Leyla:
Zihnimi saran karanlık yavaş yavaş dağılırken, bedenimi saran korkuyla titreyerek gözlerimi birden açtım. Gördüğüm ilk şey bem beyaz duvarlar. Bir an kendimi rüyada sandım. Gözlerimle odayı hızlıca taradım duvarlardan tavana ordan yeri.. Her yer beyaz, renkli hiç bir şey yok. Sanki bir rüyanın içine hapsolmuş gibiyim. Neyin gerçek neyin rüya olduğunu anlamıyorum.Yatakta doğrulduğum, ellerim bağlı değildi. O çözmüş olmalı. Yattığım yatağa baktım, kabus bitmiyor. Bitecek gibi de durmuyor, titreyen avuçlarımla çarşafın sımsıkı tuttum. Korkarak açtım çarşafı, çıplak göğüslerimi görünce, titremem iyice artı. Manyak, pis sapık soymuş beni...
Dönüp yatağa tiksinerek baktım, midem bulandı. Çarşafı bedenime sararak hızla doğruldum. Bana dokunmuş olamaz, kafamın içine üşüşen şüphe tohumlarını bastırmak için derin derin nefes alıp verdim. Gözüm yatak duvar arasında mekik dokuyor. Nasıl bir manyak böyle bir oda yaptırı. Sağlam insan bile iki günde delirir. Kendimi burada günlerce kaldığımı düşünemiyorum. Nefes darlığım var zaten kapalı yerlerde uzun süre kalamam. Burada bir cam bile yok. Neler olup bittiğini kafamda tartarken mantıklı cevaplara ihtiyacım var.
Oda da volta atarken, hiç ağrım olmadığını fark ettim. Bakireyim sonuçta, bana bir şey yapmış olsa hissederdim. Panikle yatağa dönüp baktım, kan yok. Yani bu demek oluyor ki... Bana dokunmamış, şükür. Yaşayamazdım, bunun ağırlığını kaldırabilecek güçte değilim. Taciz olayını bile atlatamamışken, bunu hiç atlatamazdım. O halde geriye tek bir soru kalıyor...
Bu manyak kim? Beni bu halde bırakıp, hangi cehenneme gitti???!!!
Demir
‘’ Nasıl bulamazlar ya...’’
Kafayı yiyecem, hatta yedim. Tam her şey yoluna giriyor diyorum. Pat hemen bir yerden aksilik çıkıyor. Leyla ortalarda yok. Annesi dediğine göre yüzü maskeli adamlar kaçırmış, yersen. Leyla’nın beni istemediğini anlamak için müneccim olmaya gerek yok. Gerizekalı kız ben sanki ona bayılıyorum. Ulan şirketim batma raddesine gelmese, ben senin muşmula suratına bakarmıyım. Bu evlilik olmak zorunda, babasıyla yapacağım anlaşma sayesinde şirketim dar boğazdan çıkacak. Ama gel gör ki, gelin hanım ortalarda yok, kesin aşığı var bu kızın. Biz burda otururken, onlar orda sevişiyor. Düşünmekten kafam kopacak gibi ağrıyor. Oflayarak başımı camın kenarına yasladım...
Neye inanacağımı şaşırdım. Düğün odasında gerginlikten üst üste yutkundum. İçimdeki huzursuzluk geçmeyince gidip camı açıp, gözümü kapattım. Oda da annem, Leylanın annesi babası benim babam dışında kimse yok...
Kimseden çıt çıkmıyor Özellikle Leylanın ailesi sessizliğini koruyor, ağızlarını açmaya yüzlerimi var sanki. Bir kızlarına sahip çıkamadılar. Ama ben yapacağımı biliyorum, ona. Polis bir bulsun onu, nikahı kıyalım. Bırak yataktan çıkarmayı tuvalete gidemeyecek hale getirecem onu. Beni rezil etmek neymiş gösterecem, ona da ailesine de... Omzum da bir el, döndüm annem. Bana üzgün biraz da kızgın gözlerle bakarak..
‘’ Üzme artık kendini, olacağı varmış be oğlum. Dünya da kızmı kalmadı, balık baştan kokarmış. Kim bilir başına ne geldi, o kızı bu saatden sonra gelin diye almam eve’’
Benim derdim ne annemin derdi ne, sanki ben Leyla’yı kara kaşı kara gözü için alıyorum. Şirketin durumunu onlardan sakladım bir kaç ay daha anca ayakta tutacak sermayemiz var. Bir şeyler yapmazsam bir kaç aya kadar yaşadığımız tüm lüks şatafatlı hayatımızı kaybedeceğimizi bilse yine böyle konuşur muydu merak ediyorum? Annem arkasında bizi dikkatli dinleyen, yüzü düşün Leylanın ailesine sakin bir bakış atıp anneme döndüm. Her zamanki oyunu mu sürdürdüm? Her şey köprüye geçene kadar...
