17.

2421 Kelimeler
Gözlerimi aralamaya çalıştığımda elimde bir temas hissettim. Kimin olduğunu bilmeden elini tutup gözlerimi aralamaya çalıştım fakat göz kapaklarımdaki ağırlık fazlaydı. Boğazım kurumuş, başım ağrıyor, ve vücudumun belirli yerleri ağrıyordu. En son ne olduğunu hatırlamak için kaşlarımı çattım. " alaz, duyuyormusun beni. " Müptelası olduğum kişi, benimle konuşunca cevap vermek yerine gözlerimi, zor'da olsa araladım. " allahım şükürler olsun. " yan taraftan duyduğum sese dönmedim. Bakışlarımın odağı miraydı. İlk uyandığımda hayal gibi görmüştüm ama hayalimde mirayı o kadar yıpratmazdım. " iyimisin, ağrın varmı. " diye sorduğunda başımı olumsuzca sallamaya çalıştım. Kapının açıldığını hissettiğimde o tarafa dönemedim. Bedenim yorgundu. Uykum vardı. Vücudum ağrıyordu. " tugay, beni duyuyormusun. " Gözlerimi bir kaç saniye yumup açtıktan sonra çetin bey yanıma yaklaştı. " niye konuşmuyor, bir sorun mu var. " Yorgunum be yavrum. " bir sorun olduğunu sanmıyorum, ameliyatta çok kan kaybetti. Verdiğimiz ilaçlar ağırdı, bedenini yormuş olmalı, ağrısıda vardır. Serum bittikten sonra inşallah toparlanacak, izin verelim serum bitene kadar uyusun. Sonra kendine gelecek. " Göz kapaklarım ağırlaşırken sol şakağımın üstüne birisi öpücük bırakmıştı. Kim olduğunu anlamadan sadece kulağıma fısıldadıklarını duyabildim. " söz veriyorum bir daha canın yanmayacak oğlum. İzin vermeyeceğim. " _______ Etrafımdaki sesler uğultu gibiydi. Kaşlarımı çatıp gözlerimi araladım. " miray, yeter artık. Git bir şeyler ye, bak bir deri bir kemik kaldın, tugay uyansa, sevgilime bakamadınızmı dese ne diyeceğiz biz. " " kendisi benim inadımı biliyor züleyha teyze, sesini duyayım, iyi olduğundan emin olayım, gidip yerim bir şeyler. " Turgut gibi düşündüğüm kişi yandan konuştu. " çocukken her bulduğum karınca yuvasına barut döküp yakmayacaktım. " Hafifçe tebessüm ettim. Ağrım yoktu, daha iyi hissediyordum. Hepsi kendi hallerinde oldukları için uyandığımı görmemişlerdi. Boğazımın kaşınması ile öksürdüğümde hepsinin odağı ben olmuştum. " oğlum, iyimisin. " Başımı salladığımda dudaklarımı hareket ettirdim. " su " Yanımdan birisi hareketlendiğinde sırtımdan destek vermiş ve doğrulmama yardımcı olmuştu. Göğsüme yakın bir yer sızladığında yüzümü buruşturdum. " canını mı yaktım " diye soran turgut'tan başkası değildi. Cık'lar gibi ses çıkarttığımda mirayın dudaklarıma yasladığı bardaktan su içtim. Başımı geriye çektikten sonra bardağı komidinin üzerine koymuş, turgut beni yatırmıştı. Zül., " ağrın varmı, " " yok. İyiyim. " Yatağı doğrulttuklarında odada göz gezdirdim. Miray, züleyha hanım, turgut vardı. Kuzey, yusuf baş başa vermiş uyuyorlardı. Tekin bey,de tekli koltukta koluna yaslanmış uyuyordu. " diğerlerini kantine ve eve postaladık. Babama görev geldi. Annem evde çorba yapıyor. " miray açıklama yaptığında başımı salladım. " ne zamandır bu haldeyim. " diye sorduğumda aldığım cevaba şaşırmıştım. " 2 hafta. " Miraya baktığımda gözlerindeki hafif kızarıklıklar içimi dağlamıştı. Mirayın elini tutup yanıma çektiğimde itiraz etmeden yanıma gelip boynuma sarıldı. Turgut ve züleyha hanım odadan çıkarlarken dudaklarımı mirayın boynuna bastırıp derin bir nefes çektim. Boynumda ufak bir nemlilik hissettiğimde boşta olan elimi saçlarına getirdim ve okşadım. " yapma güzelim, ağlama " " çok korktum alaz... seni kaybedeceğim diye çok korktum. " " buradayım güzelim. Yanındayım, iyiyim. " Başımı geriye