ormanlık alanda dümdüz yeşillikli olan bir yer seçmiştik.
Rahat bir yer bulduktan sonra piknik örtülerini getirmek için arabalara ilerledik.
Bayağı kalabalıktık, mavi benim peşimden ayrılmıyordu.
Miray ise hanımların yanındaydı.
Gidecek eşyaları hazırlıyorlardı.
Turgut ve kerim semaver yakmak için çalı toplamaya gitmişlerdi.
Ben, tuğrul, yusuf, kuzey, piknik örtülerini taşıyorduk.
Tekin bey ve metin bey ( en büyük amca ) örtüleri seriyorlardı.
Örtüler serildikten sonra arabadan malzemeleri getirmek için ilerledik.
Miraya baktığımda kahkaha attım.
İki eline, 2şer tane 5l su bidonunu almıştı.
Zorlanmadan taşıyordu.
Yusuf gördüğü zaman donmuştu.
Diğerlerininde farkı yoktu. Tek koluyla 10 ila 12 kilo arası kaldırabiliyordu.
Yinede içim el vermedi, yanına gidip suları elinden aldım.
Bu sefer daha farklı bir şey yaptım, 4ünüde tek elime aldım. Diğer elimle yerdeki piknik sepetini kaldırdığımda miray somurtmuştu.
" hadi güzelim hadi, ben varken sana taşıttırmam "
La havle çekip arabadan 2 semaver poşetini aldı.
Ben ilerleyip elimdekileri oturacağımız yere koyup tekrar arabaya doğru ilerledim.
Arkamdan metin bey'in ' hey maşallah ' dediğini duydum.
Bütün eşyaları getirdiğimizde züleyha hanımın getirdiği poşeti gördüm.
İlerleyip elinden poşeti alıp itirazına kulak asmadan diğer eşyaların yanına koydum.
Terlemiştim.
Hava düşündüğümden sıcaktı.
Üzerimdeki sweeti çıkartıp beyaz bir tişört ile kaldım.
Bir semaveri yaktıktan sonra diğerini yakmak için uğraşıyordum. Ortamda dönen muhabbet vardı, fakat benim daha önemli bir işim vardı.
Ulan bu semaver niye yanmıyooooo.
Ağzımın içinde sessizce bir küfür ettim. Lan yansanaaaa.
Tekin bey bana baktı.
T," yanmıyormu. "
Kerim, " yakamamımıştır baba, niye verdinizki çocuğun eline semaveri "
Tek kaşımı kaldırdım.
" bana çocuk diyene bak, yolda utanmasan kovalayacaktın, hatta kovalamıştın değil mi "
Kerim göz devirdiğinde artık bunalmıştım.
Odunlarda bir gariplik fark ettim.
Gözlerimi kapatıp derin bir nefes verdim. Semaverin içindeki dalları çıkarttım.
" sorun bende değilmiş demek ki "
K, " ne varmış odunlarda "
" valla bilmem ama ıslak oldukları kesin "
Kahkaha attıklarında kerim somurttu, çünkü odunları o toplamıştı.
" 5 dakikaya dönerim. "
Ayakkabımı giyinip odun almaya ağaçların arasına girdim.
Kuru dallardan bir kaç tane toplayıp tekrar ilerlemeye başladım.
Arkamdan gizlice gelen bedeni fark etmemiştim.
Oturduğumuz yere geldiğimde miray bana seslenecekti ki sustu.
Kuzeyinde eli kalkmıştı ama o da durdu.
O sırada sırtıma atlayan beden ile hazırlıksız olduğum için reflekslerim harekete geçmişti.
Boynumdaki kollardan birini tutup üzerimden aşırdım ve sırtımdaki bedeni takla attırarak yere düşürdüm.
Miray dahil bir kaç kişiden 'hi' nidası döküldü.
Yerde yatan bedene baktığımda dudağımı dişledim.
" ulan ben senin soyunu sopunu, gelmişini geçmişini geleceğini, yolunu yordamını, bindiğin motoru, kaldığın evi , ananı, bacını, babanı, ebeni, döndüre- "
Hemen ileri atılıp ağzını kapattım.
" ne işin var lan benim sırtımda "
" ulan gerizekalı, gördük, bir selam verelim dedik. Hayvan "
Elimi uzatıp uraz'ı yerden kaldırdım.
" oğlum sen bilmiyormusun benim refleksimi, ne diye ani hareket yapıyon öküz "
" öf be, ne abarttın, alt tarafı kolum koptu "
Ellerimizi yan bir şekilde çaktık, daha sonra ters vurduk, yumruk yapıp önce üstten alta, daha sonra alttan üste vurduk, yumruk halinde vurduktan sonra ellerimizi silah gibi kullanıp başımıza çevirdik ve ateş ediyormuş gibi yaptık, daha sonra erkekçe tokalaşıp sarıldık.
Bizim selamlaşmamız böyleydi. Çocukluğumuzdan beri.
Mevzusu derindi...
Kuzey, " hoşgeldin uraz abi "
" hoşbuldum koçum, size de selamlar. "
Hepsi başlarını sallayarak selamlarını aldığında uraz, miraya döndü.
