14. Bölüm

949 Kelimeler
Genç adam şaşkın bir şekilde kıza bakarken Misaki asla pes edecek gibi durmuyordu. Aklınca sadece Seichi’yi biraz olsun işlerinden ayırabilmek vardı. Yoksa o sandalyeye yapışık ölecek diye düşünmeden edememişti. “Ne yapacağız dışarıya?” diye soran Seichi Misaki’nin dudaklarını büzüp “Bak bana buraya gelirken hiç kıyafet almadım. Üç gündür bu kıyafet ve senin eşofmanınla idare ediyorum. Yazık değil mi bana. Hadi alış veriş yapalım!” dediğinde Seichi şaşırmıştı. Misaki onu kolundan çekiştirerek evden dışarıya sürüklerken Seichi yıllardır bir kadınla alış veriş yapmadığını düşünüyordu. Aslında bu zamana kadar hiçbir kadınla alışveriş yapmamıştı. Çünkü bu zamana kadar bir kadına aldığı tek şey bir kolyeydi ve onu da tek başlına almıştı. ‘Değmeyecek birine’ diye düşüncelerinde eskiye giderken çoktan Misaki’nin çekimine girdiğinin farkında bile değildi. Bir süre yolda yürüyen ikili sessizdi. Seichi düşüncelerini tartarken Misaki de arada ona bakıyordu. Onun neden bu kadar sessiz olduğunu bilmese de kendisi ile alakalı olduğunu tahmin edebiliyordu. “Bir hizmetçi ile dolaşmak mı sizi bu kadar düşündüren yoksa?” diye ona soru soran Misaki sonunda onun dikkatini çekebilmişti. “Bununla alakası yok. Ben… Ben sadece uzun zamandır bir kadın ile alış veriş yapmamıştım!” dedi. Misaki düşünür gibi yaparak “Ne kadar uzun zamandır?” diye sormuştu. Seichi tek kaşını kaldırarak ona bakmıştı. Sonra hafif alay eder gibi ses tonu ile “Ben kadınlara hediye ya da her hangi bir şey almayı uzun zaman önce bıraktım. Genellikle kişisel ihtiyaçlarımı karşıladıktan sonra onlarla işim biter” dediğinde Misaki deyim yerindeyse şok olmuştu. Karşısında ki bu adam yılların çapkını gibi konuşmaya başlamıştı. Dahası kadınlara değer vermediğini de açıkça belli etmişti. İçinin neden bu kadar acıdığını anlayamayan genç kız derin bir nefes alarak bakışlarını kaçırmıştı. “Size sapık demiştim, demek ki haklıymışım” dediğinde Seichi sinirli bakışlarını ona çevirmişti. Misaki’nin kolunu sert bir şekilde kavrayarak onu kendisine çevirmişti. “Bana bak güzelim. Ben sapık değilim. Sadece kadınlara güvenilmeyeceğini çok iyi bir şekilde tecrübe ettim. Ve sen… Sen şansını fazla zorluyorsun. Hiç bir kadın vazgeçilmez değildir” dediğinde Misaki yutkunmadan edememişti. Yol ortasında etraftan geçenlere aldırmadan genç kıza oldukça fazla yaklaşan Seichi, Misaki’yi ne denli etkilediğinin bile farkında değildi. Öyle öfkeliydi ki şuan da dünya yansa umurunda olmazdı. Sadece bu kadının sivri dilini törpülemek istiyordu ve nitekim bunu fark etmese de yapmayı başarmıştı. Misaki ona cevap verecek sözcük bulamamıştı. Bir adım geri çekilen Misaki arkasını dönerek “Sanırım tek başıma alış veriş yapsam daha çok eğlenirim. Sizi işinizden ettiğim için özür dilerim” dedi ve hızlı adımlarla oradan uzaklaşmaya başladı. Seichi ise arkasından şaşkınlıkla bakarken bu kadının aklının nasıl çalıştığını merak etmeye başlamıştı. Sonrasında ise çalan telefonu ile irkilen genç adam arayan kişiyi görünce derin bir iç çekmişti. “Efendim Ane” diye telefonu açan genç adam, telefonda çığlık çığlığa konuşan ablasının sesinden kulaklarını korumak için telefonu uzaklaştırmıştı. “Lütfen Ane (Japonca da abla =ane) biraz sesini kısarak konuşabilir misin?” diye konuşurken kibar davranmaya çalışıyordu. Bir yandan telefonda konuşurken diğer yandan da Misaki’yi göz kıskacında tutuyordu. Hala görünürde olan