13. Bölüm

1072 Kelimeler
Sakura ise dayısına sadece gülümsemekle yetinmişti. Evden ayrılırken Seichi hala ondan laf almaya çalışıyordu. Misaki ise ne olduğunu anlamadığı için öylece izlemekle yetinmişti. Bir süre sonra Misaki odasından çıkıp mutfağa yönelmiş ve kendisine kahve koymak için etrafa bakınmıştı. Aradığını bulamayınca Seichi’ye seslenmiş ama adam oralı olmayarak çalışma masasına geçmişti. Misaki birkaç kez seslense de cevap alamayınca sinirlenerek salona Seichi’nin yanına gitmişti. Dişlerini sıkarak hızla genç adama yaklaşırken sert bir şekilde elini onun masasının üzerine vurunca Seichi sinirli bir şekilde başını çevirmişti. “Sana seslendiğimi duymuyor musunuz?” dedi genç kadın. Seichi ayağa kalkarak “Haddini aşıyorsun Misaki. Burada çalışan sen, işveren benim ve sen son zamanlarda sabrımı zorlamaya başladın!” dediğinde Misaki onu takmayarak salondan hızlı adımlarla çıkmıştı. Odasına giderek banyosuna girmiş ve sinirini orada boşaltmıştı. “Sadece birkaç gün daha dayan kızım. Birkaç gün daha” diyerek tekrar odasına geri dönmüş ve yatağına uzanmıştı. Seichi ekrandan ona bakarken dişlerini sıkıyordu. Bu kızda tuhaf olan bir şey vardı. Bu kadar baskın kişilikli biri nasıl olmuştu da hizmetli olabilmişti. Misaki bir süre sonra yatağında uzanmış bir şekilde uykuya daldığının farkında bile değildi. Seichi çalan zil ile irkilmiş ve Misaki’nin kapıyı açmasını beklemişti. Ama ekrana tekrar baktığında genç kadının çoktan uyuduğunu görünce şaşırmıştı. Gece geç geldiğini biliyordu ve onun nereye gittiğini merak etse de sormak istemiyordu. “Ben neden bu kızı işe aldım ki?” diye söylenerek kapıya gittiğinde kapı kamerasından tanımadığı birini görmüştü. “Size nasıl yardımcı olabilirim?” diye soran Seichi kapıyı açmamış sadece kapının üzerinde ki kameranın dönerek orada olduğunu fark etmesini sağlamıştı. Adam başını kaldırım kameraya baktığında hafif gülümsemişti. Ama bu gülümsemenin zoraki olduğu çok belli oluyordu. “Ben Misaki ile görüşecektim” diyen adam derin bir nefes almış ve ensesindeki saçlarla oynamaya başlamıştı. Onun bu tutumundan hoşlanmayan genç adam “Burada öyle biri yok!” diyerek sessizliğini korumuştu. Adam ısrarla “emin misiniz? Bana verilen adres burasıydı” dediğinde Seichi dişlerini sıkarak “Bu kız neden bu eve tanımadığım kişileri çağırıyor” diye söylenmişti. “Üzgünüm ama yanlış eve geldiniz sanırım” dediğinde adam eline aldığı telefon ile birini aramaya başlamıştı. Tam da bu sırada salondan gelen değişik bir telefon zili ile şaşıran genç adam, tam telefonu meşgule verecekti ki gözlerini ovalayarak salona gelen Misaki ile karşılaştı. Elinde genç kızın telefonu ile yakalanan Seichi ne söyleyeceğini bilemiyordu. “Telefonum neden sende?” diye soran Misaki tekrar çalmaya başlayan telefonu hızla onun elinden alarak “Alo!” diye cevap vermişti. Karşıdaki sesin yüksek çıkması ile dışarıdaki adamın ne söylediğini Seichi de duymuştu. “Misaki hangi cehennemdesin? Nende bana yanlış adres verdin?” diye soran adama “Yanlış adres mi? Deasung sana yanlış adres vermedim” dedi. “O zaman bu kapıya bakan kişi nende bu evde Misaki diye biri yok diyor?” diye sesini yükseltmişti ki Misaki ters bir şekilde Seichi’ye bakmıştı. Seichi de ona aynı derece kızgınlıkla bakarken “Benim evime benden habersiz kimseyi davet edemezsin. Konuşmak yada görüşmek istediklerini dışarıda ağırlarsan sevinirim” dediğinde Misaki sinirlenerek “Peki efendim. Bundan sonra dışarıda görüşürüm” diyerek hızla kapıya yönelmişti. “Yah sen nereye gittiğini sanıyorsun? Evi temizlemen gerek” dediğinde Misaki arkasını dönerek ona bakmış ve sonrasında çöp kutusunun etrafına saçılan kağıtlara bakmıştı. “Tek temizlemem gereken yer orası ve ben orayı öğleden sonra temizleyeceğim. Ayrıca siz de dinlenseniz iyi olur. Üç gündür