Bir zamanlar kötü ve iyi yoktu. Herkes eşitti, var olan sadece iyilikti, kimse diğerinden üstün değildi ta ki o güne kadar.
O gün aydınlığın içinde bir karanlık peyda oldu. Büyücünün çığlıkları dört bir diyara duyuldu ve bu hadisenin adına kötülük konuldu. Büyücünün rahmine bir can düştü. Ruh, ete kemiğe bürünüp bir çocuk oldu.
Bu çocuk kötülüğün başlangıcıydı. İyilik ve kötülüğün, karanlık ve aydınlığın, siyah ve beyazın bir bedende can bulmasıydı.O, gri olandı.Gücün kendisiydi. Bütün kainat haberdardı geleceği günden, onun varlığından habersiz olan bir tek insanlardı.
Zaman geldiğinde, karanlığa hükmeden bir aydınlık doğdu gökyüzünde. İnsanlar habersizdi ama bütün evren saygıyla selamladı onu, yıldızlar diz çöktü önünde. Ağaçlar bile fısıldaştılar adını.
Karanlığın ve Aydınlığın Büyücüsü SİRİUS doğdu.