Sakin ol, yavru kuş

2526 Words
Leyla ‘’ Sakın... sakın yaklaşma bana... ADINI BİLEE BİLMİYORUM UZAK DUR BENDEN....’’ Bağırmaktan boğazlarım ağrıdı. Titreyen avuçlarımın arasında buruşan çarşafı boğazıma kadar çekiştirdim buz gibi bakan gecenin karanlığından daha karanlık olan soğuk gözlerle yataktan doğrulup bana doğru bir adım atınca korkuyla geriledim... Pislik göğüslerime dokundu, iğrenç baskısı hala hissediyorum. Kendimi özellikle de onun dokunduğu yeri kirli hissediyorum. Şuan elim de olsa saatlerce suyun altına girer kanatana kadar temizlerdim o bölgeyi... Zemin ayaklarımın altından kayıyor sanki, yutkundum kendimi toparlamak için gözlerimi bir kaç saniye kapatıp derin derin soluklandım. Şimdi kendimi kaybedemem, bayılırsam daha ileri gider manyak.. Eğer öyle bir şey başıma gelirse, allah affetsin öldürürüm kendimi, kaldıramam bunu.... ‘’ Ben sana bir şans sundum Leylaa.... O kafanın için de küçük de olsa bi akıl prıltısı görmek istiyorum. Seçim senin, ya bu odadan benim karım olarak çıkarsın, ya da yeminim olsun ailenden tek bir YAMANLI bırakmam’’ Bu manyağın, ailemle derdi ne, anlamıyorum?!!! Böyle olamayacak, onun huyuna gidersem belki yumuşar, bırakır beni. Bırakması lazım, bırakmazsa allahım düşünmek bile istemiyorum kafayı yerim ben bu oda da. Dediği şeyi de yapamam, mümkün değil. Şu hayatta bana iki şık sunsalar, biri bir erkeğin sana dokunması mı diğeri diri diri toprağa gömülmek mi? Yemin ederim ikincisine koşa kola giderim... Panik için de sanki oda da kapı dışın da başka çıkış yolu bulur umuduyla dört duvarı incelerken.. Doktorun bana son söylediklerini hatırladım .. ‘’ Korktuğunu biliyorum, korkunun üstüne gitmelisin. Gitmezsen zamanla büyür büyür kara delik gibi seni içine çeker yok eder.’’ Doğru söylüyormuş. Zamana benden yana olmadı, yapamıyorum işte. Yıllar geçti, bedenim büyü o küçücük tacize uğrayan kız çocuğu değilim artık büyüdüm ben ya, büyüdüm. O zaman biye içim yanıyor, kendimi yapa yalnız çok yorgun hissediyorum. Başım da zonklamaya başladı. Gözümü kapatıp elimi başıma götürüp ovduğum sıra da bezgin bıkkın bir ses oda yankılandı... ‘’ Bu kadar mı zor... Beni seçmen’’ Kızmayım kızmayım, diyorum ama... Bir sözüyle benim delirtiyor cidden... ‘’ Ben mi... Kimsin, tanımıyorum seni? Neden kaçırdın, kız mı yok etrafın da? Bak kafanın içinden neler geçiriyorsun bilmiyorum ama, benden sana bir halt olmaz, yol yakınken vazgeç... Söz, şikayetçi de olmam. Görmedim derim yüzünü, bitir bu saçmalığı artık, evime gitmem istiyorum...’’ Sadece evimi istiyorum, her yaptığım hareketi eleştiren, kızan anneme bile razıyım. Bakışları yumuşadı, bir süre sessizce bir birbirimize baktık. Sert dudakları aralandı, donuk bir sesle... ‘’ Beni tanımıyorsun doğru... Ama ben seni... yıllardır bekledim Leyla... Bu saat den sonra seni benden anca ölüm ayırır.’’ Kısacası ya benimsin ya kara toprağın diyor, adam resmen psikopat. Beni de normal bir insan bulmaz ki. Yıpranın sinirlerimi sakinleşmek için, bir an gözlerimi kapattım. Ciğerime derin nefes alıp verdim. İşe yaradı mı, hayır. Küçük bir çocuğa anlatır gibi... ‘’ Sana istemiyorum diyorum. Almıyor mu kafan, dediklerim bir kulağından girip diğerinden çıkıyor orası belli de... Ben seninle evlenmem, unut sen o işi... Direk sık kafama ben ev-len- mem..’’ ‘’ Niye, ben gelmeseydim, o itle evleniyordun onu istedin. İstesen de istemesen de olacak o nikah. Sike sike atacaksın imzayı.. Yoksa değil seni tüm sülaleni silahtan geçiririm seçim senin... Biz konuşarak bir yere varamıyoruz. . Bu manyağın Demirle ne zoru var, onu da anlamış değilim. Yemin etmiş sanki, etrafımdaki herkesi potansiyel düşman olarak görüyor... Demire laf ediyor, sen onun tırnağa bile olamazsın pislik... İçim içimi yiyor, Demirle ne derdi var öğrenmem lazım... Boğazımda gıcık varmış bir iki öksürerek son bir cesaretle... ‘’ Bir şekilde kaçacaktım ondan, hem senin, Demirle ne zoru-? Göz bebekleri büyüdü, yüzü öfkeden kıp kırmızı kesildi, burnundan soluyarak, büyük iri eleriyleriyle boğazımı sarıp beni duvara yasladı, burun bura geldik, Allahlım korkudan kalbim tekledi resmen, öfkeden burun deliklerinin şişip indiğini hiç hoş bir görüntü değil.... Konuşurken yüzü öfkeden kıpkırmızı oldu. Her cümlesini beynime kazımak ister gibi heceleyerek kulağımın dibinde bağırdı, öküz... ‘’ O adamın adını ağzına aldığını bir daha duyarsam, hiç acımın o ağzını sikimle doldururum’’ Ne biçim bir adam bu, ağzım da hep bir küfür... Küfür eden erkekleri oldum olası sevmemişimdir.. Şuan üç buçuk atarken bunları dışımdan söylemedim tabii... ‘’ Bırak..’’ Ellerini boğazımdan kurtarmayı denedim, ayı gibi maşallah... Ne yiyip ne içmiş şerefsiz.. Ben çırpındıkça boğazımı saran elleri sıkılaştı... Bir gün öleceğim elbet, ama burda bu pisliğin elinde değil.. Tırnaklarımı kollarına sapladım, hınçla saplayabildiğim kadar derine sapladım hoşuna gitmiş gibi dudakları yukarı kıvrıldı gözleri gözlerimden dudaklarıma kayınca, panikle nefesimi tuttum. Korkudan değil nefes almak kalbimin ritmi bile değişti, lanet olsun yine zayıf düştüm, kendimi hiç olmadığım kadar güvensiz, bir kelebeğin kozasından çıktığı an ki kadar güçsüz savunmasız hissediyorum. Başını yana yatırıp bir anda yabancı dudakların esiri oldum. Öpüşmek bu muymuş, dudaklarının baskısıyla boğazımdaki ellerin baskısı azaldı.. Benden karşılık alamayınca daha sert öpmeye başladı. Ağzımı açmam için zorluyor resmen, iğrenç. Pis salyaları ağzımda düşününce, midem kasıldı... Zihnimde bulanık anılar yine hotlamaya başladı, aynı çaresiz savunmasız kız çocuğu oldum bir anda.. Boş midem kasılıp dursun, benim tepkisizliğime iyice sinirlenenince, bir den iç güdüsel bacağımı iki bacak arasına olabildiğince sertçe vurdum. Acıyla bağırarak, benden uzaklaşıp iki büklüp oldu. Şerefsiz, s****i koparıp ağzına tıkmadığıma dua etsin... Bazen deli cesareti gelir, ne yaptığımı farkında olmuyorum. Herşey bir anda olup bitiyor, bana da pişmanlığı kalıyor. Bu