~Işıl~
Kapının çalma sesiyle uyandım.
Kimdi bu sabah sabah?
Yatağımdan çıkıp kapıya gittim ve kapıyı açtım. Karşımda Gamzeyi görmeyi beklemiyordum...
"Işıl..." dedi telaşla ve eve girip bana sarıldı. Ona karşılık vermediğimi anlayınca bozuntuya vermedi ama geri çekildi. "Çok şükür iyisin, Ömeri bulduğunu biliyorum sanada benim gibi zarar verir diye korktum." dedi üzülerek.
"Geç." dedim kapıyı kapatarak. Ardından ikimizde koltuğa oturduk. "Evet onu buldum hatta pulları bile geri aldım." dedim onu test ettmek için. Gülümseyip "bu süper bir haber , o pisliğin elinde olmasında." dedi.
Gerçeği mi söylüyordu yoksa oynuyor muydu? Şöyle birşey de var eğer Ömer Gamzeyi gerçekten dövmüş olsaydı pullarla birlikte bu şehirden ayrılmaz mıydı? Gamzenin neler bildiğini öğrenmem gerekiyor.
"Ömere senin durumunu anlattığımda bana neyden bahsettiğimi sorup seni dövmediğini söyledi." sinirlendi ve "çünkü pislik herifin teki!"
Neden bana samimi gelmiyordu?
"Işıl bak sen benim en iyi arkadaşımsın." diyip elimi tutup "sadece senin yanında ben kendimi güvende hissediyorum , birtek sana içimi açabiliyorum." dedi ve gözleri yaşardı. Elimi ondandan çektim. Bu sefer bozulduğunu belli etti.
"Olabilir nede olsa çocukluk arkadaşıyız değil mi?" yüzümde bir hissin belirtisi yoktu. Gülümseyip "evet öyleyiz , kimse bizim aramızı açamaz." dedi. "Bak ne diyeceğim bende kal bir süre , burası senin için güvenli değil." dedi umutla. "Bende kendimi daha güvende hissederdim , Ömer hâlâ dışarlarda biryerde."
"Gidecek bir yerim var , kendime ev kiraladım burdan taşınacağım." dedim. Şaşırıp "neden? bu güzelim evi nede bırakıyorsun?"
"İşimi kaybettim ne param var ne başka birşeyim. Şimdilik daha ucuz biryere taşınmak en mantıklısı hem orası daha güvenli olur."
Yalan değildi , kendime yeni bir ev kiralamıştım ve dün marketteyken eşyalarımın alınması için bir araç göndertmiştim. Birazdan burda olurlardı.
"Anladım , hayırlı olsun ozaman." dedi Gamze. Birden telefonum çaldı , işte gelmişlerdi. Telefonu açıp "beş dakikaya ağışadayım." diyip telefonu kapattım.
"Gittmem gerek." dedim Gamzeye. "Oh doğru ben gideyim o halde eğer birşeye ihtiyaçın olursa beni ara olur mu?" içimden göz devirdim "tamam olur hadi görüşürüz." diyip banyoya gittim ve rutin işlerimi hallettim.
Kapı sesinden gittiğini anladım.
Dolabıma geçip üstümü giyindim ve hızlıca doğal makyajımı yapıp saçlarımıda tarayıp salık bıraktım. Beyaz topuklu ayakkabılarımıda giyinip evden çıktım.
(Işılın elbisesi)
Ağışa indiğimde etrafıma baktım ve büyük bir kamyon gördüm. Oraya doğru gidip şoföre evime girmelerini söylemek için ağızımı açmıştım ki yine o karşıma çıktı.
"Selam güneş ışığım." diyip sırıttı Ömer.
"Burda ne işin var Ömer!" dedim dişlerimi sıkarak. "Sorun ne? Yoksa beni gördüğüne sevinmedin mi?"
"Evet sevinmedim , oyunlarına ayıracak vaktim yok şuan evimle meşgulüm anlatabiliyor muyum?" dedim sinirle. "Bu bir oyun değil. Sadece sana yardım ettmek istemiştim şu taşınmayla ilgili." diyip göz kırptı.
"Bugün taşınacağımı nerden biliyorsun?" diye sordum hayretle. "Şöyle ki seni göz altında tutmaya karar verdim daha 3 dakika önce Gamzenin burda olduğunu bile biliyorum." dedi.