‘’ Ben Leylasız yaşayamam anne... Başına ne gelirse gelsin, kabulümdür. Bulacam onu, düğünümüz kaldığı yerden devam edecek, sende onu seveceksin, bu sözlerini ne söylemiş ol ne ben duymuş olayım...
‘’ Ama oğlummm...’’
Elimi havaya kaldırıp sözünü kestim, daraldım çıkmam lazım burdan, beni kimin rahatlatacağını biliyorum. Herkesi arkamda bırakarak kapıya doğru yürüyüp beni şaşkın gözlerle izleyen üç kişiye..
‘’ Bir haber alırsanız arayın beni.. Burda boş boş oturuyoruz, çıkıp dışarda arayacam.’’
Konuşmalarına fırsat vermeden çıktım lanet yerden. Ceketimin iç cebinden telefonumu çıkarıp ilk arama rehberimizdeki can suyumu arayıp telefonu kulağıma getirdim. İkinci çalışta açtı..
‘’ Nihayet aklına gelebildik beyfendi... Karından ne çabuk sıkıldın, benim gibi tatmin edemiyor mu seni’’
Huysuz sesi, canımı sıksa da hemen toparlandım. Ulan kadın milleti az değil ha, sana ev tuttum, limitsiz kredi kartı verdim. Tek yaptığı beni yatak da memnun etmek, takmış benim evlenmeme... Bilmiyor ki ben evlenmesem, paranın suyu kesilecek..
‘’ Cansu, kafa ütüleme, canım sıkkın zaten. Beynim yeterince sikildi, sen yapma bari... otele geliyorum, sana aldığım kırmızı dantelliyi giy de gözüm gönlüm açılsın’’
‘’ Ya ama Demir, sen o kızla-’’
‘’ Bırak şunu ya... Herkese rezil etti beni, bulacağım ama... Bulduğum da kaçacak delik arayacak orosbu.. Gecemizi mahvetme Cansu, bir gün de sikilmiş tavuğa dönmüşüm, sen hala kız diyorsun. Yarım saate kadar sendeyim, hazır ol... Bu gece seni uyutmaya niyetim yok...
...................
Kenan
Alışveriş merkezinde elime ne geçtiyse aldım. Kızın sevdiği yemekten iç çamaşır bedenine kadar her şeyini biliyorum. Mesela üzgünken çikolatalı pasta yiyor, evdeki hizmetçiden her fırsatta kızın fotoğrafını çekip atardı. Uzaktan nereye kadar, istediğim gibi dokunamıyorum kokusunu içime çekip incecik beline sarılamadıktan sonra fotoğraflar neye yarar. Bazen dayanamayıp geç saatlerde, evine girip, odasının bir köşesinde saatlerce izlerdim onu. Usulca yaklaşıp yatağa dağılan ipeksi saçlarını okşardım. Dudaklarına eğilip usulca öperdim onu. Uykusunun ağır olduğunu bu sayede öğrendim. Öpmekten öteye gitmedim asla... Nasılsa benim olacak, elinde sonunda istediğimi alacam. İlk birlikteliğimizi unutulmaz olmasını istiyorum. Benim onu istediğim gibi o da beni istemeli, tenlerimiz tutkuyla birleşmeli, benden gidemeyeceğini anladığın da, asıl o zaman zaferimi tadını çıkaracam..
Kasada aldıklarımın parasını öderken. Telefonum çaldı. Aldıklarımı arabanın arkasına koyarken telefonun alıp ekrana baktım. Depodaki adamım arıyor Mehmet.... Hemen açıp kulağıma götürdüm. Daha ne olduğunu soramadan arkadan birinin çığlık sesi geldi, Leylanın sesi, Mehmet gergin bir sesle...
‘’ Abi, yenge içerde terör estiriyor, kapı da kilitli biliyorsun... Kendine zarar verecek, içerde bir şeyleri kırıyor. ‘’
Ağız dolusu küfür saydırıp, sert bi sesle...
‘’ Ben gelmeden kimse bir şey yapmasın, ben gelince keserim sesini... Şimdi onu bırak, bizden mal çalan salağı yakaladın mı? Çok uzadı bu mevzu, canım sıkıyor. Sende iyi biliyorsun ki, benim canım sıkılırsa başta sen olmak üzere bütün adamlarımın canını sıkarım... Bul şu iti...’’
