Seichi son anda bu kadar yaklaşmanın tehlikesini fark ederken Misaki de kendisini tedirgin eden bir hava keşfediyordu. Misaki son işlemi de yaptıktan sonra Sakura’ya seslenerek “Sakura hadi biz benim odam da film seyredelim. Bırakalım da dayın çalışsın!” dediğinde genç kız surat asarak onun dediğini hiç itiraz etmeden kabul etmişti. Bu ilk kez oluyordu, yeğeni itiraz etmeden bir şeyi kabul ediyordu. Şaşkınlık ile Misaki’ye dönen genç adam içinden ‘Yakında hepimizi eğitimli köpeklere çevirecek. Gel oğlum, git oğlum” diye geçirirken dehşetle başını iki yana sallamıştı.
Misaki ona bakarak “Bir şey mi oldu?” diye sorarken Seichi hemen onun yanından kalkarak “Beni yalnız bırakın çalışmam gerek” dedi. O sırada Misaki gülerek “Biz farklı bir şey mi dedik?” diye onu daha da sinirlendirmişti. Sonra ayağa kalkarak kanlı bezleri çöpe atmış ve Sakura ile kendi odasına gitmişti.
Bir süre sonra salona gelen genç kız Seichi’nin hala ara vermediğini fark edince saate bakmıştı. İkili peş peşe üç film izlemiştiler ve Seichi hiç yerinden kıpırdamamıştı. Misaki onun için endişelenmeye başlamıştı. Sonra başını çöpün olduğu tarafa çevirince bıkkınlık ile gözlerini devirmişti. Çöp yığını gibi duran kağıtları toplamak tam bir işkence gibiydi. Ama merakına yenilerek yine eline aldığı birkaç kağıdı düzelterek bakmıştı.
Gülümseyen genç kız bu adamın aklından zoru olduğuna emindi. Ne aradığını bile bilmiyordu. Bu elinde tuttuğu bir kaç kağıttaki çizim çok anlamamasına rağmen onu bile büyülemeye yetmişti. Bu nasıl bir mobilya derken sesli konuştuğunun farkında bile değildi. Onun sesini duyan genç adam gözlüklerinin üzerinden ters bir şekilde bakarak “Sen ne yapıyorsun?” diye sormuştu.
“Şey biz acıktık” diyen genç kız aslında o an aklına bir şey gelmediği için aklına ilk gelen şeyi söylemişti. Seichi kaşlarını normal hale getirerek hafif gülümsemişti. “Bende!” diyen genç adam saate bakınca sinirlenmişti. “Yemekler gelmedi mi?” diye devam eden Seichi bu saate kadar yemeklerin gelmedi gerektiğini biliyordu. Sonra aklına gelen şey ile hızla kapıya gitmişti.
Kapıyı açtığında karşısında elinde yemeklerle duran göbekli adamı görmüştü. Adam Seichi’yi görünce “Zile bastım ama açan olmadı!” dediğinde Misaki kaçacak yer arıyordu. Adam en az yarım saattir kapıda kalmıştı. Bakışlarını ters bir şekilde Misaki’ye yöneten genç adam onun “Şey biz oda ses geçirmez olunca sesi biraz açmış olmalıyız!” diyerek savunma yapmıştı. O sırada Sakura koşarak salona gelmişti. “Yemek geldi çok açım” diyerek hızla adamın elindeki paketi alarak salona geçiyordu ki Misaki ona seslenerek “Sakura mutfağa!” demişti.
Sakura onun ani sözleri ile duraksayarak yönünü mutfağa çevirince Seichi gözlerini büyüterek genç kıza bakmıştı. “Biz mutfakta yemek yemeyiz” diyen genç adam şişman adama işaret ederek gitmesini söylemişti. “Öyle mi? O zaman alışsan iyi edersin, çünkü bundan sonra salonda yemek yemek yasak” dedi. Seichi dişlerini sıkarak arkadaşının sözlerini hatırladı. ‘Biraz sabır olum’ diye kendi kedini teskin ederken Misaki ona arkasını dönerek mutfağa yönelmişti. Onun arkasından genç kızı boğacakmış gibi hareket ederken sessiz kahkaha atma hareketleri ile tam bir deli gibi görünüyordu. En azından hala gitmemiş olan göbekli adamın gözünde.
Seichi adamı fark edince hemen toparlanarak ona “Sen gidebilirsin. Bir daha kapı açılmazsa ikinci yada üçüncü sizle basarsan kapı açılabilir” dedi. Sonrasında ise mutfağa yönelerek yemeğe başlayan iki genç kıza odaklanmıştı. Misaki masayı hazırlamış ve yanına da içecek bir şeyler koyarak kendi yerine geçmişti. Seichi onun bu kadar rahat davranmasına şaşırsa da bir şey söylememişti.
