Selin dairesinin kapısını arkasından kapattığı an, üzerindeki o ağır "normal insan" maskesini fırlatıp attı. Ayakkabılarını koridorun ortasında bıraktı, çantasını koltuğa fırlattı ve ellerini beline koyup salonun ortasında durdu.
"Gerçekten inanamıyorum sana Murat!" diye bağırdı, boşluğa doğru. "O kadeh neydi öyle? Adamın ödü patladı, kızlar bana 'bu kızın elini sürdüğü her şey patlıyor mu?' diye bakmaya başladılar!"
Murat, salonun en sevdiği köşesinde, pencerenin önünde belirdi. Ay ışığı omuzlarına çarpıp geçerken, yüzünde en ufak bir pişmanlık belirtisi yoktu.
"Az bile yaptım," dedi Murat, sesi odanın içinde bir rüzgar uğultusu gibi ama net bir şekilde yankılandı. "Herif resmen elini senin elinin üstüne koyacaktı Selin. Ben burada, tam yanında dururken buna izin mi verseydim?"
"Ama sen hayaletsin Murat! Kimse seni görmüyor!"
Murat bir adımda Selin’in dibinde bitti. Selin, havadaki o ani soğumayı ve Murat’ın varlığının yarattığı o garip basıncı hissetti. Murat ona o kadar yakındı ki, Selin onun gümüşi gözlerindeki o hırçın parıltıyı görebiliyordu.
"Hayaletiz diye ölmedik ya sevgilim… Bizim de bir gururumuz var," dedi Murat, sesinde o sarsılmaz özgüvenle. "Seni o herifin elinden değil, bakışlarından bile korurum. Gerekirse bütün dükkanı havaya uçururum ama o el o masaya değmeyecek."
Selin’in öfkesi, Murat’ın bu sonsuz korumacılığı karşısında bir kar tanesi gibi eriyip gitti. Dudaklarının kenarında istemsiz bir gülümseme belirdi. "Fırtınalı olan benim sanıyordum ama sen benden beter çıktın. Resmen mekanı birbirine katacaktın."
"Senin için her yeri birbirine katarım," dedi Murat, sesi yumuşayarak. "Seni benden başka birinin gülüşüne, dokunuşuna emanet etmek için dönmedim ben buraya."
Selin, elini Murat’ın kalbinin olması gereken yere doğru uzattı. Dokunamayacağını bilse de, o bölgedeki havanın yoğunluğunu parmak uçlarında hissetti. "Seni saklamak çok zor Murat. Bazen dayanamayıp herkese 'O tam burada, yanımda!' diye bağırmak istiyorum."
"Bağırma," dedi Murat, fısıldayarak. "Sırrımız bizi biz yapar. Bak, dışarıdakiler seni 'yalnız' sanıyor ama sen dünyanın en kalabalık yalnızlığını yaşıyorsun. Benimlesin."
Selin koltuğa çöktü, Murat da hemen yanına oturdu. Selin başını Murat’ın omzunun olduğu boşluğa doğru eğdi ve gözlerini kapattı. O an, gerçekten de Murat’ın hırkasının kokusunu ve o serin şefkatini duydu.
"Eğer o adam tekrar gelirse?" diye sordu Selin, şaka yollu.
Murat sırıttı, elini havada bir şey yakalamış gibi sıktı. "Bir dahaki sefere sadece kadeh kırılmaz Selin, haberin olsun. Şimdi aç şu videoyu da, Bozcaada’daki o huzurlu anlarımıza geri dönelim. Gerçek dünya bana göre değilmiş, anladım."
Selin laptopu açarken, ikisi de o an için her şeyi unutmuştu. Dışarıda akan hayat, dedikodular, korkular... Hepsi o kapının ardında kalmıştı. İçeride ise sadece bir söz, bir hayalet ve bir aşk vardı.