5.BÖLÜM KARŞILAŞMA

4399 Words
Tüp bebek mi? Bu tedavi bize olmuyordu ki doktorumuz bunun bize uygun olmadığını söylemişti. Aşağı indikçe yeni bir tedavi yolu gördüm. De ama Selime bu durumu anlatsam ne derdi ki acaba? Sperm donörü mü? Oda neymiş ya diye yaptığım araştırma sonucu Sperm donörü olmak mantıklı mıydı? Selim bunu asla kabul etmezdi asla. Başka bir adamın çocuğunu karnımda büyütmeyi seçme fikrine karşı hissettiğim tiksintiyi ile asla aklıma mantığıma yatmadı. Bu fikri kendim bile beynimde yumuşatamadım. Beynimdeki düşünce ile kafamı hızlıca iki yana salladım. " Hayatım sen uyumadın mı hala? " Selimin sesi ile telefonumu hemen yastığımın altına attım. " Yok seni bekledim hayatım. ", dedim ona baktım. Aklımda ki konu dağılsın diye Selime başka bir soru yöneltim. " Ne yaptın, Mirza duruma nasıl tepki veriyor? " Selim benim sorum ile elini saçlarının arasına daldırdı. Derin of çekti. Yüzünden belliydi aslında sormaya bile gerek yoktu. Selimin işi zordu kardeşine çok düşkün bir adamdı ve tahminlerime göre Mirza bu durumu kabul etmiyordu. " Yok mu diyor, çok mu net bu konuda? " ,dedim gözlerimi kısarak, Selim bana baktı kafasını sallayarak konuştu " Hem de nasıl. Neyse sabaha kadar düşünsün yapacak bir şey yok. Mecbur kabul edecek. " dedi Selimin sözlerine kafamı salladım. ********** " Selim bir daha son kez beraber Kars'ta ki hastaneye gidelim mi? ", dedim gömleğinin düğmelerini iliklerken. Selim bana baktı boşa kürek çekmek istemiyordu. " Banu en son gittiğimizden bu yana bir şey değişmedi. ", dedi tahmin ettiğim gibi " Bir sene önce gitmiştik.. Ne dersin tıp her ay gelişen bir bilimsel dünya.. Belki bu sefer bir umut oluşur bizim için .Ha Selim ne dersin gidelim mi?", dedim bütün tatlığım ile Selim bakışlarını benden kaçırdı. Biraz düşünüp tekrar bana baktı " Sonra düşünürüz.. Şimdi aşağı inmem gerek. ", dedi önümden çekilip koltuğun üstünde ki ceketini giydi sonrada oda dan kaçar gibi çıkan eşime boş gözler ile baktım. Kendimi yatağın ucuna bırakıp aciz halime baktım. Ben şimdi ne yapacaktım? Off Allah'ım ben şimdi bu adama sperm donörünü tedavisini nasıl anlatacak ve bu tedaviyi kabul ettirecektim.. Elimle alnımı ovdum gözlerimi sıkıca kapatarak bir çıkış yolu bulmaya başladım. Bu tedaviyi duyduğunda epey kızardı çünkü bu tedaviyi önerirsem benim değil de onun kısır olduğunu söylemiş gibi bir şey oluyordum. Allah'ım kafayı yiyeceğim! Bir çıkış yolu aç bana.. Bende Anne olmak istiyorum.. " Banuu, kız neredesin sen? Kocan indi aşağı hala sen odanda miskinlik mi yapıyorsun? " Ferzine annemin ,odamın kapısını çalmadan direk dalmasına mı şaşırsam yoksa söylediği sözlere mi? Hemen yataktan kalkıp Ferzine annemin karşısına geçtim " Bende geliyordum anne. ", dedim üzgün sesimi saklamaya çalışarak. Ferzine annem eliyle hadi hadi diyerek havada salladı. " Hadi hadi. Mutfağa gir bak sen orda yoksun her şey tersine işliyor.", sesinde ki sinir bana mıydı? Ne vardı bugün biraz geç kalıp kocamla iki kelam ettiysem. Derin bir nefes alarak kafamı salladım; " Tamam anne. ", dedim odadan çıkmak için attığım adımın ikincisini adamadan Ferzine annem beni soruya tuttu. " Akşam kocanla konuştun mu? " ,dedi meraklı bir edayla " Neyi anne?, dedim anlamamazlıktan geldim zaman kazanmak için bakışlarımı oda da dolandırdım. " Birde neyi diye soruyor ya, Kızım sen beni kanser mi edeceksin? " ,Birden yüksek çıkan sesi ile yerimde sıçradım. Bugün birileri Ferzine annemi fena sinirlendirmiş olmalıydı. Dediğime utanmıştım; " Estağfurullah anne.. Ben unuttum dün kalabalık fazlaydı ya ondan aklımdan çıktı. Neyse ben mutfağa gideyim anne. ", dedim ama demez olaydım ben biran önce mutfağa gitmek için mücadele verirken Ferzine annem kolumdan tutup beni tekrar