U," nabiyon len kuma'm "
Miray kaşlarını çattı.
M," sensin kuma, salak "
U," valla hiç üzerime alınmıyorum, bu ilişkinin üçüncüsü sensin "
M," alaz şuna bir şey söyle "
" lan sevgilime niye kuma diyon "
U, " bak bak bak, hareketlere bak, sevgilin öylemi, ben senin kardeşin değilmiyim lan "
" öylesin ama- "
Elini kaldırarak beni susturdu.
U," ama dedin kardeşliğimizi bitirdin "
" saçmalama uraz "
U, " itiraf et, en çok beni mi seviyorsun, bu kızı mı "
M, " bu kız dediğin senin bacındır be "
U, " kes sesini, kuma "
M, " alaz en çok beni sevdiğini söyle ki çatlasın "
U, " en çok beni sevdiği için maalesef çatlayan sen olacaksın "
İkiside aynı anda bana döndüğünda apışıp kalmıştım.
" lan ne var "
M, U, " en çok beni mi seviyorsun yoksa onu mu "
" miray, sen benim sevgilimsin, uraz sende benim kardeşimsin seçim yapmam"
M, " yapacaksın alaz, yoksa umurumda olmaz giderim "
Gözlerimi açtığımda tek kaşını kaldırarak bana meydan okudu.
" miray, yavrum saçmalama "
U, " asıl sen saçmalama alaz, beni sevdiğini söylemek bu kadar zor olmamalı "
M, " nereye seni sevecek ya, ayrıca ona alaz ismiyle ben seslenebilirim, geri bas "
U, " sen yokken ben vardım bir kere, o yüzden sen geri bas "
" lan bir durun "
U, " 3 saniyen var, kimi daha çok seviyorsun, ağzından çıkan ilk kelimeyi cevap olarak sayarım "
" uraz saçma- "
U, " bak beni daha çok seviyormuş, çatla "
" ulan yok öyle bir şey "
M, " bak gördünmü seni sevmediğini söyledi, beni daha çok seviyor "
" öyle bir şey söylemedim "
M, " beni sevmiyormusun alaz "
" miray güzelim "
U, " ona gelince güzelim ,bana gelince uraz. Öyle mi "
" ulan ne diyeyim sanada mı güzelim diyeyim "
U, " saçmalama lan, yakışıklım diyeceksin tabi ki, güzelim ne "
" konu çok saçma yere gidiyor "
M, " aynen o yüzden konu değil ben gidiyorum. "
Miray ayağa kalkınca yanına ilerleyecektim ki uraz kolumdan tuttu.
" onun yanına gidersen beni bir daha göremezsin, çok ciddiyim "
M, " sırf onun yüzünden benim yanıma gelmeyecekmisin alaz, o zaman beni bir daha görmezsin "
İkisinin ortasında kaldığım zaman hayatı sorguluyordum.
Miraya doğru adım attığım an uraz ilerlemeye başladı.
U, " hadi bana eyvallah, kendine iyi bak tugay "
" ulan nereye "
Arkasını dönüp giderken arkasından gitmek için hareketlendim.
Ama mirayın sesiyle daha çok çıkmaza girdim.
M," onun arkasından gidersen beni unut "
Ciddi olmasalardı oyun derdim ama mirayın yüzündeki ifade çok ciddiydi.
Aynı zamnada urazın yüzüde bayağı ciddiydi.
Lan ben nereye düştüm.
Uraz geri dönüp bana baktı.
U, " ulan ben nereye gidiyorum ya o kız gitsin yürü git lan "
M, " asıl sen git lan "
İkiside birbirinin üzerine yürüyünce aralarına girecektim ki el sıkıp tokuştuktan sonra bir birlerine sarılınca dumura uğradım.
Ben bir saattir boşuna mı kıvranıyorum burada.
Miray urazın kolunun altındayken uraz bana baktı.
Kıskanmazdım, abi-kardeş gibilerdi başından beri.
U, " ama şakayı boş ver ciddi soruyorum. en çok kimi seviyorsun "
Önce miraya sonra uraza baktım.
Başka çarem yoktu.
İlerleyip motoruma sarıldım.
Benzin gidonunu öpüp konuştum.
" canım motorum, en çok seni seviyorum kıskanma sen "
Hepsi aniden kahkaha atmaya başladığı zaman bende gülmeye başladım.
Salih, " oğlum gel sende "
U, " yok salih amcam, ileride arkadaşlarlayız, siz takılın. "
Daha sonra bir şey aklına gelmiş gibi bana döndü, daha sonra onlara baktı.
U, " kim lan o bio annen ve baban "
Tekin bey ve züleyha hanımı gösterince şaşırdı.
U, " imkansız, ben berire ve tufan gibi zebani, şeytan, deccal birini bekliyordum. Olmaz bunlar, ben bunlara sövemem "
Güldüğümde ilerleyip tekin beyin elini öptü.
U, " valla adını bilmediğim bey amca, hakkını helal et sana az sövmedim. Soyun kurusun diye beddua attim, bütün 7 kuşağını elden geçirdim. Kusura bakma "
Züleyha hanımın elini öptüğünde tekrar konuştu.
