O evden çıkarken ayaklarımı sürüklüyordum. Gitmek istemiyorlardı, ilerlemeye hiç niyetli değillerdi ama yüreğim duramazsın diyordu. Çünkü işin ucunda Ayşe’ye kavuşmak vardı. Kamelya’nın dediklerini yapmak zorundaydım. Atilla’yı bitirmeliydim. Onu öldürmeliydim. Başka şansım yoktu. Ama onu nasıl öldürecektim? O bir insan değildi. Onun kadar güçlü bir varlığı yok edebilmek için ne yapmam gerektiğini bilmiyordum. Belki onu daha iyi tanımaya ihtiyacım vardı. Önce çözmeli, anlamalı, sonra gerekeni yapmalıydım. Ahşap evden çıkar çıkmaz kar taneleri yüzüme çarptı. Bedenim ürperdi, kollarımı kendime sardım. Ayaklarım çıplaktı. Yalınayak basamaklardan indim ve atının yanında duran Pamir’le göz göze geldim. O bana baktı, sonra atına döndü. “Hadi çabuk ol, Nilay. Oraya geri dönmemiz gerekiyor.” Ev

