Güven sorunu

2527 Kelimeler
~Işıl~ "İyi bu seferlik istediğin gibi olsun ama eğer yine bir hırsızlıklarını görürsem seni düşünmem ve ikisini de vururum güzelim." dedi bana bakmadan. "Öyle olsun!" diyip kapıdan çıktım ve kapıyı sertçe çarptım. Egoist pislik! Arkadaşlarımı vurucakmış görürüz! Görüceksin Ateş söylediğin herşeyi sana yedireceğim. Binadan çıkıp arabama bindim ve ordan uzaklaşmaya başladım. Haklı olabilir miydi? Gamze ve Ömer beni satmış olabilirler miydi? Off! Bilmiyorum anasını satayım bilmiyorum! Kararımı değiştirmeden telefonumu elime aldım ve Gamzeyi aradım. Çalıyordu ama kimse çıkmıyordu. Ömeri aramaya karar verip onu aradım ama... Nasıl olur? Ne demek numara mevcut değil? Şaka mı bu! Yok bu böyle olmayacak , Gamze'nin yanına gittmem gerekiyor. Onların apartmanına varmadan önce bir sokak gerisine arabamı park ettim , ne olur ne olmaz diye. Posta kutusunda onların yedek anahtarı olduğunu bildiğim için eve girmeden önce onların anahtarını alıp eve girdim. Eve girdiğimde ev darma dumandı. Ne olmuş buraya? Yerde olan kırık vazolar , yırtılmış olan yorganlar , yerdeki yastıklar... Birden koltuğun üzerinde yatan Gamzeyi gördüm. Hiç beklemeden önüne geçip konuşmaya başladım "beni kandırdığınızı biliyorum Gamze! O yüzden sadece şuan için dürüst ol ve neler döndüğünü söyle!" Gamze bana döndüğünde yutkunamadım. Gözü mosmordu ve dudağı patlamıştı , berbat bir haldeydi... Hemen yanına oturup "Gamze? Ne oldu sana?" ağlamaya başladı "Ömer yalancının teki , neden bunu önceden fark ettmedim ki?" kolarına baktığımda morluklarla dolu olduğunu gördüm. Eğer Ömer bunu yaptıysa onu öldürürdüm! "Ömer mi yaptı bunu?!" dedim sinirle. Daha şiddetli ağlamaya başladı ve cevap vermedi. "Bana cevap ver Gamze!" iç çekti ve "ona pullar hakkında sorular sormaya başladım , cevap vermeyince üstüne gittim o da kendini kaybedip beni dövdü." diyip titreyerek devam ağladı. Onu öldüreceğim. Kalkıp mutfağa gittim ve buzdolabından buz alıp Gamzenin gözüne tuttum "pullar hakkında ne sordun?" dedim soğuk birşekilde , onu hâlâ affettmemiştim. "Telefonda birisiyle pullar hakkında konuştuğunu duydum , işte o zaman ikimizide kandırdığını anladım." demek Gamzenin Ömerin hain planından haberi yoktu. Ona güvenebilir miydim? "Ömere 'bana doğruyu söylemezsen Işılı ararım' dedim ama sinirlenip beni dövdü ve sana hiçbirşey söylemeyeceğimi söyledi." elimi tuttu ve "korkuyorum Işıl , ne yapıcağımı bilmiyorum." "Hayatından çıkarıcaksın Gamze, gerisinide bana bırakıcaksın." dedim kararlılıkla. "Haklısın..." dedi. "Gamze bana doğruyu söyle, Ömerin pulları değiştirdiğini biliyormuydun?" Gamze sadece "ne?" diyebildi. "Bende olanlar sahteydi ama Ömerin elindekiler gerçekt yani pulları değiştirmiş. Ömerin nerde olduğunu biliyor musun?" "Hayır , beni dövdükten sonra bir kelime ettmeden gitti." iç çektim "peki konuştuğu kişiyi