"Bana bak! Ateşi tutuyorum diye kendini güvende sanma çünkü yakında bende onun arkasında olucağım seni öldürmek konusunda haberin olsun." beni duymamazlığa gelip "dur tahmin edeyim az önce yine ona vurduğumu savunup ağladı." dedi yapmacıkça üzülerek.
"Sanane."
"Seni manipüle ettmeye çalışıyor." dedi rahatça. "Peki ya sen? Buraya gelip o aklınla küçük oyunlarını sürdürüyorsun. Kes şunu!" dedim sinirle. "Sakin ol , senin güvenliğin içinde bu iyi ayrıca." beni takmıyordu mal herif. "Buraya hava atmak için mi geldin?" dedim bıkkınca.
"Sadece merak ettim neden bu evden taşınıyorsun? Demek istediğim para senin için bir sorun olmaz öyle yada böyle bulurdun parayı. Peki neden taşınıyorsun o zaman?" dedi düşünceli bir şekilde.
"Sanane be adam sanane! İstediğim yere istediğim zaman taşınırım. Sen pozisyonunun farkında mısın? Sevgilim gibi davranmayı kes." dedim sinirle. İki elini havaya kaldırıp "sakin." dedi ve "peki nereye taşındığını öğrenebilir miyim?" diye ekledi.
"Hayır öğrenemezsin." dedim bıkkınca. "Umarım onun yanına taşınmıyorsundur , bak ciddiyim o egoist herifin teki , ve senide kullanıyor." dedi ciddice.
Oflayıp "bunu söylemenden sıkıldım , o senden en azından daha güvenilir Ömer. O beni gördüğüm kadarıyla hiç kandırmadı ama siz ikiniz beni kandırdınız. O yüzden ilk önce kendine bak sonra başkalarını yargıla." dedim.
İç çekti "umarım yakında bu düşüncen değişir, neyse hadi atla." dedi gülümseyerek. "Tabikide binmiyorum." dedim göz devirerek.
"Sorularını cevaplamamı istemiyor musun?"
İçimden lanet ederek kamyona bindim. "Az önce Gamze sendeydi ve senin aklını karıştırdığını biliyorum o yüzdende kafanda sorular olduğunu düşündüm." dedi yola bakarak. "Öyle."
"Tamam şöyle yapalım bana bir soru sor bende bu soruyu dürüstçe cevaplayayım." dedi ve bana baktı. "Sadece bir soru mu?" diye sordum. Sırıtıp "herşeyin bir sırası vardır , yavaşça ilerlemeliyiz." dedi. "Bilmek istediğim şey Gamze pulları değiştirdiğini biliyor muydu?" diye sordum.
"Aslında hayır ona söylemedim ama değiştirdiğimi gördüğünü biliyorum bu yüzden de evet biliyordu." dayanamayıp "bir sorum daha var." dedim. "Yavaş ilerleyelim güzellik, sıra bende." diyip sırıttı. "Ne bilmek istiyorsun?"
"Dürüstçe cevap ver, gecen akşam sana yaklaştığımda gerçekten birşey hissettmedin mi?" diye sordu ve umutla bana baktı.
Açıkcası hiçbirşey hissetmemiştim bu zamana kadar sadece Ateş karnımdaki kelebeklerin uçuşmasına nede olmuştu yoksa hiçkimse.
Ama eğer bunları söylersem bana güvenmeyip benden uzaklaşabilirdi buda işime yaramazdı nede olsa Ömer çoğu şeyi biliyordu ve bunları öğrenmek için onu kendimden uzaklaştırmamam lazımdı.
"Yani sende biliyorsun ki arkadaşımın sevgilisi olarak görüyordum seni hep, öyle bişey aklımın uçundan geçmedi ama hoşuma gitti açıkcası." cidden bunu söylediğime inanamıyordum...
Hoşuna gittmiş olacak ki gözleri parladı ve "aramızdaki elektriği görmemezliğe gelemezsin Işıl." dedi.
içimden göz devirdim.
"Sana sormak istediğim bir önemli soru daha var." dedim. "Peki ama sadece birtane."