karşısına aldı. " Bak kızım üç senedir bu evin önce gelini sonra kızı oldun ama bir anne olamadın. Gerçekler acıdır ,sözlerime üzülme. Kimse benim seni düşündüğüm kadar düşünmez ama bende evladımın evladını görmek istiyorum. Şu konakta çocuk sesi olsa kötü mü olur ? Kocanı ikna et etmiyorsan da boşan git kızım. Ya üstüne kuma gelmesine izin ver yada boşan git baba ocağında seni bu kısır halile kimse almayacağına göre otur baba evinde. Artık bir karar çıkacak senin ağzından ben aptal bir kadın değilim senin Selim'in aklına başka fikirle soktuğunun farkındayım ben. Ya kocanın yanında dur ilk göz ağrısı olarak yada yadasını sen iyi biliyorsun .Şu cenaze işleri bitsin ben biliyorum işimi Banu. Ben Selime sorduğum zaman tek alacağım ,duymak istediğim cevap tamam olmalı. Yoksa aile avukatına senin ağzından boşanma belgesini onaylatıp başlatması gerektiğini söyleyeceğim. Çok geç bile kaldım. Artık sana da gerçek yüzümü gösterme vakti geldi de geçiyor bile. Olsun zararın neresinden dönersek kardır derler. ", dedi ilk kez bana karşı böyle acımasız olmuştu. Kuma fikri canımı yakarken elleri yumruk yaptım. Uzun tırnaklarımın etime battığını hissettim ama canımın acısı bundan değildi kaynanamın her bir cümlesinde haklılık payınaydı derin yaralar açtı ruhumda. Ferzine annem yapardı. Boşa konuşmaz sözlerini eyleme döken bir insandı. Ben istememiştim ki kısır olmayı. Hangi kadın isterdi? Hangi kadın kocasına eş bakardı? Hangi kadın anne olmak istemezdi?.. Kafamı bir umutla kaldırarak yatağın üstündeki telefonumu elime aldım. Titreyen ellerim ile dün gece okuduğum sayfayı açtım. " Banu ne yapıyorsun? Burada kaynanan konuşuyor sen telefonunla mı oynuyorsun? " Telefonumun ekranını anneme çevirerek telefonumu ona uzattım. " A.. Anne.. Bir tedavi var. Belki çocuğumuz olabilir?. " Ferzine annem tahmin etmediğim bir tepki gösterdi bana. Elimdeki telefonu elinin tersi ile itti. Yere düşen telefonumun parçalarının ayrılmaları gözümün önünde olurken ben sadece izledim. Sanki yere düşen telefonum değildi bendim. Benim bedenim ,ruhum, kalbim, kadınlığım ve anneliğimdi. " Banu. Kendine gel kızım ben duyduğum, her doktora saldım seni, inan bana senin için elimden geleni yaptım umut yok anla sen hiç bir zaman anne olmazsın kızım ama Selimim Baba olabilir onun elinden bu duyguyu yaşama şansını da sen yok ediyorsun. Bu yaptığın yanlış, Boşa dememişler gelin kaynana toprağından olur diye. Ben Aziz babana erkek elvat vermeme rağmen üstüme kuma geldi. Tek sebeb aşık olduğu saçmalığıydı. Selim de bir gün bir kadının kolundan tutup getirmeden sen seç kumanı yada Selimi arkanda bırak git. Tüm akrabalar artık senin kısır olduğunu konuşmuyor Selime laf söylemeye başladılar. Selim kısır olmasaydı başka bir kadınla evlenirdi çocuk sahibi olurdu belli ki sıkıntı Selim de bunu da duyurmak istemediği için başka kadınla evlenmiyor diyorlar duyuyor mu senin kulakların bunu Banu?", dedi derin bir nefes aldı devam etti sözlerine; " Bak kızım kaç yaşındayım bilseydim üstüme kuma geleceğini bu konağa adım atmayı bırak Kars'ı terk eder Aziz'e olan aşkımı içime gömerdim. Zor bilirim.. Ama bende önünüzü görürüm ister kız bana ister sözlerimden dolayı nefret benden. Senin yerinde olsam yada geçmişe gitsem laf olsun diye demen çeker giderdim.. Ben yanlış yaptım aşığım dedim. Yuttum, seviyorum dedim görmezden geldim. Ama kocanın aynı çatı altında bir başka kadınla paylaşmak.. Bitiriyor kızım her şeyi bitiriyor. Seni bitiriyor, şu küçük et parçası kalbini yiyip bitiriyor en son insanlığını da alıyor elinden...Sen benim gibi olmadan git. Bir şeylerin seni bitirmesine izin vermeden sen bitir ve git. Aşka deli gibi aşık olan kadın şimdi aşkın bir kelimesine inanmayan bir canavara dönüştü. Git