tanıyor musun?" kafasını salladı "hayır bilmiyorum." bilseydin şaşardım. Ömerin nerde olduğunu ve o pulları kime vereceğini öğrenmem gerek. "Gamze iyi düşün , onu en iyi tanıyan sensin nereye gittmiş olabilir?" dedim son umut. "Söylediğim gibi sadece gitti ama telefonda bu akşam için bir röportajdan bahsetti. Ama doğru söylediğini nerden bileceğiz ki." "Nerde olduğunu da söyledi mi?" diyip buzu yüzünden çektim. "Televizyon kulesinden bahsetmişti , orda olabilir." Televizyon kulesinde bir reportajmı? Neler çeviriyorsun Ömer... Ayağa kalkıp Gamzeye "oraya gideceğim ve Ömerin neler çevirdiğini öğreneceğim." dedim. "Lütfen dikkatli ol Işıl , seni görünce ne yapar hiç bilmiyorum. Artık onun kim olduğunu bilmiyorum..." "Ben ikinizinde kim olduğunu bilmiyorum! Çocukluk arkadaşımın beni sırtımdan bıçaklamasını da anlamıyorum. Hiç bir boka anlam veremiyorum! Burdaki en kötü durumda olan benim duydun mu? Sizin yüzünüzden kimseye güvenemiyorum! Bir şeyin içine girdim ama ordan nasıl çıkacağımı izle!" diyip arkamı döndüm ve evinden çıktım. Onu affetmiş değildim , gerçekleri hâlâ bilmiyordum. Arabama bindiğimde derin bir nefes aldım ve sakinleşemeye çalıştım. Ağlamak istemiyordum ama içim ağla diye bağırıyordu. Kendimi tutamayıp ağlamaya başladım. Neden bu işin içine girmiştim ki? Çocukluk arkadaşım tarafından kandırıldım , arkadaşım tarafından kandırıldım , Ateş tarafından küçük düşürüldüm, 'asla yapmam' dediğim şeyleri yaptım. Daha ne olsun? Kendime gelip göz yaşlarımı sildim ve arabayı çalıştırdım. Hepsi görecekti , beni kandırmak neymiş göreceklerdi. Telefonumu alıp iş arkadaşlarımdan birini aradım ve şu röportaj hakkında bilgi istedim , o da yeteri kadar verdi. Eve vardığımda hemen duşa girip kendimi yıkadım. İşim bittiğinde kendimi havluya sarıp odama girdim. Dolabımı açmıştım ki arkamda bir gölge gördüm , panik yapmadan hızlıca gölgeye döndüm , tam vuruyordum ki tanıdık bir ses geldi. "Şşş bebeğim sakin , benim." sertçe nefesimi verdim "Ateş! Burda ne işin var senin?" ellerini bir masum gibi yukarı kaldırıp "korkutuğum için üzgünüm" dedi. "Beni duşun altında izledin mi?" diye sordum şüpheyle. "Maalesef hayır , sadece konuşmak için geldim." dedi sırıtarak. Çok yakışıklı görünüyordu üstünde koyu mavi kot ve gömlek vardı boynunda da bir kolye. Saçları bu sefer jelli değildi aksine kendi haline bırakmıştı saçlarını , buda ona çok yakışıyordu... Kendine gel Işıl, o seni küçük düşürdü! "Seninle hiçbirzaman konuşmakla kalmıyor." diyip arkamı döndüm ve oturma odasına gittim. Arkamdan gelip "birlikte çalışacağız." dedi. Durdum ve şaşkınca ona döndüm "şaka yapıyor olmalısın." dedim. "Hayır ciddiyim, bu işi düzelteceğini söyledin bende bunu yapmak istediğim için birlikle çalışabiliriz , hem bu senin güvenliğin için daha iyi." diyip koltuğun başlığına oturdu. "Sana niye güveneyim ki? Hele ki şu 