Gerçekleri öğrenmek

2721 Kelimeler
~Işıl~ Yapmacıkça üzülerek "y-yani sen beni korumak için mi bana birşey söylemiyorsun?" tam cevap veriyordu ki heryer salanmaya başladı ve elimdeki bardak yere düştü. En son gördüğüm şey Ateşin pis sırıtışı ve "iyi uykular güzelim" demesi. "Piç he-" diyemeden bilincimi kaybettim. **** Bilincim tam olarak yerinde değildi ama dudağımdaki ıslak bezi hissediyordum. Bu da neydi? Gözlerimi yavaşça açtığımda önümde sırıtan bir Ateş duruyordu ve bir elide dudağımdaydı. Demek dudaklarıma ıslak bezi değdiren oydu. "Artık o güzel dudaklarında 'gizli silahın' olmayacak. Her ihtimali gözardı ettmeliyim değil mi sexy hırsızım." diyip bezi dudaklarımdan çekti ve çöp kutusuna attı. Etrafıma baktığımda buranın dünkü oda olduğunu gördüm. Pislik herif içkime birşey katmıştı ve beni bayıltmıştı! Bu sefer dayağı hak etti. Elimi kaldırıp ona tokat attıcaktım ki elim kıpırdamadı aksine hızlı hareket ettiğim için acıdı. Bu da ne? Yukarı baktığımda ellerimin kelepçeli olduğunu gördüm hemde yatağa bağlıydı. Sakin Işıl çok sakin... "Görünüşe göre gizli silahımı unutmamışsın. Aksine aynısını bana uygulamışsın , yani ödeşmiş olduk. Şimdi şu kelepçeleri çıkarki ciddice konuşalım." dedim önümde sırıtan Ateşe. "Panik yapmana gerek yok küçüğüm , sana zarar vericek birşey yapmam." dedi rahatça. "Sakinleştiricinin etkisi sadece 1 saatti. Seni buraya taşıyıp ellerini bağladım ve dudaklarını sildim bukadar." Alkış mı bekliyordu? "Bu sefer mesajda bırakmadım." diyip göz kırptı. Sinirleniyordum "beni buraya öylece bağlayamazsın!" dedim sesimi yükselterek. "O pullar benim için bir ölüm kalım meselesi Işıl." Artık o sahte pulları neden istediğini anlama vakti gelmişti. "İyi pullar pantolonumun cebinde , al." Ateş nazikçe elini kalçama götürerek arka cebimdeki pulları aldı. Dokunuşları baştan çıkarıcıydı. Nekadar sinirli olursam olayım bu adam bir dokunuşuyla bile beni sakinleştiriyordu. Ateş pullara dikkatle baktı ve ardından yatağa attı. "Şu küçük oyunlarımızı sevdiğimi biliyorsun Işıl , ama zekama hakaret ettmemeni öneririm." sinirlenmişti bu apaçık belli oluyordu. "Pulları istedin bende getirdim eğer özür felan bekliyorsan çok beklersin." "Foxun pulları herhangi pullarla kıyaslanamaz , gerçekten sahte olduklarını anlamıcağımı mı sandın? Beni daha iyi tanıdığını düşünmüştüm , ama yanılmışım." diyip ayağa kalktı ve sağ sola yürümeye başladı ama bakışları bendeydi. "Gerçek pullar nerde söyle." dedi. Noluyor ya? Hiçbirşey anlamıyordum! Zaten pulları aldığımızda sahteydi ve o da bunu biliyordu neden bukadar sinirlendi ozaman? Ona pulları geri verdim daha ne istiyordu! "Dalga geçmeyi kes Ateş! İkimizde biliyoruz senin yüzünden sahte pulları çaldım. Bu şovun ne ozaman?" dedim kaşlarımı çatarak. "Sabrımı zorluyorsun Işıl. Eğer şimdi bana o pulların nerde olduğunu söylemezsen seni cezalandırırım." sırıttım. "Yine söylüyorum cezaları severim." bu sefer o sırıttı "biliyorum ama seni neyin sinirlendirdiğinde biliyorum." güldüm "yaramaz çocuk." "Unutma Işıl size karşı çok büyük kozlarım var." diyip masadaki