kızım git aşkın sana da tatlı görünen süretine inanma. " Ferzine annemin sözlerine göz yaşlarım yuvasından çıkıp akmaya başlamıştı bile. " A.. An.. Anne.. " Gözümüm önü derince puslanırken gözlerimi yumdum. Yüzümden akıp giden damlalar gidiyordu da arkada bir kalbi kırık kadın bırakarak. " Sus Banu karar senin. Ben dedim diyeceğimi. " Kaynanamın odadan çıkıp gitmesi ile kendimi dizlerimin üstünde yere bıraktım. Gözüm açık yüzüme sertçe kapanan kapıya baktım. ******* Yüzüme yaptığım hafif makyaj ile mutfağa girdim. Göz altında ki morlukları fondöten ile kapatmıştım. " Banu? Neredesin gülüm? " Mutfağa girmem ile bana seslenen Gülistan ablaya baktım. " Geldim abla .Ne yapıyoruz şimdi? " " Hoca kuranı okuyor, Öğlen saati geldi yemekleri verelim. Tüm aşiretler dışarda. Bugün amcamın mevlüdü okunuyor ama sanki.. Neyse yarın da nikah kıyılacak. Hadiyin bakalım hanımlar. " Kafamı sallayarak mutfak da ki işlerin ucundan tuttum. ********* Gece'nin yarısına kadar mutfakta kendime iş çıkarıp durdum. Selimin uyuduğunu düşünerek mutfağı ışığını kapatıp mutfaktan çıktım. Konaktaki kalabalık gecenin yarısıya buluşunca ortalığa sessiz bir sukünet çökmüştü.. Odama çıkarken gelen sesler ile merdivenlere çöktüm. " Aziz bey sen bence doğru bir karar vermiyorsun? " " Hangi konuda Ferzine hanım? " " Mirza'nın durumu ortada, buğün kızı aşağıda anlatmaktan bitiremediler. Şöyle güzel, şöyle edebli, şöyle hanımefendi diye. " "Ne güzel, desene Pehlivanlar ailesine güzel gelin olacak. Banu kızım gibi." " Kız böyle güzelken ,Mirzayla evlendirerek kıza yazık edeceğiz. Bence Selim ile evlendirelim." Kaynanamın sözlerine içli bir göz yaşım aktı. Yumruk yaptığım elimle sol tarafıma doğru hafifçe vurdum. " Yandım dile dile le dile.. ", kafamı dizlerime koyarak ağlayış seslerimi susturmak istedim. " Ferzinee! Sen gece gece dellendin galiba. Ne demek Selimle evlendirelim! Selim evli adam zaten." " Ama Banu kısır, altı senedir bize bir torun veremedi. Bak Merdan abim bile rahmetli olmadan dört kızından da kucağına torunlarını aldı. Ya biz? " " Gülistanın oğlu ne Ferzine torun değil mi o? " " Bey sen beni anladın.. Ben erkek evlatlarımız dan bir torun isterim. " " Anladım anlamam mı! Gülistanla Mirza benim çocuklarım değil ki ne yapayım ondan olan torunları dersin. İlla Selimden torun almak istersin. " " Ne dememi bekliyorsun? Onlara bir gün kötülük yaptım mı? Kumamın çocukları demeden sineme bastım. Mirzaya nasıl düşkün olduğumu tüm cihan bilir. Ben torun istiyorum. " " Bu fikirleri senin aklına Anan sokmuyorsa bende Aziz değilim. Ne sen bana böyle bir laf ettin nede ben duydum. Selimin evliliğine de karışma artık. Çocuk ilk aşkı ile evli mutlu huzurlu, çocuk şart değil diyor sana da bana da laf düşmez. " Açılıp kapanan kapı ile başımı dizlerimden kaldırarak ayağa kalktım. " Banu kızım sen burada ne geziyorsun? " Başım yerde Aziz babamın yüzüne bakamadım. " Gel bakalım benimle." Yanımdan geçerek merdivenlerden indi. Aziz babanın peşinden bende indim. Konağın bahçesine çıkınca Mirza'da da mutfaktan çıkmış konağa gireceği sıra önce babasına sonra da bana baktı. " Gelin bakalım çocuklar. " Mirzada benimle beraber Aziz babayı takip ettik. " Niye ağladın yenge? " Ben şimdi ağlamıyordum ki Mirza altı senedir göz yaşlarım bana eşlik etmişti. Boğazımda ki acı ile yutkundum. Omuzlarımı kaldırıp indirdim. Boş ver diye. Aziz babam divana geçip oturdu. Bende geçip köşeye oturdum. Mirza'da tekerlekli sandalyede olduğu için kenarda durdu. " Sevgiyi bilirsiniz değil mi? " Aziz babanın bu anlamsız sorusuna dönüp baktım. Mirza kafasını yavaşça salladı. " Peki aşkı? " Aziz babanın bakışları bana döndü. Sevgi sorusunu Mirza'ya sormuştu. Aşk sorusunu da bana sormuştu. Kafamı salladım