Emrimin altın da yüze yakın adam var, bir kısmı şirketi korur, bir kısmı da evi... Depodaki beş adamımsa ben nereye gidersem oraya gelir, haftalardır bir iti yakalayamadılar. Adam elini kolunu sallaya sallaya benim malımı çaldı. Sır oldu uçtu... Birine çalıştığından adım kadar eminim, ama kime...Mehmet telefonda kem küm edince, sinirle saydırdım adama
‘’ Siktirme belanı lan... Bul şu iti, sana iki gün mühlet... Önüme getirip attın, attın. Atamadın, hiç beni yorma, git kafana sık mermi mi boşa harcatma...’’
Bir işim de düzgün gitsin be...
Telefonu kapatır kapatmaz, daha cebime koyamadan annem aradı. Tek tek gelin lan... Sabır çekerek açtım telefonu...
‘’ Oğlum neredesin, baban seni soruyor. Bak Helin kızım da burada.. Ailesiyle geldiler, bi sen eksinsin yavrum. Yüzün al gel, yüzükleri takalım diyor baban. Biraz da sinirli, gecikmeden hemen gel oğlum.’’
İçimden üçe kadar sayarak derin derin soluklandım. Babam yine yaptı yapacağını sikecem Heline de ailesine de... hızımı alamayım anneme de söyledim...
‘’ Çok istiyorsa, babam kendine alsın. Ben istemiyorum daha kaç kere söyleyecem anne... Beklemeyin beni, işim gücüm var. ‘’
İtirazlarını duymazlıktan gelip telefonu kapattım. Benim Helin belasından kurtulmam gerek... Kızın her yeri ayrı oynuyor, giydiği açık saçık kıyafetinden yüzü boyadan görünmüyor, ya o üstüne bocaladığı ağır kimyasal parfüm kokusu on metre öteden alıyordum... Kızın sağlam pabuç olmadığını bi bakışta anladım da, gel gör ki ailem anlamamakta ısrar ediyor.
O öfkeyle bastıkça bastım gaza, trafikte iyi polise yakalanmadım.. Yerdik cezası, giden para da değilim. Daha fazla Leyla da ayrı kalmak istemiyorum. Şimdiden özledim ceylan gözlerini... Ah ulan ah... Öl dese ölürüm öldürürüm... Görecek mi, ona duyduğum sevginin büyüklüğünü. Anlayacak, anlamak zorunda. Bu saatten sonra onu bende anca ölüm ayırır.. Ana yoldan orman yoluna geçtim. Bir süre daha ağaçların arasında sürdükten sonra nihayet depoya geldim. Arabayı sağa büyük çınarın altına çekip, anahtarı kapıda bekleyen atama attım. Hava da kaptı...
‘’ Var mı bir yaramazlık’’
Adam yüzünü buruşturup, içeriye bir bakış atıp bana döndü...
‘’ Mehmet, dışarda abi.. Yenge'nin de sesi kesildi, sabahtan beri bağırıp durdu. Çıkarın beni burdan diyip durdu.’’ Tek kelime etmeden içeri girdim. Koltukta yan yana oturan iki adam da beni görünce ayaklandı. Kendilerine çeki düzen verip, karşımda dikildşler..
‘’ Hoş geldin, abi... Var mı bir emrin?’’
‘’ Mehmeti arayın, neredeymiş öğrenin, piç kurusunu arıyordur şimdi. Siz de gidip bir el atın.... O iti bulmadan karşıma dikilmeyin lan... Siktiğimin pezevenki, nereye saklanmış olabilir... Bizim de elimiz kolumuz uzun, şimdiye kadar on kere yakalamıştınız. Gevşediniz iyice, kendinize gelin, ben getirirsem hiç iyi olmaz’’
Kızarıp bozardılar... Eşek kadar adamları azarlamak benim de hoşuma gitmiyor ama, toparlanmaları lazım, merminin üstünde yaşıyoruz. Yarınımızın garantisi yok. Biri dışarda arıyor, ikisi kız gibi oturmuş sohbet ediyor... Herkes kendine çeki düzen verecek...
‘’ Haklısın abi..’’
Masanın üstündeki silahlarını alıp beline yerleştirip çıkarken, bende odaya yöneldim. Kapıya yaklaşıp, parmak izimi okuttum. Mekanik tik sesini duyunca, usulca kapının tokmağını çevirip açtım. Oda da onu göremeyince bocaladım... Küçücük oda klozet ahşap masa yatak dışında oluşan oda da, kız nerde? Çıkmasına imkan yok...
