Bölüm 6

1183 Kelimeler
Yerde duran pantolonunu üzerine geçirirken uyanmakta olan kadına baktı. ''Günaydın.'' dedi kadın gülümseyerek. ''İşe geç kalıyoruz.'' Genç kadın yorganı vücuduna sararak yataktan kalktı. Geçen gece Sıla'nın dudaklarına karşılık vermişti ve o günden beri hiç konuşmamışlardı. Her ne kadar şuan Hülya'nın koynundan çıkmış olsa da Sıla'yı kafasından atamıyordu. Bir an savunmasız hali cazip gelmişti ve öpmüştü. Nasıl olduğunu o da anlayamamıştı. Yerden aldığı kıyafetleri üstüne geçiren kadın hızla çıkan adama yetişmişti. ''Bir sorun mu var?'' diye sordu. ''Hayır, neden sordun?'' ''Dün gece...'' dedi kadın. ''Sen farklıydın.'' Duraksadı adam yüzünü kadına çevirerek ''Ne gibi?'' dedi. ''Bilmiyorum, isteksiz.'' dedi. ''Bu aralar yogun ve yorgunum biliyorsun.'' dedi ve kadını yanına doğru çekerek kollarının arasına aldı. Son model arabanın ön koltuğuna oturduktan sonra araba hareket etti. Hızlı bir kalkış yaparak kadının sarsılmasına sebep oldu. ''2 gün sonra evleniyorsun.'' ''Evet.'' dedi adam. ''Şahidim olmak ister misin?'' dedi ve güldü. ''Komik değil.'' Böyle bir durumda nasıl hala şaka yapabiliyordu. Adamın parmaklarına dolanan ellerini çekerek yüzünü cama çevirdi. ''Biliyorum.Özür dilerim.'' diyerek kadının elini tekrar kendine çekip dudaklarına götürdü. ''Seni seviyorum.'' Yüzüne hafif bir tebessüm kondurarak ''Bende'' dedi kadın. ... Geçen gece neler yaşanmıştı hiç bilmiyordu. Ah o aptal garson nasıl içecekleri karıştırmıştı. Aklından bir sürü şey geçiyordu. Neler yapmıştı acaba? Yoksa Mert'in önünde soyunmuşmuydu? Hayır, hayır diyerek gözlerini sıkıca kapattı. Böyle bir ihtimali düşünmek bile istemiyordu. Mertte aramamıştı o geceden sonra. Kesin iğrenç bir şey yapmıştı. Tek bildiği uyandıktan sonra annesinin gece geç saatte Mert'in onu hiç bir şey söylemeden eve bırakmış olmasıydı. Telefonunun titremesiyle şarjda olan telefona yöneldi. Mertten bir şeyler bekliyordu. Ona göre davranışlarını belirleyecekti. Kendisi arayamıyordu, çünkü hiç bir şey hatırlamıyordu. Gönderen: Semih Mesaj: Kapıdayım. Ah bir de bu sorun vardı. Aklından bir an olsun çıkaramadığı adamı unutmuştu. Yalan söylemişti ve yakalanmıştı hatta iğrenç bir haldeyken yakalanmıştı. Arkasında bulunan aynaya dönerek kendine baktı. Fena sayılmazdı. Hızlı adımlarla merdivenlere yöneldi. Kapının önünde bekleyen arabanın içindeydi Semih. Kapının açıldığını farketmişti ama ona doğru bakmamıştı. Suratıda haliyle pek mutlu gözükmüyordu. ''Sevgilim.'' dedi kadın yanında ki koltuğa oturarak. ''Sevgilin mi?'' diye sordu adam. ''Nişanlanıyorken hastayım dediğin sevgilin mi? Benimle görüşmek yerine Mert beyin peşinde koştuğun sevgilin mi?'' Kıskanmıştı ve aslında bu içten içe hoşuna gitmişti. Semih'in onu kıskandığını bu zamana kadar hiç hissetmemişti. ''Semih.'' dedi ismini uzatarak. ''Özür dilerim.'' kafasını öne eğip dudaklarını büzmüştü. Küçük bir çocuktan pek farkı yoktu. Çenesinden tuttuğu kadının yüzünü kaldırarak ''Seni o adamla paylaşmak istemiyorum.'' dedi. ''Paylaşmayacaksın ki. Seninim