Dakikalar sonra kahvelerini içmiş, beklenmedik ağlayışları yüzünden kızarmış gözlerini dinlendirmiş olarak soğuk havaya çıkmışlardı. Sırtına aldığı şala tıpkı İkra gibi sıkı sıkı sarılıyordu Sahra. Artık bir şey söylemiyordu. Onu daha fazla zorlayamazdı. Dolaştıkları yerde yakınlarında duran kedilerden birini kucaklayıp okşayarak öptü İkra. Sahra bu hareketini gülümseyerek izlerken: “Çiftçi bir ailenin küçük kızıyım.” Diye anlatmaya başlayan genç kadına odaklandı. Demek konuşma taraftarıydı. “Okulu bitirdikten sonra kendi işimi yaparım düşüncesiyle döndüm. Ailemin durumu çok iyiydi, birçok kuruluşla ya da aileyle iş yapıyorlardı. Onlardan biri de, Han’lardı.” Deyip arkasına, büyük eve doğru baktığında Sahra’da onunla birlikte döndü. Ev dışarıdan o kadar ihtişamlı görünüyordu ki, içeri

