16

1931 Kelimeler
Not; miray ve uraz arasındaki ilişki ve yakınlık, kardeşten öteye geçmiyor, aldatma yazmayacağım kitabımda. Gönül rahatlığı ile okuyabilirsiniz ---------- yazar majestelerinden----------- Alaz vurulmadan 5-10 dakika öncesi O5* - iyi izlemeler.) Kerim telefonuna gelen mesaj ile tugaya baktı, çocuklar ile birlikte su savaşı oynuyorlardı. Ne yapmıştı o. Büyük bir hatanın eşiğindeydi. Ne yapabilirdi. Kerim hemen babasının yanına gitti. " baba, acil konuşmamız lazım. " " ne oluyor kerim " " baba acil " Tekin bey, kerim ile birlikte göle doğru ilerlerken arkadan çocukların gülme sesleri geliyordu. Biraz uzaklaştıktan sonra tekin bey oğluna döndü. " ne oldu-" " ben çok kötü bir şey yaptım, ve geri dönderemiyorum " Tekin beyin kaşları çatılmıştı. " ne oldu kerim. " Kerim gözlerini kapattı ve ağzından o cümleler çıktı. " ben tufan ile iş birliği yaptım. " Tekin bey önce anlayamadı. " ne yaptın, anlamadım " " sizi DNA testi için ararlarken telefonuma mesaj gelmişti, bende evden çıkmıştım. Daha sonra bir cafeye gittim, orada tufan ile karşılaştım. Bana... " " ne dedi!, sana ne dedi kerim. Ne söyledi de onunla iş birliği yaptın " Kerim biliyordu, babası çok kızacaktı. " bana... tugayın, bizi öldürmek için plan yaptığını, bizden nefret ettiğini, intikam almak için bize iyi davrandığını, ona iyi davranmamamız gerektiğini söyledi. Bilmiyordum, yapmacık geliyordu ama... baba ben çok pişmanım ne yapacağımı bilmiyorum " Tekin bey, duyduklarını sindirmek için bir süre bekledi. " sana bugün hakkında ne dedi. " diye bir soru çıktı. " bir video izletecekmiş. Hepimize ama anlamadım. " Tekin beyin telefonuna mesaj geldiğinde mesaja baktı. 05** - çocuklarının başından ayrılmamalıydın tekin, hele ki ben dibinizdeyken. Yeni bulduğun oğlunu kaybetmek sizi fazla üzmez. - yanılıyormuyum. Ne olduğunu kavrayamasada hemen piknik alanına doğru yöneldi, ama olanlar o sırada oldu. Nefesi kesildi. 3 el silah sesi duyuldu. Adımları aniden kesilip ağzından bir kelime çıkmıştı. " oğlum " Kerim ne olduğunu kavrayamadan ikiside hemen koşmaya başladılar. Koşarlarken mirayın acı dolu çığlığı kulaklarını doldurmuştu. "ALAZ ! " Kerim yaptığından pişman, tekin ise kaybetme korkusuyla hemen yanlarına gelmişlerdi. " TUGAY! " Diye bağıran uraz oldu, hemen kardeşinin yanına koşmuştu. Yusuf ambulansı ararken turgutun ağaçların arasına koştuğunu görmüştü tekin, ama oğlunun durumu daha önemliydi. Vurulmuştu. Başı mirayın dizlerine yaslıydı, gözleri hafif aralıklıydı. Miray göz yaşları içinde alaz ile konuşuyordu. "m-miray... ağ-lama " dedi zorlukla. Tekinin yüreği sıkıştı. Miray," ağlamıyorum, yanlış görüyorsun sen. Ben kim ağlamak kim... Dayan ne olur, kapatma gözlerini. Az kaldı ambulans geliyor. " dedi, ama içindeki acı, dışarıdan çok belli oluyordu. Urazın öfkeli ama bir o kadarda korku barındıran sesi duyuldu. " ölemezsin duydunmu beni. Ölürsen cenazem arkandan gelir sakın benden önce ölmeyi düşünme aklından dahi geçirme. Bir ölüm daha kaldıramam duydunmu ! " Yüzü acıyla buruştu. Gözleri kayıyordu, tekin ne yapacağını bilmiyordu. Uraz sinir krizi geçirirken kuzey yaraya tampon yapıyordu, yusuf ve tuğrul, urazı sakinleştirmeye çalışırken ambulasın sesini duydular. " m-miray. " dedi, zorla. " söyle, ne istersen söyle. Yeterki kapatma gözlerini söyle " " s-seni... sev-iyor...um " Kan kusmadan hemen önce söylediği son söz bu olmuştu, " benden çok sevemezsin, beni seviyorsan gitme. Bırakma beni, dayanamam, gidişine