“Sen çıldırmış olmalısın. Bunu kabul edeceğimi düşünmüyorsun değil mi?” diye soran genç kadın onun yaptığı hareket ile şaşırmıştı. Genç adam onu kolundan yakalayarak odasına doğru sürüklemeye başlamış ve Misaki’nin içeriye girmesini sağladıktan sonra kapıyı kapatarak dışarıdan kilitlemişti. Şuanda doğru düşünemiyordu. Aklında hala genç kadının başının dertte olduğu gerçeğini geçiriyordu.
Onu bu şekilde bırakamayacaktı. Bunu yüreği kaldıracak durumda değildi. Şuanda ondan ayrılmak istemediğinin farkında bile değildi. Misaki çıldırmış bir şekilde kapıyı yumruklarken Seichi salondan onun odasında etrafa saldırdığını görebiliyordu. Yüzünde ki hafif gülümseme ile onu izlerken güvenlik şirketini arayarak otomatik bir şekilde evin dış kapı şifresinin değiştirilmesini istemişti.
Odasında sakinleşmeye başlayan Misaki düşünmeye başlamıştı. Bu odadan çıkmak için düşünmeliydi. Bu adam fala ileriye gidiyordu. Onu odaya hapsetmek de ne oluyordu? Başına müthiş bir ağrı girmişti. Odanın penceresine doğru yaklaşan genç kadın dışarıda kararmakta olan havanın değişen renklerini izlemeye başlamıştı. Dikkatli bir şekilde dışarıyı izleyen genç kadın evin etrafında bir hareketliliği fark etmiş ama önemsememeye çalışmıştı. Her hareket onun için olacak değildi ya?
Seichi onu kameradan bir süre izledikten sonra dikkatini toplayarak çalışmasına başlamıştı. Artık sona yaklaşıyordu. Son bir haftalık süre içinde oldukça ara verdiğini düşünen genç adam için bu durum ilginçti. Birkaç saat çalışmanın ardından kapının zilinin çalınması ile dikkati dağılmış ve önce kameraya bakmış, sonrasında ise kapının dışını gösteren ekrandan kimin geldiğine göz atmıştı.
Elinde yemek paketi ile gelen tombul adam kapının dışında etrafına bakınarak kapının açılmasını bekliyordu. Seichi onun gelmesi ile yemek saatinin geldiğini yeni fark etmişti. Kapıyı açarak gelen adamı içeriye alan Seichi, elindeki paketi masaya bırakmasını isteyerek evden ayrılmıştı. Genç adam masanın üzerindeki pakete bakmış ve sonra ekrandan Misaki’nin ne yaptığını kontrol etmişti. Bu kadının evden çıkmasına şimdilik izin vermeyecekti. Ama onu odadan çıkarmaya da cesaret edemiyordu. Sonunda sakinleştiğini düşünerek kapıya yönelen genç adam anahtarı çevirdiğinde genç kadın kaşlarını kaldırmış bir şekilde ona bakıyordu. “Bu yaptığına adam alıkoyma deniyor, biliyor musun?” diye soran genç kadın aldığı “Senin yaptığına da kimlik sahteciliği!” cevabı ile duraksamıştı.
Seichi onun duraksamasını fırsat bilerek “Yemek hazır, şimdi yemeğimizi yiyelim sonra konuşuruz!” dedi. Misaki öfkelenerek “Konuşacak bir şey yok. Sana söyledim. O gün eve beni alan sensin. Ayrıca hiçbir zaman sana bir hizmetçi olduğumu söylemedim. Sen öyle varsaydın!” diye çıkışmıştı. Seichi onun sözlerinden etkilenmiş gibi durmuyordu.
Genç kadını odasına tek başına bırakarak salona dönen Seichi, onun ağı adımlarla salona girmesini beklemişti. Mutfak masası yerine salonda ki orta sehpada hazır bulunan yemeğe bakan Misaki, onun inadı karşısında dişlerini sıkmıştı. “Neden burada yemek için ısrar ediyorsun? Söylesene mutfaklarla ilgili kötü bir anın mı var?” dedi.
Seichi ona gülümseyerek bakmıştı. “Hayır yok ama burada yemek çok hoşuma gidiyor. Bu şekilde televizyonu da rahat izleyebiliyorum” dedi. Misaki onun saçma bahanesi karşısında susmak zorunda kalmıştı. Sessiz bir şekilde “Mutfakta da televizyon var!” dedi. Seichi onun ne dediğini duymamasına rağmen ne söylemiş olabileceğini tahmin edebiliyordu. Ona cevap olarak “Mutfak çok dar geliyor!” diye karşılık verince genç kadın bu kez gerçekten şaşırmıştı.