Bir iki adım içeri yürüyüp kapıyı arkamdan kapatacağım anda, çığlık atarak, üstüme panter gibi atlayan ince bedeniyle Leylanın bedeniyle şaşkınlığımı üstümden atamadım...
‘’ Seni pis sapık... Öldürecem seni..’’’
Sırtım da ince küçük bedeniyle hiç ağırlığı yokmuş gibi tepinmesine bir an güldüm... Kollarıyla boğazımı sıkmaya başlayınca gülümsemem yüzümde ciddi bir ifadeye döndü.. Madem canı oyun istiyor meleğimin bende, oynarım. Hiç ağırlığı yokmuş gibi bacaklarından tutup aşağıya çektim... Bedenine sardığı çarşaf açılınca daha önce gördüğüm muhteşem göğüsleri gözlerimin önüne serildi, panikle elleriyle çarşafı tutup kendini kapatmaya çalışmasını aldırmadan çarşafı çekip attım odanın bi köşesine.
Gözleri korkudan iri iri açıldı... İki ellini tutup başının üstünde birleştirip, kendi ağırlığımı kızın üstüne verdim. Nefes nefese kalmış bir halde bana bakarken, bu durumdan etkilenen erkekliğim şimdiden büyüyüp kendini belli edince, kızın yüzünün utançtan kızarmasını keyifle izleyerek..
‘’ Sapık... öyle mi?’’
Yutkunmasını izlerken gözlerim kırmızı öpülmeyi bekleyin dudaklarına kaydı.. Göründüğü kadar tatlı mı, bilmem gerek.. Sessizce ürkek gözlerle beni izleyen kızı.. Sağ elimi yüzüne yaklaştırdım... Gözlerimi ayıramadığım güzel dudaklarını parmaklarımı gezdirirken, canımı sıkan tüm kötü düşünceler zihnimde yok oldular. Ne annemin söyledikleri, ne de adamlarımın beceriksizliği... Hepsi kayboldu geriye öpülmeyi bekleyen kırmızı dudaklar kaldı. Dayanamadım parmaklarımla okşamak yetmiyor bana, tadına bakmalıyım. Son bir kez ürkek ceylan gözlerine bakıp, yapıştım dudaklarına. Ağzını sımsıkı kapatmış, karşılık vermiyor. Sinirlensem de pes etmedim, tüm hünerlerimi gösterip bana karşılık vermesini sağlayacam. Uzun uzun öptüm dudaklarını, inadı inat hala karşılık vermeyince alt dudağını dudaklarımın arasına alıp emdim yaladım.. Bu da işe yaramayınca, tek ellimle ellerini tutup, diğer elimi sağ göğsüne götürüp okşayıp sıktım. Başını çevirip debelenmeye başladı. Bir yandan bağırarak..
‘’ Çek elerini üstümden, pis sapık.... Seni çükünü kesip götüne sokmazsam... Bırak elerimi..’’
Bıraksam dediğini yapacağına hiç kuşkum yok... Bana alışması için ağırdan almam gerekiyor, hiç istemesem de uzanıp son bir kes sertçe dudaklarını öpüp geri çekildim... Ellerini bırakır bırakmaz, karnıma tekme atıp uzaklaştı bende... Yediğim tekmeyle iki büklüm olurken. Ağrıyan yeri elimle ovarak , nefes nefese sinirle ayağa kaldım. Çarşafı kollarının altıdan sıkıca sarmış, korkusunu ne kadar saklamaya çalışsa da, titreyen vücudu onu ele veriyor. Çatık kaşlarıyla oda da kaçacak delik ararken, bu cabası beni sadece güldürdü.
Benden kaçamayacağın hala anlayamadı, anlamasa da anlayacağı dilden anlatırım bende... Onun kaçma çabasını gülerek izledim. Gidip yatağa uzandım, yatağa uzanınca yorgunluğumu anladım... Yattığım yerde, duvarın bir köşesine sinmiş ürkek kıza baktım.
Yanaklarından süzülen yaşları görmek canımı sıktı. Elinin tersiyle dudaklarını sildi, benden iğrendiğini saklamıyor da konuşmasına gerek yok bakışları her şeyi anlatıyor. Şimdi açsam kapıyı, arkasına bile bakmadan koşarak gider. Hiçbir şey olmamış gibi, elimi yatağa vurarak...
‘’ Buraya gel, ağlaman sadece sinirimi bozuyor. Uykum var, sana sarılarak uyuyacam... İkiletme de gel yanıma...’’
