BEN O DEĞİLİM +18 (Yüzümdeki Yabancı I)Updated at Jul 12, 2026, 03:36
Ceylin, gözlerini o soğuk ve mekanik uğultuyla araladı. Tepesinde kör edici ameliyat ışıkları, genzini yakan keskin bir kimyasal kokusu ve etrafında maskeli, yeşil-beyaz önlüklü yabancılar vardı. Vücudu bir taş kadar ağır ve hareketsizdi; nerede olduğunu, bu kâbusun neden başladığını idrak edemiyordu. Odanın tekinsiz fısıltıları ve cızırtılı makine sesleri arasında, hemen yanındaki masadan bambaşka bir tını yükseldi.Ceylin, güçlükle başını yana çevirdiğinde yan yatakta yatan kadını gördü. Hayatında gördüğü en kusursuz, en büyüleyici varlıktı bu; porselen gibi pürüzsüz bir ten, adeta bir heykeltıraşın elinden çıkmış kusursuz hatlar... Yabancı, başını çevirip ona baktığında, o muazzam güzelliğin arkasına gizlenmiş derin bir nefretin soğukluğuyla karşılaştı.Gizemli kadın, dudaklarından dökülen kelimeleri zehirli bir ok gibi fırlattı:"Uyandın demek... Benim yerime geçeceksin. Bu lanetten artık kurtulmam gerek."Ceylin'in boğazında düğümlenen, "Ne laneti?" sorusu, tıbbi cihazların mekanik gürültüsü içinde eriyip gitti. Tam o sırada arkadan yabancı, otoriter bir ses yükseldi: "Vakit geldi. Enjeksiyonu yapın."Başucunda ani bir hareketlenme oldu. Maskeli gölgeler üzerine doğru eğilirken, damarlarında buz gibi bir sıvının yayıldığını hissetti. Karanlık onu hızla yutarken, bilinci dirense de yanındaki kadının zihnine mühür gibi kazınan son sözlerini işitti:"Gözlerini açtığında yaşamak istiyorsan 'Ben Müge’yim' de. Zaten sana yapacaklarımızdan sonra yüzlerimiz yer değiştirecek; Müge olmadığına Aras’ı asla inandıramazsın. Müge olduğunu söylersen hayatta kalma şansın artabilir tatlım... Sana Azapkapısı’nda şans diliyorum."Müge’nin sözleri, Ceylin’in zihninde yankılanırken bilinci uçsuz bucaksız bir kuyunun dibine doğru kaymaya başladı. İlaç, damarlarında soğuk bir zehir gibi ilerliyor; önce sesleri boğuklaştırıyor, ardından tepesindeki o kör edici ışıkları soluk, anlamsız lekelere dönüştürüyordu. Ceylin, varoluşunun son kırıntısını, kendi adını fısıldamak için tüm gücüyle direndi ama dili çoktan ona ihanet etmişti. Düşünceleri ağırlaştı, koptu ve en nihayetinde zihni, o mutlak karanlığın altında tamamen ezilerek sessizliğe gömüldü.