çekip şakağına öpücük bıraktım. Geriye çekilip göz yaşlarının ıslattığı yüzünü sildim. Yanaklarına derin bir öpücük bıraktım. Alnımı, alnına yasladım. " alaz ben sen olmadan ne yaparım bilmiyorum. Sen yoğun bakımdayken bana toparlan dediler. Alaz bana toparlan demediler, bana nefes almadan yaşa dediler. Ben... Alaz ben nefes alamadım. Kalbin durduğu zaman, sanki beni boğuyorlar, kalbimi sıkıyorlar gibi hissettim. Alaz ben- " Belinden tutup kendime çekip yaralarımın sızlamasını önemsemeden sarıldım. Kollarımda ağlarken, ben saçlarını okşuyordum. Bedenimde 2 hafta boyunca hareket etmemenin uyuşukluğu vardı. Miray boynumu öptüğünde gülümsedim. " çok ağladım ben ya, neyse sen acıkmışsındır, ben çetin amcaya bakayım, yanından ayrılmadı. Hep yakından ilgilendi. Metin amcalar da hep aradılar, mavi hastaymış melih huysuzlanmış falan, gelemediler ama hep aradılar. Emre, eymen, mirza ve milhan sürekli geldiler. Tuğrulun dışarıda ufak bir işi varmış o yüzden gitti. Kerimin görevi varmış galiba. Urazda... " " uraz? " diye sordum. " boşver. Dışarıda o da " Ayağa kalkacakken elinden tutup durdurdum. " ne oldu " " mahallede, şeytan ile ilgileniyorlar. " " ne zaman yakalandı. " diye sordum. " sen vurulduktan bir kaç saat sonra, mahalle tamamen sana yoğunlaştı. Teyzeler falan okuma yaptılar, hatta 10 tane hatim, 100.000 tevhid, ihlas, fatiha falan çekmişler. Normalde namaz vakitlerinde saadece erkekler gelirken bu sefer kadınlarda gelmiş, cami tıklım tıklım mış. Hatim duaları falan okunmuş. Teheççütte bile her evin bir lambası açık olurmuş, hatta senin için kurban adamışlar. " Bu kadarı... Bu kadarı benim için çok fazlaydı. " ama... yani... ne bileyim... bu kadar sevdiklerini düşünmemiştim. " dedim. " emin ol, tanıdıkların seni tahmin ettiğinden fazla seviyor. Benden fazla olamaz ama " Güldüm. " tekin bey ve züleyha hanım mahvoldu. Tekin beyi şuan ilk defa uyuduğunu bile düşünmedim değil. Belki yoğun bakım ünitesinin orada uyuya falan kalmıştır ama onun dışında kendi isteği ile uyumadı. Züleyha hanım baygınlık geçirdi, durma böyle dinç durduğuna, bıraksak düşüp bayılır. " Gözlerim tekin beye kayınca içimde bir yerlerde çocukluğum, ona uzatılan ele bakıyordu. __ Korkuyordu, sığındığı yerden çıkmak istemiyordu ama adam onu tutmak için elinden gelen ne varsa yapıyordu. Çocuk artık gelen darbelerden yorulmuştu fakat o adamın onun öz babası olduğundan ve onu iyileştirebileceğinden habersiz ondan kaçıyordu. Adam çabalıyor, çocuk saklanıyordu. Çünkü artık iyileşmek istiyordu. __ " sadece meraktan soruyorum alaz, ama... onlara anne-baba demeyi düşünüyormusun " Yutkundum. Diyemezdim. Onlara o şekilde seslenemezdim. Anne-baba kelimesinin bendeki anlamı çok farklıydı. Anne diğer insanlarda- merhametli, yufka yürekli iken. Bendeki çevirisi; merhametsiz, kalpsiz, acımasız, umursamaz'dı. Baba diğer insanlarda- koruyan, arkasını toplayan, destek çıkan, en çok seven iken. Bendeki çevirisi- canavardı, zalimdi. Şeytan, belkide zebaniydi. Ama asla seven kişi değillerdi. Bilinç altıma anne-baba kelimesi bu şekilde yerleşmişti. Değişmesi güçtü ama imkansız değildi. İçimdeki çocuk, o adamın elini uzatıp, ona tutunduğu zaman bende tekin beye baba diyecektim. Züleyha hanıma anne diyecektim. Ama ne zaman olacaktı bilmiyordum. " bilmiyorum miray, biliyorsun anne ve baba kavramı bende çok farklı. Onlara anne-baba diyebilmem için önce bendeki anlamları değişmeli. Ağer değişmeden dersem... o zaman geri