ben.'' ''Evlenme o halde.'' dedi kadını kendine doğru çekerek. Sıla'nın bu konuda ki tavrı gayet açıktı. Evet Semihle barışmak istiyordu fakat bunu bu hayatı bırakarak yapmayacaktı. Kendini geri çekti. ''Konuştuk bunu.'' dedi. Adam biraz daha sokuldu kadına. ''Peki ne zamana kadar sürecek bu oyun.'' ''Bilmiyorum.'' dedi dudaklarını büzerek ''Belki bir kaç ay.'' ''Bir daha bana yalan söyleme olur mu?'' ''Hı,hı.'' dedi kadın başını sallayarak. Ne yani bu kadar kolay mı hallolmuştu. Sıla epey yalvaracağını düşünmüştü ama aksine Sıla aramadan Semih gelmişti ve sadece basit bir konuşmayla halletmişlerdi. Üstünden yarım yük kalkmış gibi hissetti. Diğer yarısı ise Mertti. Hala aklında neler yaptığı vardı. ''Şimdi gitsen iyi olacak.'' dedi genç kadın. ''Biliyorsun, babamın bizi artık beraber görmemesi lazım.'' ''Of.'' dedi ve yan olan bedenini koltuğa yaslayarak ''Peki.'' demek zorunda kaldı. Küçük bir hamleyle doğrularak tekrar kadına doğru çevirdi bedenini ve dudaklarına küçük bir öpücük kondurdu. ''Aramanı bekleyeceğim.'' ... Arabadan indikten sonra köşede duran arabanın Mert'e ait olduğunu farketmişti. Ona doğru ilerlemek için Semih'in uzaklaşmasını bekledi. Araları yeni düzelmişken tekrar bozulsun istemiyordu. Köşeyi döndüğünü gördüğün de adam arabadan inmişti. Kadın da ona doğru ilerliyordu ki kalbini elleriyle bastıracak kadar çok atıyordu ve Mert'e ne konuda rezil olduğunu düşünmekten kendini alamıyordu. Karşılaşmaşılarına son bir adım kalmıştı.''Özür dilerim. Çok özür dilerim. Çok, çok bin kere, yüz bin kere, milyon kere özür dilerim.'' dedi kadın gözlerini kapatarak. ''Dur artık.'' Kadın gözlerini açtığın da adamın gözlerine bakmamak için gözlerini kaçırıyordu. ''Neden özür diliyorsun?'' diye sordu adam. Özür dilemesi gereken kişinin kendi olduğunu düşünüyordu aslında. ''Ben geçen gece için.'' dedi kafasını eğerek. ''Biliyorum seni kızdırmaya çalışmak hataydı. Kabul ediyorum. Bir daha yapmayacağım.'' dedi ve ellerini izci hareketi yaparak. ''İzci sözü.'' dedi. Adam gülümsedi. Kızdırma kısmını çoktan unutmuştu adam. Öpüşme kısmına geçmediğine göre isteyerek mi öpmüştü? ''Bu gülümsemeyi özrümü kabul etmişsin sayıyorum.'' ''Şey.'' dedi kadın. ''Evet'' dedi adam kafasını yamultarak. ''Ben çok kötü bir şey yaptım mı? Yani sarhoşken.'' utançtan yanakları kızarmış, dudaklarını ısırıyordu. Dudaklarına takıldı gözleri 2 gün önce o dudaklarının üstündeydi dudakları. Bir an o ana gitti. Hatırlamıyor muydu yani? Gözlerini kapadı ve şükreder şekilde gülümsedi. ''Hiç.'' dedi adam. Söylemeyecekti, söyleyip her şeyi birbirine karıştırmayacaktı. İlk Sıla öpmüş olsa da adamda karşılık vermişti. Bunu açıklayamazdı. ''Sadece kustun.'' ''Ne yani bu kadar mı?'' dedi kadın ellerini kenetleyip yerinde zıplayarak. Sevinmişti. Çünkü aklında saçma sapan düşünceler vardı. ''Evet.'' dedi genç adam. Kadın gülen yüzünü ciddiye çevirdi. ''O zaman özrümü geri alıyorum. Bundan sonra da aynı şekilde devam edeceğim.'' dedi gözlerini kısarak. Arkasını dönüp giderken adam epey sinirlenmişti. Dalga mı