bc

SAHRA (+18)

book_age18+
2.2K
TAKİP ET
42.2K
OKU
dark
love-triangle
contract marriage
love after marriage
confident
boss
drama
bxg
city
war
like
intro-logo
Tanıtım Yazısı

Ebru, özel kuvvetlerde görev yapan bir askerdi.

Hayatı, âşık olduğu adamla birlikteyken ilk kez huzurlu görünüyordu.

Ta ki bir görev onu resmiyette ölü ilan edene kadar.

Yaşayan bir ölü olarak geri döndüğünde, geride bıraktığı hayatın artık ona ait olmadığını fark etti.

İhanet, kayıp ve öfke…

Ebru artık Sahra Asil.

Ve bu, bir intikam hikâyesi kadar, karanlık bir aşkın da başlangıcı.

chap-preview
Ücretsiz ön okuma
Hâlâ yeni evli…
Yüzüm gıdıklanıyor. Bir elin yanağımı okşayışını hissediyordum. Gözlerimi açasım yoktu. Biraz daha uyumak istiyordum. İstemsizce elimi yanağıma götürüp yüzüme dokundum. Elimi çeker çekmez yeniden aynı dokunuşu hissettim. Bu sefer yüzümü buruşturmuş olmalıyım. Gözlerimi açmasam da nasıl göründüğümü tahmin edebiliyordum. “Hayatım…” diyen bir ses doldu kulağıma. Sesin sahibinin gözümün önüne gelen çehresi gülümsememe sebep oldu. “Ege, lütfen,” dedim cevap vermiş olmak için. “Bırak da biraz daha uyuyayım.” “Olmaz,” deyip alnıma bir öpücük kondurdu. “Sabah oldu sevgilim,” deyip yanaklarımı da öptü. Tıraş kolonyasının kokusu burnumu titretti. Kocam çoktan uyanmış, tıraşını olmuş ve muhtemelen beni kahvaltıya kaldırmaya çalışıyordu. “Hadi, uyan artık,” demesiyle gözlerimi açtım. “Sonunda,” deyip gülümsedi. Kollarımı havaya kaldırdım. Beni kaldırmasını istediğimi zannetti. Bense bana uzanır uzanmaz onu kendime çektim. Kollarımı boynuna doladım. Kelepçemden kurtulmaya çalışsa da gücümü gerçekten kullandığımda bunu yapmasının imkânsız olduğunu biliyordu. “Beni biraz daha böyle tutarsan başka şeyler düşüneceğim,” diye fısıldadı. Yüzünü yüzüme çevirdi. Ona her baktığımda ilk günkü gibi hayran oluyordum. Yumuşak hatları, orantılı burnu, pembemsi dudaklarıyla adeta bebek yüzlüydü. Açık kahve gözleri gülümsediğinde parıldardı sanki. “Hımm… Ne düşünürsün mesela?” diye sordum onu bırakmadan. Dudaklarını dudaklarıma bastırdı. Bu hafif öpücük bile içimin titremesine yetiyordu. Geri çekilirken “bunun gibi şeyler,” diye soludu. Onu biraz daha kendime çektim. Bir elim omzunda kalırken diğer elimi ensesinden sırtına doğru kaydırdım. Tişörtünün üzerinden kemiklerini bile hissedebiliyordum. Bazen kocamın bu kadar zayıf olması beni üzse de o her seferinde beni olduğum gibi beğendiğini söyleyerek rahatlatıyordu. Aslında şişman bir kadın değildim ben de. Sadece Ege’yle yan yana durduğumuzda yapılı vücudum beni onun yanında şişmanmışım gibi gösteriyordu. Neredeyse aynı boydaydık lakin ben kocamın yanında sanki daha bir heybetli duruyordum. Keşke kocam bu kadar ince yapılı olmasaydı diyordum önceleri. Ama artık onu olduğu gibi daha çok beğeniyorum. “Seni istiyorum,” diye fısıldadım. Evleneli altı ay olmuştu ama ben hâlâ ona doyamamıştım. Belki de uzun görev sürelerimde ondan ayrı kalışım, onu deli gibi özlememe sebep oluyordu. Yarın yine ayrı düşecek olmamız düştü aklıma. O daha hiçbir şey yapmadan dudaklarına uzandım. Kollarımı da artık gevşetmiştim. Serbest kalan ellerinden biri yanağımı okşuyordu. Diğer elini belime sabitledi. Nefessiz kalana kadar onu öpsem de tatmin olamadım. Onu üzerimden atıp yatağa bastırdım. Yeniden dudaklarına kapandım. Öpüşüm şiddetlenmişti artık. Ege de şehvetime kayıtsız kalamadı. Ben dilimi boğazına sokarken o da bir şekilde üzerimdekilerden