21. Bölüm

1138 Kelimeler
Genç adam onlara doğru ilerlerken genç kadının koşarak endişeli bir şekilde kendisine doğru geldiğini görünce şaşırmıştı. Asır şaşırtıcı olan ise Misaki’nin hiçbir şey söylemeden genç adamın elinden yakalayarak koşmaya başlaması olmuştu. Seichi neye uğradığını şaşırırken bir yandan da “Neler oluyor?” diye sormadan edememişti. “Koşman gerek, sonra anlatırım!” diyen genç kız onu çekiştirmeye devam ederken bir yandan da arkasını kontrol etmeye çalışıyordu. Seichi sadece ona ayak uydurmaya çalışıyordu. Nitekim avucunun içindeki elin sıcaklığını hissetmeye başlayınca hızla elini çekerek durmuştu. Misaki ise ona endişeli bir şekilde bakarak “Şimdi duramayız. Hadi eve az kaldı!” diyerek yeniden onun eline uzandığında genç adam elini çekerek onu şaşırtmıştı. “Neler oluyor? Neden kaçıyorsun?” diye soran genç adam ondan bir cevap almadan yürümeye niyeti olmadığını açıkça belli etmişti. Misaki ise endişeli bir şekilde arkasında bakarken Seichi de onun baktığı tarafa bakarak “Bak şimdi bunu açıklayamam. Ama şimdi gitmezsek yakalanırız, ve yakalanırsak ikimiz de ölürüz” dedi. Seichi onun sözleri ile irkilmişti. Onun şaşkınlığını fırsat bilen Misaki hızla onun kolunu kavrayarak tekrar koşmaya başlamıştı. Az sonra bir sokağa giren ikili, duvar arkasında sinmiş peşlerinde ki adamların gitmesini izlemişti. Onların uzaklaştığını gören Misaki, elini kalbine koyarak derin bir nefes almıştı. Bu sırada Seichi de onu izliyordu. Oldukça sinirli olan genç adam genç kadının kendisine bakmasını sabırla beklemişti. Misaki adamların oradan uzaklaştığını görünce arkasını dönmüş ve Seichi ile göz göze gelmişti. Genç kadın bakışlarını kaçırarak yanından yürümeye başlayınca Seichi sert bir şekilde onun kolunu kavrayarak “Bir açıklama bekliyorum. Beden kaçıyorsun?” dedi. Misaki dudağının içini dişleyerek “Şey… Aslında onlar benim abim ve ben evden kaçtım!” dediğinde Seichi kaşlarını havaya kaldırarak ona bakmıştı. “Şimdi sana ilk ve son kez bir soru soracağım. Doğru cevap verirsen senin için iyi olur!” dediğinde Misaki ilk kez onun sesinin bu kadar sert çıktığını fark etmişti. Seichi kandırılmaktan artık bıkmış bir şekilde duvara dayalı sırtını uzaklaştırarak genç kadına daha da yaklaşmış ve gözlerinin içine gözlerini dikerek “Şimdi söyle kimsin sen?” dedi. Misaki şaşkın bir şekilde ona bakarak yutkunmuştu. Kolunu çekmek istemiş ama bir türlü başarılı olamamıştı. “Ne demek istiyorsun? Kim olduğumu biliyorsun!” dediğinde Seichi, alaylı bir gülümseme ile genç kadına yüzünü daha da yaklaştırarak “Hayır bilmiyorum. Bildiğim bir şeyi söylememe izin ver o zaman… Neden benim evime sahte bir kimlikle girdin?” dediğinde Misaki gerçekten ne söyleyeceğini bilememişti. “Ben… Benim adım Misaki..!” dediğinde Seichi sesini yükselterek “Hala yalan söylemeye devam ediyorsun. Eve bana gelecek olan kadının adı Misaki’ydi. Söylesene onun yerine geçmek için ne yaptın? Kadını öldürdün mü yoksa?” Misaki yapılan suçlama karşısında şok olmuştu. Kendisini kısa sürede toparlayarak sert bir şekilde kolunu çekmiş ve Seichi’nin mengene gibi parmaklarının arasından kurtarmıştı. Seichi ona öfkeli bir şekilde bakıyordu. “Benim adım Misaki Lissa!” diye direten genç kadın ayrıca sözlerine devam ederek “Buna inanmıyor musun?” diye soran genç kadın cebinden çıkardığı kimliği Seichi’nin burnuna kadar sokarak “İşte bak… Adım Misaki Lissa. Resim sana tanıdık geldi mi?” Seichi tek kaşını yukarıya kaldırarak ona bakmıştı. Kimlikte eski de olsa Misaki’nin kısa saçlı bir resmi vardı. “Peki benim evime gelip yalan söylemeni nasıl açıklayacaksın!” dedi. Misaki biraz duraksadıktan sonra hafif gülümseyerek “Gerçekten bilinçli olan bir şey değildi. Ben yine abimden kaçıyordum ve saklanacak bir yer ararken kapına vurdum. Sende kapıyı açınca ve en önemlisi bana soru sormayınca bende bir şey demedim. Zaten peşimdekilerden kurtulmak istemiştim” dedi. Seichi ona elbette inanmamıştı. Ama Misaki o gün yine kaçarken Seichi’nin kapısına vurmuştu. Tek istediği peşindekileri atlatmaktı. Seichi onu sorgusuz sualsiz eve alınca önce şaşırmış sonra