nasıl bilmezdim. Yakıp kül ediyordu beni. " Bir insanı sevmeye başladığınızda onun dünyasında bir yolculuğa çıkmış olursunuz. " Aziz Baba hiç bizimle böyle konuşmazdı. Şimdi nedendi bu sözleri.. " Yüzyıllardır şiirlerde, oyunlarda, şarkılarda, filmlerde kendine yer bulmuştur aşk. Çocukluk anılarımızda kalbimizi hızlandırana da aşk demişizdir, yetişkin hallerimizi çocuksulaştırana da... Hem şikayet eder hem vazgeçemeyiz aşktan. Gözümüzü kör, kulağımızı sağır eder aşk. Çevremiz hiç olmadığı kadar renkli ve çekicidir. Davranışlarımızda abartılı bir iyimserlik hali söz konusudur. SEVGİ BAĞLILIKTIR. Sevgi, bir kişiye karşı duyulan ilgi ve bağlılık olarak tanımlanabilir. Sevginin oluşabilmesi için belirli bir süreç gerekir. SEVGİ GÜVENLİ BİR LİMANDIR. Bir insanı sevebilmeniz için onu tanımanız gerekir, aşık olmak için tanımanız gerekmez. Bu yönüyle bakıldığında aşk tehlikeli sularda yüzmeye benzer. Sevgi ise fırtınalara hazırlıklı güvenli bir limandır. AŞK GEÇİCİDİR.SEVGİ SONSUZDUR.SEVGİ GELİŞTİRİR.AŞK BENCİL VE KABADIR. " Elindeki tespihi ceketinin cebine attı. Önce Mirza'ya sonra bana baktı. " Şimdi diyorsunuz Babam bize ne anlatıyor diye. Şöyle deyim çocuklar; 'Eğer' değil, 'çünkü' değil, 'Rağmen' sevin.. " Kaşlarımı çatarak Babama baktım. Ne demek istiyordu anlamamıştım. " Toyotome diye bir Japon yazmış bu yazıyı. "Dünyada sevilmek istemeyen kişi yok gibidir diye başlıyor. Ama nedir?, nerede bulunur?, biliyor muyuz?" diye soruyor. Sonra anlatmaya başlıyor... Sevgi üç türlüdür. diye çocuklar. Birincinin adı 'Eğer' türü sevgi. Belli beklentileri karşılarsak bize verilecek sevgiye bu adı takmış yazar. Örnekler veriyor: eğer iyi olursan baban, annen seni sever. Eğer başarılı ve önemli kişi olursan, seni severim. Eğer eş olarak benim beklentilerimi karşılarsan seni severim diyor. Toyotome en çok rastlanan sevgi türü budur diyor. Karşılık bekleyen sevgi. Yazara göre evliliklerin pek çoğu 'Eğer' türü sevgi üzerine kurulduğu için çabuk yıkılıyor. Gençler birbirlerinin o anki gerçek hallerine değil, hayallerindeki abartılmış romantik görüntüsüne aşık oluyor ve beklentilere giriyorlar." Durdu bize baktı. Onu dinleyip dinlemediğimizi kontrol etti. Tekrar boğazını temizleyerek kaldığı yerden devam etti; "İkinci tür: 'Çünkü' türü sevgi...Toyotome bu tur sevgiyi şöyle tarif ediyor: Bu tür sevgide kişi bir şey olduğu, bir şeye sahip olduğu ya da bir şey yaptığı için sevilir. Başka birinin onu sevmesi, sahip olduğu bir niteliğe ya da koşula bağlıdır. Örnek mi? Seni seviyorum. Çünkü çok güzelsin (Yakışıklısın). Seni seviyorum. Çünkü o kadar popüler, o kadar zengin, o kadar ünlüsün ki. Seni seviyorum. Çünkü bana o kadar güven veriyorsun. Seni seviyorum. Biri dışa gösterdikleri öteki yalnızca kendilerinin bildiği. İnsanlar sandıkları kişi olmadığımızı anlar ve bizi terk ederlerse korkusu buradan doğar. İkincisi de ya günün birinde değişirsem ve insanlar beni sevmez olurlarsa endişesidir. Japonya'da bir temizleyicide çalışan dünya güzeli kızın yüzü patlayan kazanla parçalanmış. Yüzü fena halde çirkinleşince, nişanlısı nisana bozup onu terk etmiş. Daha acısı aynı kentte oturan anne ve babası, hastaneye ziyarete bile gelmemişler, artık çirkin olan kızlarını. Sahip olduğu sevgi, sahip olduğu temeli üstüne kurulmuş olduğundan bir günde olmuş. Güzellik kalmayınca sevgi de kalmamış. Kız bir kaç ay sonra kahrından ölmüş...Japon yazar toplumlardaki sevgilerin çoğu 'Çünkü' türündendir ve bu tür sevgi, kalıcılığı konusunda insanı hep kuşkuya düşürür diyor. Peki o zaman, gerçek sevgi, güvenilecek sevgi ne? Ve işte sevgilerin en gerçeği: Üçüncü tür sevgi: 'Rağmen' ... Bir koşula bağlı olmadığı için ve karşılığında bir şey beklenmediği için? Eğer türü sevgiden farklı