"Evimden gittiğiniz gün tam olarak ne oldu?" diye sordum. Güldü ve "sadece bir soru demiştim ama sen bir sorudan herşeyi öğrenmek istiyorsun o yüzden sıra bende.
Ateşle aranda ne var?" dedi.
Ciddi anlamda beni sinirlendiriyordu.
Sanane be adam sanane! Sorumu cevaplaması gerekiyordu ama o bırak cevaplamayı kendisi bana bir soru soruyor.
Boğazımı temizleyip "beni arkasında istiyor." dedim gülümseyerek. Kaşlarını çatıp "ne demek istiyorsun?" dedi. "Şöyle ki onun tarafında olmamı istiyor hatta benden etkilendiğini bile itiraf etti , yani anlayacağın aramız ciddiye doğru gidiyor." dedim kışkırtıcı bir şekilde.
Demek bilmek istiyordu bilsin bakalım.
"Benimle dalga geçiyor olmalısın! Onunla ciddi bir ilişki?! Saçmalama Işıl o seni sadece kullanıyor!" diyip arabayı daha hızlı sürmeye başladı.
Neden onu kışkırtacak birşey söyledim ki! Ağzıma ben...
"Dur tamam şaka yaptım yavaşla!" dedim hızlıca. Sinirle bana bakıp "umarım şakadır." dedi ve arabayı yavaşlattı. Bu kendini ne sanıyordu?
Derince nefes alıp "sıra bende , Gamzenin yüzündeki morlukları kimin yaptığını biliyor musun?" dedim. "Aslında herşey senin evinden çıktıktan sonra başlamıştı. Önemli bir arama geldiği için kapının önündeydim ve eve girmemiştim Gamze ise 'yukarı çıkıyorum' diyip eve girmişti. Telefonla işim bittikten sonra eve girdim ama Gamze yoktu onun yerine iki adam vardı evde ve birden ikiside üzerime gelip beni dövmeye başladılar." şoka girmiş bir vaziyette ona bakıyordum.
"Ee senden ne istediler?" diye sordum çabucak. "Bana pulları sordular o ara bende bir adamın kolunu kırıp cebimdeki silahı çıkardım ve ikisine doğrulttum , onlarda beklemeden siktir olup gittiler." araya girip
"ee Gamze gelince ne oldu?" dedim. "Gamze gelice tartıştık ama ona birkere bile el kaldırmadım aksine o bana vurdu." diyip arabayı durdurdu.
Emin olmama gerekiyordu "peki Gamzeyle tartıştığında o morluklar varmıydı?" diye sordum. Bana yaklaştı ve "bu bir sorudan fazla." dedi ciddiyetle.
Cevap versene işte adi herif!
Sakin olmaya çalışıp "iyi sıra sende , sor." dedim. "Sorum yok ama eğer senin sorularını cevaplamamı istiyorsan benim için birşey yapmalısın." dedi gülümseyerek.
"Ne istiyorsun? Ciddi anlamda merak ediyorum benden ne istiyorum?
Sevişmemizi mi istiyorsun?" diye sordum.
Elini saçıma getirip bir tutamını kulağımın arkasına sıkıltırdı ve "hayır, seni oyuncağımış gibi kullanmak istemiyorum -bazıların yaptığı gibi- eğer aramızda böyle birşey olucaksa ozaman adımızın koyulmasını istiyorum , sana 'benim' diyebilmek istiyorum."
"Bazıları gibi derken?"
"Yakında ne demek istediğimi anlayacaksın." dedi ve yüzümü inceledi. "Ne istiyorsun Ömer?" dedim bıkkınca. "Gözlerime bakmanı ve beni öpmeni."
Bu haddinden çok şeyler istiyordu ve bu benim canımı sıkıyordu.
"Bunu istemen bile çok saçma Ömer. Daha herşey çok yeni bunu kaç kere söyledim bilmiyorum ama daha iki gün önce arkadaşımın sevgilisi olarak tanıyordum seni ve şimdi bunu istemen garip." hayal kırıklığına uğradı bunu gözlerinden anladım ama bozuntuya vermeyip "anladım." dedi ve ardından "soruna gelicek olursak Gamzenin yüzündekiler gerçek değildi , boyamıştır." diye ekledi.
