efendim Gül." "Kanka biz geldik ama kapıdaki hanzolar patronları söylemeden bizi alamayacaklarını söylediler." Ne çabuk gelmişlerdi bunlar ya? Ben dışarıda değilken ışınlanma falan mı bulunmuştu? Nasıl geldiklerini sormadan "Tamam kanka." Diyip kapattım. İpeğe bir şey söylemeden hızla aşağıya inmiştim. Buğra beni gördüğünde sabah yaptığım şeyden dolayı gülmeye başlamıştı. Devrim de farketmişti beni. "Devrim arkadaşlarım geldi de, arar mısın kapıdaki korumaları? " Bir şey söylemeye tenezzül bile etmeden görevlileri aradı. Yaklaşık on dakika içinde kapı çalmıştı. Görevli kadına fırsat vermeden ben kapıyı açmaya gittim. Kapıyı açtığımda sadece Gül'ün olduğunu gördüm. Ona sımsıkı sarılırken Can'ı arıyordu gözlerim. "Can'ın antrenörü aradı kapıda kanka. Gitmek zorunda kaldı. " Kafamı sallarken birlikte içeriye girmiştik. O da benim gibi görmemiş moduna geçiş yapmıştı. Ardından salona girdik. İçeriye girdiğimizde üç çift göz bize dönmüştü. Gül bana sorgularcasına baktığında ona döndüm. "Enişten." Gül ayakta duran Devrim'i görünce gözleri büyüdü. "Kanka aşkta uzun mesafe iyidir de bu biraz fazla uzun değil mi? " Diye sordu. Sende mi Brütüs? Sen bile beni boyumdan vuruyon? Üçü de bıyık altından gülerken daha fazla dayanamadım. "Eğer biraz daha sırıtırsanız hepinizi deşerim. Sende sus, benimle gel. İşim var seninle. " Diyip çekiştirmeye başladım. Ama beni duraksattı ve Devrim'e yaklaştı. İşaret parmağıyla koluna dokunduktan sonra ise bana döndü. "Lan bu gerçek. " Arkadaşla hiçbir bağlantım yok demek istesemde sustum. Devrim baya eğleniyordu belli ki bu durumdan. Gül'ü hemen kolundan tutup odama süküledim.  Odaya geçtiğimde öldürücü bir ifadeyle baktım gözlerine Hayır yani benim arkadaşım olduğunu bu kadar belli edemezdi Devrim'e. "Gül, evlatcığım seni üç kere atıp iki kere mi tuttu annen?" Ellerini göğsüne bağlayıp "Nasıl tanıştınız siz enişte beyle?" Al işte, dananın kuyruğunun koptuğu o an. Duraksadım önce, ardından Gül'e anlatmak istedim. Çünkü eninde sonunda öğrenecekti bu durumu. Can'a söyleyemezdim çünkü ondan korkuyordum. Can'ın olmamasını fırsat bilerek herşeyi anlatmaya başladım. Benim aksime Gül'ün ağzı sıkıydı. Anlatacağım seyler bittiğinde ağzını sonuna kadar açmıştı. "Ağzını kapa sinek kaçacak." Ağzını kapatmaya yönelik bir hareket yapmayınca ben kapatmıştım. Birkaç dakika düşünüyormuş gibi yapıp, konuşmaya başladı. "Aslında anladım biliyor musun Devrim'i görünce bir şeyler döndüğünü." "Sen bana Devrim sana bu çirkinlikle bakmaz mı diyorsun kız?" Gül göz devirdi. "Birincisi kafayı yemişsin. Sen baya güzelsin. Kendine hakaret etme. Benim kastettiğim şey Devrim'le senin bir kesişim noktanız yok. Ha makyaj yaptığın mankenlerden birinin sevgilisi olsaydı ve sen onu ayartsaydın kesişim noktanız olurdu." Haince sırıtırken yatağımdaki yastığı Gül'e attım. O an kapı yine çaldı. İpek'ti muhtemelen. Gel dediğimde tam tahmin ettiğim gibi İpek girmişti. "Elçin'ciğim birazdan saç ve makyajınla uğraşacak bir ekip gelecek. İstersen duş al." Gül, İpeğin bu dediğiyle ayaklandı. "Kanka sen işine bak. Bende elbise falan kiralayayım. Sahte de olsa sonuçta sisterımın nişan günü. Ben kaçar." Ayaklandı ve beni öptükten sonra odadan çıktı. Bu kadar normal karşılayacağını tahmin etmemiştim. İpek'in yüz ifadesini inceledim. Acaba kızmış mıydı? Gül'e gerçekleri söylediğim için. "İpek, Gül her şeyi biliyor." "Ailene söylemediğin sürece bir arkadaşının bilmesinin önemi yok. Ama lütfen sadece bir arkadaşın bilsin." Can'a söylemeye niyetim yoktu zaten. Ailemde olmadığına göre bir sıkıntı kalmamıştı ortada. "Bu arada ailenin adresini söyler misin? Buğra'yla almaya gidecekmişiz." Ağlamayacağım. Ağlamayacağım. Ağlamayacağım. İçimden bir Pepee şarkısı tuttururken burukça gülümsedim. Gözlerimin dolmamasıni sağlayabilmiştim en sonunda. "Annemle babamı 14 yıl önce kaybettim ben. Benzin paranız cebinizde kaldı. Hadi yine iyisiniz." Sesimin neşeli çıkmasına özen göstermiştim. Ama üzgünlüğüm sesime yansımıştı. İpek'te üzülmüştü. "Hadi ben banyoya gireyim. Kendi sahte nişanıma geç