kurtuldu. Sadece külotumla kalmıştım ama umurumda değildi. Birden tokam da çıkıverdi. Uzun saçlarımla yüzünü örtüyordum sanki. Nefesim tükenince kafamı kaldırdım. Ege de soluk soluğa kalmıştı. “Sıra bende,” deyip beni üzerinden attı. Normalde hiçbir erkek beni deviremezdi tabii. Ama o Ege’ydi. Hayatımdı, aşkımdı benim. Elbette ona karşı gardımı hep düşürecektim. Bu yüzden gücüm tükenmiş gibi yatakta öylece yattım. Ege tişörtünü çoktan çıkarıp atmıştı. Onun bana istediğini yapmasına izin veriyordum. Bir elini beni bileklerimden tutmak için kullandı. Başını boynumdan göğüslerime doğru sürttü. Bir kadın olarak kendimde en sevdiğim yer hiç şüphesiz göğüslerimdi. 90 beden sutyen takmam gerekiyor diye asker olmaya ilk karar verdiğimde bundan hoşlanmazdım. Ama Ege’ye âşık olup da evlendikten sonra nefret ettiğim memelerim sevinç kaynağım oldu. “Göğüslerinin büyük olduğunu tahmin ediyordum ama şimdi böyle dokununca,” diye fısıldamıştı ilk gecemizde. Şimdi de onlardan birini avuçlayıp diğerini ağzına aldığında inlememe engel olamıyordum. Ege beni çıldırtıyordu. Hâlâ onun da bana âşık olup evlendiğimize inanamasam da bu seviştiğim adam kocamdı benim. Onu öyle çok seviyorum ki… Gözlerim kapalı anın tadını çıkarıyordum. Göğsümü tutan eli bu sefer kadınlığımı okşuyordu. “Nasıl da ıslanmışsın Ebru,” diye soludu arsızca. İlk gecemizde bile beni utandırmayı başaramadığı için ben de ona gülümsedim. “Sevgili kocam bu işte çok iyi,” diye fısıldadım. Komodindeki ilk çekmecenin açılıp kapadığını duydum. Ege kondomu çıkarmıştı. Bana kalsa hamile kalıp kalmamam önemli değildi ama Ege henüz baba olmak istemiyordu. Ben de hap kullanmak istemediğimden tedbiri Ege alıyordu. Paketin hışırtısını duydum. Kendimi hazırlamak için bacaklarımı açtım. İçime girdiğinde vücudumun her bir yeri titremişti sanki. “Hadi, çabuk ol,” diye inlesem de bana yeniden arsızca sırıtıp “o kadar çabuk değil,” diye fısıldadı. Beni biraz daha delirtmek hoşuna gidiyordu. “Derine, daha derine,” diye inledim. Kendini tutuyor olsa da yüz kaslarının nasıl gerildiğinden onun da sona geldiğini anladım. Kendini bıraktığında ikimiz de zevkin doruğuna çıktık. Çığlığım onu daha bir keyiflendirdi. İşimiz bittiğinde bir süre öylece yan yana uzandık. “Bir öpücükle aklımı başımdan alıyorsun,” dedi zar zor. Gülümseyip yanağına dokundum. “Asıl sen bu kokunla,” deyip boynunu yeniden koklayıp “beni baştan çıkarıyorsun,” dedim. Uzanıp beni kendine çekti. Başımı göğsüne yatırdım. Saçlarım terden ıslanmıştı, üzerine yapıştı. Bir süre de böyle uzandık. “Yarın gidecek olmam çok kötü,” dedim birden. Gerçekten de her ayrılacak oluşumuzda daha vazifeme gitmeden birkaç gün önce kendimi berbat hissetmeye başlardım. Evlendikten sonra artık böyle olmam sanıyordum ama hiç de düşündüğüm gibi olmadı. Büyük bir aşkla asker olup komutanlığa kadar yükselmiştim. Bir kadın olarak buralara kadar gelmek benim için çok zor olmuştu tabii. Ama Ege’yle tanışınca her şey birden bire değişti. Ona olan duygularım tahmin edemeyeceğim kadar büyüdü. Şimdi her seferinde onu İstanbul’da bırakıp göreve gitmek zor geliyordu. “Öyle söyleme sevgilim, bu senin işin. Hem bu sefer çok uzun sürmeyecek diyen sen değil miydin?” “Evet, orası öyle ama,” dedim. Ege parmağını dudağıma bastırdı. “Ama yok,” deyip güldü. “En çok bir hafta, değil mi?” diye sordu. Başımı salladım, saçlarım onu gıdıkladı. Kahkahası beni de gülümsetti. Biraz olsun kendimi iyi