Az önce öptüğüm titrek dudaklarını aralayıp kısık bir sesle
‘’ İstemiyorum’’
‘’ Senin ne isteyip istemediğin, sence benim umurum da mı? Kızdırma beni, gel diyorsam gel, ben kalkıp gelirsem, seni yatağa atmakla kalmaz, içinden geçerim.... ‘’
Eliyle yüzünü gözünü sildi, burnunu çekerek yatağa yaklaştı. İncecik çarşafı göğsünde top yapmış sıkıyor. Yatağın yanı başına geldi, isteksizce bir süre bakışları benim ve yatak arasında gidip gelince, sinirle belinden tuttuğum gibi, yanıma yatırdım. Dudaklarından kaçan çığlık sert bir öpücükle susturdum. Öpmeden duramıyorum, izin verse ikimizi de bulutların üzerinde uçururacam ama nerde...
Onu kısa bir süre bırakıp yataktan doğruldum. Kalkmaya kalkınsa, sert bi sesle uyardım..
‘’ Siktiğimin yatağın da beş dakka dur lan... Kurt mu var için de anlamıyorum ki... ‘’
İsteksizce başı yastığa düşünce, öfkeyle üstümdeki siyah gömleğin düğmelerini açıp üsten başlayıp hızla açıp odanın bi köşesine attım..
Gerisin geri yatarken onu da göğsüme çekip gözlerimi kapattım. Yine kıpırdanmaya başlayınca, ikinci kez uyardım..
‘’ Dur durduğun yerde, sikecem şimdi belanı...’’
‘’ Kimsin sen?’’
Nihayet kim olduğumu sormak aklına geldi hanımefendinin...
Piç bir gülüşle....
‘’ Gelecek deki kocan, bana alışmaya bak gülüm.. Benim kurallarıma uyduğun sürece gül gibi geçinip gideriz... Her şey sana bağlı....’’
İrileşen göz bebekleri bir süre yüzüme baktı... Ah kafasının içinde neler geçiyor kim bilir... Yüzünü buruşturunca iyi şeyler geçirmediğini anladım..
‘’ Kurallar derken?’’
İstediğim yere geldik, bir yandan ona sarılıp sırtını okşadım, vücudunun gerilince elimi beline götürüp iyice kendime çektim. Benden uzaklaşmadı, uyarım işe yaraması beni memnun ettim. Gözlerimi onun güzel yüzünde dolaştırıp bir süre az önce tadını aldığın dudaklarına bakarken.. Kuralları saymaya başladım...
‘’ Kural bir, bu odadan çıkmak istiyorsan ben ne desem onu yapacaksın.
Kural iki, Aileni unut, özellikle de evlenmek üzere olduğun piç kurunu aklından zihninden silip atacaksın.
Kural üç, en kısa sürede evlenecez bu odadan başka türlü çıkamazsın. Bana ayak uydurduğun sürece sen de fark edeceksin her şey daha güzel olacak..
Kural dört, evlendiğimiz de ailemle yaşayacağız. Anneme babama saygısızlık yaparsan, elimden çekeceğin var.
Ve son en önemli kural, her gece yatağa çıplak gireceksin. Sevişelim sevişmeyelim fark etmez kumaş parçasının aramıza girmesini istemiyorum. Anlaştık mı?
Ben saydıkça kollarımda donup kalan kıza dikkatli baktım. Boş gözlerle bir süre bakıp, bir anda beni elleriyle beni itip yataktan çıktık... Yüzü her saniye gittikçe kızarırken, öfkeyle soludu.. Ah bir bilse bu halinin beni tahrik ettiğini, nefes alıp verdikçe göğüslerinin inip kalması uyuyan küçük Kenan’nı uyandırıyor haberi yok.
‘’ Sen kafayı yemişsin... Ne evliliği ne yatağı... Hemen beni bırakıyorsun... Ailem çoktan polise gitmiştir beni bulmaları an meselesi.’’
Evdeki hizmetçi olaya polisin karıştığını ama bir delil bulamadığını söyledi.. Kameralar zaten silindi, yolda iki kere araba değiştirdik.. İsteseler de bulamaz, boşuna çenesini yoruyor.
‘’ Çeneni boşuna yoruyorsun, ben ne istiyorsam o olacak, en kısa sürede evleniyoruz Leyla Hanım bu fikre kendini ne kadar çabuk alıştırırsan senin için o kadar iyi olur. Yoksa ne olur ben sana söyleyeyim. Senin ailenden bir kişiyi bile sağ bırakmam. Yurt dışında okuyan abin de dahil anneni babanı hiç acımam gözümü kırpmadan leşlerini önüne sererim...
Şimdi, canımı sıkma. Çarşafı bırak yatağa gel... Senin anlayacağın dilde konuşacaz....