Story By lale limon
author-avatar

lale limon

bc
AŞKA DAİR (+18)
Updated at Jul 27, 2026, 14:24
​"Bana meydan okuma Süveyda," dedi Alparslan, sesi arabanın loş karanlığında tekinsiz bir fısıltıya dönüşürken. "Çünkü o salondaki herkes senin o yeşil elbisenin güzelliğini konuşuyordu... Bense o elbiseyi üzerinden çıkarıp benim altımda nasıl zevke yalvarıp adımı inleyeceğini düşünüyordum."​Süveyda, İtalya’da ilk başta yabancı sandığı adamın Türk çıkacağını hiç düşünmemişti. Alparslan’ın sevişirken söylediği o tutku dolu Türkçe kelimeleri duyduğunda anlamıştı onun kendi ülkesinden olduğunu. Ama o an, adam bacakları arasında gidip gelirken Süveyda o yoğun zevkten tek bir kelime bile Türkçe konuşamamıştı. Zaten aksanı da yoktu. Sabah olduğunda ise, bacaklarının arasındaki o keskin ağrıya aldırmadan Alparslan’ın evinden gizlice çıkıp gitmişti.​Alparslan ise bu kaçışın bedelini ödetmekte kararlıydı. O gizemli kadını her yerde aramış fakat bulamamıştı; geride ondan bir iz dahi yoktu.​Ta ki aylar sonra bu geceye kadar...​Yeniden karşılaştıklarında, Alparslan o kadının aslında Türkçe bildiğini öğrenince kafası tamamen karıştı. İtalya'da koynuna sızan bu kadın yoksa düşmanlarının onun hayatına sızdırmaya çalıştığı bir casus muydu? Alparslan, kafasındaki bu tehlikeli şüphelerle ve dinmeyen o hırslı arzuyla, Zonguldak ayazında kilitlediği o arabanın içinde Süveydayı sıkıştırırken hem o yarım kalan gecenin hem de bu oyunun hesabını sormaya kararlıydı."Şimdi o utangaç gözlerini benden kaçırmayı bırak, Süveyda. Çünkü birazdan benim altımda zevke bana bakmanı, o yeşil elbisenin içinde bacaklarını açmış beni içine alırken adımı nasıl inleyeceğini duymak istiyorum."
like
bc
BEN O DEĞİLİM +18 (Yüzümdeki Yabancı I)
Updated at Jul 12, 2026, 03:36
Ceylin, gözlerini o soğuk ve mekanik uğultuyla araladı. Tepesinde kör edici ameliyat ışıkları, genzini yakan keskin bir kimyasal kokusu ve etrafında maskeli, yeşil-beyaz önlüklü yabancılar vardı. Vücudu bir taş kadar ağır ve hareketsizdi; nerede olduğunu, bu kâbusun neden başladığını idrak edemiyordu. Odanın tekinsiz fısıltıları ve cızırtılı makine sesleri arasında, hemen yanındaki masadan bambaşka bir tını yükseldi.Ceylin, güçlükle başını yana çevirdiğinde yan yatakta yatan kadını gördü. Hayatında gördüğü en kusursuz, en büyüleyici varlıktı bu; porselen gibi pürüzsüz bir ten, adeta bir heykeltıraşın elinden çıkmış kusursuz hatlar... Yabancı, başını çevirip ona baktığında, o muazzam güzelliğin arkasına gizlenmiş derin bir nefretin soğukluğuyla karşılaştı.Gizemli kadın, dudaklarından dökülen kelimeleri zehirli bir ok gibi fırlattı:"Uyandın demek... Benim yerime geçeceksin. Bu lanetten artık kurtulmam gerek."Ceylin'in boğazında düğümlenen, "Ne laneti?" sorusu, tıbbi cihazların mekanik gürültüsü içinde eriyip gitti. Tam o sırada arkadan yabancı, otoriter bir ses yükseldi: "Vakit geldi. Enjeksiyonu yapın."Başucunda ani bir hareketlenme oldu. Maskeli gölgeler üzerine doğru eğilirken, damarlarında buz gibi bir sıvının yayıldığını hissetti. Karanlık onu hızla yutarken, bilinci dirense de yanındaki kadının zihnine mühür gibi kazınan son sözlerini işitti:"Gözlerini açtığında yaşamak istiyorsan 'Ben Müge’yim' de. Zaten sana yapacaklarımızdan sonra yüzlerimiz yer değiştirecek; Müge olmadığına Aras’ı asla inandıramazsın. Müge olduğunu söylersen hayatta kalma şansın artabilir tatlım... Sana Azapkapısı’nda şans diliyorum."Müge’nin sözleri, Ceylin’in zihninde yankılanırken bilinci uçsuz bucaksız bir kuyunun dibine doğru kaymaya başladı. İlaç, damarlarında soğuk bir zehir gibi ilerliyor; önce sesleri boğuklaştırıyor, ardından tepesindeki o kör edici ışıkları soluk, anlamsız lekelere dönüştürüyordu. Ceylin, varoluşunun son kırıntısını, kendi adını fısıldamak için tüm gücüyle direndi ama dili çoktan ona ihanet etmişti. Düşünceleri ağırlaştı, koptu ve en nihayetinde zihni, o mutlak karanlığın altında tamamen ezilerek sessizliğe gömüldü.
like
bc
BOUND TO THE SEA +18
Updated at Jul 7, 2026, 04:01
​"Tomorrow, your place is by his side."​For Lady Adelaide, those words are a death sentence. Bound by a signed contract to marry Lord Jack—a cold, calculating Lieutenant of the Royal Navy who views her only as a prestigious asset—she faces a lifetime inside a sterile, velvet cage. Rather than submit to a joyless marriage bed, Adelaide sheds her family pride, covers her porcelain skin in soot, and flees into the lawless, rain-swept docks. Her only hope of survival is a hidden emerald necklace and a desperate gamble with the criminal underworld.
like