Birdenbire önümüzde bir araba belirdi. Arabanın kapısı açıldı ve içinden sinirli bir Ateş çıktı. Hemen benim olduğu tarafa gelip kapıyı açtı ve beni belimden tutup indirdi.
"Geç kaldığım için üzgünüm güzelim , birkaç işim çıktı yoksa seni bu piçin yanına oturtturmazdım." diyip sinirle Ömere baktı.
"Bu sana son uyarım. Eğer birdaha seni Işılın yanında görürsem sikerim seni. Duydun mu lan piçin evladı!" diyip kapıyı çarptı ve beni arabasına yönlendirdi.
Duyduğum seslere göre Ömer gittmişti. Ateşin arabasına bindiğimde Ateş bana döndü ve "ne dedi o sana?" diye sordu. "Hiç Gamze hakkında konuştuk." dedim konuyu kapatmaya çalışarak. "Neden sana inanmıyorum?" dedi Ateş.
Sinirliydi.
"Off tamam Ateş abartma az önceki hareketinde çok gereksizdi bence. Neden bukadar sinirlendin?" diye sordum kaşlarımı çatıp. "O piç sana o arabada birşey yapabililirdi! Ben senin aksine senin güvenliğini düşünüyorum." dedi.
"O bana birşey yapmaz , yapamaz bukadar sinirlenecek bir durum yok yani." dedim ben de. Bir kaşını havaya kaldırdı ve " 'Yapmaz' derken Işıl? Onu demek okadar iyi tanıyorsun da bunu söylüyorsun. Hayırdır gerçekten o piçin söylediği gibi aranızda bir elektriklenme mi var?" diye sordu.
Hayretle ona bakıp "bunu söylediğini nerden biliyorsun? Geçende ne konuştuğumuzu da bilmiştin, nasıl?" diye sordum. "Önemli olan o değil , asıl önemli olan şey senin Ömerin yakınından hoşlanman! Doğruyu söyle Işıl ciddi anlamda ondan hoşlanıyor musun?" dedi dişlerinin arasında. Bunu düşünmek bile onu delirtiyordu.
İç çekip koluna dokundum.
"Ciddi anlamda biraz sakin ol , hayır tabi ki de ondan hoşlandığım yok sadece o durumda bunu söylemek zorundaydım yoksa benden uzaklaşırdı ve bende ondan bir ipucu bile alamazdım." diye kendimi açıkladım. Rahatlamış olucak ki kaşlarını çatmayı kesip normal baktı.
"Taşındığını bana neden söylemedin?" diye sordu. Oflayıp "ani bir karar verip buna kalkıştım ama sanırım vazgeçtim. Evimi bırakmak istemiyorum , en azından şimdilik." diyip telefonumu elime aldım ve bütün organize ettiğim şeyleri iptal ettim.
"Ee nereye gidiyoruz?" diye sordum. Arabayı çalıştırıp "görürsün." dedi. Ona baktığımda bugün gri giyindiğini gördüm, gri bir takım vardı üstünde ve içinde de beyaz bir gömlek. Saçları jelliydi ama aslında jellsiz daha güzel duruyorlardı. "Neden jel sürüyorsun?" diye sordum.
Bana baktı ve "iş ortamında genellikle böyle gezerim , ailemden kalmış bir alışkanlık." dedi ve yola baktı. "Bence jellsiz daha güzeller, saçlarına bu işkenceyi yapma." dedim.
Gülümseyip "eyvallah" dedi.
15 dakikanın ardından 5 yıldızlı bir restorana gelmiştik. Çok güzeldi...
Oraya girdiğimizde herkes Ateşi tanıyor ve saygı duyuyordu. Çatı katına çıktığımızda çok güzel bir manzarayla karşılaştım. Oraya oturduk ve menüye baktık. "Burası senin öyle değil mi?" diye sordum. Bana bakmadan başıyla beni onayladı.
Şaşırdık mı?
Birden dikkatim çalan müziğe gitti. "Bir dakika bu benim en sevdiğim müzik." dedim hayretle. "Biliyorum , açmalarını ben söyledim." dedi yine bana bakmadan. "Dalga geçiyorsun." dedim inanmayarak. Güldü.