şaşkınlığını atlatarak hızla eve girmişti. Seichi onun bu acelesini bile anlayamayacak kadar uykulu görünüyordu. Misaki asıl şaşkınlığı genç adamın onu salonunda bırakarak odasına uyumaya çıkması durumunda yaşamıştı. Misaki bir süre ona bakmış ama bir şey söylememişti. Seichi de aklı karışık bir şekilde ona bakıyordu. Bu kadın ona sürekli yalan söylüyordu. Onun kim olduğunu dahası neden kaçtığını öğrenmesi gerekiyordu. “Arkadaşın ne oldu?” diye sordu. Misaki aklına arkadaşının gelmesi ile hızla telefonuna davranmıştı. Telefonun tuşlarını tıklarken genç adam onu dikkatle izliyordu. Karşıdan gelen sesle rahatlayan genç kadın “Ne oldu? Sen iyi misin? Yakalanmadın değil mi?” diye sorunca Seichi onun sözlerini dinliyordu. Genç adam onun konuşmasını bitirdikten sonra derin bir nefes alarak “Eve gidelim. Bu konu hakkında sonra konuşacağız!” dedi. Misaki ona bir şey söylemeyerek arkasından yavaş adımlarla yürüyordu. Seichi sessizdi. Eve vardıklarında Misaki refleks olarak arkasını kontrol etmeye devam ediyordu. Bu durum Seichi’nin dikkatinden kaçmamış olsa da bir şey söylememişti. Genç kadın bu sessizlikte hoşlanmamıştı. Kapının açılması ile Misaki Seichi’nin ardından eve girmişti. Genç adam hiçbir şey söylemeden başına giren ağrı ile salona yönelirken, Misaki onun kanepeye uzanmasını sessiz bir şekilde izlemişti. Seichi elini alnına koyarken gözlerini kapatmıştı. Misaki ise onun bir şey söylemesini bekliyordu. Sonunda sessizliği bozan Seichi “Bir süre gözüme görünme. Şuanda düşünmem gereken şeyler var!” diyerek kısaca genç kadının salondan çıkmasını istemişti. Misaki derin bir nefes alarak salondan çıkarken Seichi tek gözünü açarak onun gidişini izlemişti. Odasına çekilen Misaki diken üzerinde gibi hissediyordu. Zaten birkaç gün içinde bu evden ayrılacak olmasına rağmen kimliğinin açığa çıkması hiç iyi olmamıştı. Seichi’nin kendisini aldatılmış gibi hissettiğine emindi. Ama Seichi’nin aklından farklı düşünceler geçiyordu. Birden oturduğu yatağının üzerinden kalkan Misaki salona giderek hala kanepede uzanan Seichi’nin tam karşısına geçmiş ve “Ben yarın sabah evden ayrılmaya karar verdim!” dedi. Seichi onun sözleri ile kapalı olan gözlerini dehşetle açmıştı. Aniden açılan gözlerden korkan Misaki ne diyeceğini bilememişti. O bakışlarda ki ifadeden nefesinin kesildiğini hissetmişti. Yutkunmadan edemeyen genç kadın cesaretini toparlayarak “Sizden hiçbir ücret istemiyorum. Buraya geldiğimde beni başkası ile karıştırmış olmanız ve benim şansıma ikimizin de isimlerinin aynı olması yüzünden suskunluğumu korumuş olmam yanlıştı. Bu yüzden yarın ilk iş bu evden ayrılacağım!” diyen genç kadın arkasını dönerek salondan çıkmak istemiş ama Seichi’nin “Kal orada! Tek bir adım dahi atmaya cüret etme!” diye gelen uyarısı sonucu kıpırdayamamıştı. Seichi yerinden ağır bir şekilde kalkarak Misaki’nin yanına yaklaşmıştı. Bir süre genç kadının etrafında öfkeli bir şekilde dönerek “Sen şimdi buradan giderek problem çözülecek mi sanıyorsun? Ne bileyim benim projelerim için gelmediğini?” diye sorduğunda Misaki’nin gözleri duyduklarının şoku ile açılmıştı. Seichi onu resmen sahtekarlıkla suçlamıştı. “Senin projen mi? Sen… Sen benim hırsızlık için mi geldiğimi sanıyorsun?” diye soran genç kadın öfkesini gizleyememişti. Bu öfke sesine de yansımıştı. Dişlerini sıkan genç kadın “Şimdi anlıyorum. Neden seninle çalışmak istemedikleri çok açık. Sen çekilmez adamın tekisin. Sana bu bir hafta nasıl dayandığıma şaşıyorum” diyen genç kadın onun irkilmesine neden olmuştu. Seichi ise kısa süren duraksamasından sonra derin bir nefes alarak “Hiçbir yere gitmiyorsun? Projem bitene kadar evden ayrılmayacaksın. Ayrıca dışarıya da benimle çıkacaksın. Annene gitmek istediğin zamanlarda da bende seninle geleceğim” dedi. Misaki onun sözlerine inanamamıştı. “Sen çıldırmış olmalısın. Bunu kabul edeceğimi düşünmüyorsun değil mi?” diye soran genç kadın onun yaptığı hareket ile şaşırmıştı.
Yeni kullanıcılar için ücretsiz okuma
Uygulamayı indirmek için tara
Facebookexpand_more
  • author-avatar
    Yazar
  • chap_listİçindekiler
  • likeEKLE