bu. Sevilen kişinin çekici bir niteliğine dayanıp böyle bir şeyin varlığını esas olarak almadığı için Çünkü türü sevgi de değil. Bu üçüncü tür sevgide, insan bir şey olduğu için değil, Bir şey olmasına rağmen sevilir. Japon yazar toplumlardaki sevgilerin çoğu 'Çünkü' türündendir ve bu tür sevgi, kalıcılığı konusunda insanı hep kuşkuya düşürür diyor. Peki o zaman, gerçek sevgi, güvenilecek sevgi ne? Ve işte sevgilerin en gerçeği: Üçüncü tür sevgi: 'Rağmen' ...Bir koşula bağlı olmadığı için ve karşılığında bir şey beklenmediği için? Eğer türü sevgiden farklı bu. Sevilen kişinin çekici bir niteliğine dayanıp böyle bir şeyin varlığını esas olarak almadığı için Çünkü türü sevgi de değil. Bu üçüncü tür sevgide, insan bir şey olduğu için değil, Bir şey olmasına rağmen sevilir. Esmeralda, Quasimodo'yu dünyanın en çirkin, en kamburu olmasına Rağmen sever. Asıl, yakışıklı, zengin delikanli da Esmeralda'ya çingene olmasına rağmen tapar. Kişi dünyanin en çirkin, en zavallı, en sefil insanı olabilir. Bunlara rağmen sevilebilir. Her şeye rağmen sevmek... sevilmek ya da...Gerçekten de güzel ve özel... "Çünkü" ye ve "Eğer " e gerek kalmadan dünyanın en çirkin, en kamburu olmasına Rağmen sever. Asıl, yakışıklı, zengin delikanli da Esmeralda'ya çingene olmasına rağmen tapar. Kişi dünyanın en çirkin, en zavallı, en sefil insanı olabilir. Bunlara rağmen sevilebilir. Her şeye rağmen sevmek... sevilmek ya da...Gerçekten de güzel ve özel... "Çünkü" ye ve "Eğer" e gerek kalmadan. ********** Odanın kapısını açarak içeri girdim. Selim yorgunluktan sırt üstü dönmüş uyurken bende hemen üstümü değiştirerek yatağa girdim. Selimin göğsüne sokularak bugün Aziz Baba'nın anlattıklarını düşündüm. Rağmen'e rağmen sevin. Rağmen.. Her şeye rağmen sevmek... sevilmek ya da...Gerçekten de güzel ve özel... "Çünkü" ye ve "Eğer" e gerek kalmadan. Pes etmeyecektim aşkımdan vazgeçmeyecektim. Yüzümde ki tebessüm ile daha fazla geç kalmadan Sabah olmadan gözlerimi uykuya teslim ettim. ********* Sabah her şey hazırdı. Selim gelini almak için kalabalıklar ile Karataşların konağına doğru hareket etmişti. Gülistan abla'ya yardım ederken gözleri Merdan Amca'nın kızlarına kaydı. " Abla Lara ve Güneş iyi değil haberin olsun. Lavina geldiği zaman gözümüz üstlerinde olsun. Kan davasını durdurmak için atılan adımda ilk günden boçalamayalım. ", dedim görünen köy kılavuz istemezdi. Lara deli fişek bir şeyler yapacak gibi sürekli konağın kapısına bakıyordu. En iyisi bu durumu Gülistan ablaya demekti. " Doğru dersin. Acıları büyük kuzularımın.. Biz gene de gözlerimizi üstünde tutalım.", dedi Gülistan abla sözlerime hak vererek. " Tamam abla. ", dedim elimdeki yemek dolu tencereyi masaya bıraktım. " Banu buraya gel ." Ferzine annemin bana seslenmesi ile elimdeki tabakları masaya bıraktım. Gülistan abla bana göz kırptı. " Balım bir sıkıntı mı var? ", dedi sessizce kafamı yok anlamında iki tarafa salladım " Yok abla.. Yok. Ben anneme bir bakayım ne diyormuş. ", dedim elimi yıkayıp havluyla kuruladım Mutfaktan çıkıp gözlerimle Ferzine anneyi aradım. Kalabalığın içinde konağa girerken gördüm. Bende peşinden onu takip ettim. Şark odasına giren annemle içime enerji amaçlı derin bir nefes çektim. Şark odasının kapısını açıp kapatmam ile annem konuşmaya başladı. Soru üstüne sorular uçup geldi karşıma. " Ne yaptın Banu? Konuştun mu? Selim ne diyor?" İçimden korkunca söylediğim şarkıyı mırıldandım. İçimde yangın başımda duman, senin umurunda mı, Bu feryat bu figan feleğe isyan, senin umurunda mı, yıkık haneyim viraneyim ben, senin umurunda mı, deliyim deli divaneyim ben, senin umurunda mı, sen sevda ırmağım gittin ele aktın, sen dünyamı yıktın, gönlümü çaresiz sensiz bıraktın, can evimi yaktın, senin