'Fox' meselesinden sonra?" iç çekti "ikimizinde amaçı aynı Işıl , inadı bırak. Senin güvenliğin için bu gerekli." dedi bıkkınca. "Sanane be benim güvenliğimden! Ben bunu tek başıma yapıcağım dedim! Sana ihtiyaçım yok. Şimdi defol git evimden." diye bağırdım. Beni küçümsediğini hâlâ unutmamıştım. "Sabrımı zorlama Işıl." "Sen benim sabrımı zorladın ama Ateş, ve bununla çok büyük bir hata yaptın." dedim kaşlarımı çatarak. "Doğruları söylediğim için gerçekten kızgın mısın?" diye sordu bir kaşını havaya kaldırarak. "Ne yani ben gerçekten aptal mıyım?! Bunu mu söylemeye çalışıyorsun!" Sinirle üstüme geldi ve çenemi tutup kendisine çekti "yalan mı? Bunca yıl gerçekleri göremedin. Bu da aptal olduğunu gösteriyor, hem naif hemde aptal." sinirle kasıklarına bir tekme atıp geri çekildim. "Defol evimden! Defol git! De-fol!" diye bağırdım. Koltuğa tutunup kendine gelmeye çalışıyordu , çok sert vurmuştum çünkü. Doğrulup sinirle bana baktı ve "Sikerim seni , seni öyle sert sikerim ki Işıl 10 gün kendine gelemezsin, sabrımla oynama!" dedi ve üstüme gelmeye başladı. "Denesene!" Açıkcası bu sinirli halinden biraz tırsıyordum ama olduğum yerde durup daha da dikleştim ve gelmesini izledim. Önümde durduğunda iç çekti ve "tamam , sana bir şans vereceğim , eğer bugün gittiğin yerde o pulları hiç zarar görmeden alırsan bana ihtiyaçın olmadığını kabulleneceğim ama eğer birşeyler yolunda gitmezse ozaman sen bana ihtiyaçın olduğunu kabul edeceksin." dedi. Hiç düşünmeden "tamam anlaştık." dedim çünkü o pulları bugün alacaktım. Almak zorundaydım. ????????? Ateş gittikten sonra dolabıma gidip bugün için uygun bir kıyafet aramaya başladım. (Işılın kıyafeti) Giyindikten sonra saçlarımı yukardan sıkı bir at kuyruğu yapıp , hafif makyajımıda yaptım. Dudaklarıma vazgeçilmez kırmızı rujumuda sürdüm ve bittmiştim. Binaya vardığımda arkadaşımdan aldığım bilgiyle gizli yoldan gittim ve röportajın olduğu odanın camının önüne geldim. Çok yüksekti... Odanın içine baktığımda gerçektende Ömeri gördüm. Masada oturmuş görmediğim biriyle konuşuyordu. "Gerçek pullar elimdeki kutunun içinde , hâlâ gerçekleri sahtelerle değiştirdiğimi bilmiyor." benden mi bahsetiyordu? "Thomas'dan ve diğerlerinden haberi varmı?" dedi göremediğim adam. "Hiçbirşey bilmediğinden eminim." dedi Ömer. Aynen çok eminsin, sorunda bu. Göremediğim adam kimdi? Ömerin ellindeki kutuyu almam gerekiyordu , ama nasıl? "Işılı planın ikinci parçası için ikna edeceğine emin misin?" diye sordu adam. "Ona öteki pullardan bahsettmedim ama eğer bu teklifi ona sunarsam kabul edeceğini biliyorum." diyip sırıttı Ömer. Bu adam beni nerden tanıyordu ve Ömer neyden bahsetiyordu? Öteki pullar mı? "Benimle gel Ömer , sana göstermek istediğim birşey var." diyip ikiside odadan çıktı. Evet! Kutuyu masanın üstünde bırakmıştı Ömer. İşte tam sırası! Yavaşça çamı açtım ve karanlık