küçük kamerayı alıp gösterdi. Kesin yalan söylüyordu çünkü odada kamera felan yoktu. "Bana doğruyu söyle Işıl. Dün gece kaç kişi bu odadaydı?" doğruyu mu söylesem? "2 kişi." cevabım hoşuna gittmiş olucak ki sırıtmaya başladı. "Aferin , eğer yalan söyleseydin ciddi anlamda cezan geliyordu ama çok mutlu olmamanı öneririm çünkü geçen yaptıklarının cezası hâlâ duruyor." giyip bana yaklaştı ve elini yavaşça kalçama götürdü. "Tamam sakinleş , şimdiden itibaren uslu bir kız olacağım, söz." diyip göz kırptım. "Nekadar uyarırsam uyarayım hâlâ yaramaz bir kızsın. Bence bu sefer bir cezayı hak ettin." diyip pantolonumu çıkardı ve elini kalçama götürerek sertçe vurdu ve ardından okşamaya başladı. Açıyordu ama bir okadar da zevk veriyordu. Okşaması durdu ve dünki yarama doğru gittmeye başladı. Yarama geldiğinde o çizgiyi parmağıyla takip etti. "Burası yara izi. Biri birşey mi yaptı? Kim yaptı Işıl söyle , söyleki onu öldüresiye sikeyim!" dedi sinirle. Bukadar sinirlenmesine anlam verememiştim. "Senin yüzünden oldu mal herif! Dün beni okadar sinirlendirdin ki dengemi sağlayamayıp yeri boyladım!" sinirli hali hemen bir sırıtışa döndü "şu güzel kalçalarına birşey olmasına izin veremeyiz , bunun için fazla güzeller." diyip ayağa kalktı ve banyo olan odaya gitti. Geri döndüğünde elinde ilk yardım çantası vardı. Hemen yatağa yanıma oturdu ve nerden aldığını görmediğim buzu çıkarıp o yaraya bastırdı. Titredim. Bir eliyle buzu tutuyordu "Buraya giren arkadaşlarının hakkında bilgi ver." dedi otoriter sesiyle. "Kimlerdi ve planları neydi?" İç çektim. "Bunu neden sana söyleyeyim?" beni göğüsümün üstüne yatırdığı için kolum yüzünden ona bakmak zordu. "Bu bir oyun değil Işıl. Hayatım o pullar bulana tek tehlikede." içimden bir ses yalan söylediğini bağırıyordu. "Ee ne demeye çalışıyorsun?" dedim. "Sana asla zarar vermem ama dışarısı o pulları arayan tehlikeli insanlara dolu." dedi ciddice. "Sahte olanlardan mı bahsetiyorsun?" dedim amaçım konuyu değiştirmekti. Kalçama yine vurdu. Yumruğumu sıktım , durması gerekiyordu çünkü kendime hakkım olamıyordum. "Oyun için vaktimiz yok Işıl, pulların yerini söyle." kaşlarımı çattım "sana verdiğim pulları dün çalmıştım başka yok anla bunu artık!" yetti ama illa bunu söylememi bekliyordu. Ateşin yüzü düşünceli bir hal aldı , ne yani bu sefer inanmışmıydı? "O zaman 'arkadaşlarında' olmalı gerçek pullar , demek senide kandırdılar." diyip buzu biraz daha yukarı kaydırdı. "Saçmalamayı kes! Gamze benim en yakın arkadaşım bunu bana yapmaz!" diye bağırdım. Saçmalık! Buzu tenimden ayırıp bir kremi eline aldı ve yarama sürmeye başladı. "İyi düşünmeni öneririm." diyip yara bandı çıkardı ve yapıştırdı. Yalan söylüyordu değil mi? Gamze bunu bana yapmazdı öyle değil mi? Düşün Işıl düşün... "Kabullenmesi zor biliyorum ama herkesin bir sırrı vardır." planımı uygulamanın tam sırası. "Çok haklısın Ateş , pulların nerde olduklarını biliyorum çöz beni de hemen almaya gidelim. İkiside beni sattı haklısın." dedim ve yapmacıkça üzülmeye başladım. "Nerdeler?" diye sordu Ateş. "Seni onlara götüreceğim