U, " valla sizde hakkınızı helal edin, bayağı bayağı terbiyesizce küfür etmiştim size, hatta sizin sülale de hatta sizde elimden geçtiniz küfürler arasında ama sizdende özür dilerim "
İkiside güldüğünde bana döndü.
U, " sadece ben değil sende mi helallik alsan kardeşim. "
" aman be, kes, onlar benden helallik alsın. Bu kadar yakışıklı olduğum için ne kadar çok nazar değiyor haberin var mı. Niye bu kadar yakışıklıyım ki abi "
Hepsi tekrar güldüğünde uraz vedalaşıp gitmişti.
Yemekten sonra gelip maç oynayacaktık.
Semaveri yaktıktan sonra kadınlar sofrayı hazırlarken ara ara sorular soruyorlardı.
Ha bu arada atladım.
Çetin bey. 44 yaşında, başhekim
Çiğdem hanım. 40 yaşında, kadın doğum doktoru.
Çocukları.
Mirza. 19 yaşında, üni 2. ( galiba )
Milhan. 12 yaşında. İlkokul 4
Mavi. 4 yaşında.
Melih. 2 yaşında.
-----
Metin bey. 54 yaşında, amir.
Meltem hanım. 52 yaşında, ağır ceza hakimesi.
Çocukları.
Eymen. 20 yaşında, üni son ( galiba )
Emre. 17 yaşında, lise son.
-----
Okullar hakkında bilgim yok, hiç okula gitmedim. İnternette bir sonuç elde edemedim. Beni bilgilendirirseniz sevinirim.
------
Valla çetin bey ve çiğdem hanıma helal olsun. Bu yaşta bu çocuk.
Hey maşaallah.
Hepsi kafa kadındı, hem genç duruyorlardı. 30unda çıtır gibilerdi.
Meltem, " motora ne zaman başladın. Gördüğüm kadarıyla güzel sürüyorsun "
Zülyeha, " görmediğin tarafıda var meltem, neler yapıyorlar. Deli deli hareketler, izlerken fenalaştım "
Çiğdem, " tek tekerinin üzerine kalkıyordu, ben sadece onu gördüm "
Züleyha, " gelirken motorun şu kontrol şeyisini bıraktı, ayaklarını uzattı yattı. Ellerini bıraktı, ayağa kalktı, oynadı, hatta motor hareket ederken horon çekti miray ile "
Çiğdem, " kız gelin. Sen nasıl bu kadar iyi sürüyorsun motoru, hadi bu deliyi anlarım babası kılıklı, kız ya sen "
Miray ilk ikinci kelimede öksürmeye başladı.
Kulağına fısıldadım.
" alış bence yavrum. "
M, " şey, bana alaz öğretti. Bir kaç hareket biliyorum sadece, abartılacak birşey değil yani. "
Çiğdem, " pekde mütevazı maşallah. "
Miray utanıp saçını kulağının arkasına sıkıştırdı ve başını eğdi.
Yanakları mı kızarmıştı.
Meltem, " kız utanma, ailenin ilk gelini sen olacaksın, keyfine bak. "
Gülsüm,( mirayın anası ) " uğraşmayın kızımla ya, utangaçtır benim kızım "
Utangaç.
Miray.
Hafifçe sırıttım.
" bayağı utangaçtır. Miray, hemde çok fena "
Koluyla karın boşluğumu dürttüğünde ona baktım.
" ne var, utangaç değilmisin" kulağına yaklaştım. "daha dün akşam beni öpmelere doyamıyormuydun ne diyordun. Ölene kadar beni öpebilirdin, hatta daha fazlasını yapabilirdin. Evlenmek için sabırsızlandığını söylüyordun. beni damarlarına kadar istiyordun. Bayağı utangaçsın işte "
Ağzını açacaktı ki sustu.
Dün gece biraz! sürtünmeli olarak yakınlaşmıştık, hatta eğer kendimi durdurmasaydım olacaklar ikimizide yakacaktı.
Salih amcanın yalandan öksürüğü ile önümüze döndük.
Kahvaltıyı yaparken mavi kucağıma gelmişti.
Bağdaş kurup bir dizime otutturduğumda saçlarını öptüm, çatalımla bir şeyler yedirmeye başladım.
Eliyle gösteriyordu bende yediriyordum.
Ağzındakini yuttuktan sonra daha bir şey istemedi.
" doydun mu "
Başını sallayınca esneyip gözlerini kaşıdı.
" uykun mu geldi. "
Mavi, " yok gelmedi. "
Hiçte öyle durmuyordu.
Çetin, " sabah ezanı okunmadan uyandı, daha da uyumadı. "
Ağzında bir şeyler gevelediğinde biz duymamıştık ama eşi duymuş olmalı ki bacağıyla dürttü.
Mavi, " evet uyumadım, hatta melihi de ben uyandırdım ki "
Çiğdem, " a-a sen mi uyandırdın kardeşini. "
Mavi, " evet, canım sıkılmıştı. Bende uyandırdım. Oh iyiki yaptım "
Hepimiz güldüğümüzde melihe baktım.
Mirzanın kucağında uyumuştu.
Mavininde uykusu gelmiş gibiydi.
Gözlerini kaşıyıp duruyordu.