kalmak istemem." Diyip bir odanın kapısını açtım. Tahmin ettiğim gibi banyoydu. ******* Hayatımda yaşadığım en güzel banyo keyfiydi. Aslında dertsiz tasasız tek banyom olduğu için keyifliydi. İlk defa birey olduğumu hissetmiştim. Sadece kendi adıma bir şey yapmıştım. Banyonun kapısı çaldığında abarttığımı farketmiştim banyoda kalmayı. "Elçin banyodan çıktıktan sonra yatağın üzerinde bıraktığım elbiseyi giy, makyajın yapılırken kıyafetlerin kirlenmesin. Bu arada ekip geldi çıkmanı bekliyorlar. Nişan sekizde başlıyor." Artık çık diyordu İpek kibarca. "Tamam." Kapının kapatıldığını duyduğumda İpeğin gittiğini anlamıştım. Suyu kapatıp bornoza sarılarak odaya girdim. Yatağın üzerinde diz altıma kadar gelen ipli bir elbise vardı. Üzerime temiz iç çamaşırı giyip elbiseyi üzerime geçirdim. Saçlarımı kenara atarken odadan çıktım. O genç hizmetçiyi elinde tepsiyle görmüştüm. "Şey aşağıya inip İpeğe haber verir misin? Lütfen." Kız masumca gülümsedi. "Tamam Elçin hanım." Ben ve hanım? Fazlasıyla eğrelti durmuştu bende. Bana hanım deme diyecekken kız çita hızlılığında, koşar adım merdivenlerden aşağıya indi. Bende el mecbur odaya girmiştim. Yaklaşık on dakika içinde odaya ekip girdi. Saçlarımı ıslaklığıni önce fön makinasıyla kuruturken makyözlerde makyaj yapmaya başlamıştı. Yüzüme benden hariç kimsenin makyaj yapmasına izin vermek istemiyordum fakat çok geç kalabileceğimi düşünerek, bir ilk gerçekleştiririp izin verdim. Pınar abla ve İpek'te benim odamdaydı. Onlarda diğer ekiplere makyajlarını yaptırıyordu. Saçımı sade ve şık, örgülü güzel bir salaş topuz yaparlarken makyajımda da gözlerimin yeşilin ön plana çıkaran tonlarda far uygulayıp gözlerimi çekik göstermişlerdi. Ardından da dudaklarıma bordo tonlarda bir ruj uyguladılar. Makyajım ve saçım çok güzel olmuştu. Makyajı ben yapsam bu kadar güzel olabilirdi. Pınar ablanın ve İpeğin de saç ve makyajları bitmişti. İkisi de çok güzel görünüyordu. Ekibi Buğra uğurlarken İpek ve Pınar abla buraya getirdikleri elbiseleri farklı odalarda giyinmeye başlamışlardı. Devrim neredeydi? Neden görünmüyordu ortalıkta? Somurtarak üzerimdeki elbisenin yandaki fermuarını indirip, elbise torbasının fermuarını açtım. Evet ilk defa göreceğin nişan elbiseni giymeye hazır mısın? İç sesimin cümlesiyle göz devirdim. Elbiseyi yavaşça çıkardığımda ise gözlerim kocaman açıldı. Çok güzeldi. Işıl ışıl ve çok şıktı. Ta ki gördüğüm o cesur yırtmaca kadar. Allahım ben bunu nasıl giyecektim? Gözlerim saate kaydı. Saat altıydı. İki saat vardı. Hemen telefonu alıp elbisenin fotoğrafını çekerek Gül'e attım. Siz Kanka şu elbiseye bak. Sümüklü Oha kızım çok güzellll buuuuu . Siz Lan ben bunu nasıl giyeceğim? Sümüklü Kanka giy hem belli mi olur oradan kendine gerçek bir enişte bey bulursun. * Göz devirmekle yetindim. Cidden hiç yardımcı olmuyorsun Gül. Elbiseye tekrar baktım. Elbise uzun ve fazlasıyla dişiydi. Tek ve düşük kolu vardı. Derin bacak dekoltesini saymıyorum bile. Üzerimdeki elbiseyi indirerek nişanda giyeceğim elbiseyi üzerime geçirdim. Çok güzel olmuştu ve gözlerimi o kadar güzel göstermişti ki renk. Boyum kısa da olsa bacaklarım uzun görünüyordu. Altına öfleyerek şık ten rengi zarif ince topuk bir ayakkabı giymiştim. Çok güzel olmuştum fakat hala kararsızdım. "Elçin müsait misin canım?" Pınar ablanın sesiyle "Gelebilirsin abla." Dedim. İçeriye Pınar abla ve İpek girdi. İkisi de bana büyülenmiş gibi bakıyordu. "Çok güzel görünüyorsun." Utanarak baktım ikisine de. İpek sırıtarak "Elçin seni anlamıyorum. Sen utangaç mısın yoksa cazgır mısın?" Diye bir soru yöneltti. "Bazen ben bile anlamıyorum ne olduğumu İpek. Boşver." Dedim. İkisi de verdiğim cevaba kahkaha atarlarken kapı yine çalmıştı. Kim gelmişti? Onlara kim bu? Dercesine baktığımda kimse bir şey söylemedi. Ta ki Pınar abla "Gir." Diyene kadar. İçeriye giren kişiyle yüzümde kocaman bir gülümseme belirdi. Ronaldinho'm gelmişti. 
Yeni kullanıcılar için ücretsiz okuma
Uygulamayı indirmek için tara
Facebookexpand_more
  • author-avatar
    Yazar
  • chap_listİçindekiler
  • likeEKLE