hadi acele ette beni çöz." Ateş cebindeki anahtarı çıkarıp beni çözmeye başladı. Çözdüğünde hemen komodinin üstündeki vazoyu alıp kafasına geçirdim , 2 saniye sonra yatağı bayılarak boyladı. Şimdi benim sıram akıllı kurt'um. Hiç beklemeden kelepçeleri onun ellerine geçirdim ve onun bana yaptığı gibi ellerini yatağa bağladım. Yerdeki pantolonumu alıp giyindim ve bana gösterdiği kamerayı alıp laptopuna bağladım. Bakalım elinde gerçekten birşey varmıymış. Laptop açıldığında hemen şifre istedi , al işte. Bir iki kes mantıklı rakamlarla denedim ama olmadı başlarım böyle işe ben! "Işıl?" yatağa baktığımda Ateş kendine gelmeye çalışıyordu. "Günaydınız prenses hazretleri , iyi uyumuşsunuzdur umarım." diyip göz devirdim ve laptopa geri döndüm. Ne olabilirdi? "Boşuna uğraşma şifreyi asla çözemezsin." haklıydı , çok uzatmayıp laptopu kapattım ve yatağa yanına oturdum. "Benimle ne yapmaya planlıyorsun yaramaz leoparım?" dedi Ateş ve sırıttı. "Bu bir oyun değil Ateş , istediğimi vericeksin." dedim ciddice , onun taklidini yapıyordum. "Elbette sadece ihtiyaçlarını nasıl karşılayacağımı söylemen yeterli." diyip diliyle dudaklarını yaladı. Beni tahrik etmeye çalışıyordu ve başarıyordu da , kadınlığım sızlıyordu. "Uslu bir erkek olup sorduklarımı cevaplayacaksın." dedim sırıtarak. "Yoksa nolur Işıl?" dedi Ateş göz kırparak. Elimi kemerine götürüp yavaşça kemerini çözdüm ve onu yatağın kenarına koydum. "Yoksa cezalandırılırsın ve kendimi geri çekmem." diye fısıldadım. "Sözüne sadık mısın?" dedi. "Oyunları kes artık Ateş , istediklerimi vericeksin." dedim kaşlarımı çatarak. "İstediklerinin bir kısmını aldıktan sonra umarım hâlâ enerjin vardır çünkü güzelim ben çok sert bir adamım." dedi göz kırparak. Pantolonu elime alıp bir hışımda üstünden çıkardım. Kimin söz hakkına sahip olduğunu anlaması gerekiyordu. Tırnaklarımı etine geçirmeye başladım. "Kaba olmaya başlıyoruz hm?" dedi. Ellerimi çektim ve siyah boxerini incelemeye başladım. "Planın ne Işıl?" diye sordu Ateş. Elimi çenesine götürdüm ve bana bakmasını sağladım malum gözü göğüslerime gittiği için. "Şu Foxun kim olduğunu söyleme vakti. O sen misin Ateş?" diye sordum ciddiyetle. "Foxla ilgili söyleyebileceğim tek şey onun akıllı , yakışıklı ve çok tehlikeli olması. Daha fazla bilgi vermeyeceğim." iç çektim "istediğim kadar bilgi vereceksin ve bunun için herşeyi yapacağım." bu aslında zordu çünkü Ateş akıllıydı ve kolayca baştan çıkarılıcak bir adam değildi. Ama ben Işıldım ve ben herşeyi yapardım. "Baştan çıkarılmayacağını düşünüyorsun ama yanılıyorsun Ateş , seni tanıyorum ve senin zayıf noktalarınıda biliyorum." diyip sırıttım. "Söyle bakalım güzelim neymiş benim zayıf noktam." „Bir yandan acı ve bir yandan zevk , ikisi birlikte senin zayıf noktan." diyip boxerini ağışa çektim ve erkekliğini ortaya çıkardım. Gerçekten büyüktü... Bacaklarının ortasına girdim ve erkekliğini elime aldım. Ona baktığımda gözlerini kapatmış olduğunu gördüm. "Işıl eğer ileriye gittmemi istemiyorsan ordan çekilmeni öneririm güzelim." dedi dişlerinin arasında. Sırıttım. Erkekliğini