Uçak piste inerken, içimde garip bir ağırlık hissettim. Sanki sadece bir ülkeyi değil, eski hayatımı da ardımda bırakıyordum. Kerem elimi tuttu. “İyi misin?” diye sordu alçak bir sesle. Başımı salladım ama kelimeler boğazıma düğümlendi. İçimde hem korku hem de tuhaf bir heyecan vardı. Gitmek istemiştim, ama şimdi bambaşka bir yerde, yabancı bir havalimanının kalabalığında sıkışıp kalmış gibiydim. Uçaktan indikten sonra bagajlarımızı aldık ve pasaport kontrolünden geçtik. Havaalanının içi devasa ve soğuktu. İnsanlar her taraftan geçiyor, farklı dillerde konuşuyordu. Burası bizim yeni hayatımızın başlangıcıydı ama ben sanki kendimi ait hissetmiyordum. Kerem, omzuma hafifçe dokundu. “Hadi, çıkalım buradan.” Dışarı adım attığımızda hava serindi. Şehir ışıkları uzakta parlıyordu. İçimde tu

