Asya için hayat, hasta babası ve bir hizmetlinin eline bıraktığı çaresiz dünyasından ibarettir. Ancak Akın için Asya, bir kadından çok daha fazlası acısından zevk aldığı, her çırpınışında daha da bağlandığı bir takıntıdır. Akın, yanında sarsılmaz dostları Baran, Vedat ve Cihan ile Yeraltına hükmederken asıl savaşı Asya’nın ruhuyla verir.
Akın’ın benim olan diyerek ilan ettiği bu mülkiyet, Asya için bir aşk değil, her zerresiyle hissedilen bir esarettir. İhanet ve tutkunun birbirine karıştığı bu yolda, kazanılan her savaş aslında bir Mağlup Zaferdir.
Ve Kader hiç beklemedikleri anda bir sürpriz sunar..
“Karanlığın içinden bir ses yükselir… Sessizlik bile onu duyar.”
Gökyüzü kırıldığında, ışık artık parlak değildir.
Bir zamanlar rüya olan dünya, şimdi fısıltılarla konuşuyor.
Her kelime bir sır, her nefes bir yemin taşıyor.
Bir kız…
Kaderi, susturulmuş yıldızların yankısında saklı.
Bir adam…
Gözlerinde altın bir cehennem parlıyor.
Ve aralarında —
geceyle gündüzü ayıran o ince çizgide,
sevda kadar tehlikeli, ölüm kadar güzel bir bağ örülüyor.
“Fısıltı”…
Kimin sesi olduğunu anladığında,
çoktan geç kalmış olacaksın.