bir iki kere sıvazlayıp dilimi erkekliğinin ucuna değdirdim. "Siktir." dedi Ateş sessizce. "Daha fazlasını istiyormusun Ateş? Yoksa durayım mı?" dedim sırıtarak. "Durmayı deneme bile." dedi dişlerini sıkıp. "Ozaman Foxun kim olduğunu söyle!" dedim sinirle. İç çekti ve "neden bunu bukadar bilmek istiyorsun?" dedi. "Söyle diyorum kim!" diyip tırnaklarımı karnına sapladım. Sırıttı "şöyle ki Fox bu odanın içinde." dedi. "Ne? Yani sen misin?" diye sordum. Sessiz kalınca erkekliğini ağzıma soktum ve yavaşça emmeye başladım. "Evet bebeğim tam böyle , Foxun erkekliğini onun istediği gibi em." İşte böyle, Fox olduğunu kabul etti sonunda. Demek hayatı tehlikede felan değildi. Daha sert ve hızlı emmeye başladım ve kendimi yine geri çektim. "Şimdi bana pullar hakkında birşeyler söyle. Onların değeri ne?" diye sordum. "Konu sadece para değil." dedi nefes nefese. "Derken?" Yine ucunu emmeye başladım ardından bütün boyunu dilime değdirip yine ucunu ağzıma aldım. Çok sert emmeye başladığımda odada sadece benim emme seslerim vardı birde Ateşin hızlı nefes alıp vermeleri. "O pullar...Thomas denen bir herife aitti." dedi dişlerinin arasında. "Uslu şey , devam et." dedim sırıtarak. "Hayır bukadardı devamını bilemezsin." dedi ciddice. "Bana başka bir yol bırakmıyorsun Ateş." diyip sertleşmiş olan erkekliğini bırakıp ayağa kalktım ve masanın üstündeki bardağı alıp su doldurdum ve içine iki tane buz koydum. Ateşin getirdiği buzlardandı. "Ne yapıyorsun Işıl?" dedi Ateş bıkkınca , yarım kaldığı için sinirli olmalıydı. Erkekliğini elime alıp bardağın içine soktum ve "bahsettiğin adam Thomas , onun hakkında daha fazla bilgi ver." dedim ciddiyetle. "Bilmemen daha iyi , bu konular senin boyunu aşıyor küçüğüm." dedi. Sinirlenip erkekliğini bir buz parcasına değdirdim. "Konuşmak ister misin yoksa erkekliğin birşey hissedemeyene kadar donsun mu?" dedim. "Pullar Thomasa aitti , bir teslimatın sırasında çalınmışlardı." "Ee devam?" dedim sabırlıksızca. Susunca yine bir buz parçasını erkekliğine değdirdim. "Bebeğim erkekliğimi sevdiğini sanıyordum , neden bunu yapıyorsun o halde?" dedi dalga geçerek. Birden kendimi Ateşin altında buldum. Noluyor?Bağlı değil miydi? Ellerine baktığımda çözülmüş olduklarını gördüm. Tabi ya! Anahtar yakınındaydı. İki ellimide kafamın üzerinde birleştirip konuşmaya başladı. "Thomas soyulduktan sonra çok para kaybetti , o yüzden herkese haber salıp o pulları kim bulursa ona para vereceğini söyledi ama işler raydan çıktı. En başından beri hırsızla birlikte çalışıyormuş ve bunu onu sattıklarından sonra anlamış." diyip üstümden kalktı ve boxerini yukarı çekip, pantolonunu giyinmeye başladı. En başından beri susabilir ve beni kelepçeye bilirdi ama yapmadı. Bana doğruları söylemeyi tercih etti. Boğazımı temizledim. "Şu Thomasın bir torunu varmıydı?" Ateş bana döndü ve ellerini ceplerine koydu "evet birtane vardı." dedi. "Arkadaşım Ömer-" diyemeden lafımı kesti. "Yalancının teki." dedi rahatça. "Bunu nasıl ispatlayabilirsin?" dedim bir kaşımı havaya kaldırıp. "Arkadaşlarının hakkında herşeyi