umurunda mı " Banu cevap versene sana soru soruyorum! " Ferzine Annemin bana yüksek ve sinirli ses tonu ile kendime geldim. " Anne.. Konuşmadım.. Böyle bir şeyi konuşamam ben. Ben eşimden vazgeçmiyorum her şeye rağmen onu seveceğim. Her şeye rağmen yanında olacağım. Bir gün Selim istemezse beni işte o zaman bile pes edip gitmeyeceğim. Mücadelemi vereceğim. Anne. Kuma getirmek Baba olmak istiyorsa buna kendi karar versin. Karşısın da değilim ama kocamdan vazgeçmeyeceğim. ",dedim ilk kez Ferzine annemle böylesine açık ve net konuşuyorum " Demek öyle Banu hanım? Peki bundan sonrası benden çıktı. " Ferzine Annem sinirle odadan çıkıp gitti. Ben ayakta öylece kaldım. Ben şimdi kaynanama cevap vererek kendimi ,aşkımı savunmuştum. Çocuklar gibi içimdeki sevinçle arkamı döndüm. Selim arkamda kaşları havada bana bakıyordu. " Ne oluyor burada? Annem niye sinirli çıktı odadan ? ",dedi dudaklarımı bilmiyorum anlamında büzdüm; " Hiç hiç bir şey olmadı. Sadece aşığım.. ", Selim benim aşığım kelimesine güldü. " Ne oluyor kadın sana böyle? Gel buraya hayat arkadaşım." Koşarak Selim'in kolları arasına girerek sarıldım. " İyi ki varsın. Her şeye rağmen. ", dedim huzurlu kolları arasında. " Sende Banu'm iyi ki varsın ve hep ol, her şeye rağmen. " .dedi kafamı kaldırıp ona baktım. Rağmenin hikayesini biliyor muydu? Yoksa öylesine mi kullanmıştı. Konuyu değiştirmek için sordum; " Lavina'yı getirirken de bir sıkıntı oldu mu? " ,dedim sonuçta kan davası olan bir aşiretin içine girmişti. " Yoo ne olabilir ki Banu? " " Ne bileyim canım ,sonuçta aranızda kan davası olan bir aileye gittin alım sende kaldı. Merdan amcam onlar yüzünden öldü sonuçta.. " " Sen beni mi düşündün? " " Aşk olsun seni düşünmediğim bir gün mü var? " Selim ile bir birimize bakıp güldük. ********** Selimle el ele nikahın kıyıldığı odaya girdim. Mirza Ahmet hoca ile sohbet ediyordu. Lavina dışarda kadınlar tarafından karşılanmıştı. Kenara geçip kocamla beraber oturdum. Gülistan abla ile odaya giren Lavina'ya baktım. İçime düşen şey neyin nesiydi. Lavina'nın güzelliği karşısında ve akşam kaynanamınım sözleri ile kıskançlık damarım kabardı. LAVİNA'DAN.. Konağın içine doğru yürürken kırmızı duvağımın altından gözüme çarpan yaşlı adama baktım. Nerden tanıdık geliyordu bu adam.. 3 ay önce.. Bir gün yolda yürürken yerde bir cüzdan buldum içini hiç açmadım. Ne var diye merak bile etmedim. Şeytan bak hele içine diye dürtse de direk polise gittim. " Bakar mısınız amir bey, Cüzdan buldum acaba kimin olduğunu öğrenebilir misiniz düşürmüş olmalı., dedim. Polis aniden baktı şaşkın şaşkın Ve dedi ki " İçine baktın mı? kimin cüzdan? " " Hayır bakmadım. ", dedim. Hayret etti " Allah Allah hiç mi merak etmedin? ", dedi polis. " Hayır benim olmayan şeyi nefesini merak edeyim memur bey üzerime emanet yükü düştü emanetin kime ait olduğunu siz bulabilirsiniz. Emanetin sahibine ulaştırmam lazım. " Polis bana şaşkın edayla tekrar baktı. " Kızım adam sana cüzdanı emanet etmedi ki, emanet diyorsun. Adam düşürmüş cüzdanı içinde yüklü bir miktar para ve bir şirkete ait bir adres ve isim var. Bu devirde bu kadar parayı kim kime emanet eder aklını mı yitirdin. " Dediklerini alamadım. " Bu paranın helallik payı çok yüksek içinde trilyonda olsa tenezzül etmem. Neden diye sorarsanız? Allah tarafından o parayı ben buldum ve Allah tarafından adamı bulmam için para bana emanet çıkıyor emanete hiyanetlik edersem hırsız. Emaneti yerine teslim edersem gönlüm rahat olur. Hem memur bey biz emanete hiyanetlik etmeyen bir peygamber ümmetiyiz değil mi?.. ", dedim Polis " Allah Allah " deyip kafayı sağa sola sallamaya başladı; " Ne güzel ne ince düşünce. ", dedi. Tekrar bana bakıp " Emanet ha? " dedi ve gülümsedi kendi kendine. Kafamı