20. Bölüm

1063 Kelimeler
Gece boyunca çalışan Seichi masasında gözünü açık tutma çabalarında bulunurken masasına sertçe bırakılan bardağa bakakalmıştı. Genç adam bardağın tok sesi ile gözlerini iyice açarak genç kadına bakarken Misaki ona aldırış etmeden yanından ayrılarak çöp kovasının etrafında ki atılmış olan kağıtları toplamaya başlamıştı. Seichi kahve bardağının etrafını incelerken akşamki olayı hala unutmamış olduğunu Misaki’ye belli etmişti. Genç kadın ciddi bir ses tonu ile “Merak etme bu kez içinden bir şey çıkmayacak!” dedi. Genç adam onun sesinin soğuk çıktığını düşünmeye başlamıştı. Asıl kızgın olan kendisi olması gerekirken bu kadının neden kızgın olduğuna anlam veremiyordu. Kağıtları toparlayan genç kadın kapı zilinin çalınması ile yerinden doğrulmuş ve hızlı adımlarla kapıya doğru ilerlemişti. Elinde kahvaltı tepsisi ile gelen adama bakan genç kadın, onun içeri girmesinden sonra elini cebine atarak alışkanlıkla ona para vermek isteyince Seichi ayağa kalkarak “Buna gerek yok, yemekler sponsorlar tarafından ödeniyor” dedi. Onun sözlerine sinirlenen genç kadın ona öfkeli bir şekilde bakarak “Senin para harcadığın her hangi bir şey var mı?” diye sormuştu. Genç adam onun sorusu ile bir süre düşünür gibi yaparak hafif gülümsemiş ve “Hayır yok galiba, neden?” diye soruya soru ile karşılık vermişti. Onun bu umursamaz tavrı genç kadını çileden çıkarmıştı. Sinirli bir şekilde mutfağa yönelen genç kadın kendi yemeğine dokunmamış ve hızla odasına giderek üzerini değiştirmişti. Seichi ona bakarak “Nereye?” dedi. Genç kadın ona ters bir şekilde bakarak kapıya yönelmiş ve “Bu seni ilgilendirmez!” diyerek kapıyı sertçe çarpmış ve hızlı adımlarla hapishane gibi olan bu evden ayrılmıştı. Seichi ise onun arkasından sadece bakmakla yetinmişti. Bu kez onu takip etmek istemiyordu. Biliyordu ki yine onu kaybedecekti. Bu kadın oldukça hızlı yürüyordu. Kesinlikle onu arabası ile takip edemezdi. Misaki iyice evden uzaklaştıktan sonra çalan telefonuna cevap vermişti. Gülümseyen genç kadın telefondaki arkadaşı ile kahvaltıya çıkmaya karar vermişti ki Seichi son düşüncesinden vazgeçerek nefes nefese onun yanına bitivermişti. Şaşıran genç kadın ona bakarak “Sen beni mi takip ediyorsun?” diye sorarken genç adam nefesini düzenleyerek “Seni takip etmiyorum. Sadece annenin evinden yeninde yaralanmayacağından emin olmak istiyorum” dedi. Misaki ona bakışlarını dikmiş bir şekilde bakarken genç adam ona aldırış etmeden “Hadi, beni annenle tanıştırmayacak mısın?” diye sormuştu. “An… Annemle mi?” diye soran genç kadın şaşırmıştı. Seichi ise kaşlarını kaldırarak “Bak çok yorgunum ve senin yüzünden kahvaltı yapmadım. Şimdi beni kahvaltı yapmak için bir yerlere götürmek zorundasın!” dediğinde Misaki bu kez gerçekten şaşırmıştı. Bu sırada ise arkalarından etkileyici bir erkek sesi gelmişti. “Lissa!” Seichi sesin geldiği yöne bakarken spor kıyafetler giymiş uzun boylu ve oldukça yakışıklı görünen bir adamın kendilerine doğru geldiğini görmüştü. Bu adam önceki gün kendi evine gelen kişi değildi. Bakışlarını genç kıza çevirerek “Randevun olduğunu söyleseydin seni rahatsız etmezdim.” Dedi. Misaki ona bakarak gülümsemişti. “Evet bir randevum vardı. Aslında sizinde bize katılmanızda bir sorun olmaz değil mi, Seunjo?” diye yanlarına gelen adama sormuştu. Seichi onun cevap vermesine izin vermeden “Teşekkür ederim benim çalışmam gerek zaten” diyerek yanlarından ayrılacağı sırada onun tepkisine sinirlenen genç kız, genç adamı kolundan yakalayarak “Kahvaltı yapmadan mı çalışacaksın? Sence de biraz abartmıyor musun?” diye sordu. Seunjo onlara gülümseyerek “Benim için bir sakıncası yok. Siz isterseniz bizimle kahvaltı yapabilirsiniz” dedi. Seichi ağzının içinden “Aman ne güzel” diyerek hafif bir gülümseme ile karşılık vermişti. Seichi