dayanamam. Yalvarırım gitme. " diye yalvaran miray çığlık atarak ağlamaya başladı. Ambulanstan sağlıkçılar inerken salih, mirayı kollarının arasına çekmişti. " tamam kızım, sakin ol. Kurtulacak, yaşayacak. Sakin ol. " " b-baba. A-laz, baba g-gidelim. K-kor-kar o. Y-yanl-ız kal...maktan, pe-peşinden. Gidelim. " " tamam arabaya bin, gidelim hadi. Acele et. " Kuzey titreyen elleriyle telefondan mahalleye haber verdiğinde yanına turgut geldi. " bizimle gel, hadi. " Kuzey ağlamaktan kızarmış gözleri ile başını iki yana salladı. İtiraz etmesini umursamadan piknik malzemelerinin yanından alazın hırkasını sırt çantasına koyarak, sırtına taktı ve alazın motoruna ilerledi. " kuzey, saçmalama " diyen turgutu görmezden geldi. Motora binip kaskı taktı ve motoru çalıştırdı. Abisi ölüm döşeğindeyken sinirini ancak bu şekilde kontrol edebilirdi. Ambulansın arkasından ilerlerken manevralarını keskin yapıyordu. En öndeki arabada uraz, tuğrul, ve yusuf vardı. Arabanın başına taktığı siren ile yolu açıyordu. Ambulansın yanından geçerken arabanın yanına gelmişti. İleride viraj vardı, ve virajı 70 hızında yatarak geçtikten sonra korkuyla atan kalbı biraz olsa sakinleşmişti. Arabayı sollayıp ilerlerken yoldaki araçlar korna basarak diğer şeritlere geçiyorlardı. Kuzey hızını 190a çıkarttığında arkasındaki araba korna basmıştı. Yol bir yerde tıkanıyor gibiydi, çevirme vardı, tek şerite düşüyordu. Siktir diye geçirdi içinden. Motoru sürmeye devam ederken ilerideki trafik konilerini görmesiyle yavaşlayacakken trafik polisleri hemen konilerini yoldan aldı ve selam verdiler. Bir adam telsiz ile konuşurken kuzey yaşlı gözlerine rağmen gülümsemişti. Babası elinden geleni yapıyordu. Merkeze girerken arkalarından 9a yakın motor takip etmeye başladı, arka sokaktan 6 tane araba peşlerine takılınca motorcular öne geçip yolu açmaya başladılar. Bir kaç tanesi yunus polisti. İleriden iki tane polis arabası çıkarak onlarda yolun bir kısmını açmış ambulas için geçmemize izin vermişti. Kırmızı ışıkta durmamış, son hız ilerlemeye devam etmişlerdi. Hastaneye geldiklerinde alazı hemen içeriye almışlardı, uraz ve miray beklemeden içeriye girdiklerinde diğerleride peşlerine girmişti. Kuzey o sırada babasından azar işitiyordu. " ya kaza yapsaydın kuzey, ne olacaktı o zaman. Bana bak, ehliyet alma süreni uzatırım o na göre. Tamam öğrenmiş olabilirsin ama bu kadar hızlı gidemezsin, bir oğlum yaralıyken diğerinide kaybetmek istemiyorum " Kuzey sessizce başını salladı, babası haklıydı. Hastaneye girdiklerinde ameliyathanenin kapısının önüne gelmişlerdi. Miray hıçkırarak ağlıyor ellerindeki kana bakıyordu, uraz yere oturup bacaklarını gendine çekmiş yeri yumurukluyordu. Kerim ise boşluğa dalmıştı. Hepsi göz yaşı içindeydi. Mavi, " anne, tugay abiye ne oldu " Annesi hıçkırdığında maviye cevap verdi. Çiğdem " biraz hasta oldu anneciğim, ama iyileşecek. Merak etme " Mavi, " benim gibi mi hasta olmuş, karnı mı ağrımış. " Çiğdem hanım başını sallayınca milhan gelip kardeşini almıştı. Mirza da melihi alıp dışarı çıktılar. Metin bey öfkeli bir ses ile konuştu. " kim yaptı bunu. !" Tekinin aklına gelen mevzu ile kerime baktığında oğlunun gözlerini kapatmış olduğunu gördü. Kısa süren sessizliği uraz bozdu. " o piç yaptı. " Miray kafasını, babasının göğsünden kaldırıp uraza baktı. " n-nasıl. " diyebilmişti. U, " tufan yaptı. " Mirayın acı dolu bakan bakışları bu sefer öfke ile bakmaya başladı. Ayağa kalkıp ilerlemeye