Sofra kalkmıştı, çetin bey ifak bir yer hazırlamıştı, melihi yatırmıştı, eliyle saçlarını okşuyordu.
Tufan ise o yaşımda saçlarımı çekerdi.
Kuzey, " abi. "
" efendim "
Kuzey, " arabadan gitarı getirsem... "
" eeee, "
Kuzey, " anladın zaten ya. Şarkı söyle "
Tekin, " şarkı mı söylüyorsun "
Benim yerime turgut cevap verdi.
Turgut, " sesleri güzel. 4ününde "
Tekin, " 4 derken oğlum "
Turgut, " arkadaşı urazın, kuzeyin, miray ve tugayın "
Meltem, " a-a sende mi şarkı söylüyorsun kızım "
M, " evet, söylüyorum, yani birlikte söylüyoruz. "
Tekin, " o zaman dinleyelim bir şeyler "
Kuzey, " ben gitarı getiriyorum "
" melih uyanmazmı "
Milhan " top patlasa uyanmaz o abi, rahat ol sen "
Peki manasında başımı salladım.
Kuzey gitarı getirdiğinde telefondan uraz'a mesaj attım.
Gitarı elime aldım, sonra diğerlerine döndüm.
" ne söyleyeyim "
Emre, " ıslak kum, yani biliyorsan. "
Önce melodiye başladım, ritim tutturduğumda sözlere girdim.
Olsam bile kalabalıklar içinde yokluğun var eder iliklerimde hiçliği
Yazın mont giyen evsiz şarapçı dayı da bıraktı şerefime içmeyi
Şişelerin dibindekiler gibi biter sandım ama sürecek şarkın
Bi ömür sana mahkum etse beni adaletinle yargın
Adını yazsam sahilimin ıslak kumlarına
Denizler gider mi suyuma
Görünmem senden başkasına iki gözüm ama
Adını yazsam sahilimin ıslak kumlarına
Denizler gider mi suyuma
Görünmem senden başkasına iki gözüm ama
Çıkıyorum içe içe khalkedon'dan
Son durak caddebostan
Sanırım büyüyorum en sonunda
Hala ayıp bi şey demedim hesap et ordan
Yine de sen iste böleyim denizi ikiye
Bi an peşimizden gelemesinler diye
Sen üzülme boynunu bükme
Gelse bile bi gün ölüm ensemden göğsüme
Vurmak istedim yerleri göğe
Bitik başlarken her yeni güne
Ama şimdi güzel pazar ertesi bile bütün cennetlere göre çok
Olsam bile kalabalıklar içinde yokluğun var eder iliklerimde hiçliği
Yazın mont giyen evsiz şarapçı dayı da bıraktı şerefime içmeyi
Şişelerin dibindekiler gibi biter sandım ama sürecek şarkın
Bi ömür sana mahkum etse beni adaletinle yargın
Adını yazsam sahilimin ıslak kumlarına
Denizler gider mi suyuma
Görünmem senden başkasına iki gözüm ama
Adını yazsam sahilimin ıslak kumlarına
Denizler gider mi suyuma
Görünmem senden başkasına iki gözüm ama
Şu anda cehennemdeyim elimde asa
Gezegeni bile yakarım bana kalsa
N'olur dolup dolup dolu olup yağsam
İstanbul'un bütün koruları alev alsa
Şimdi deniz içki sıcak kumlar
Oysa ki teo da demişti tuzak bunlar
Onu bile dinlemedim ama sağ kurtuldum her kabustan
Olsam bile kalabalıklar içinde yokluğun var eder iliklerimde hiçliği
Yazın mont giyen evsiz şarapçı dayı da bıraktı şerefime içmeyi
Şişelerin dibindekiler gibi biter sandım ama sürecek şarkın
Bi ömür sana mahkum etse beni adaletinle yargın
Adını yazsam sahilimin ıslak kumlarına
Denizler gider mi suyuma
Görünmem senden başkasına iki gözüm ama
Adını yazsam sahilimin ıslak kumlarına
Denizler gider mi suyuma
Görünmem senden başkasına iki gözüm ama
Şarkıyı söylerken uraz gelmişti.
Bazı yerlerde birlikte söylemiştik.
Eğlenceliydi.
Mavi hayran gözlerle izlemişti beni.
Diğer istek yusuftan geldi.
Önce melodiye girdim daha sonra ise sözlere.
Toz pembe masallarım vardı benim seninle
Gidiyorduk arka mahallelerde el ele
Yolu uzatırdık ya hatırladın mı senle
Gömleğimde kokun duruyor koydum öylece
Sevgiler bitse de hatıralar hep kalıyor
Senin hatıraların içimi parçalıyor
Kardeşlerim s*ktir et hep MAMİ unut diyor
Unutmak denildiği gibi kolay olmuyor
İçimi döküyorum sana ben her bestemde
Her yerde seni görüyorum inan bu semtte
Kardeşim dedi cıgaraya az tütün ekle
Hayalleri sarıp içelim şimdi 3’lüye
Seviyordun ya hani hem de deliler gibi
Seni benden fazla söyle biri hiç sevdi mi
Haklısın sende kaldıramadın bu sevgimi
özlersin sende emin ol kahve gözlerimi
En zararlı maddeden beterdi o gözlerin
Kafamı kıyak yapardı masum gülüşlerin
Düşüşlere sokuyordu beni o sözlerin
Tribe girdim ulann harbiden neden gittin
Sensizliği koyuyorum yine bu folyoya
Dumanı üflüyorum bak hayalin karşımda
Mahşere kadar söz vermiştin hatırlasana
Kıyamet filan mı koptu ayıkamadım yaa
Gitarı miraya verdiğimde bana baktı
M, " ne söyleyeyim ki "
Züleyha, " ne söylersen söyle kızım. "
Bana kaybet
Bana kaybet oynadığın tüm oyunlarını kaybet
Seni söküp atamıyorum içimden
Bu nasıl bi lanet.