odaya girdim. Sessizce masaya gidip kutuyu açtım. Pulları tam alıyordum ki biri beni ağzımdan tutup kendisine çekti. "Hızlısın hırsız." dedi Ömer. Hangi ara odaya girmişti?! "Kıpırdama Işıl , tam istediğim yerdesin." dedi sırıtarak. Ayağına sertçe bastım ve ondan uzaklaşmak istedim ama beni hâlâ sıkıca tutuyordu. "Sikeyim! Durmanı söyledim! Sana zarar vermeyeceğim!" durduğumda kulağıma eğilip "aferin işte böyle , uslu dur." bir döneyim o yüzüne güzel bir yumruk geçireceğim. "İkimizinde anlaşacağını umuyorum." dedi. Buraya geleceğimi biliyordu peki neden mutluydu? Birden sırtımda sert birşey hissettim. Hayır bu onun şeyi olamazdı... "Elimi şimdi ağzından çekeceğim ve sen bağırmayacaksın, zaten seni kimse duymaz. Sana zarar vermem , anlaştık mı?" kafamı ağışa yukarı salladım. Yavaşça elini ağzımdan çekti, hemen ondan uzaklaşıp sinirle ona baktım. "Neden pulları değiştirdin iğrenç herif?!" diye bağırdım. "Sakin ol, herşeyi yeri gelince öğreneceksin." dedi ve "aslında seni gördüğüme sevdindim Işıl." diye ekledi. Amaçı neydi bunun?! "Benimle birlikte çalışmanı istiyorum." dedi birden. "Unut bunu! Helle ki Gamzeyi dövdükten sonra asla yapmam böyle birşeyi!" dedim sinirle. "Neyden bahsetiyorsun?" diye sordu şaşırarak. "Masum rolünü bırak Ömer! Gamzeyi dövdüğünü ikimizde biliyoruz ama merak ettme ona yaptığının aynısını ben sana yapıcağım." Şaşırdığı belli oluyordu "Işıl sana yemin ederim ben Gamzeye el bile kaldırmadım." eğer yalan söylüyorsa bile çok iyi bir oyuncuydu , çünkü gerçekten şaşırmışa benziyordu. "Yalan söylemeyi bırak Ömer! Sen dövmediysen kim dövdü o halde Gamzeyi?!" İç çekti. "Senin Gamzeyle ilgili bilmediğin çok şey var. O bir yalancı." "Ne demek istiyorsun?" diye sordum. "Neden sana güvenecekmişim ki? O benim çocukluktan beri arkadaşım ve seni daha bir yıldır tanıyorum. Niye sana inanayım da ona inanmayayım?" sinirlendi "Gamze seninle oyun oynuyor Işıl! Seni kıskanıyor , herzaman kıskandı." kaşlarımı çattım "neden beni kıskansın ki?" Off herkes başka birşey söylüyordu çıldıracağım! "Gerçekten bilmiyor musun? O seni kıskanıyor çünkü benim sana nasıl baktığımın farkında." "Ne? Ne saçmalıyorsun Ömer?!" dedim şaşkınlıkla. "Hadi ama bunu görmüyor olamazsın. Seni istiyorum Işıl , seni ilk gördüğüm andan beri istiyorum." sadece öyle durup ona bakakaldım. Ne diyordu bu? Bu ne saçmalıktı? Benim en yakın arkadaşımın sevgilisi bunu nasıl söylerdi! "Akşamları kendime hakim olamıyorum , Gamzeyle her yattığımda aklıma sen geliyordun..." diyip kızardı ve bakışlarını kaçırdı. İnanamıyordum, bu ciddiydi. Bunu nasıl yapardı? "Bunu nasıl yaparsın Ömer! Ne demek beni istiyorsun sen şaka mısın? Arkadaşımın sevgilisisin farkında mısın? Birde karşıma geçmiş bunları söylüyorsun!" dedim bağırarak. Sinirlendi ve "hiçbirşeyi bilmiyorsun Işıl! Gamze beni seviyor mu sanıyorsun? Beni kaç kere aldattı