B3: Pencere

1113 Kelimeler
Eski odasında geçirdiği bir gecenin ardından annesinin hazırladığı kokusu burnuna kadar gelen poğaçalarla uyandı Aysil. Gece açık bıraktığı pencereden içeri giren gürültü, ana caddeye yakın bu sokağın da uyandığını belli ediyordu. Esneyerek doğruldu ve pencereye adımladı. Bir anda lise senelerine dönmüştü. İçinde tatlı bir huzur oluştu. Uzun süredir hissetmediği bir şeydi. Perdeleri kenara çekti. Pencerenin pervazına yaslanıp dışarı göz gezdirdiği esnada yan taraftan "Abi!" diye bir ses geldi. Aysil irkildi. Ses tanıdıktı. Lise arkadaşı, tüm sırlarının ikinci günahkarının sesiydi. Tarık'ın kardeşinin sesi... Bakışları aşağı döndüğü an onu gördü... Yeniden. Adam her şeyden habersiz ona seslenen kardeşine bakmak için başını kaldırdı. Arabanın kapısını açmış ama daha binmemişti. Gözü senelerdir olduğu gibi gayriihtiyari o pencereye döndü. Önce onun penceresine sonra kardeşinin penceresine baktı. Fakat sonra nefesi kesildi sanki. Nefesini kesen ne olmuştu peki? Kardeşinin ne dediğine pek odaklanamadan o pencereye bir kez daha döndüğünde kalp atışları telaşlandı. Bir hayal olmadığından emindi. Oradaydı. Penceresinde... Eskiden olduğu gibi orada durmuştu işte... Onu terk eden, pardon! Düğün günlerinde onu terk eden eski müstakbel eşi? Şimdi odasının penceresinden ona mı bakıyordu? Henüz delirmediğinden emindi Tarık. Uzun uzun bakmaktan alamadı kendini. Güneş ışığında parlayan siyah uzun saçlarının yerinde kısa saçlar vardı. Biraz kilo vermişti sanki... Çenesi daha belirgindi. Kahve gözlerini bu mesafeden bile görebiliyordu ve o hiç hoşuna gitmeyen çillerini... Sahi Tarık o çilleri, Aysil liseye geçtiğinden beri hiç görmemişti. Sevmezdi, makyajla bir şekilde yok ederdi onları. Belki şanslıysa sabah erken saatlerde ekmek almaya giderden karşılaştıklarında ya da geç saatte çöp atmaya çıktığında görürdü. Hiç itiraz etmemişti ama birlikte geçirecekleri ilk sabahlarında o çilleri görmek için heyecanlanmıştı adam... "Abi! Nereye bakıyorsun hortlak görmüş gibi?" Kardeşi bir kez daha mahalleyi kaldırmak ister gibi bağırdığında adam irkilerek kendine geldi. Gözleri binmek üzere olduğu arabaya döndü. "Ayşe abla bugün bize gelecek. Sende ol! Unutma!" Tek kelime etmedi adam. Gözleri güneşte parlayan yüzüğüne takıldı. Nefesi kesildi ve ona cevap vermeden arabaya attı kendini. Güneş değil, birkaç saniyede aklından geçen o düşünceler yakmıştı. Geri gelmeyeceğinden emin olduğu o kadın yakmıştı. Aysil ise donup kalmıştı. Ona bakakalan adamın yeşil gözleri içinde kaybolmuştu. Tarık ona hayatları boyunca bir kez olsun bu kadar uzun bakmamıştı bile. Unutmaya yüz tuttuğu bu sima yeniden karşısındayken onun aksine kendini rüyada sanmıştı. Aynıydı adam. Siyah saçları, yeşil gözleri ve hafif sakallı teni ile o kadar aynıydı ki sanki üç yıl geçmemişti de daha dün olmuştu her şey... Boğazı düğümlendi. İrkilerek arabaya bindiği an kendini içeri atıp ağlamamak için dişlerini sıkması gerekmişti. Daha onu görmek bile paramparça olmasına sebep olurken bir gün karşılaşmak zorunda kaldıklarında ne yapacaktı Aysil? Merhaba mı diyecekti? Tarık onu görmezden gelse hakkı değil miydi? Başı döndü. Yatağın ucuna oturduğu sırada evin zili çaldı. Sabah sabah gelen kişinin ekmek almaya çıkan kardeşi ya da babası olacağını düşünerek toparlandı ve odadan çıktı. Ondan önce kapıya ulaşan annesi kapı kolunu çevirip açtığında duyduğu ses ise hiç öyle olmadığını gösterdi. "İpek abla harika kokular geliyor bizim eve kadar. Bu sabah sizde kahvaltı edebilir miyim?" "Geç tabii oğlum." "Bizim ev yine ana baba günü! Ayşe abla gelecekmiş. Annem gelinine fazla titiz davranıyor." İçeri giren Kerim, koridorda Aysil'i görünce durdu ve bakakaldı. Kaşlarını çattı önce, ardından gözlerini ovuşturdu ve en sonunda konuştu. "Aysil abla?" "Merhaba, Kerim." Kerim hiçbir düşmanlık belirtisi göstermeden ona doğru geldi ve sarıldı. Kerim de kardeşi gibi büyümüştü, şimdi ondan uzundu. Aysil'e sarılırken eğilmesi gerekmişti. "Geri mi döndün? Hoş geldin." Aysil rahatladı. Bir kişi bile olsa gelmesinden memnun olan ailesi hariç biri vardı hala. "Hoş buldum." "Ne zaman geldin?" "Dün geldim." dedi genç kadın. Beraberce kahvaltı