dönüşü olmaz, onların yüzünü görmem yüzümü göremezler... izin ver önce ben değişeyim " " sadece merak ettiğimden alaz. Seni asla bir şeye zorlamam. Her konuda özgürsün. " Başımı salladığımda gözleri yüzümü taradı. Baktığı son yer, dudaklarım olunca istediği şeyi anladım. Elini yanağıma koyup dudağıma ulaşacakken kuzeyin kıpırdanması bizi ayırdı. Gözlerini açıp bize baktığında hemen omuzuna dayanan yusufu itip ayağa kalktı. " abim uyanmış! " diye bağırırken tekin beyin uyanması ve yusufun yerde, ne olduğunu anlamaya çalışması aynı saniyelerde olmuştu. Miraya baktığımda, kuzeye öldürecek gibi bakıyordu. İçten içe küfür ettiğini biliyordum. Kuzey gelip bana sarıldığında, acıyan yaralarımla yüzümü buruşturdum. " abi özür dilerim. " deyip geri çekilirken hala konuşuyordu. " ay unuttum yaralarını, bir an heyecan yaptım özür dilerim " " tamam koçum, önemli değil, fazla acımadı. " Yusufta kalkıp bana sarılırken saçlarını karıştırdım. " çok korktuk abi. " Abi demesiyle yüzümde oluşan tebessümü görmüşlermiydi bilmiyordum ama yusuf görmemişti. " yani abi dedim ama.. rahatsız olursan demem- " " saçmalama, sevindim abi demene. Abi demene değil, beni abin olarak görmene. " Ensesinden tutarak kendime çektim ve saçlarından öptüm. Yusuf ayrıldıktan sonra tekin bey geldi. Kollarını bana dolayıp başımın üzerine öpücükler kondurdu. " çok korkuttun bizi be oğlum. İyisin değil mi, ağrın varmı. " " yok, merak etmeyin iyiyim. " Ve gerisi öyle gelişti. Kapının açılıp içeriye digerlerinin girmesi, sarılmalar, konuşmalar, sorular derken üzerimi değiştirmeme yardımcı olup rahat bir pijama altı giyindirmişlerdi. Daha sonra yemek faslına gelmiştik.  Altın uzun olduğunu düşünün, hayalimdekini bulamadım. İsterseniz başka bir şey hayal edebilirsiniz. __________________________________________ " miray, yavrum yeter ama şiştim. Ba- " Ben konuşurken ağzıma bir kaşık daha çorba vermesiyle susmak zorunda kaldım. Neredeyse 3 tabak çorba içirmişlerdi ama hala yedirmeye çalışıyorlardı. Sütlü tarhana çorbası. En sevdiğim 3. Çorbaydı ama artık baymıştı. Soğuk olması güzeldi ama bayağı şişmiştim. " son 1 kaşık alaz, hadi aşkım lütfen ama. " " yavrum son kaşık diyerek bana 2 tabak çorba içirdin. Artık valla yeter, şiştim bak dikişler sızlıyor " Dikişler sızlıyor deyince çorbayı tepsiye bıraktı. Bu kadar kolaymıydı lan. " ama bak doydun değil mi " " yavrum ben acıkınca hiç utanmam oluyormu " " olmuyor " " olmuyor, hayatımdaki bütün arsızlıkları ben açlığıma sığdırdım zaten. Ama bak doydum gerçekten " " iyi tamam. " " şimdi o tabakta kalan çorbayı ve mercimek çorbasını içiyorsun. Sabahtan beri bir şey yememişsin, ve zayıflamışsın, hadi simdi ben sana diyorum o tabaklar bitecek " " ama alaz, bak ben tokum. " Miray konuşurken ben tepsiden kaseyi alıp miraya yedirmeye başlamıştım. " yemezler, hadi aç bakalım " Ağzını açtığında kaşığı verdim, daha sonra tekrar çorba kasesine koydum. Tabak biterken miray benden kaçmaya çalışıyordu ama izin vermiyordum. Odada sadece ben ve miray vardık, diğerleri kantine inmişlerdi. Ziyaret saati dolmak üzereydi. Züleyha hanım ve tekin bey kalacaktı. Aslında kabul etmezdim ama mirayın dinlenmesi lazımdı, çökmüştü ve yemeği zor yiyordu. Midesinin küçülmüş olma ihtimali vardı ve benim sinirimi bozuyordu. Bu yüzden onların teklifini kabul etmiştim. 