biliyor musun? Sadece seni kıskandığı için benden ayrılmadı çünkü sana geleceğimi biliyordu!" dedi. İç çekti ve üzgünce "haftalardır ona dokunmadım bile aklımda sadece sen varsın. Bu çok yanlış biliyorum ama benim elimde olan birşey değil bu. Gamzeyle sadece o zorladı diye birlikteydim ona aşık bile değildim. Her ayrılmaya kalkıştığımda kendisini öldürmekle tehdit ediyordu. Bıktım onun beni sevmediği halde kıskançlıklarında, tehditlerinden , zorlamalarından herşeyden..." dedi. Gerçekleri mi söylüyordu yoksa oyun mu oynuyordu? Kime güveneceğimi bilmiyordum. "Benimle birlikte çalışmalısın Işıl. O herifi bitirebilmen için bana ihtiyaçın var." Kaşlarımı çattım "Ateş'den mi bahsetiyorsun?" "Evet, ona güvenmemelisin." "Sana güvenebilirim ama öyle değil mi!" diye bağırdım. "Tamam kabul sinsi biriyim ama o benim 10 katım. Kalpsiz ve duygusuzun teki. Senin gibi bir kadını hak etmiyor o herif." "Yinede onu sana tercih ederim." dedim ciddiyetle. Gözlerinde bir an hayal kırgınlığı gördüm sanki ama kendine gelip "bunu şimdilik böyle düşünebiliyor olabilirsin ama yakında herşeyi bambaşka göreceksin Işıl." dedi ve "kaç kişinin canını aldı haddi hesabı yok. Egoist herifin teki ondan uzak durmalısın." diye de ekledi. "Tam olarak ne yaptı?" diye sordum. "Karanlık bir gurubun lideri ve çok tehlikeli biri." iç çektim "sana neden güveneyim ki? Az önceki adamla ne konuştuğunu duydum." dedim. "Göründüğü gibi değil Işıl." "Off yeter artık! Herkesin başka birşey söylemesinden çok sıkıldım! Birinizde doğruları söyleyip beni kandırmayın be! Yoruldum anlıyor musun? Bir hatanın bedeli nelere sebep oldu. Herkesin gerçek yüzü ortaya çıktı." dedim isyan ederek. "Tamam bak sana herşeyi anlatacağım ama ondan önce öğrenmem gerek , bana inanıyorsun değil mi? Şu Gamze konusunda." Gerçekleri öğrenmek için bir nevi yalan söylememem gerekiyordu. "Evet inanıyorum Ömer, umarım beni yanıltmazsın." dedim. "Olayların nasıl göründüğünü biliyorum Işıl ama inan ki ben senin tarafındayım, umrumda olan birtek sen varsın." diyip bana yaklaştı. Beni öpecek miydi? Hemen geri çekilip "saçmalama Ömer." dedim. "İkimizin arasında asla birşey olamaz." diyede ekledim. "Işıl anla , Gamzeyle benim aramda bir ilişki yoktu , en başından beri hepsi yalandı. Sadece onun tehditleri yüzünden onunlaydım yemin ederim." Onu duymamazlığa gelip "az önceki adam kimdi?" diye sordum. Çantasından bir sigara çıkarıp yaktı ve iç çekti "bu uzun bir hikaye hazır olduğundan emin değilim." dedi. "Bunada ben karar vereyim değil mi! Herşeyi anlat Ömer." "İnanmayacağını biliyorum ama gerçek şu ki-" diyemeden arkamdaki camdan bir ses geldi. Cam kırıldı ve camın arkasında Ateş belirdi. İşte şimdi herşey başlıyordu.
Yeni kullanıcılar için ücretsiz okuma
Uygulamayı indirmek için tara
Facebookexpand_more
  • author-avatar
    Yazar
  • chap_listİçindekiler
  • likeEKLE