başlayında salih bey peşinden ilerleyip kolundan tuttu. " kızım dur. " " bırak baba. Öldüreceğim o şerefsizi bırak, BIRAK GEBERTECEĞİM O ADİ OR... ÇOCUĞUNU. BIRAK. " " Miray, sakin ol. Bulacağız sakin ol kızım bak lütfen " " BEN NASIL SAKİN OLAYIM YA, BENİM KALBİM İÇERİDE, BENİM CANIM İÇERİDE BEN NASIL SAKİN OLAYIM. BİR ŞEY DEYİN BANA... BENİM SEVGİLİM ŞUAN AMELİYATHANEDE, KUCAĞIMDA GÖZLERİNİ KAPATTI BEN NASIL SAKİN OLAYIM. " Hıçkırarak yere çöktüğünda yeri yumruklamaya başladı. " BABA CANIM ACIYOR. NEFES ALAMIYORUM, BABA BENİM SEVDİĞİM ADAM İÇERİDE BEN NE YAPAYIM BİR ŞEY SÖYLE NE OLUR. " Babasının elinden sarılmaktan başka bir şey gelmiyordu. Dua etmek gerekiyordu sadece. O sırada yanlarına 15 küsür kişi gelmişti. -" durumu nasıl tugayın. " -" iyimi kardeşimin durumu. " -" bir haber varmı. " -" kim yaptı. " -" biriniz bir şey söylesin. " Vs gibi şeyler söylediler. Uraz kesin bir dil ile açıkladı durumu. " haber yok, 3 kurşun ile tufan vurdu. " İçlerinden bir tanesi boynunu kıtlattı. -" yetti artık bu piç. Mahalleye haber veriyorum, hemen grup toplayıp aramaya başlasınlar. " Eline telefonu alıp bir şeyler yazınca cebine koyacakken telefonu çalmaya başladı. -" efendim anne... haber yok... veririm... ne yaptınız anlamadım... tamam... siz okuyun, ben haber veririm size... görüşürüz " U, " ne oldu. " -" gün yapıyorlardı, tugayın haberi gelince yemekleri kaldırıp hatim okumaya başlamışlar. Babamda karakola gidip arama kararı çıkartılması için işlemlere başlamış, mahalle şuan tufanı arıyor ve fazla sürmeden bulurlar. " Uraz çaresizce başını salladı. İçeriden hemşire çıkıp kalabalığa baktı, hepsi başına toplanacakken telaşlı bir halde danışmana ilerledi. Telefondan bir şeyler konuşup tekrar yanlarına geldi. -" 0 Rh negatif kana ihtiyacımız var, hastanemizde bulunamıyor, verebilme olasılığı olanlar varmı " Tekin, metin, ve turgutta vardı. " verebiliriz biz, " dedi tekin bey. -" testler için 2. Kata inin, danışma yardımcı olacaktık." Hemşire ameliyathaneye girecekken miray durdurdu. " durumu hakkında bir bilgi varmı " -" bir bilgi veremem ama her şeye karşı hazırlıklı olun " Mirayı kahreden sözler hemşirenin ağzından çıkmıştı. " g-gidmeezsin a-alaz. Hayallerin v...ar g-gidemezsin. B-bırkamazsın beni... böyle olmaz. " nefesleri sıklaşırken daha fazla dayanamadı ve duvara vurmaya başladı. Yumruklarını, duvara sertçe vururken bağırarak ağlıyordu. Bir kaç hemşire gelip sakinleştirici yapmak istesede miray kimseyi yaklaştırmamıştı. Sinir krizi geçirmeye devam ederken burnuna dolan, tarçın ile karışık sedir ağacı kokusu ile yere çöktü. Sevdiğinin kokusuydu. Gözlerini yavaşça açtığında bedenine sarılan hırkayı fark etmişti. Kuzey hırkayı ona sarmıştı. Sabah çıkarttığı hırkaydı. Titreyen elleri ile hırkayı alıp burnuna yaklaştırdı ve derin bir nefes aldı. Göz yaşları hızlıca akarken koluna giren iğneye engel olamadı, ama hırkayı hiç bırakmadı... Bilinci yavaş yavaş kaybolurken alazı kaybetmemek için içinden dua ediyordu... ****************************** Miray gözlerini yavaşça açtığında üzerindeki alazın hırkasını görünce göz yaşları tekrardan akmaya başladı. Ellerindeki kan gitmiş, bir eli sargıya alınmıştı. Gülsüm, " yavrum, iyimisin annem " " a-alaz nasıl. Oldu" Yanındaki babası ile göz göze geldiğinde bazı şeylerin yolunda olmadığını anladı. " neler oluyor. Alaz iyimi " Salih bey, " sakin ol... tugay ameliyattan çıktı... " Miray toparlandı, dikkatle babasını dinliyordu. " ne oldu. " " durumu