Grubumuz içerisinde kime sorarsak soralım, en güzel gününe doksan dört yazını derdi. Ne o dondurmanın tadı ne türkülerin kulağımızda bıraktığı ses şöleni ne de ettiğimiz sohbetler... Hiçbiri tekrar edemezdi artık. Gidenlerin, terk edenlerin, hayattaki amacını değiştirenlerin, meşgullerin grubuyduk artık. Birbirimize beslediğimiz duyguların adı da değişmişti. Saygı nefrete, aşk özleme evrilmişti. Masadaki peçeteliğe odakladığım gözlerimi Eymen'e çevirdim. -Hatırlamaz mıyım? Bir an tebessümü hüzne dönüştü. Mahzun ifadesiyle sordu. -O günleri andığında ne hissediyorsun? Kendimden emin bir tavırla, tereddüt dahi etmeden cevap verdim. -Özlem. Özlem hissediyorum Eymen. Gözlerini kaçırmadan sabitledi benimkilere. Nereye değineceği belliydi. -Peki... Melih'e karşı? -Nerden çıktı bu sor