Ben hangi yüzüne konuşacağım bilmiyorum
Ah hep
Kaybettim her şeyi ve başa sardım bugün.
Beni yaksınlar
Yakıp atsınlar farketmez
Öyle bıraksınlar
Geçer aklımdan bir bir her şey
Demir attım bak
Demir attım bak ben çoktan.
Ah deli yangınlar
Sarmış limanlarımı
Kurtar beni yar
Beni yaksınlar
Yakıp atsınlar farketmez
Öyle bıraksınlar.
Geçer aklımdan bir bir her şey
Demir attım bak
Demir attım bak ben çoktan
Ah deli yangınlar
Sarmış limanlarımı
Kurtar beni yar.
Sen gül gibi solmuşken
Ben gül diye kaybettim sana
Aşk gün yüzü görmüş mü
Kaç mevsim geçmiş bak.
Bunu çözemiyorum
Geriye dönemiyordum
İstanbul'u özlüyorum
Gözlerimi kapattım deliriyorum.
Gece gibi kokuyorsun hala
Yağmurlara katıyorsun anlam
Başka bir adamsın hala
Ben sen diye ölüyorum ağır ağır.
Bunu duydun mu hiç
Ya da gördün mü
Kül gibi kalbime gömdüm seni
Ve biri söksün atsın artık içimden ya.
Bu saatten sonra
Hiç farketmez inan
İstersen geri gel
Ya da verdiğin bütün sözlerini tut
Sana inanmak aptallıkmış.
Bu uçurumda
Kendimi bile hiçe saymışken ben
Beni yaksınlar
Yakıp atsınlar farketmez
Öyle bıraksınlar.
Geçer aklımdan bir bir her şey
Demir attım bak
Demir attım bak ben çoktan
Ah deli yangınlar
Sarmış limanlarımı
Kurtar beni yar
Mirayda şarkısını bitirince maviye baktım.
Uyumak üzereydi.
Gitarı elime aldım.
İnce bi' yağmur, caddem anlık
En az gözlerim kadar ıslak
Geceleri yağdım, huzurdan ırak
Bu kez dert değil, mutluluktan
İnan korkum, yolumdan uzak
Bi' yol bulur da kaybolursan
Yerim yurdum, yok olursan
Bu yağmur biraz bastırırsa.
Tüm bulutlardan intikamım
Geçmez artık, dinmez ağrım
Bilirim, annem, bilirim, olmaz
Bilirim, yanlış ihtiyatım.
Tüm iplerimi bile sana doladım
Tüm siyahları renklerine boyadım
Korkmuyorum, karanlığa gözlerimi kapadım
Çünkü biliyorum, yakın bana adımın.
Tam gecenin köründe
Koca gökyüzünde
Ellerim ellerinde
Tamamlandım, diğer yarım
Birbirimize yörünge
Gözlerimizin önünde
Tüm devran dönünce
Tamamlandım, diğer yarım (diğer yarım, diğer yarım).
Sen ve ben karanlıkta
Onca yıldızın içinde
Herkes görür, kimse bilmez
Sarmaş dolaş gökyüzünde
Sorma asla, "Ne zaman bu son bulur?"
Kıyamet kopsa, cihan durur da bize yok (yok)
Öylece savrulur, gözlerinde kaybolup
Gökyüzünde yine çok başka samanyolu
Bu galaksi dar bize, gel, yorulma, bebek, of
Bu nasıl bi' yolculuk, nasıl sihirli gibi mucize?.
İlk dördüm, olduk dolunay
Bitirdik, kaçtık korkulardan
Alçak bak tüm bulutlar
Çok yüksekte ve güzel hem
Tam gecenin köründe
Koca gökyüzünde
Ellerim ellerinde
Tamamlandım, diğer yarım
Birbirimize yörünge
Gözlerimizin önünde
Tüm devran dönünce
Tamamlandım, diğer yarım (diğer yarım, diğer yarım)
Maviyi izliyordum.
Abisinin kucağında uyuya kalmıştı.
Abisinin yüzünde ufak bir tebessüm vardı.
Kardeşinin saçlarını kokladı, daha sonra melihin yanına yatırdı.