geçiyordu bu kadın. Kolundan tutmak için bir hamle yapacaktı ki kadın ona dönüp gülerek ''Şaka yaptım.'' dedi. Bu kadın gerçekten sabrıyla oynuyordu. Demir kapının önünde beliren Sema onlara doğru ilerliyordu. ''İkinizi bir arada gördüğüm iyi oldu. Nişan alışverişi için sizi arıyorduk.'' İkisi de tuhaf gözlerle bakıyordu. Nişan alışverişi pekte karşılaştıkları bir şey değildi. ''Alışveriş kısmına ben okeyim ama nişan alışverişi ne oluyor?'' dedi Sıla. ''Tüylü terlikler, havlular, bornozlar, danteller.'' dedi neşeli tavrıyla Sema. ''Hayır, hayır ben gelmem.'' diyerek eve ilerliyordu ki Sıla annesi kolundan tutarak engel oldu. ''Beni Leyla'ya bir kere daha rezil etmene izin vermeyeceğim.'' diye mırıldandı kulağına. Mecburen kabul etmek zorundaydı. Son zamanlarda yaptıkları az buz değildi. Annesi haklıydı. ''Size iyi alışverişler.'' dedi Mert. ''A oğlum, sende geliyorsun. Hatta bizi sen götürüyorsun.'' ''Olmaz.'' dedi genç adam.''Benim toplantım var.'' ''Babanın haberi var. Senin yerine o katılacak toplantıya.'' Kurtuluşu yok gibiydi. Alışveriş en hoşlanmadığı şeylerden biriydi. Zoraki kabul etti. ... ''A bak bu tüylü terlikler çok güzelmiş.'' Leyla hanım eline aldığı beyaz tüylü terlikleri Sıla'ya gösterdi. Burun kıvırarak baktığı terliklere ''Ben bunu giymem.'' dedi. ''Sen ne anlarsın. Gelin çeyizi bu.'' dedi Leyla. Madem ona sorulmayacaktı neden peşlerinde getirmişlerdi ki. Mert ellerini güğsünün üzerinde bağlamış 3 kadının çılgınca alışverişini izliyordu. Onları izlediğini farkeden Sıla ''Bence sana da bir şeyler bakmalıyız.'' dedi. Eliyle takım elbisesinin ceketini tutarak ''Takım elbiseden başka giyecek bir şeyin yok sanırım.'' Elleriyle kadının ellerini üzerinden ittirerek. ''Senin gibi boş işlerle uğraşmadığımdan her an önemli davetlere,toplantılara katılabiliyorum.'' ''Takım elbiseden başka bir şeyle katılınmıyormuymuş o davetlere.'' ''Ben memnunum.'' ''Ben değilim ama.'' dedi genç kadın. ''Sen giymiyorsun sonuçta.'' ''Ama sen giyiyorsun. Yakında beni temsil edeceksin bu şekilde dolanmanı istemiyorum.'' ''Öyle mi küçük hanım.'' dedi. ''Soyadımı alacağın için sen beni temsil edeceksin. Bence bundan sonra sen o mini eteklerine, kısa elbiselerine ve bordo rujlarına veda etsen iyi olacak.'' Gözlerini kısan genç kadın ''Asla.'' dedi. ''Bu nasıl Sıla?'' diye sordu Sema elinde tuttuğu saten transparan gecelikle. ''Anne ne yapıyorsun?'' diyerek eliyle buruşturduğu geceliği önüne sakladı. ''Neden utanıyorsun? 2 gün sonra kocan olacak.'' Evet kocası olacaktı ama gerçek bir evlilik değildi ve böyle şeylere ihtiyacı yoktu. Hem Mert'in yanında böyle şeyler gösterilmesi kadını utandırmıştı. Annesinin eline tepiştirdiği geceliğe elinin terleri geçmiş ıslanmasına sebep olmuştu. Utandığını gören adam kadının omuzlarına dökülen sarı saçları ensesinde toparlayarak kulağına eğildi. ''Seni o gecelikle görmek için sabırsızlanıyorum.''
Yeni kullanıcılar için ücretsiz okuma
Uygulamayı indirmek için tara
Facebookexpand_more
  • author-avatar
    Yazar
  • chap_listİçindekiler
  • likeEKLE