biliyorum aylardır onları göz altında tutuyorum. Kendin görmeni istedim , nasıl kandırıldığını gör istedim." dedi ciddiyetle. "Sana nasıl güvenebilirim ki! Hep oyunlar hep yalanlar.." dedim kaşlarımı çatıp. İç çekti. "Herşeyi en başından beri biliyordum Işıl. Seni burda ilk gördüğümde o pulların peşinde olduğunu anladım çünkü davet bana aitti ve ben seni davet ettmemiştim. Geçmişte senden etkilendiğim doğru ve seninle daha yakın olmak istememde ama sen şu aptal arkadaşlarının sana iyi gelmediğini görmüyorsun! Akıllı bir kadınsın ama bir okadar da aptalsın!" dedi sesini yükselterek. "Aylardır o iki hırsızın peşindeyim bana milyonlarca zarara neden oldular. Onları çoktan öldürtebilirdim ama senin arkadaşların olduğunu öğrendiğimde kendimi geri çektim ve bugüne kadar bekleyip bu daveti düzenledim . Seni alet ediceklerini biliyordum nede olsa güvenlik uzmanısın. Senin bu teklifi reddedeceğini düşünmüştüm ama kovulduğunu duyduktan sonra sana biraz olsun hak verdim ama o iki beyinlerini siktiklerime hiç anlayışım yok!" diye bağırdı. Ne? En başından beri ne olduğunu biliyor muydu? Ama neden? Neden pulları çalmamıza izin verdi? "Peki neden pulları çalmamıza izin verdin?" dedim şok içinde. "Pullar aslında sikimde değil ama bana yakın olan birine ait oldukları için onları geri almalıyım. Size ozamanlar izin verdim çünkü senin tepkini ölçmek istedim gerçekten yapıcak mısın diye ama yaptın. Hemde kandırıldın piç herif gerçek pulları sahtelerle değiştirmiş ve sanada bu oyunu yutturmuş. Oyun vakti bitti o pulları geri alacağım ve o arkadaşlarını senin yüzünden sadece hapse attıracağım." diyip arkasını döndü ve masanın üstündeki sigarayı alıp yaktı. "Bende o gece o pulları çaldım beni neden hapse tıktırmıyorsun peki?" dedim ona yaklaşarak. Bana bakmadan konuştu "dediğim gibi Işıl sen akıllı bir kadınsın ama bir okadar da naif ve aptalsın. O aklınla gidip kendi firmanı bile açabilirdin ama sen bu zamana kadar o piç için çalışmayı tercih ettin. Kötü bir insan değilsin, kimseye kötülüğün olmaz ama senin arkadaşlarının olur. Çünkü onlar çok tehlikeliler." diyip sigarasından bir nefes çekti. "Bana aptalsın demeyi kes sana tehlikeli lafını gösteririm görürsün kendini beğenmiş herif! O pulları sana geri getireceğim ve sende susup arkadaşlarımı rahat bırakıcaksın çünkü senin söylediğin kadar kötü değiler. Ama eğer haklıysan ve onların bir zararlarını görürsem kendim sana gelip onları tıktırıcağını söyleyeceğim. Tamam mı?!" diyip cevabını bekledim. Kimse beni küçük göremezdi helle ki aptal asla! Yaptığım yanlışı yine düzeltecektim ve o pulları Ateşe vericektim. "İyi bu seferlik istediğin gibi olsun ama eğer yine bir hırsızlıklarını görürsem seni düşünmem ve ikisini de vururum güzelim." dedi bana bakmadan. "Öyle olsun!" diyip kapıdan çıktım ve kapıyı sertçe çarptım. Egoist pislik! Arkadaşlarımı vurucakmış görürüz! Görüceksin Ateş söylediğin herşeyi sana yedireceğim.
Yeni kullanıcılar için ücretsiz okuma
Uygulamayı indirmek için tara
Facebookexpand_more
  • author-avatar
    Yazar
  • chap_listİçindekiler
  • likeEKLE