salladım. " Tamam delikanlı dedi kafasını yukarı kaldırarak. Cüzdan da ki kişiyi arıyorum numarası yazıyor karakola gelsin değil mi ?",dedi. " Evet. ", dedim " Gelsin ve emanetini alsın gönlüm huzura rahata ersin. " Adam çok geçmeden geldi. Kim bulmuş deyip amir beye sordu oda parmakla şurada oturarak su içen Genç kız dedi. Adam yanıma geldi. " Teşekkürler kızım senin yaptığını kimse yapmaz. ", dedi. " Estağfurullah efendim benim yaptığımı her Müslüman yapar. Çünkü emanete hiyanetlik malı sahibine teslim etmek islamiyetin en vazgeçilmez kuralıdır. ", dedim gitmek için hareket ettiğim sıra adam bana seslendi. " İsmin nedir kızım sormam da bir sakınca yoktur değil mi? " -İsmim Lavina efendim." " Lavina evladım al şu 1000 lirayı sana hediyem olsun. ", dedi uzattığı paraya baktım. " Efendim bana bir iyilik mi yapmak istiyorsunuz, eğer böyle bir şeyse aklınızdan geçen, size bir önerim var. Benim o paraya ihtiyacım yok. Belli ki maddi durumunuz iyi o parayı gelin fakir birine verin ihtiyacı olan biri vardır. " Adam öneriyi kabul etti ve Lavinayı çok beğendi hali duruşu giyimi ile tam efendi, edepli bir genç kızdı. Doğru şimdi hatırlamıştım bu amcayı, cüzdanın sahibiydi bu amca, bakışlarımı tekrar önüme çevirdim. Zira bazı gözler acıyarak bakarken bazıları nefretle, alayla bakıyorlardı. Konağın kapısında karşımda Aziz pehlivanlının ailesi duruyordu Aziz Pehlivanlının sağ tarafından bir kadın bana doğru yaklaştı, Bana doru gelmesi beni gererken sıcak tavrı karşısında gafil avlandım. " Hoş geldin Lavina. Buke hoş geldin sefa getirdin konağımıza güzel kızım. ", dedi alnımdan öptü. Yaşlı kadının bu haline gülen kız kadının omzuna dokunup konuştu. " Teyze ilk günden yapma. ", dedi bana bakıp elimi tuttu; " Hadi gel odaya gidelim nikâhınız kıyılsın. " Benim elimden kibar bir şekilde tutarak arkasından birinci katta bir odaya getirdi. Odanın içinde bir hoca ve iki erkekle iki kadın vardı hocanın karşısında da sırtı bana dönük şekilde duran Mirza.. Buradaydı demek. Yıllar geçmişti, bir adım attım ikinci adımı atacak güç yoktu dizlerimde. Elimdeki elin sahibi koluma doğru çıktı. Kolumdaki elden güç alarak tekerlekli sandalyenin yanına koydukları sandalyeye doğru yürüdük Mirza benim geldiğimi ayak seslerimden hissetmiş olmalı ki kafasını sağ tarafında oturan Selim abiye doğru çevirdi. Sol tarafındaki sandalyeye oturup başımı yere eğdim nefesimi tuttum. Arkadan Aziz Pehlivanlının sesi duyuldu " Ahmet hoca nikâha başlaya bilirsin. " Hangi ara gelmişlerdi içeri? Ortamı bir sessizlik hakim oldu. Hoca nikâha başladı önündeki kağıtlara bir şey yazdı her halde bizim isimlerimiz ve babalarımızın isimleriydi. Sonra hoca kafasını kaldırıp Mirzaya baktı. " Mirza ağam mehr-i müeccelin olarak ne veriyorsun? " Mirza bana baktı, sonra yüzündeki gülüş ile hocaya döndü; " Bir ev, bir yazlık, bir araba birde ağırlıgınca altın. Birdeee. " diyip Babasının gözünün içine bakıp güldü, gülmesini kesmeden sözlerine devam etti; " Karsda ki Pehlivanlar şirketde ki tüm hissemi. " Aziz pehlivanlı sesini bile çıkarmamış tersine elindeki çayından keyif içinde yudumlar alıyordu. Ben donup kalmış olan bitene baktım. Aklım almamıştı bu duruma. Olan biteni idrak etmek istedim. Ama sonra kafamı iki yana sallayarak sessizce Mirzaya döndüm. " Ben bunların hiç birini istemiyorum ,kabulde etmiyorum. " Benden bunu duyduğuna çok şaşırdı ve tekrar bana şaşkınlık içinde baktı. Odada ki herkeste şaşırmıştı bu duruma, bu çıkışıma ama Mirza'nın bu verdiği mehir çok fazlaydı ve doğru da değildi. Kime göre neye göre tartışıla bilirdi ama bana göre doğru değildi işte! Arkadan bir ses duyuldu fısıltı gibi konuştuğunu sanıyordu galiba ama odada ki herkes onu duymuştu, duymayan bir sağır sultan