genç kızın peşinden giden Seichi onun ne yaptığını izlemek için uzaktan genç kızı takip ediyordu. “Hayır ane, o sadece yardımcım. Kız arkadaşım değil. Sakura abartmış olanları!” derken içinden Sakura’ya söylenip duruyordu. Ablası söz dinleyecek gibi değildi. Elini alnına koyarak onu susturmak için çabalayan Seichi bir anlık dikkatsizlikle genç kadını gözden kaybetmişti. “Sonra konuşuruz Ane” diyerek telefonu ablasının suratına kapayan Seichi dönerek etrafına bakmaya başlamış ama Misaki’yi görememişti. Bir süre genç kızı aradıktan sonra kalabalık çocuk grubunun bağırışlarını duymuştu. Bir tanesi “Abla orada!” diye bağırırken Seichi tüm dikkatini çocukların başlarını kaldırdıkları ağaca dikmişti. Yüksek ağacın tepesinde kedi yavrusunu almaya çalışan genç kızı görünce gözleri yuvalarından çıkacakmış gibi açılmıştı. Hızla ağaca doğru ilerleyen genç adam, çocukların arasında geçmekte zorlanıyordu. Son sırayı da geçerken Misaki’nin neredeyse ağaçtan indiğini fark etmişti. Sinirle dişlerini sıkan genç adamın bakışları alev saçıyordu. Gülerek arkasını dönen Misaki karşılaştığı bakışlar ile ürkmüştü. “Sen ne yaptığını sanıyorsun? Ne işin vardı ağacın tepesinde, ya düşseydin?” diye bağıran Seichi oradaki herkesi korkutmuştu. Kedinin sahibi olan küçük çocuk hızla kediyi alırken oradaki bütün çocuklar korkarak kaçmaya başlamıştı. Misaki ise alışılmadık bu sinir karşısında ne yapacağını bilememişti. “Fala abartmıyor musun? Ben sadece çocuklara yardım etmek istemiştim” dediğinde Seichi devasal büyüklükteki ağaca başlını kaldırarak bakmıştı. “Bu ağaca çıkarak mı?” diye soran Seichi hala sinirliydi. Nende sinirli olduğunu bilmiyordu. Sonuçta bu kadın onu ilgilendirmezdi ama onu o ağacın tepesinde görünce biran kalbinin yerinden çıkacağını sanmıştı. Korku tüm bedenine yayılmıştı. Biraz sakinleşen genç adam fark etmeden genç kadının bileğinden tutarak “Madem kıyafet istiyorsun seni en iyi kıyafetin olduğu yere götüreceğim” dedi. Misaki şaşkın bir şekilde bileğini tutan çelik gibi parmaklara bakıyordu. Kolunu hafif çeken genç kız onun elinden kurtulamamıştı. Ana caddeye çıkan ikili, Seichi’nin taksi durdurması ile arabaya binerek genç adamın verdiği adrese doğru ilerlemeye başlamıştı. “Beni nereye götürüyorsun?” diyen genç kız biraz çekinik bir şekilde genç adama bakmıştı. İlk kez bir erkekten çekinmişti. Garip bir duyguydu. Araba verilen adrese geldiğinde ise Misaki’nin ağzı açık bir şekilde kalmıştı. Geldikleri yer Kore2nin en ünlü modacılarının bulunduğu bir binaydı. Buraya girmesine olanak yoktu. Üstelik o kıyafetlerin parası normal bir memurun maaşının dört katıydı. Kolunu sertçe çeken genç kız o binaya girmek istemiyordu. “Ne oldu? Neden böyle davranıyorsun?” diyen Seichi aldığı cevap ile gülmeye başlamıştı. “Sen aklını mı kaçırdın? Beni buraya getirerek verdiğin tüm maaşı geri mi almak istiyorsun? Buradaki kıyafetlerin parasından haberin var mı senin?” dedi. “Parası senden çıkmayacağına göre sorun yok demektir!” Misaki genç adamın sözleri ile şaşırmıştı. “Ne demek parası benden çıkmayacak. Bunları sen mi alacaksın? Genç adam onun sözleri ile kahkaha atmaya başlamıştı. “O kadar da değil. Ben uzun zamandır bir kadına hediye almadım. Almayı da düşünmüyorum. Bunlar sponsorlar tarafından ödenecek!
Yeni kullanıcılar için ücretsiz okuma
Uygulamayı indirmek için tara
Facebookexpand_more
  • author-avatar
    Yazar
  • chap_listİçindekiler
  • likeEKLE