Yemekte sadece Sakura ve Misaki sohbet ederken Seichi onları dinlediğini belli etmeyerek hızla yemeğini yemiş ve hemen işinin başına dönmüştü. “İş kolik ne olacak. Ölür sanki biraz uzak kalsa çizimlerinden” dedi. Sakura’nın sözlerine şaşıran Misaki gülümseyerek “Hep böylemiydi?” diye sormuştu. Sakura gülümseyerek “Annem onun okulda bile sürekli inek gibi çalıştığını söylemişti. Şeyden sonra…!” diyerek susmuştu.
“Neyden sonra?” diye sözünü tamamlamasını isteyen Misaki merakını bastırmak istiyordu. Sakura kapıya dönüp kontrol ettikten sonra Misaki’ye dönmüş ve “Bu bir sır. Eğer sana söylediğimi duyarsa beni öldürür” dedi. Misaki iyice heyecanlanarak ona “Söz söylemeyeceğim” diye karşılık vermişti.
Genç kız yüzünü asarak “Annemin anlattığına göre dayım lise başlarında bir kıza aşık olmuş. Kız onunla başta çok ilgilenmiş ama sonradan dayımı en olmadık bir şekilde bırakmıştı. O zamanlar dayımda şu kocaman gözlükler var ya onlardan varmış ve yine bu şekilde çizimler yaparmış. Kız dayımı bırakıp birlikte olduğu başka bir erkekle karşısında çıkınca dayım yıkılmış. O gün onun tüm çizimleri ile dalga geçilince dayım da hırs yapmış ve sonuç ortada” dedi ve üzgün bir şekilde gülümsedi.
“Sence dayın hala o kızı düşünüyor mudur?” diye sorunca Misaki beklediği cevaptan hoşlanmayacağını hissetmişti. “Bilmiyorum ama geçenlerde onun bir resme baktığını gördüm. Kim olduğunu bilmiyorum, sadece üzerinde lise forması vardı ve çok güzeldi” dediğinde Misaki yutkunmanda edememişti.
“Demek hala o kızı düşünüyor” dedi dalgın bir şekilde. “Aradan bunca yıl geçmesine rağmen onu düşünüyor. Onu çok sevmiş olmalı, ona kendisini kanıtlamak istiyor olmalı” diye düşünen genç kız ayağa kalkarak masayı toplamaya başlamıştı.
Misaki’nin tüm keyfi kaçmıştı. Sakura ise şaşkınlıkla onu izliyordu. “Hey sen iyi misin?” diyen genç kız Misaki’nin omzuna dokununca Misaki elindeki tepsiyi yere düşürmüştü. Çıkan sesle hızla mutfağa koşan Seichi “ne oldu? İyi misiniz?” diye telaşla sordu. Misaki yerdeki tabakları toplarken Seichi’ye cevap vermemişti. Sakura ise ona gülümseyerek “Onu korkuttum, o da elindekini düşürdü” dediğinde genç adam yeğenine kızmıştı. “Sakura şu huyundan vazgeç. Ya tabaklar dolu olsaydı o zaman ne olacaktı?” diye soran genç adam, solgun olan Misaki’ye bakarak “Sen iyi misin? Neden konuşmuyorsun?” diye sorunca Misaki’nin sert bakışları ile karşılaşmıştı.
Seichi ne olduğunu onun neden kızdığını anlamamıştı. Sakura ise onun bu tepkisi ile kıkırdıyordu. Misaki ona da ters bakarak “Senin okulun yok mu? Neden burada vakit kaybediyorsun?” diye sormuştu. Yutkunan genç kız zorlukla “Tatildeyiz!” diyebilmişti. Misaki içinden kedisine bildiği tüm küfürleri saydırırken “Tatilde ders çalışılmaz diye bir kural mı var? Hemen ders başlına” diyerek onu mutfaktan kovalamıştı.
Sakura ayarlanmış robot gibi mutfaktan kendi odasına doğru giderken Seichi kaşlarını kaldırarak onun arkasından bakıyordu. ‘Bu hiç iyi değil’ diye düşünen genç adam tekrar Misaki’ye bakınca genç kız onu takmayarak yeri temizlemeye devam etmişti. “Yardım etmemi ister misin?” diye soran genç adam ondan aldığı “Unuttunuz mu, ben hizmetçiyim?” cevabı ile geri adım atmıştı.
Evet o evin hizmetçisiydi ve bu nedense unutulmuştu. Ona fazla taviz verdiğinin farkındaydı ama bu güne kadar kimseye de yardım teklif etmemişti. “Haklısın” dedi genç adam insafsızca. Misaki onun sözleri ile yeniden bakışlarını onun bakışlarına dikmişti. O sırada çalan telefonla ikisi de irkilmekten kendisini alıkoyamamıştı. Misaki çalan telefona bakarken söylediği söz ile Seichi’nin dikkatini çekmişti. “Hemen geliyorum!”
***
umarım beğendiniz. yorum yaparsanız sevinirim. ?