“Çok mu dar? Sen kafayı mı yedin? Senin mutfağın neredeyse benim küçük dairem kadar!” dediğinde Seichi tek kaşını kaldırarak ona bakmıştı. “Demek bir dairen var?” Misaki onun sorusu ile duraksamıştı. Sonra kendisini toparlayarak “Evet, anneme gittiğimi zaten biliyorsun. Onun kaldığı daireyi ben almıştım!” dedi. Seichi ise onun sözlerine pek inanmış gibi durmuyordu. Genç kadın da bunun farkındaydı. Onun kendisine inanmadığını elbette ki farkındaydı ama bu evden çıkana kadar onunla iyi geçinmesi gerektiğini biliyordu.
Yemeklerini sessizce yemeye başladıklarında genç kadın bakışlarını Seichi’nin üzerinden çekmeye çalışıyordu. Ona her baktığında yeni bir soru soracakmış gibi açılan ağzını kapatmak için kendisini zor tutsa da şimdilik idare ediyordu. Genç adam onun tedirginliğini anlayarak “Neden sürekli benden bakışlarını kaçırıyorsun?” diye sordu.
“Çünkü ne söylersem bana inanmayacaksın bu yüzden bana soru sormanı istemiyorum. Çok yorgunum ve uyumak istiyorum” dediğinde genç adam hafif gülümseyerek ona bakmıştı. Misaki onu ilk kez bu şekilde gülümserken görmüştü. “Demek ki beni inandıracak sözleri bulamayacağının farkındasın?” dedi. Genç kadın derin bir iç geçirerek bıkkınlığını fark ettirmeye çalışmıştı. Seichi ise yeniden ona gülümsemeden edememişti. “Çok mu sıkıldın? İstersen senin şu arkadaşını çağırabilirim?” dedi.
Misaki onun ne yapmaya çalıştığını anlayamıyordu. Seichi ise hiçbir ayrıntıyı kaçırmamak içi gözünü ondan ayırmıyordu. İyice sıkılan Misaki yerinden kalkarak kapıya yöneldiğinde Seichi ona seslenerek “Bir süre evde hapis olduğunu söylememe izin verin bayan Lissa!” dediğinde genç kadın şok olmuştu. “Ne demek hapis… Sen… Sen ne yaptın?” diye soran genç kadın onun tek kaşını kaldırarak “Kapının şifresini değiştirdim. Yani benim iznim olmadan bu evden çıkamayacaksınız küçük hanım!” dediğinde genç kadın yutkunmadan edemedi.
Ayağını yere vuran Misaki öfkesine sahip çıkamayarak hızla onun üzerine yürümüştü. Seichi ise hiç oralı olmayarak yemeğine devam etmek isterken Misaki elini onun ağzına götürdüğü kaşığına vurarak “Sen ne yapmaya çalışıyorsun? Benimle derdin ne senin?” diye sesini yükseltmişti. Onun sesini yükseltmesi üzere genç adama oldukça sakin bir şekilde “Sadece başta da dediğim gibi proje bitene kadar benim için çalışacaksın. İster hizmetçi ol ister olma. Bu beni ilgilendirmez. Ayrıca beni kandırdığın için sana para da vermeyeceğim” dedi.
Misaki dişlerini sıkarak onun yakasına yapışmıştı. “Bana bakın! Benim de sabrımın bir sınır vardır. Zor durumdaydım sığınacak bir yer aradım ve sizin kapınızı çaldım. Şimdi beni daha fazla zorlamak istemeyeceğine emin olman için ne yapabileceğimi tahmin bile edemezsin” dedi. Seichi de yerinden kalkarak az da olsa Misaki’den uzun boyu ile ona üstten bakmaya başlamıştı. “Evet, söyle bakalım bunu nasıl yapmayı planlıyorsun?” dedi.
Misaki tam elini kaldırıp ona bir şeyler yapacağı sırada çalan telefonu ile geri adım atmak zorunda kalmıştı. Telefonunu sinirli bir şekilde açan Misaki, Seichi’nin kendisine gülümseyerek bakması karşısında daha da sinirlenerek “Ne var?” diye karşı taraftan konuşan kişiye ters bir şekilde cevap vermişti. Bir süre arayan kişiyi dinlerken bir yandan da Seichi’ye bakışlarında ki ifade değişmişti. Genç kız yutkunarak telefonu dinlerken, Seichi de ona bakmayı keserek tekrar yemeğine odaklanmıştı. Kendisine yönetilen delici bakışlardan haberi bile yoktu. Misaki onun bu aldırmazlığı karşısında sesini çıkarmasa da arkadaşının telefonda söyledikleri karşısında şaşırmıştı.