uyumuyorsunuz. Bu sizin için sakıncalı” dediğinde Seichi dişlerini sıkarak “Ne yapmam gerektiğini sana sormayacağım” diye karşılık vermişti. Misaki ona cevap vermeyerek kapıya yönelmişti. Hiçbir şey söylemeden dış kapıyı açarak dışarıya çıkmış ve sinirli bir şekilde kapıda olan Deasung ile karşılaşmıştı. “Yah bu da ne demek?” diye soran genç adam Misaki’nin sinirli olduğunu görünce susmuş ve ilerleyen genç kızın ardından o da yürümeye başlamıştı. “Küçük beyimiz eve yabancı birini istemiyormuş” dediğinde genç adam gülmeye başlamıştı. “Buna mı sinirlendin? Üzgünüm ama haklı. Sen evinde ç.alışan basit bir hizmetçisin ve istediğin gibi davranamazsın Misaki” dedi. Onlar uzaklaştıktan sonra Seichi evde sinir krizi geçirmeye başlamıştı. “Lanet oldun? Nende kimse benim sözümü dinlemiyor? Neden sürekli bu şekilde olması gerekiyor!” diye söylenirken asıl kişiliğini bastırmanın ne kadar zor olduğunu düşünmeye başlamıştı. “Bu kadar uysal olmak iyi değil Seichi!” diyen genç adam ne yapacağını düşünürken sıkıntılı bir şekilde çöp kutusunun önünde ki kağıtları toplamaya başlamıştı. Başını hafif kaldırdığında ise kenarda duran birkaç deste kağıt gözüne ilişmişti. Onları eline alırken kendi beğenmeyip kenara attığı buruşmuş kağıtların düzeltilerek bir araya koyulduğunu görmüştü. Dikkatle yeniden attığı çizimlere bakarken içlerinden birkaç tanesinin ne kadar uyumlu olduğunu fark etmişti. Aklına gelen düşünce ile hepsini masanın üzerine düzen genç adam birkaç tane daha seçerek çizimlerine yeniden başlamış ve aralarında benzer olanları tek çizim haline getirerek yeniden farklı bir açı yakalamayı başarmıştı. Derin nefes alan genç adam o an hiçbir şey düşünemiyordu. Son birkaç çizimi kalmıştı ve ilk kez bu kadar hızlı bir proje de fikir değiştirmeye karar vermişti. Gotik resimlerle, neşeli resimleri birleştirirken korkunç bir ortam oluşturmayı başarmıştı. Kan dökmende de bir korku tünelinin nasıl hazırlanacağını ayarlamıştı… Vakit oldukça ilerlemişti ve akşama az kalmıştı. Ev çok sessizleşince Seichi başını duvarda ne hayvanı olduğu dahi anlaşılmayan saate bakmıştı. Sanki o da saatin şeklini çözmeye çalışır gibi kendi tasarımı olan saati incelerken ne olduğuna karar verememiş ve başını iki yana sallayarak “Seichi! Sen gerçekten bu saati hangi hayvanı düşünerek tasarladın?” diye sormuştu. Genç adam bir süre daha saate bakarak incelemeye başlamıştı. Tasarımda üç veya dört çeşit hayvan şekli karıştırılarak yapılmıştı. Sora ne olduğunu anlamayınca sinirlenerek duvardaki belki milyarlık saati yerinde sökerek kapıya çıkmış ve dışarıya fırlatmıştı. Fırlattığı saat tam da eve yeni gelmek üzere olan Misaki’nin ayağına denk gelince genç kız sinirlenerek “Yah… Sen ne yaptığını sanıyorsun?” diye bağırmıştı. Seichi arkasından gelen sese doğru dönerken sanki normal bir şey yapmış gibi yerden saati alan Misaki’ye “Beğenmedim attım!” dedi. Misaki şaşkınlıkla saate bakarken “Sen bu saati atıyor musun? Bu saat kaç para haberin var mı?” diye genç adamı azarlarken Seichi omuz silkeleyerek “Önemli değil. Nasılsa parası benden çıkmıyor. İstersen senin olsun?” dediğinde Misaki şaşkınlıkla elindeki saate bakmış ve sevinçle saate sarılarak “Ahh… Gerçekten mi? Teşekkür ederim. Bu benim on yıllık kiramı karşılar” dediğinde Seichi hiç oralı olmayarak eve girmişti. Misaki arkasından hızlı bir şekilde koşarak eve girmiş ve çalışma masasına oturmak üzere olan genç adamı kolundan tuttuğu gibi tekrar ayağa kaldırmıştı. Genç adam şaşkınlıkla ona bakarken Misaki gülümseyerek “Hadi dışarı çıkalım?” demişti. Dışarı çıkmak belki de iyi bir fikir değildi. Ama Misaki bunu sonradan anlayacaktı!!
Yeni kullanıcılar için ücretsiz okuma
Uygulamayı indirmek için tara
Facebookexpand_more
  • author-avatar
    Yazar
  • chap_listİçindekiler
  • likeEKLE