2 gün sonra duruma göre taburcu olabilirmişim, çetin bey öyle söylemişti. Sabahtan beri gelen geleneydi. Metin bey ve ailesi gelmişti, mahalleden aileyi temsil olarak gelenler vardı, fazla kalabalık olmasın diye ziyareti kısa tutuyorlardı ama çiğdem hanım ve meltem hanım gitmek şöyle dursun, bizimle sohbet etmişlerdi. Salih amca ve gülsüm teyzenin hakkını ödeyemezdim ama gerçek aile ne demek ben daha yeni öğreniyordum. Tabak tamamen bittiğinde peçeteyle mirayın ağzına bulaşan lekeleri sildim. " yaralı olan sensin, bebek gibi bakılan ben, haksızlık. " " seni yerim ben, sen iyi ol, gerisi hallolur. " " hmmm, çok hallolur " Dikişlerime pansuman yaptıklarında bir sorun gözükmüyordu, ama miray ağlamıştı. Acımıyor desemde 'senin acını ben anlarım' demiş ve ağlamaya devam etmişti. Bebek gibi bir sevgilim vardı ama belki gün gelecek, bana bebek verecekti. İnşallah amin. " sen gel bakayım şöyle yamacıma " " nereye " " koynuma. " " tövbe, hastanedeyiz " " hastanede olmasak olur yani. " " heralde, allah katında kocam sayılırsın, birde geçen gün bahs edilen beşik kertmesi olayıyla garantiyiz yani " Piknikte salih amca ve tekin beyin verdiği sözden konu açılmıştı. Eğer ikisinden birinin çocukları kız ve erkek olurlarsa birbirleriyle evlendireceklerdi, ve biz olmuştuk. " o zaman gel bakalım. " Elinden tutup yatağa doğru çektiğimde afallamıştı. " ne yapacağız, ya birisi gelirse, ya basılırsak, alaz " Dudaklarımı dudağına bastırdığımda sustu. " bir şey yapmayacağız, sadece uyuyacağız fesat sevgilim. " " olmaz. " " o niye olmaz, " kaşlarım çatılmıştı. " yaralarını acıtırım. " " yarım saat be kızım, hadi ama. Zaten gideceksiniz, daha da baş başa kalamayız. Hadi " Kapıya bakıp ayakkabılarını çıkarttı, bende o sırada kenara kaymıştım, miray sağımdaydı. Kurşun yarası solda olduğu için sağıma geçmişti. Battaniyeyi üzerime örtüp yenıma uzandığında tek kolumla yukarı çektim yüzlerimizi eşitledim. Umarım gelmezlerdi yoksa bu defa ağır küfrederdim. " biraz öpsem ne olur peki. " diye sordum çocuksu bir ses ile. " peki yakalanırsak ne olur " diye cevap verdi. " küfrederim giderler " Güldüğünde yüzlerimizi yakınlaştırdım. " birileri gelirse ağır rezil oluruz ama " Yüzlerimizin arasında bir kaç santim vardı ve ikimizin gözleri dudaklarımızdaydı. " bir şey olmaz bence, yakalanmayız. " Diye fısıldadığımda burunlarımızı birbirine değdirmiştim. Nefesimin birbirine karışırken hamleyi o yaptı ve dudaklarımızı birleştirdi. Anında dudaklarını kavrarken bir elim beline sarılmıştı. Elinin biri yüzümde, diğeri köprücük kemiğimdeydi. Birbirimizi öperken kalp atışlarımız hızlıydı. Alt dudağını ağzımın içine alıp dişlerimi geçirdim, daha sonra büyük bir yavaşlıkla dilimi gezdirdim. Mirayda aynı şeyi benim üst dudağıma yaparken anında dudaklarını kavradım, ve sert sayılabilecek şekilde emdim. Tırnaklarını enseme geçirdiğinde ikimizin de ağzından boğuk bir inleme döküldü. Bu sefer hamle sırası ona geçmişti. Alt dudağımı ısırıp bıraktı ve bu işlemi bir kaç kere tekrarladı. Sabrım yoktu, sınırımda öyle. Belinden tutarak kendime çektim bedenlerimizi bütünledim. Dudakları aralanırken içli, titrek bir nefes verdi. Üzerimde sadece pijama altı varken beni rahatlıkla hissedebiliyordu. " a-alaz. " dudağını öptüğümde sertçe karşılık vermişti. Ensemden tutarak beni kendine daha çok çekerken hareketleri fazlasıyla sertti. Ama durmamız lazımdı. İleriye, istesekte gidemezdik. Ama ânın tadını çıkartabilirdik. Dudaklarımız birbiriyle dans ederken artık nefessiz kalarak ayrılmıştık. Dudaklarımız şişmiş ve kızarmıştı. Eğer devam edersek duramazdık, ve