Olivia hayatına girmeden önce, savaşmak onun için bir oyundu. Bu oyunda ölmek de vardı. Ama o zamanlar umurunda değildi. İskoçya için ölmek bir onurdu. Ancak şimdi ölümü düşünmek bile istemiyordu. Fakat ölümü pahasına olsa da ülkesini savunmaktan, asla kaçamazdı. Sahip olduğu toprakları kalleş İngilizlere bırakamazdı. Burası onun ailesine ve ileride doğacak olan çocuklarına aitti. Bir süre daha yatakta kalıp zaman geçirdiler. Ardından akşam yemeği için salona indiler. Aila masada onları beklerken içeri girdiklerini görünce gülümsedi. “Biraz daha gelmeseydiniz açlıktan ölecektim.” dedi. “Sanırım bundan sonra yemek için sizi beklemeyeceğim.” Andreas kız kardeşine doğru gidip, başının üzerini öperek, “Bence de bekleme küçük hanım.” diye cevap verdi. “Bizim yüzümüzden aç kalmana gerek yok.

