HARRAN’IN GELİNİUpdated at Nov 1, 2026, 02:50
HARRAN’IN GELİNİ
“Benden korkuyor musun?”
Soru beklemediğim bir anda geldi.
Başını hafifçe yana eğmişti. Gözlerinde daha önce görmediğim bir hayal kırıklığı vardı. Ama o hayal kırıklığının altında, saklamaya çalıştığı başka bir şey daha görüyordum.
Korku.
Beni kaybetmekten korkuyordu.
“Niye korkayım?”
“Benim kim olduğumu biliyorsun.”
“Biliyorum.” Gözlerinin içine baktım. “Ama sen de benim kim olduğumu biliyorsun?”
Yüzündeki ifade bir anda değişti.
“Sen kimsin, Eslem?”
“Kimsenin önünde eğilmeyen bir kadın.”
Aramızdaki mesafe azaldı. Sesini alçalttı.
“Ya bir gün benim için eğilmek zorunda kalırsan?”
Gözlerim ıslaktı. Zorla gülümsedim ama içimde bir şeylerin yerinden oynadığını hissettim.
“O gün geldiğinde bile başımı eğmem, Miran Karahan.”
Bakışları yüzümde dolaştı.
“İşte asıl sorun da bu ya…”
“Neymiş sorun?”
Gözlerini gözlerime sabitledi.
“Seni kendime nasıl boyun eğdireceğim değil, senden nasıl vazgeçeceğim.”
Nefesim kesildi.
Bir anlığına bütün öfkem, bütün sorularım ve içimde büyüyen korku sustu. Yalnızca onun gözlerine baktım.
Miran elini kaldırdı. Yanağıma düşen bir saç telini kulağımın arkasına yerleştirmek ister gibi yaklaştı. Fakat parmakları yüzüme değmeden durdu.
“Bana bak,” diye fısıldadı.
Zaten bakıyordum.
“Bir kez olsun beni düşmanın gibi görme.”
“Öyle davranmam için bana bir sebep verme.”
Gözlerini kapattı. Derin bir nefes aldı. Sonra elini indirdi.
“Bana güvenmeni istiyorum.”
“Güven, istenerek verilen bir şey değil, Miran Karahan. Güven Kazanılır.”
Başını hafifçe salladı.
“Biliyorum.”
“Öyleyse bana gerçeği anlat.”
Uzun bir sessizlik oldu.
Bir an konuşacak sandım. Yüzündeki gerginlik azaldı, dudakları aralandı. Fakat sonra bakışları yeniden sertleşti.
“Henüz anlatamam.”
Gözlerimden yeni bir yaş süzüldü.
“Öyleyse benden de burada kalmamı bekleme.”
Bu kez geri çekilmedi. Ama bana dokunmadı da.
Aramızda birkaç adımlık mesafe vardı. O mesafe, o ana kadar aramızda oluşan bütün yakınlıktan daha büyüktü.
“Bu gece bir karar vermek zorunda değilsin,” dedi.
“Ben kararımı verdim.”
“Eslem…”
“Bana zaman isteme. Bana gerçekleri ver.”
Yerden bir dosya aldım. Eğilirken ellerimin titrediğini fark ettim. Dosyayı masanın üzerine bıraktım. Kapıya yöneldim.
Tam çıkacakken arkamdan seslendi.
“Eslem.”
Durdum ama dönmedim.
“Bana bir kez daha bak.”
Gözlerimi kapattım.
Bunu yaparsam kalacağımı biliyordum. Onun yüzündeki o ifadeyi bir kez daha görürsem, bütün öfkeme rağmen ona yaklaşmak isteyeceğimi biliyordum.
Ama dönmedim.
“İyi geceler, Miran Karahan.”