Adım Ebrar, 20 yaşında Türk genç bir yazarım.
selam, burası hayallerimi gerçekleştirmemde bir basamak oldu. Umarım ilerde başarılı bir yazar olabilirim.
O, benim üvey abimdi ama kalbim bu gerçeği asla kabul etmemişti.
Aras'ın masasındaki karmaşık, çok katlı ama tamamlanmamış makete ilerledim. “Sahi, senin çiziminin olayı neydi?” diye sordum.
“Yalnızlık temalı bir müze tasarımı,” dedi sandalyeye otururken. “İnsanların içindeyken birbirini görmediği ama aynı çatı altında olduğu bir yer. Tanıdık geldi mi? Eğer gelmediyse üvey kardeşim, annen ve babam evlendiğinde ve bu müzenin en nadide biblosu olduğunda bizzat göreceksin.”
hayatının şanssızlık üzerine kurulu olduğunu düşünen Derin yetimhanede büyümüş bir kız çocuğudur. Bir gün babasından kalan borcunu ödemek için mafyalar onu sıkıştırır ve tehdit eder. Tek bir mafya hariç, Ata Akın.
Dengiz, kendi halinde yaşadığı monoton hayatında oluşan absürt bir o kadar da eğlendiren şeylerin içinde bulur kendini.
"Ben Dengiz, Dengiz Kıraç. Siz şaşırmadan söyleyeyim, Deniz demek."
Hayatının aşkını rüyasında bulan Dengiz Izem için her şeye hazırdır. Peki gerçekler, rüyalar kadar güzel midir? karşılıklı destansı aşklar gerçek midir? Cevabı Dengiz de bilmiyor. Dengiz zaten kesin bir cevabı olmayan şeylerden pek hoşlanmaz..
Bol bol eğlenmek için, yeri geldiğinde üzülmek için, yeri geldiğinde kendinizi bulmak için Dengiz'in hikayesine bir bakın derim. Yalnız, içeriye girerken hazırlıklı girin. Çünkü bu bir absürt kurgudur.