Misaki’nin kolunu tutan eline bakarak genç kıza bakışlarını çevirince Misaki hemen parmaklarını geri çekmişti. Genç kadına ilginç gelen ise göründüğünün aksine genç adamın kollarının sert olmasıydı. Bir süre genç adama dikkatle bakan Misaki bunu neden yaptığını dahi bilmiyordu. Seichi üzerine çevrilen bakışları fark edince “Bir şey mi soracaksın?” diye genç kıza sorduğu sorunun cevabını bekliyordu. Misaki ise başını iki yana sallayarak “Hayır, sormayacaktım!” dedi. Onun cevabı ile iki adam öncen gitmeye başlayınca Misaki arkadan iki adamı da alıcı gözle süzmüştü. İkisinin boyu da birbirine yakındı ve oldukça geniş omuzlara sahip olsalar dahi Seichi Seunjo’dan daha zayıf ve fiziği düzgün görünüyordu. Onun gelmediğini fark eden Seunjo ise arkasını dönerek genç kadına “Sen gelmiyor musun? Neden orada öyle dikili duruyorsun?” diye sorunca genç kız dalga geçer gibi “Hanginiziniz poposunun daha seksi olduğunu düşünüyordum” dediğinde Seichi şaşkınlıktan gözlerini büyütürken Seunjo kahkaha ile gülmeye başlamıştı. “Bari karar verebildin mi?” diye onun şakasına karşılık veren Seunjo, Seichi’nin yüzünün sinirli bir hal aldığını fark edince “Kusura bakma galiba patronun bu yaptığın şakadan hoşlanmadı Misaki?” diyerek bakışlarını genç adama çevirmişti. Aslında bu şakayı nasıl yaptığını Misaki bile anlayamamıştı. Seichi’nin onun sapık olduğunu düşünmeye başladığına emindi artık. Neyse ki evinde artık fazla kalmasını gerektirecek durum yoktu. Sadece birkaç gün daha… Üçlü küçük güzel bir yere girmiş ve kahvaltı sipariş vermişti. Seichi pek fazla konuşmuyordu. Seunjo ise hiç susmuyor genç kadına sürekli sorular soruyordu. “Sen ne zaman Japonya’ya dönmeyi planlıyorsun?” diye soran Seunjo Seichi’nin de şaşkınlık ile genç kadına bakmasına neden olmuştu. “Paramı toparlayınca!” diye cevap veren genç kadın Seichi’nin kendisine baktığını hissedebiliyordu. Bazen arkadaşının bu boş boğazlıklarına katlanamıyordu. Seichi’ye gideceğini henüz söylememişti. Zaten söylemesi de gerekmiyordu ama şuanda ondan bir şey saklıyormuş gibi hissediyordu. Seichi hiçbir şey söylememişti. Onun suskun durması genç kıza iyi sinyaller vermiyordu. Sonunda ona bakmaya cesaret bulan genç kadın Seichi’nin kahvaltısını bitirerek masadan kalkmak üzere olduğunu görmüştü. “Nereye gidiyorsun?” diye soran genç kız bunu neden sorduğunu dahi bilmiyordu. “Eve gitmeden önce ellerimi yıkayıp bir telefon etmem gerek” dedi. Genç kız onun gözlerine bakıyordu. Seunjo ise ikili arasında ki bu auranın bu kadar yoğun olması konusunda şaşırmıştı. Sanki konuşmadan gözleri ile anlaşıyor gibiydiler. Seichi göz temasını kesen ilk kişi olmuştu. Masadan ağır adımlarla uzaklaşırken aklında az önce genç kadının gideceği düşüncesi vardı. Evet, bu düşünce beyninde dönüp duruyordu. Acaba ne zaman gidecekti? Onun gitmesi neden onu bu kadar etkilemişti ki? Konuşmak istemiyordu ve bu yüzden oradan uzaklaşmaya başlamıştı. Bu sırada bir yeri arayacağını söylemesine rağmen telefonunu masanın üzerine bıraktığının farkında bile değildi. Genç adam elini yüzünü yıkadıktan sonra birkaç dakika daha lavaboda oyalanmıştı. Aynada yüzüne bakarken eskiden olan ve şimdiki aynadaki görüntüsü arasında ki farkı anlamaya çalışıyordu. Hiçbir fark yoktu… İkisi de aynı kişiydi ve yine terk ediliyordu. Bu düşünce bütün bedeninin titremesine neden olmuştu. Terk edilme…!!! Lavabodan çıktıktan sonra tekrar masanın yanına dönerken oldukça dalgındı. İçeriden gelen büyük bir çığlığın korkusu tüm bedenine yayılırken Seichi deli gibi atan kalbine aldırmadan koşarak yemek yenilen alana daldığında gördüğü görüntü karşısında tüm bedeni korkuyla bir kez daha titremişti.
Yeni kullanıcılar için ücretsiz okuma
Uygulamayı indirmek için tara
Facebookexpand_more
  • author-avatar
    Yazar
  • chap_listİçindekiler
  • likeEKLE