Yusuf, " D-C oynayalım. "
Kuzey, " olmaz. "
Y, " niye ki "
K, " yok yani, şey değilde, olmaz yani "
Y, " o zaman ben bir hiç oynayalım, su ile, veya meyve suyu var. Ya hadi yaa "
" olur, ama meyve sularını ızgara ile içeceğiz, su ile oynayalım "
Turgut, " buraya eğlenmeye geldik, bana uyar "
Diğerleride onaylayınca hepimiz çember halinde oturduk, çiğdem hanım ve meltem hanım oynamıyorlardı.
Yusuf, " sorular zor olsun "
Kuzey, " ben başlayayım mı "
" başla bakalım "
K, " o zaman... ben hiç birini delicesine kıskanmadım "
Kuzey önündeki plastik bardaktan suyunu içti.
Aslında hepimiz içmiştik.
Yusuf, " ben devam ediyorum. Ben hiç... öpüşmedim "
Hepimiz duraksayıp ona baktık.
Bizde zaten el ele tutuştukları için olduk değil mi
Tekin, " sizde zaten el ele tutuşunca oldunuz değil mi oğlum. "
Uraz ile göz göze gelince güldük.
İç sesimi okumuştu adam.
Yusuf, " baba ben sizi mi kast ettim, sizi kast edecek olsaydım daha başka şeyler sorardım. "
Turgut, " kimi kast ettin abiciğim "
Yusuf, " sizi abi "
" cidden bende merak ettim, hadi gençler "
Milhan ve yusuf hariç herkes içmişti, hatta... kuzey bile
Uraz " lan kuzey... hayırdır kardeşim "
Kuzey, " valla her şeyimi söylüyom ama bunu söylemem abi "
Salih, " lan, oğlum... nasıl lan "
Gülsüm, " bunda yapmayanlar içmiyormuydu "
Uraz " yok gülsüm teyzem, yapan kişiler içiyor, seninki de yapmış yani "
Gülsüm, " ay oğlumda gitti, of salih "
Salih, " hayatım ben ne yaptım "
Gülsüm, " ne bileyim ben ne yaptın, hep sana söyleniyorum alışkanlık olmuş "
Hepimiz kahkaha attığımızda kuzeye döndüm.
Zaten bana bakıyordu.
Kuzey, " abi bir ara konuşuruz biz "
" konuşmama gibi bir şansın yok zaten "
Salih, " oğlum, canım yavrum. Ben ne güne duruyorum "
Kuzey, " seni zor günler için saklıyorum baba, şuan değil "
Dudağımı ısırıp başımı sola eğdim.
Milhan, " ben devam ediyorum. Ben hiç komaya girmedim. "
Uraz ile göz göze geldik, kerim, salih amca ve tekin bey içerken bizde bardaklarımızı içmiştik
Tekin, " ne? Nasıl ?"
Uraz, " boşverin, sebepleri ile ilgilenmiyoruz "
Emre, " ben devam ediyorum. Ben hiç birisini komaya sokmadım "
Turgut, kerim, tekin bey, salih amca, çetin bey, ve metin bey içmişti.
Yine uraz ve bende içmiştik
Metin, " ulan... kimi soktunuz "
Tufan diyemedim
" boşverin önemsiz "
Eymen, " ben devam ediyorum. Ben hiç... içki içmedim "
Reşit olmayan dışında herkes içmişti.
Bardağa uzandım ve içtim.
Üzerimdeki bakışları umursamadım.
İç lan şu zıkkımı, belki zehirlenirsinde geberirsin.
İstemiyorum baba.
Kes lan bana baba dediğini duyarsam seni bu zıkkımla boğarım duydun mu beni. Aç lan ağzını...
Kerim, " o zıkkımı ağzıma sürmem derken bayağı sürmemişsin "
Uraz, " başkasında istemiyorsun, kendin yapınca iyi ama, git kendi kardeşlerin ile ilgilen "
Elimi urazın bacağına koyunca bana döndü.
" sorun yok, takabileceğim karar seviyesi yok "
Kerim, " belki sen seviyesizsindir "
" oyuna devam ediyormuyuz. " onu takmadan diğerlerine olan sorun ile boynunu kıtlattı.
Mirza, " ben soruyorum. Gizlice bir yere gittiğimde patlamadım "
Kahkaha atıp suyu içtim.
" miray ile sevgili aşamasındaydık, salih amca falan bilmiyor. Balkonun aşağısındayım. Miray ile konuşmaya çalışıyorum. Canı çikolata istemişti bende getirmiştim. Sepet ile yukarı çekerken salih amcaya yakalanmıştım. "
Kuzey kahkaha attı.
K, " evet hatta bakmak için benim odamı kullanmıştı ve banyodan yeni çıkmıştım üzerimi giyiniyordum. Bana 'senin altını ben değiştiriyordum' demişti. "
Hepimiz kahkaha attığımızda uraza vurdum.
" ulan ne günlerdi be, yaşlandık ha "
Metin bey, " mezarda çürümüşüz be "
" estağfirullah hala gençsiniz "
Metin, " yeme beni. Sıkıldım ben, maç oynayalım, hareketli bir şeyler yapalım "
Tekin, " abi sen oynayabilecekmisin, o göbek ile "
Metin, " ne göbeği ulan, yok göbek falan "
Cidden yoktu, hafif vardı ama o kadar belli olmuyordu.
" futbol, varmısınız "
Hepsi ayağa kalktıklarında uraza baktım.