sefer öyle değil ama, ilk fırsatta kurtulacam, ne pahasına olursa olsun. Aslın da bir uyusa, yastıkla belki yüzüne bastırabilirim. Ya da, etrafıma bir kere daha baktım, kesici hiç bir şey yok. Bir yatak masa klozet, yanın da camdan duş kabini, içi görünü mahremiyet adına hiç bir şey yok oda da, çıldıracam cidden. Ondan olabildiğince kaçarak küçücük oda, gidebildiğimen uzağa yere çömeldim. Sinirlerim kaldırmıyor artık, ben kime ne yaptım da bunlar başıma geldi, evimi özledim, ailemin sıcak güvenli kollarına ihtiyacım var. Özellile babama, o beni hiç yargılamaz, her zamansevgisiyle sarıp sarmalar, ağlayarak dizlerimi kendime çekip başımı arasına gömdüm... Onu daha fazla görmeye dayanacak gücüm kalmadı, ne yapacaksa yapsın, sonra hayatımdan çıkıp gitsin... ............ Demir... ‘’ Çok sıkısın, lan’’ ‘’ Durma... sakın... ‘’ Bu anın bitmesini hiç istemesem de, zirvedeyken içine sertçe bir iki kere girip, iliklerime kadar boşaldım... Çıplak bedenine sürtünerek kendimi yanına bıraktım onu da kollarımın arasına çekip başına göğsüme yasladım... Sabaha kadar kaç tur attık bir yerden sonra saymayı bıraktım. Cansu ilik gibi kız, eskisi gibi tat vermese de idare ediyor şimdilik... En azından kızın içindeyken nikahta terk edilmenin acısını unutuyorum. Yine hatırladım ya lan... Ulan Leyla... Seni bir elime geçirsem öyle bir sikecem ki... Salaklık ben de, niye nikaha kadar düzmedim ki? Evlenmeye her türlü mecbur kalırdı. Şimdi kim bilir kimin konunda sabahlıyor... Sinirle soluyarak Cansuyu itekleyip çıplak bir halde yataktan doğruldum.. Yerde buruşmuş ceketimin iç cebinden sigara çakmağımı alıp bir dal çıkarıp yaktım. ‘’ Niye kalktın aşkım, bir kez daha sevişelim nolur. Beni çok ihmal ediyorsun Demir? Sevişirken de aklın başka yerdeydi... Hayrola sen artık sevmiyor musun beni??? Eskisi gibi uzun uzun sikmiyorsun da, alınıyorum ama???? ‘’ Senin alınmanı sikiyim, kadın milletini mutlu olduğu nerde görülmüş..En ufak sorun da, klasik soruyusordu ya, pes.. Beni Cansu’ya bağlayan tek şey, iri büyük memeleri, tüysüz şeftalisi... Yuvarlak poposu. Kadınlığı ilk zaman dardı, beni içine alırken zevkten dört köşe oluyordum. Çok mu siktim amına koyuyum, genişlemiş mi ne?Ben kapıdan çıktıktan sonra kim bilir kimlere siktiriyor kendini... Kadın milletine sonuçta ne demişler sik ama güvenme. Anama bile güvenmem, canım oğlum cicim oğlum der arkamdan yapar yapacağını... Benden tepki alamayınca, yatağa yaslamış imalı gözlerini bana bakan kızın çıplaklığını şöyle bir baştan sona bir süzdüm.... Yok, soğudum kızdan, sanki az önce siken ben değilmişim gibi Cansu ya bir süre daha boş gözlerle bakıp düşündüm. O anda kafam bitirdim mevzuyu... ‘’ Ne sevmesi lan, alan razı veren razı, her siktiğimi sevseydim burdan kasabaya yol olurdu. Bir daha görüşmeyelim, bu sondu. Hadi bana eyvallah...’’ Kapıya yöneldim gideğim sıra da yanım da bitti.. Ellerime yapışıp yalvarmaya başladı... ‘’ Ne bitirmesii ya, Demir. Kızdırdım mı, seni? Özür dilerim nolur böyle gitme, gel otur konuşalım’’ ‘’ Benim konuşacak bir şeyim yok Cansu, bitti diyorsam bitti, hem ben yakında evli barklı adam olacam. Senle bu iş olmayacak geç de olsa anladım. Sana aldığım takılar altına çektiğim arabayı da sana bırakıyorum düş yakamdan, bir daha yoluma çıkma yeter...’’ Arkama dönüp giderken ağlama seslerine kulaklarımı tıkadım. Dikkatimin dağılmasına izin veremem, tek odak noktamı artık Leyla ve ailesine... Eğer düşündüğüm gibiyse, umarım değildir. Başka bir adamın koynunda çıkarsan Leyla, benden çekeceğin var... .............. Sümeyra ‘’ Rezil olduk.... rezil olduk...’’ ‘’ Yeter be kadın, polisleri duymadın mı? Her yerde arıyorlar kızımızı, bulacağız Leylayı. Yedin bitirdin hem kendini hem beni, illahlah ettim sus artık, bu da kafa...’’ Kafan kopsun senin kafan... Rezil rüsva olduk herkese... Tam dedim gelinliğiyle telli duvaklı çıktı evden.. Başımıza gelene bak, Ah leyla... Ah yaktın bizi kızım... Başına bir şey geldiyse, naparım ben. Adı çıkacak, boşuna dememişler adı çıkacağına canı çıksın. İnsan içine çıkacak yüzümüz kalmaz. Tüm akrabalara da rezil olduk tabii... Özellikle de eltilerim yok mu, imalı imalı geçmiş olsun derken bile, içten içe oh olsun der gibi gözleri parlıyordu. Artık olan oldu, bundan sonrasına bakacaz. Tek umudum, kızımın bir an önce bulunması... Demir akıllı olgun bir çocuk, nasıl ailesini karşına aldı Leyla için. Şaşkınım, hiç beklemezdim ondan bunu... Ah benim saftirik kızım, istemem istemem diye gıçını yırttı. Bulmuş da buluyor, çocuk zengin varlıklı, ailemize bize yakışacak soyu sopu belli. Daha ne olsun.... Benim kızım salak, safiii salak.. Ben ne desem tersini yapmaya yemin etmiş gibi hep bir asi. Ben onu tam bir hanım efendi gibi yetiştirmek için az mı uğraştım. Yediği yemekten aldığı kiloya, düzenli yapması gereken sporuna. Eğitimine görgü kurallarına tam bir hanım efendi gibi yetiştirdim.. Arada hırçınlık yapsa da verdiğim cezalarla yola getirmesini de bildim... Benim kızım benim lafımdan çıkamaz, babası da anca salonun ortasın da korkuluk gibi dursun... mıymıntı herifff... gençliğimi verdiğim adama bak. Benim ailem benim başımı yaktı, ben kızımı yakmayacam, benim kaderimi yaşamayacak allahın iziniyle.. Onu bahtını kurmadan bana huzur yok... .............. Kenan Sakin ol oğlum... Sakin ol... Yorgun ayaklarımı sürüyerek yatağın ayak ucuna gittim oturdum. Ağlamaktan küçük omuzları sarsılan Leylayı izledim bir süre, ne desem yanlış anlıyor, yargılıyor. Anlamak istemiyor, biliyorum arkamı dönsem koşa koşa ailesine hayır hayır ailesine de değil, siktiğim oruspu çocuğa gidecek. Onun da sırası gelecek elbet.. Ama önce.... Cebimdeki telefonu çıkardım, içerdeki Mehmeti aradım.. Gözümü Leyla dan ayırmadan... ‘’ Buyur abi...’’ ‘’ Araba da paketler var, buraya getir. Kapının önüne koy, bir kere tıkla git, getirdiğini anlayım’’ ‘’ Emrin olur abi...’’ Telefonu kapatıp iç cebime atacağım anda, mesaj sesi geldi, ekrande ‘’ Azize Sultan’’ yazısını görün içim daraldı... Bu saat de mesaj attıına göre evde durumlar iyi değil. Mesajı açıp okudum ‘’ Oğlum Münevver okuldan kaçmış, yetiş oğlum baban duyarsa evi başımıza yıkar’’ Korumaları atlatıp nereye kayboldun Münevver. Bir sen eksiktin, kapı tıkırdadı. Mehmet kıyafetleri getirmiş olmalı. Leylayı burada uzun süre tutamam, herkes peşimizdeyken olmaz. Bir an önce nikah işini halledip ailemin yanına dönmeliyim. Kapı sesine tepkisiz kalan Leyla ya kisa bir bakış atıp kapıya gittim. Sağ el parmak izimi okutup kapıyı araladım. Yerde duran dört beş ayrı ayrı paketleri iki elimle alıp tekrar içeri girdim. Ayağımla kapıyı kapattım. Mekanik sesi duyunca kapının kilitlendiğini anladım. Başımı çevirip ona baktığım da göz göze geldik, ağlamaktan kızarmış gözleri görünce bir an yumuşadım. Çok mu üstüne gidiyorum acaba? Bu düşünceyi saçma buldum, üstüne gidecek ne yaptım ki, sonuçta bir birimizi tanıma aşamasındayız. Ellerimde ki paketleri havaya kaldırıp umursamaz maskemi yüzüme yerleştirdim. Yumuşama oğlum, bugüne kadar neyi istedin de elde edemedin ki, yola gelecek... ‘’ Giyin bakalım, prenses.... Üşütüp hasta olmanı istemeyiz, üşüyorsan da söyle kendi sıcaklığımla ısıtırım seni...’’’ Yüzünü buruşturdu.. Tipsiz miyim lan ben? Hayır olmadığımı biliyorum da, o kadar kızla birlikteliğim oldu, bir telefonuma bakar altıma almam. Onlara bir çöp almamışken, Leyla için kendi ellerimle alışveriş yapıyorum yine de kızı memnun edemiyorum. Çaptan mı düştük ne... İş yoğunluğundan spora ara vermem hiç iyi olmadı, hasta sonları gitmek şart oldu... Oturduğu yerden yavaşça doğruldu, burnunu çekerek ellerimdeki kutulara baktı. Şu an o kadar tatlı görünüyor ki, özellikle yanaklarını ısırasın geliyor. Bakışlarındaki hüzün görmek istemiyorum. Beni sevsin, aşkla baksın istiyorum. Tanıdıkça sevecek eminim. Sevmek zorunda, başka türlüsünü düşünmek istemiyorum. Bir yola girdim, devamını getirmek zorundayım... Çekinerek, kısık durgun bir sesle... ‘’ Duş almak istiyorum, bana dokunma bir daha... Kendimi berbat hissediyorum. Yıkanıp temizlenmeliyim. İlaçlarım da yok... Kafayı yiyecem’’ ‘’ İlaç, ne ilacı? '' Yüzü ağlamaktan kızarmış, halsiz yorgun bir hali var... Bilmediğim bir hastalığı mı var? Semih Leyla için bilgiler toplamıştı. Dosyayı evde kaldı, okumadım.. ‘’ Evet, tüm ilaçlarım bavulum da kaldı... Kaçırıldım ya hani...’’ Şu durumda bile laf sokuyor, kadın milleti her durum da trip atmazsa olmaz... Sakin olmalıyım, hazır yeni yeni iletişim kurmaya başlamışken bu anı bozmak istemedim. Yavaşça bir iki adım ona doğru yüzdüm, anın da yüzü gerildi. Geriye doğru adımladı, sırtı duvara değdi, kaçacak yeri olmadığını anlayınca panikle dağ sola bakındı.. Bu hali beni ister istemez eğlendirdi... Sakın kaçabilecek de... Odadan çıksa dışarda adamlarım var hadi diyelim onları da atlattı.. Koca orman nereye kaçacak... ‘’ İlaç diyordun???’’ Ellerimi göğsüm de çapraz halde bağlayıp, açıklama yapmasını bekledim, ne yumutlayacak merakla bekledim.. Titren bir nefes aldı, çarşafı avucunda çekiştirdi, avucumu dolduran yuvarlak sıcak göğüsleri aklıma gelince, vücudumu sıcak bastı özellikle benim uyuyan canavar canlanmaya başladı. Konuşmak yerine onu yatağa atıp sabaha kadar her pozisyon da nefes bile almadan düzmek vardı da.. Ah ah... Ah işte.. Leyla kendisine bir yaklaştırsa, tutkumla onu sarıp sarmalardım da, kız kendine yanaştırmıyor. ‘’ Getirecek misin?’’ ‘’ Neyi’’ ‘’ Yarım saattir ben kime ne anlatıyorum, saydım ya ilaçları.’’ Kızın çıplak vücudunu düşünmekten söylediklerine odaklanamadım ki... Dürüstçe söyledim. ‘’ Senin memelerini düşünmekten, dediklerini duymadım..’’ Yüzünü buruşturup, ince kaşlarını çattı.. ‘’ İki dakika sapıklık yapmadan duramaz mısın sen? İnsan gibi derdimi anlatıyorum değil mi???’’ Yine sapık olduk... Oflayarak duvardaki tekli koltuğa bıraktım kendimi... Sohbet uzayacak belli.. ‘’ Tamam, bu sefer dinliyorum söyle.. Nedir bu ilaç meselesi?? Mahcup bir halde başını yere eğdi.. Bir eliyle, önüne düşen uzun siyah saçlarını kulağının arkasına götürürken benim içim gitti, yataktayken koklamıştım saçlarını taze bahar kokusu, bin bir çeşit çiçeklerin karışımı gibi eşsiz bir kokusu var.. Yanına gidip başımı saçlarının arasına gömmemek için kendimi koltuğa iyice yerleştirdim. Benim sonum hiç iyi değil. Leyla titrek bir sesle konuşmaya başladı, dikkatle sözünü kesmeden dinledim onu.. ‘’ Astımım var benim, onun ilacı her zaman yanım da olmalı, panik atağım tutabilir, o da bavulumdaydı. Sabahları mide reflüm tutuyor şurubum olması gerek, Migren ilacı. Depresyon habı. Birazda antibiyotik, çok sık grip oluyorum yanımda olsunlar her zaman. Vitamin eksikliğim var özellikle de B12, demir. Bunları düzenli almayınca çok unutkan oluyorum. Demir hapım da halsiz yorgunluğum için. Ayrıca sese takıntım var, kulak tıkacım olmadan mümkün değil uyuyamam. Göz bandı lazım, bunları bana getirtebilir misin???’’ Maşallah hatun tam teşekkürlü hasta çıktı. İnsan sevgilisini ilk buluşmada alıp cafeye sinemaya götürüyor. Bu gidişle ben Leyla’yı tam teşekkürlü bir hastaneye götürüp çekap yaptıracam... Annem bile bu kadar ilaç kullanmıyor. Saydıklarının için de bir tek astımı aklımda kalmış onu da çocuklarla aldırırım. Gerisinin bir önemi yok.. Oturduğum yerden doğruldum.. ‘’ Bakarız, giyin yoksa bir zat seni kendi ellerimle ben giydiririm....’’ Korkuyla yutkunmasını izledim... ‘’ Duş almak istiyorum, nolur çık...’’ Hayatta kaçırmam bunu... Pantolunum kemerine uzandım yavaşça açarken bir yandan, serçe gibi titreyen kuşuma bakış attım. İtiraz kabul etmeyen kesin bir sesle... ‘’ Bir yerden başlamamız gerek değil mi. Sakin ol yavru kuş... Sonuçta sırtını kendin yıkayamazsın. Emin ol, o işi, senin yerine ben seve seve yaparım. Bırak çarşafı, artık ona ihtiyacımız kalmadı’’
Free reading for new users
Scan code to download app
Facebookexpand_more
  • author-avatar
    Writer
  • chap_listContents
  • likeADD