kalmıştı. " Yuh ama Mirza napıyor böyle Selim ! Bana bile bu kadar mehir vermediniz. Bir yazlık sadece peh!... Haspam birde kabul etmiyor." " Kes sesini Banu! " bunu diyen de herhalde Selim abi yani kocasıydı herhalde burada kimseyi fazla yakından tanımıyordum. Küçüklük anıları içinde yada karşılatığımız düğünlerde denk geldiysem belki birkaç sima vardı aklımda. Mirzanın sadece belden yukarısı tutuyordu. Belden aşağısı felç idi. Boynunu hafif bana çevirip kısık bir sesle; " Mehir olarak benden ne istersin? Çekinmeden her şeyi isteyebilirsin. " Ben hemen kafamı önüme çevirip, başımı yere eğdim içimde tuhaf bir şey oldu...Mirzanın gözleri hiç değişmemişti. Biraz düşündüm mehir istemek lazımdı ama ben ne mehir istiyordum nede başka bir şey istiyordum... Sonra aklıma gelen şeyle hemen ona dönüp kısık sesle; " Senden bir okul yaptırmanı istiyorum hangi şehre, ilçe, köy ,kasaba ona sana kalmış. İsimide sana kalsın ama bir okul yaptırmanı istiyorum. Senden mehir olarak tek istediğim bu." Bu duyduğuna şaşırdı. Bakışlarını tekrar bana çevirdi. Beni teyit etmek ve yanlış duymadığını anlamak için tekrar sordu. " Okul? " " Hıhı. ", dedim kafamı salladım. Okul en güzel mehirler arasında gelebilirdi bence. Bana bakarken kafasını hafifçe sallayarak kafasını hocaya çevirip konuştu. " Mehir olarak bir önceki dediklerime dahil! Onların yanında ek olarak bir de okul yaptıracağım Ahmet amca. ",dedi yüreğime dokunan şey neydi böylesine derin. ****** Nikâhımız kıyıldı herkes odayı boşaltıyordu Mirza bulunduğu ortamdan biran önce kaçmak isteyen çocuklar gibiydi gibisi az direk öyleydi. Hatta bu yüzden abisine seslendi. " Selim abi benim odama gitmeme yardım eder misin? " Selim abi onu tekerli sandalyesini arkadan iterek odadan çıkartı. Ben öylece orda kaldım.. Ne yapacaktım burada? Biri yanıma doğru çöktü. Bu beni odaya getiren genç kızdı. " Hadi gel sende beni takip et Gelin hanım ."diyerek kalktı yerimden kalkıp onu takip ettim. Kalabalık bir salona girdik ve burada bayanlar vardı önündeki kız bana en başta oturan iki büyük Nine'nin ellerini öpmem gerektiğini söyledi bende gidip öptüm onlarda biri tebessümle karşılık verirken diğeri pek sıcak bakmıyordu. Yanımdaki kız sağdaki Nine'nin Mirza'nın Babannesi olduğunu söyledi, demek yüzden bana çok kötü bakıyordu. Nede olsa evladını katleden katillerinin kızı karşısındaydı.. Gönül koyamadım bu tavrı için zaten haklıydı, bende zaten hemen güler yüzler ile bana kucak açmalarını bekleyemezdim. Solda kininde Mirza'nın Anneannesi olduğunu söyledi. Onun hiç suratından tebessüm eksik olmuyordu. Sıcak bakışları bana iyi gelmişti. Bu gergin havada içimi ısıttı. Yanımdaki kız bana salondaki diğer kişileri söyledi ama kalabalık fazla olduğu için çoğunun ismini ,kim olduğunu unuttum bile. Sadece unutmadığım sima ise şu mehir de bana haspam diyen kadındı. Asla unutmayacaktım. Eltisini kim unuturdu ki zaten? Banu'ya tek kaşımı kaldırıp baktım. Bakışlarındaki enerji hiç hoşuma gelmemişti. Sanki kuma geldim üstüne tövbe tövbe. Asla unutmayacağım bakışları ondan çekerek benim yanımdan ayrılmayan kıza döndüm. " Siz kimsiniz? Kendinizi tanıtmadınız? " " Aa doğru dersin ya kız. ", diyerek güldü sonra kendini tanıttı; " Ben Mirza'nın ablası Gülistan. " Hele şükür sonunda ismini öğrendim. " Memnun oldum Gülistan abla. " Bana beklemediğin bir şeyi yaptı. Sarılıp kafamı göğsüne yasladı. " Ah kadersizlerim, Neyse gel bir şeyler ye. " Gülistan abla beni bir odaya çıkardı. " Burası sakin burada dur ben yemek getireyim. " " Tamam. " Gülistan abla odadan çıkıp gitti. Boş odada bakışlarımı gezdirdim.
Free reading for new users
Scan code to download app
Facebookexpand_more
  • author-avatar
    Writer
  • chap_listContents
  • likeADD