" çocuklarıda çağır birlikte oynayalım "
Uraz, " zıbarmış onlar, boşver "
Tamam deyip ayağa kalktık.
Grupları kurduk.
Ben, turgut, miray, uraz, tuğrul, kuzey, tekin b, salih amca.
Emre, eymen, kerim, metin b, çetin b, mirza, milhan, yusuf.
Top ortadaydı.
İyi oynadıklarını iddia etmişlerdi.
Görsünler bakalım zurnanın zort dediği yeri.
Kerim, " hadi bakalım, nesine oynuyoruz "
" istediğini seç, her türlü kazanacağız "
Eymen, " kusura bakma ama... yani moray veya kuzey, yani ne bileyim."
Turgut, " eymenciğim, bir şey söylemek istiyorum, sen galiba tugayın i********: hesabını veya youtube hesabını takip etmiyorsun, ha "
Eymen, " yok abi bilmiyorum "
Turgut," ben neden bu takımda olmak istedim zannediyorsun, bu 4ü varya. Şu 4lü "
Bizi gösterdi.
Eymen, " ee ne olmuş onlara "
Turgut, " bunlar bir oynuyorlar, rakipleri iflas. Kendimi garantiye alıp onların takımına girdim, oynamasam bile onlar sayesinde zafer garanti "
Eymen biraz kızardığında diğerlerininde bir farkı yoktu.
" başlıyormuyuz "
***
Topu göğsümde yakalayıp ayağımla sektirdim, top havadayken attığım şut ile gol olmuştu.
***
Top miraya geldiğinde miray koşmaya başladı, kurban olduğum nasıl güzel koşuyor.
Kuzeye pas attı, kuzey ilerlemeye devaam ederken aymenler sıkıştırıp topu almaya çalıştıklarında bacaklarının arasından 5lik atıp topu geçirdi daha sonra şut çekti ve gol.
***
Top ayağıma gelmişti fakat karşımda kerim ve emre vardı.
Pas verebileceğim kimse yoktu, onlar gol atsada yine biz kazanırdık fakat topu onlara vermeye niyetim yoktu.
Bir kaç hareket yapıp yanlarından geçecekken kerimin yaptığı çelmeyi fark ettim.
Topu ayağımla ilerletip sıfır takla attım.
Kerim yaptığıma şaşırsada aldırmadan ilerleyip gol attım.
Maç bitmişti, 9-4 biz kazanmıştık. Bizim grubun sevinçleri havada yankılanıyordu.
Şaşıracağım bir şey gerçekleşti.
Turgut gelip sıkıca sarılmış, sırtımı patpatlamıştı.
Yetmemiş, tuğrul gelip saçlarımı karıştırmış ve oda sarılmıştı.
Tekin bey ise beni göğsüne çekmiş saçımı öpmüştü.
Kesin 6 ay ömrüm kaldı.
Hatta bugün son günüm bile olabilirdi.
Arkamda hissettiğim soğuk ıslaklık ile belim gerildi.
Kuzey, " SU SAVAŞI "
Yusuf hepimize su tabancası getirdiğinde içlerindeki kırmızı şeye baktım.
" lan bu ne "
Yusuf, " gıda boyası. "
" ulan sizin aklınızı varya. "
Tabancayı alıp etrafımdakilere sıkmaya başladım, onlarda birbirlerine sıkarken uraz ile birbirimize baktık.
İlk defa...
İlk defa gerçek bir ailenin içinde eğleniyordum.
Gerçek ailem ile eğleniyordum.
Kerim ve tekin bey yoktu, omuz silkip etrafıma sıkmaya devam ettim.
Omuzuma atlayan miray ile güldüm.
Yanağımı öpecekken başımı çevirdiğim için dudağımı öpmüştü.
Miray, " alaz ne yapıyorsun "
" beni öpen sensin yavrum "
M, " of yanağından öpecektim, hem bugün düzgünce öpemedim seni. "
" hmm "
Elinden tutup uraza seslendim.
" az bizi idare et knk "
U, " tamam "
M, " alaz nereye "
" öpmek istemiyormuydun "
M, " saçmalama, "
Ağaçların sık olduğu bir yere gelip kimsenin olmadığına emin oldum.
Mirayı ensesinden tutarak kendime çektim ve öpmeye başladım.
Kolları boynuma tutunurken anında karşılık vermişti, ağaca yaslayıp dudaklarımı araladım ve dilimi ağzının içine ittim.
Önce kısık ses ile inledi, daha sonra dudaklarını aralayarak dilini dilime bastırdı.
Dudaklarımız ahenk ile dans ederken tırnaklarını enseme batırdı.
Dişlerim ile dudaklarını ısırdığımda geri çekildim.