hissettim. Bu sefer bir diplomatın korumalığını yapacaktım. Onu götürüp geri getirecektim. Hâlâ nereye gideceğimizi bilmiyordum ama en azından görev sürem belli. Haftaya evime dönecek ve yine Ege’me kavuşacağım. Gözlerimi kapattım. Keyfim yerine gelmişti. “Eğer biraz daha yatakta oyalanırsak arkadaşına rezil olacağız,” dedi. Başımı kaldırıp kocama baktım. “Yeşim bugün mü gelecekti?” diye sordum. Başını sallayarak beni onaylayınca yataktan fırladım. Onu kahvaltıya davet ettiğimi unutmuştum. Odanın içinde koşuştururken Ege “dikkat et,” diye uyardı beni. Bornozumu kapıp banyoya girdim. * Yeşim geldiğinde kafamda havlu vardı. İçeri girerken bana gülüyordu. “Yanlış zamanda mı geldim yoksa?” diye sordu içeri geçmeden. “İsterseniz daha sonra geleyim.” “Olur mu öyle şey,” deyip onu içeri aldım. En yakın arkadaşım olduğu için Ege’ye ne kadar düşkün olduğumu en iyi Yeşim bilirdi. Ailem bile her şeyimi onun kadar bilmezdi. O yüzden bana takılmasına oldum olası aldırış etmiyordum. “Hoş geldin Yeşim,” diyerek Ege de yanımıza geldi. Hafif nemli saçlarıyla çok yakışıklı görünüyordu. Gözleriyle saçlarının aynı renk olması ondan görür görmez etkilenmeme sebep olmuştu. Hâlâ da aynı hissediyorum. Ona uzanıp saçlarının arasında parmaklarımı gezdirirken gözlerinin nasıl görüneceğini merak etmiştim. Şimdi nasıl göründüğünü biliyordum. Düşünceme istemsizce güldüm. Neyse ki kimse bana bakmıyordu. “Hoş buldum Ege,” diyerek cevap verdi Yeşim. “Nasılsınız bakalım? Tatiliniz güzel geçti mi?” Yeşim’e cevap verirken bir yandan da çay koyuyordum. Ege de onu masaya çağırdı. Sohbetimize kahvaltı esnasında devam ettik. Biz tatildeyken meğer Yeşim yine sevgilisinden ayrılmış. Onun kalp kırıklıkları artık benim içimi acıtır olmuştu. Nasıl teselli vereceğimi de bilemiyorum üstelik. Onun yerinde olmayı hayal dahi edemezken ne söyleyebilirdim ki? Etmek de istemem. Ege’den birkaç gün ayrılmak bile bana zor gelirken ondan temelli ayrılmış olmak benim için ölüm gibi bir şey olurdu herhalde. “Boş ver Yeşim, zaten o çocuğu benim gözüm hiç tutmamıştı,” diyerek destek çıkan Ege’ye minnetle baktım. Birine teselli vermek söz konusu olduğunda o benden kat kat daha iyiydi. Belki işindeki başarısı da buradan geliyordu. Patronu zehir zemberek biri de olsa insanları yönetmek söz konusu olduğunda Egeme güveniyordu. “Hem sen daha iyilerine layıksın,” deyip Yeşim’in eline hafifçe dokundu. Arkadaşımın da biraz olsun morali düzeldi. “Sağ olun dostlar, siz de olmasanız,” deyip önce benim elime sonra da Ege’nin eline hafifçe vurdu. Sanırım desteğimiz ona iyi gelmişti. “İnanıyorum Yeşim, bir gün sen de Egemin beni sevdiği gibi seni çok sevecek bir adamla tanışacaksın,” diyerek ben de arkadaşıma teselli vermeye çalıştım. “Sonra,” dedim ama cümlemi bitiremeden telefonum çaldı. Görevdeyken kullandığım hat olduğu için müsaade isteyerek diğer odaya geçtim. Sanırım yarınki görevle ilgili başka talimatlar alacaktım. Kapımı kapatmadan “uzun sürebilir, siz devam edin,” diye seslendim. Sonuçta görev beni bağlıyordu onları değil.

editor-pick
Dreame-Editörün seçtikleri

bc

ZÂLİM: KÖTÜ ADAM +18

read
89.9K
bc

Askerin Zeynosu [+18]

read
951.0K
bc

Vincent Raphael +18

read
15.2K
bc

Ağanın Yasak Dürtüleri (+21 Töre)

read
110.7K
bc

AFET-İ DEVRAN (+18)

read
31.0K
bc

Mafyaya tutsak

read
20.3K
bc

TÖREYLE YAZILAN +18

read
19.6K

Uygulamayı indirmek için tara

download_iosApp Store
google icon
Google Play
Facebook