için masaya oturdular. İkisi de diğerlerinin gelmesini beklerken biraz daha sohbet etti. "Görmedim geldiğini. Bülent de haber vermedi." Gülümsemeye çalıştı. "Sürpriz yaptım herkese." Tebessüm etti. "Boşuna gerilme abla. Abimle olanlar sizin aranızdaydı geçmişte kaldı, seni yargılayacak değilim. Çocukken sana aşıktım. Bu aşkın kısa süreli olduğunu itiraf ediyorum ama sonuçta ilk aşkımdın, gittiğine üzülmüştüm." Aysil gülümsemeyi sürdürdü. İçi rahatladı. Kerim onunla karşılıklı oturmuş şaka yapıyordu ve gerilmesini istemiyordu. Fakat diğerlerinin Kerim kadar nazik olmayacağını biliyordu. Özellikle de Tarık yeniden evlenmeye karar vermişken dönmesi hiç iyi olmamıştı. Kalbi ağrıyordu. Belki de kalp krizi geçiriyordu? "Neredeyse yengem olacaktın ama..." Sonra aniden sustu. Sessizlik yemini edilmiş bir konuyu aniden açmanın mahcubiyeti ile sürahiye uzandı. "Bende seni özledim." Çocuk gülümsedi. "Neler yaptın anlatsana. Temelli mi döndün? Yoksa gidecek misin?" Aysil henüz bir karar vermemişti ama öğrendiklerinden sonra dönmek isteyen tarafı daha ağır basıyordu. Burada istenmesi ya da istenmemesi değildi artık mevzu. Tarık'ın karşı komşusu olup onun bir başkasıyla evlenmek için hazırlanmasına nasıl seyirci kalacaktı? Engel olmak istese ne hakkı vardı ne yüzü! Aşkı eskimişti artık... Tarık onun değildi. Onun olduğunu sandığı ufak bir zamanda bile Tarık hiç Aysil'in olmamıştı. "Bir süre kalacağım. Buraları özlemişim..." "Annemlerin haberi yok senden. Büyük sürpriz olacak onlara da. Ayşe ablayla da tanış! Abimin yeni nişanlısı..." Çocuk biraz da damarına basmak ister gibi sırıtarak konuşuyordu. Ayşe'nin kim olduğunu tahmin edebiliyordu. Fatma onu gördüğünde kollarını açmayacaktı. Ayşe de onu hoş karşılamayacaktı. "Sanırım kısa zamanda dönmem gerekecek." "Bence biraz uzat. Düğüne de katılırsın! Abimden senin için bir davetiye ayarlamasını isteyebilirim." "Kerim!" Kerim kıkırdadı. "Sen gittikten sonra olanlardan tabii haberin yok. Gelin kaçtı, düğün iptal. Annemi hastaneye kaldıracaktık. Tabii abim gelini kaçtı intihar etmesin diye göz önünde tutmaya çalıştık. Anlayacağın..." "Kerim!" dedi sitemle. Tüm bunları duymak istemiyordu Aysil. Hem yaptığından utanıyordu hem de bu meselenin şaka haline gelmesinden endişe duyuyordu. Kahkaha attı. "Şaka yapıyorum. Herkesi gelin rahatsızlandı diye gönderdiler. Sonra da anlaşamayıp ayrıldığınızı söyledi abim. Ama tabii herkes anladı gelinin kaçıp gittiğini, abimin de sap gibi kaldığını." duraksadı. "Bu arada abimin işine yaradı. Değeri iki kat attı! Mağdur, yalnız ve eşi tarafından aldatılmış bir adam... Her kadının aşık olacağı kıvam yani." Sustu kadın. Gücü Kerim'i susturmaya yetmeyince başını öne eğip sadece dinledi. Sona doğru canı biraz yandı. "İtiraf et abla, abimin evleneceğini duydun da mı geldin? Pişman mı oldun?" Belki de içten içe Kerim bile ondan nefret ediyordu. Bu komedi değil, o zamanın acısını çıkarma yöntemiydi. "Onun yeniden evleneceğini bilmiyordum gelirken. Yeni öğrendim, kimsenin aklını karıştırmak değil niyetim. Uzun kalmayacağım. Abin için endişelenme onda yeni bir yara açma niyetim yok. Hatta benim açtığım yaraların kapandığını gördüğüme sevindim..." Kerim fazla ileri gittiğini anladı. O Aysil'i çok severdi ama olanlardan sonra abisinin neler yaşadığına bizzat şahit olmuştu. Aysil çekip gitmişti ama geride kalıp savaşması gereken abisi olmuştu. İçine kapanmış, gittikçe mutsuzlaşmıştı. Önemli olmadığını ima edip durmuştu ama önemliydi. Belki Aysil'le birbirlerine aşık değillerdi ama bunu hak etmemişti. Şimdi endişeliydi. Tam da her şey düzeliyorken tam zamanında dönmüştü bu kadın! Abisinin yeniden üzülmesini istemiyordu. Aysil'i ne kadar severse sevsin aile her şeyden önce gelirdi, Tarık ona böyle öğretmişti. Bir kez daha onlar üzüleceğine Aysil'in üzülmesini yeğlerdi. "O halde problem yok. Sonuçta yakında gideceksin." Kadın sessizce başını salladı. İstenmiyordu. İstenmediği yerde durmaya niyeti yoktu. Ailesi üzülecekti ama en azından Aysil başkalarını daha fazla üzmeyecekti.
Yeni kullanıcılar için ücretsiz okuma
Uygulamayı indirmek için tara
Facebookexpand_more
  • author-avatar
    Yazar
  • chap_listİçindekiler
  • likeEKLE