Nefes nefese kalmıştık.
mirayı belinden kavrayarak kucağıma aldığımda bacaklarını belime dolayıp dudaklarımı sertçe öpmeye başlamıştı.
sırtını ağaca yaslayıp elimi kalçasına götürüp sıktım ve kendime bastırdım.
dudaklarım dudaklarından ayrılıp çenesine, oradan boynuna, sonra gerdanına indi.
miray başını ağaca yaslayıp inlerken belimdeki bacaklarını sıkılaştırıp kendini bana sürtmeye çalıştı fakat bacaklarından tutarak engelledim.
bir elimle kalçasından destek verip diğer elim ile sweetinin yaka kısmını açmıştım, gözlerim miraya tutunurken dudaklarımı göğüs kıvrımına bastırıp kalbinin hızlı atışlarını hissettim.
tırnaklarını enseme bastırıp dudaklarımı öpmeye başlarken ileriden salih amcanın sesi geldi.
" çocuklar, neredesiniz "
Hemen mirayın dudağından ayrılıp cevap verdim.
" geliyoruz, "
Ses gelmeyince miraya döndüm.
" akşam seni istediğin şekilde öpeceğim güzelim. Sadece öpeceğim. "
Dudaklarına kısa bir öpücük bıraktığımda başını salladı.
kucağımdan indirip yüzümü avuçlarım ile ovaladım.
ikimizde soluklanmaya çalışıyorduk.
miray önce sweetinin yakasını, sonra saçlarını düzeltip dudaklarını yaladı.
" alaz tişörtün mahvolmuş "
Tişörtüme baktığımda neredeyse tamamen kırmızıya boyanmıştı.
" yıkarız bir şey olmaz güzelim. "
bir kaç dakiak sonra diğerlerinin yanlarına ilerlediğimizde hala su savaşı yapıyorlardı.
Uraz neredeydi.
" uraz nerde " diye sordum.
Kuzey, " mavinin yanına gitti. "
Başımı salladım.
" tekin bey nerede "
Yusuf, " bilmiyorum, kerim abimle birlikte ileri gittiler. Kerim abim bir şey konuşacakmış galiba. "
Başımı salladım.
İçimde aniden bir sıkıntı belirdi.
Kalbimi sıkıştırmaya yetti.
Boynumu kıtlattım.
Ama o esnada olanlar oldu.
Havada 3 el silah sesi yankılandı.
Mirayın çığlığı, turgutun yusufu koruması. Salih amcanın mirayı, gülsüm teyzeyi ve kuzeyi yanına alması, metin beyin ve çetin beyin ailesini koruması çok ani olmuştu.
O esnada mirayın sesini duydum.
Acı dolu çığlığını.
" ALAZ! "
Dizlerimin üzerine düştüğümde başka birinin daha adımı haykırdığını duydum.
" TUGAY "
Başımı çeviremedim, başım yere düşecekken birinin beni yakalaması ile onun kollarına yığıldım.
Gıda boyasına boyanan tişörtüm şuan kendi kanımla yıkanmıştı.
Gözlerimi aralamaya çalıştım, çünkü adımı sesleniyorlardı.
Aşık olduğum sesi duydum.
" alaz aç gözlerini yalvarırım, ne olur bir şey söyle. Ambulansı arayın, bir şey yapın ne olur "
Gözlerimi araladığımda nefes almakta zorlanıyordum.
Çetin bey yaralarıma kumaş bastırıyordu.
Evet.
Yaralarım.
Biri sol göğsümün hemen altına, biri sağ diğeri sol karın boşluğuma gelmişti.
Dizlerinde yattığım kişi miraydı.
Gözleri birbkaç saniyede kıpkırmızı olmuştu.
az önce boya ile ıslanan kumaş, şuan kendi kanım ile yıkanıyordu.
Hissettiğim acıyla yüzümü buruşturup acıyla inledim.
Miray hırkasıyla göğsüme tampon yapıyordu.
İstemezdim.
Eline kanım bulaşsın istemezdim.
Baş ucumda olan diğer kişi ise tekin beydi.
Babam.
Mirayın iki damla göz yaşı boynuma aktığında hemen gözlerini sildi.
Zorlukla konuştum.
" m-miray... ağ-lama "
M, " ağlamıyorum, yanlış görüyorsun sen. Ben kim ağlamak kim... Dayan ne olur, kapatma gözlerini. Az kaldı ambulans geliyor. "
Urazın öfkeli sesini duydum.
" ölemezsin duydunmu beni. Ölürsen cenazem arkandan gelir sakın benden önce ölmeyi düşünme aklından dahi geçirme. Bir ölüm daha kaldıramam duydunmu ! "
Yüzüm acıyla buruştu.
Nefes alamıyordum.
Gözlerim kayıyordu, bedenim uyuşuyordu.
Kimseye cevap veremiyordum, yüksek bir uğuldama vardı. Züleyha hanımın ağlaması, mirayın bana seslenmesi, urazın sinir krizi. Ambulans sesi...
Hepsi birbirine karıştı.
" m-miray. "
" söyle, ne istersen söyle. Yeterki kapatma gözlerini söyle "
" s-seni... sev-iyor...um "
Acıyla yutkundum.
" benden çok sevemezsin, beni seviyorsan gitme. Bırakma beni, dayanamam, gidişine dayanamam. Yalvarırım gitme. "
Midem kasıldığında ağzımdan sıcak bir şeyler aktığını hissettim.
Mirayın hıçkırarak ağlaması ve attığı çığlık duyduğum son şeydi.
Başım yana düştü.
Kolum yere.
Yüreğim ise, mirayın ellerine...