Leyla
Üzerime tam oturmuş gelinliğe iğrenerek baktım aynadan. Gelin odasında yalnız değilim. Gelinliğin iplerini çekiştiren annemin soğuk sesi oda da yankılandı
‘’ Aklını başına topla, bu fırsat bir daha ayağına gelmez. Koskoca Demir Saydıra gelin gidiyorsun. Herkesin gıptayla baktığı bir hayat yaşayacaksın. Bu şansını iyi değerlendir, aptallık etme Leyla aklını kullan. Erkekler çocuk gibidir, aklını kullanırsan, o ailede söz sahibi olursun. Kendini saydırır hanımı olursun’’
Sanki benim derdim hanım olmak, annem beni hiç anlamadı, ne hissettiğimi zerre kadar umursamadı. Kendisi eski Türkiye güzeli, yıllar ondan güzelliğini altıkça, sert otoriter her şeyi en iyini ben bilirim havasına büründü. Benim ne istediğimden çok onun istekleri önemli, babam ... Ah benim canım babam, yıllarca annemle girdiği her savaşı kaybettikçe omuzları çöktü, mutsuz bir adam oldu. Annemin gölgesi altın da ezildikçe ezildi, küçük zamanla o gölge beni de esir etti. Hayatıma yön vermeye başladı, gittiğim okuldan, okuduğum bölüme kadar, her şeyimi annem planladı. Ona karşı çıkmak ne mümkün, şimdi de evlilik. Bir hafta önce oturduğumuz yemek basasında babam donuk gözlerini bana dikip ‘’ Yavuz Amcanın oğlu Demirle evleneceksin Leyla’’
Annem masanın diğer ucunda her akşam kendine özel yaptığı salatasından bir çatal ağzına götürürken yüzüme bakmadan
‘’ Evlenmeyip de ne yapacak, evde kalacak değil ya, Hem Demirden daha iyisini mi bulacak, çocuk babasının şirketini yıllardır dişiyle tırnağıyla çalışarak büyüttü. Bize de böyle bir damat yakışır’’
İstemsizce titreyen ellerimi görmemeleri için masanın altında yumruk yaptım. Bu zamana kadar onlar ne istediyse onu yaptım, iyi bir evlat olmak için hep sustum ama bu... Evlilik çok fazla.. Bunu yapamam, yıllar önce daha 9 yaşındayken tacize uğradım. Beni taciz eden de 13-14 yaşında bir çocuktu. İnsanın aklı almıyor, daha o yaşta bu kötülüğü bana nasıl yaptı bu yaşa geldim hala anlamadım. Bir odada oyun oynuyorduk, ne oynadığımızı hatırlamıyorum. Birden arkamdan sarılıp, eteğimi kaldırdı, külotumun için de onun elini hissedince korkuyla tam çığlık atacakken diğer eliyle ağzımı kapattı, pis elli cinsel bölgeme baskı yaptıkça korkudan donup kaldım, kıpırdayamadım bile nefesi tuttum. Sonra gözlerim karardı, korkudan bayılmışım. Uyandığım da yerde yatıyordum. Eteğim belime kadar açılmış, külotum yoktu. Korkuyla ağlayarak eve gittim.
Yatağım da yorganımın altında saatlerce hıçkırarak ağladığımı bilirim. Aileme anlatamadım, nasıl anlatılır ki, tecavüze uğramadığıma eminim hiç bir yerimde ağrı sızı yoktu, kanda gelmemişti. O anları zihnimde hiç hatırlamamak üzere derinlere gömdüm. Yıllar geçtikçe erkeklerden korkan çocuktan genç kıza evrildim. Değişmeyen tek şey, yine o korku, cinsellikten korkuyorum. Bunu bir erkekle yaşamak daha da korkutuyor. Bu yüzden daha çocuk yaşta, kendi kendime söz verdim asla evlenmeyeceğim, sevgilim de olmayacak bir daha hiç bir erkek canımı yakmasına izin veremeyeceğim. Şimdi üzerimde gelinlik kendime verdiğim sözün altında eziliyorum. Benim sessizliğim üzerine konuşmaya devam etti, aynada da gözlerimin içine bakarak...
‘’Bir kadının görevi, kocasına hizmet etmektir. Bu dediğimi sakın unutma, sen kocanı ne kadar mutlu edersen, evliliğinde de o kadar mutlu olursun. Çok geçmeden bir an önce kucağına çocuğunu al, evliliğini sağlamlaştır. Aptal aptal bakma yüzüme bakıp susacak mısın, eşek anırmıyor burada?’’
Ne desem boş, istemediğimi kaç kere söyledim her defasında azarlayıp konuyu kapattılar şimdi ne dememi bekliyorsa.. Sessizce uzaklaştım annemden, bu saat’ten sonra benim artık onlara söyleyecek sözüm yok. Elimdeki çiçeği sıkıca tutarak kapıya yöneldim.
‘’ Leyla...’’
Annem arkamdan seslenmesini duymazdan gelerek, terleyen avuç içimi gelinliğin eteğine silip kapının tokmağını tutup çevirdim. Ayaklarım bana inat gitmemek de kararlı, gitmek zorundayım ama, kendimi bıraktım artık, ne olacaksa olsun, bir an önce düğün bitsin sessizliğime gömülmek istiyorum. Beni bekleyen belirsizliğe doğru ayaklarımı sürükleyerek evimden çıktım otoparka geldim annem söylenerek arkamdan geliyor. Önümüzdeki siyah arabayı damat tarafının babam düğün salonunda bizi bekliyor. Siyah arabanın camları bile siyah birden kapısı açıldı, yüzünde gözü belli olmayan maskeli bir adam beni kolumdan tuttuğu gibi arabanın içine çekti, annemin feryadını duydum. Korkudan bağıramıyorum bile sesim çıkmıyor, vücuttum sa tam tersi adrenalin pompalıyor, beni tutan adam dışın da önde iki adam daha var. Araba birden hareket etmeye başladı, bu sefer bağırdım. Hem de nasıl bağırmak kulaklarım kendi çığlıklarımla zonkladı. Adamlardan biri..
‘’ Kes sesini... bağırma’’ dedikçe ben daha çok yerimden kalkıp beni tutan adamın üstüne saldırdım. Neresine denk gelirse yumruk attım, bir yandan da tekmeleyerek.. ‘’ Bırakın beni, kimsiniz siz...’’ kolumu tutan adam cebinden çıkardığı beyaz mendili ağzıma dayayınca boğazımda galan çığlıklarımla karanlığa gömülürken beni tutan sert eller, etimi koparırcasına sıkarken kulağıma değen soğuk nefesle ürperirken duyduğum cümleler korkuyla beni içine çeken karanlığa teslim oldum.
‘’ Artık benimsin Leyla’