ikimizde gözlerimizi kapattık. Alınlarımızı birbirine yaslarken başımı boynuna ilerlettim ve gözlerimi kapattım. __________________________________________ Uyandığımda miray yoktu ama yastığa sinen kokusu vardı. Saat 7 olmuştu, züleyha hanım telefonda erkek kardeşi ile konuşurken tekin bey, ile sohbet ediyorduk. " daha sonra ne oldu. " " işte ben viraja geldiğimde motorun hızına hakim olamadım, arabaya çarpmamak için yan kırdım ama bu sefer tırın altına girdim. Ayaklarımı toplamıştıma am kolu kırılmıştı, o şekillde 7-8 metre sürüklendim. Allahtan kaskın ipi, tırın tekerleğine sıkışmıştı da kafan ezilmekten kurtuldu, yoksa perte çıkmıştım. " " oğlum, ne diye yolda yarış yapıyorsunuz, birde abidik gubidik hareketler, te Allah'm ya. Az biraz dikkatli olun, oyun oynamak canınızdan değerli mi. Ya size bir şey olsaydı. " Güldüm. " yani, bir şey olmadı ama 2 aya yakın motor kullanamamıştım." Kapıdan züleyha hanım girdiğinde baygın bir ifade ile bana bakıyordu. " kardeşim tamam, müsait olduğumuz zaman çağıracağım seni de, zümra'yı da, ama önce bir eve gidelim, tugay toparlansın... ya zafer söz verdim, amma meraklıymışsın yeğenine. Sanki daha önce gördün de... tamam bak tanışmak için çağıracağım, söz. A-a bir şey oluyor dur, kapatmam lazım. Dur oğluma bir şey oldu, a-a yataktan düşmüş haylaz kerata. Bak görüyormsuun eşek sıpasını, ben ilgileneyim hadi yengeme selam söyle. " Telefonu kapatınca tekin bey ile güldük. " eşek sıpası olmadığım kalmıştı, o da oldu. " " ay oğlum bakma sen bana ya, dedim bizim çocuk yaşıyormuş diye demez olaydım. 1 haftadır arıyorlar nerede, nasıl, iyi mi. Diye, başım şişti ayol. " " gel güzelim gel, bilirsin zaferi, böyleler işte. " " ay dur söylemedim sana. 1 tane teyzen 1 tane dayın var. Kardeşlerim diye söylemiyorum ikiside baş belası, yapıştı mı bırakmazlar. " " iyi insanlardır, sadece biraz fazla severler. " " biraz mı fazla, evlendiğimiz gün neredeyse zafer sana yapışmıştı. Enişte ablamı bırak benimle evlen diye, utanmasa eve kadar gelecek hatta yatağa girecekti. Allahtan atlattık, yoksa geceyi edemezdik " Tekin bey öksürdüğünde alttan alttan sırıttım. Züleyha hanım bazen! açık sözlü olabiliyordu. " ay yemek geldi, acıkmışsındır sen. Tabak alayım ben " " ben tokum, saolsun miray 3 tabak çorba içirdi. Ama isterseniz siz yiyin, sizde acıkmışsınızdır. " " yok oğlum, biz hem kantinde hem banyoda bir şeyler yed- öhm. Yani biz yedik. Tok'uz " Anlamamıştım ama başımı salladım. Züleyha hanım tekin beye bakmasaydı ne söyleyecekti merak etmiştim. Tekin bey bilgisayarın fişini, prize taktığında bir şeyler açtı. Züleyha hanım yemeği tepsiye bıraktı ve bana döndü. " yemeyecekmisin şimdi " " yok, gerçekten tokum. Hem aç olsam isterim, bu konuda biraz arsızım. " " baban gibi. " Tekin bey bıyık altından güldüğünde bende tebessüm ettim. Tekin bey bilgisayarı yemek masasına koyup üçümüzünde görebileceği şeekilde ayarladı, ve tekli koltuğu yatağın yanına çekip oturdu. Şaşıracağım hamle ise züleyha hanımdan geldi. Yaralarıma dikkat edip yatağa oturdu ve uzandı, bende kenara kaydığımda yanıma yatıp başımı omuzuma yaslamıştı. Kolumu kaldırıp omuzuna doladım ve başımı başına yasladım. Açtığı film karayip korsanları 1 di. İzlememiştim. Birlikte film izlerken artık olaysız bir zaman geçirdiğim için mutluydum.
Yeni kullanıcılar için ücretsiz okuma
Uygulamayı indirmek için tara
Facebookexpand_more
  • author-avatar
    Yazar
  • chap_listİçindekiler
  • likeEKLE