kritik. Yani... 24 saati atlatması gerekiyormuş... atlatamazsa... " " ne demek atlatamazsa... " " bekliyoruz kızım. Sakin ol... atlatacak, sadece doktor ihtimal verdi. " Miray kolundaki serumu çıkartıp ayağa kalkınca babası durdurmaya çalıştı, fakat başarısız olmuştu. Miray, alazın hırkasını üzerine giyinip odadan çıktı. Peşinden gelen anne ve babasına döndü. " nerede şuan, hangi katta. " " 5. Kat " Miray asansöre binip 5'i tuşladığında göz yaşları daha da artmıştı. Atlatamazsa... Babası arkasından sarıldığında başını omuzuna yasladı. Asansör durduğunda arkasında anne ve babasının desteği ile ilerlemeye başladı. Yoğun bakım ünitesinin önünde tekin beyin ailesinden başka kimse olmaması dikkatini çekmişti ama umursamadan urazın başını yaslayıp dolu gözleri ile izlediği cama ilerledi. Sevdiği adam oradaydı. Rengi solmuştu, dudakları kururmuş, her yerinde kablolar bağlanmıştı. Ağzındaki hava maskesi ile nefes alıyordu. Ağzından bir hıçkırıç kaçtığında urazın bakışları miraya döndü. Omuzunu kollarına dolayıp kendine çekti. " hadi ama yenge. Şüphen mi var... uyanıcak merak etme. " " uyanacak değil mi. " " heralde uyanacak. Uyanmazsa zaten onu öldürürüm. " Miray zorla da olsa biraz güldüğünde, gülümsemesinin yerini tekrar göz yaşları almıştı. Nefesi darlanıyordu, kalbi sıkışıyordu. Ne olacağını kimse bilmiyordu. ***6 saat sonra Miray ellerini yüzünü yıkadıktan sonra tekrar yoğun bakım ünitesine yürürken bir tuhaflık olduğunu fark etmişti. Hayır dedi içinden. Hayır gidemezsin. Koşarak yoğun bakım ünitesinin yanına geldiğinde, başını elleri arasına alarak ağlayan kuzeyi, yangın hortumunun olduğu camı kıran urazı, ve onu sakinleştirmeye çalışan turgut ve tuğrulu, annesini kollarında ağlayan yusufu, dolu gözler ile camı izleyen kerimi ve duvar dibinde başını elleri arasına almış ağlayan tekin beyi gördü. " hayır" diye fısıldadı. Kimse duymadı. " Hayır hayır hayır " diye cama yaklaştı ve içeriye baktı, perdeyi kapatmışlardı. Nefes alamadı. sevdiğinin kalbi durmuştu Bacaklarındaki bağlar çözüldüğünde yere çökecekken belinden tutan kerimi fark etmedi. " GİDEMEZSİN. OLMAZ... ALAZ YAPMA NE OLUR " Hıçkırarak ağlamaya başladığında elleri saçlarına gitti. Saçlafını acımadan yolarken babası tutmaya çalışıyordu ama yapamıyordu. Sevdiği gidiyordu. Yüreği yanıyordu. " Hayatında en çok güldüğün gün gidemezsin alaz... yapmazsın. " " kızım sakin ol, ne olur sakin ol. " " baba gidemez, gitmesin... baba bir şey yap gitmesin ne olur ne olur... baba nefes alamıyorum, baba yardım et... nefesim gidiyor yardım et " Babasının göğsüne sığınıp ağlayan miraya baktığında vicdanının yükü taşıyamayacağı hale gelmişti, kerimin. Onun yüzünden olmuştu. Bunu bilmek, ateşini daha da harlıyor, vicdanının yükünü arttırıyordu. " özür dilerim, " diye mırıldandı kerim. "Özür dilerim kardeşim, gitme... ne olur gitme. Bunun altından kalkamam yalvarırım gitme. " Uraz, kendisine sakinleştirici vermelerine izin vermezken odadan hemşire, sonra doktor çıktı. Miray ayağa kalkmaya çalışırken başarısız olmuştu fakat babasının desteği ile durabilmişti. " iyimi. " diye sordu. Doktor cevap verdi. " hastanın durumu şuan stabil, fakat hayati tehlikesi devam ediyor. 24 saati atlatmadan bir şey diyemeyiz. Geçmiş olsun " Miray tekrar yere çökerken neler olacağını kimse bilmiyordu.
Yeni kullanıcılar için ücretsiz okuma
Uygulamayı indirmek için tara
Facebookexpand_more
  • author-avatar
    Yazar
  • chap_listİçindekiler
  • likeEKLE