"Önceden teakwando dersinden sonra herkes giderdi ama birtek sen kalırdın. Devam çalışırdın ve bu müzik mutlaka çalardı." dedi bu sefer bana bakarak.
Yanaklarımın kızardığını hissediyordum.
"Hafızan herzaman iyidi." dedim. "O zamanlar ne kadar güzel olduğunu asla unutmam ama şimdi çok daha güzel ve güçlüsün." dedi göz kırparak. "Bir erkekle yemeğe çıktığımı bile hatırlayamıyorum." dedim menüye bakarak. "Şaşırtıcı , senin için çoğu erkek bir köpeğe dönüşürdü." dedi Ateş rahatça. "Öyle ama hiç böyle şeyler için vaktim olmamıştı , hep işimle meşguldüm. Hiç kendime zaman ayıramamıştım..."
Ve bunu daha yeni fark ediyordum. Kendimi o firma için o kadar yıpratmıştım ki zamanımın olmadığını bile fark ettmemiştim. Annem derdi ama onu ciddiye almazdım 'standart annem işte' derdim ama haklıymış. Gerçekten hep işimle meşguldüm.
"O zaman sende bundan sonra yaşa hayatını." dedi Ateş yeşil gözleriyle bana bakarak. "O zamanlar okadar işimle meşguldümki kendimin farkında bile değildim. Mutluluk ne? Biriyle vakit geçirmek ne? Hiçbirşeyi bilmiyordum. Ama seninleyken hep mutluydum... Sanki bütün dertlerim yok oluyormuş gibi oluyordu." dedim ve gülümsedim.
"Şuan benimle burda olmaktan mutlu musun?" diye sordu. "Evet mutluyum ama yinede beynimi kemirem bir kaç soru var. Ömer ve Gamze konusu beni hâlâ kovalıyor. Hangisine inanmalıyım bilmiyorum, ikisinide aslında tanımadığımı anladım. İnsan çocukluk arkadaşını tanımaz mı? Ben tanımıyorum. Bu zamanlarda kimseye güvenemiyorum." dedim ve iç çektim.
"Bana güvenebilirsin Işıl. Seninle yeni bir sayfa açmak istiyorum ve seni yanımda istiyorum." dedi birden. "Bende bunları çok isterdim ama bilmiyorum Ateş. Sana güvenebileceğimi bilsem bile yinede... korkuyorum." dedim fısıldayarak.
Güvenmekten ve ihanete uğramaktan çok korkuyordum hem de. Bu zamana kadar birisine 'korku' lafını bile söylemiş değildim ama Ateşe korkumdan bahsettmiştim. Bu benim için çok büyük birşeydi.
Masadaki elimi tuttu ve "bana güvenmen için birbirimizden biraz bahsetelim. Ailelerimizden başlayalım." dedi ve bana baktı. "Başla." dedim merakla. "Annem ve babam emekliler, kuzey new yourk'ta yaşıyorlar. Mutlu huzurlu ve sade bir hayat sürdürüyorlar." dedi.
"Kardeşlerin?" diye sordum.
"Yok." dedi sadece. Sıranın bende olduğunu anladığımda iç çektim "aslında ben babamsız büyüdüm. Annemi aldattıktan sonra ikimizide terk etti, yani annem beni büyüttü" dedim güçlü durmaya çalışarak.
Ateş elimi hafifçe sıkıp "seni asla bırakmam." dedi. Bunu duymak bile odakar hoştu ki. "Sana sormak istediğim şeyler var." dedim ciddiyetle. Şaşırdı ve "nedir?" dedi. Tam ağzımı açıp soruyordum ki Ateşin telefonu çaldı.
Çıktı ve "söyle" dedi. Telefondaki adam hoşuna gittmeyen birşey söylemiş olucak ki kaşlarını çattı ve "o it herifi hemen bulun ve eşyaları yerine geri koyun!" diyip telefonu kapattı . "Sikeyim ben böyle işi." dedi sinirle.
"Ne oldu?" diye sordum. Bana baktı ve "görünüşe göre o piç herif yerinde duramıyor , senin kamyondaki eşyalarını evine geri koymamış." dedi. Kaşlarımı çatıp
"ne? peki benim eşyalarım nerde ozaman?" dedim.
Neler karıştırıyorsun yine Ömer.