OLAYLARDAN BEŞ GÜN ÖNCE PEHLİVANLARIN KONAK.
" Baba ya şu kızına bir şey söyle! " Merdan ağa konaktan gelen ses ve gürültü ile Aziz abisinden bakışlarını çekerek ona seslenen kızına doğru döndü;
" Güneş kızım ne oldu? Bu sinir bu bağırış ne konakta? "
" Baba hep beni görüyorsun ama.. Şu kızın Lara'ya bir şey söyle ya benim şiir kitaplarımı açmış okumuş. "
" Deme ya. ", dedi Merdan ağa dudaklarını gülmemek için sıkarken. Allah yukarda Güneş'in şiir yazmak konusunda yeteneği yoktu bunu oda biliyordu ama kızının içindeki şiir aşkını kırmamak için kötü söz etmiyordu.
" Dedim Baba dedim. Okuduğu yetmiyormuş gibi birde ezberlemiş ya! Döv kızını. " Merdan ağa kaşlarını çattı. Aziz bey gülerek yeğenine baktı. Selim'de kuzeni Güneşi tanıdığı için gözlerini yumdu.
" Eşşek sıpası o nasıl söz ben size bu zamana kadar bir viske vurdum mu da şimdi vurayım? Hem kız çocuğu kıymetlidir ona kalkan eli Allah fizikken veya fiilen tekrar sahibine çevirir kırar." Aziz bey kardeşi Merdan beyin sözlerini onaylayarak kafasını salladı.
" Baba ben öyle demek istemedim.. De okumasın şiirlerimi işte.. " Güneş'in üzgün çıkan sesi ile babası konuştu.
" Tamam çağır gelsin yanıma. " Güneş koşarak konağa girdi Lara ablasını çağırmak için dakikalar sonra da Lara elindeki şiir defteri ile gülerek babasının yanına geldi.
" Canım Babam beni çağırmışsın? " ,Merdan bey kızına döndü.
" Kardeşinin şiirlerini niye okuyorsun kızım ayıp değil mi? " ,dedi kızını kınayan bakışlar için de baktı.
" Baba çok komik yazmış ama ne yapayım. Bak dinle bir kaçını sen bile bilmiyorsun. " ,dedi Lara elindeki defteri açtı. Merdan bey konağın kapısına bakıp tekrar Lara kızına döndü iki kardeş arasında kavga çıksın istemezdi. Mirza, Merdan amcasından önce davranarak kuzenine okuması için destek çıktı.
" Hadi ortalıkta yokken oku da keyfimiz yerimize gelsin. "Mirza'nın sözleri ile Aziz bey oğluna baktı.
" Oğluum. " ,dedi uyarır bir ses tonuyla
" Merdan amca okusun ya. Ben seviyorum güneşin şiirlerini bir kere. " ,dedi kinaye içinde. Lara gülerek Mirza Abisinden aldığı destek ile şiiri okumaya başladı.
" Yasak Şiiri. Derste konuşmak yasak, Ağzımızı mı bantlasak. Yemek yemek yasak, Midemize kilit mi taksak. Sınıfta kalmak yasak, Okuyup inek mi olsak. O yasak bu yasak, Vallahi arkadaşlar, Şu okuldan, BİR MEZUN OLSAK. " Herkes gülmelerini tutmayı bırakıp Güneşin muhteşem şiirine güldü.
" Bence güzel yazmış amca." Mirza'nın sözlerini abisi Selim destekledi.
" Bence de kardeşim katılıyorum sana. " Merdan bey gülmesini bitirip eğenlerini uyardı.
" Kızımın şiirleriyle dalga geçmeyin sizi gidi kuzul kurtlar. "
"Babamı dinliyorum gözlerim kapalı, önce bir yumruk hissediyorum hafiften , ardından tekmeler geliyor kafama, uçuyorum havalarda, uzaklarda, çok uzaklarda, annemin hiç durmayan çığlıkları, babamı dinliyorum gözlerim kapalı bu dönem sınıfı geçeceğim derken, geliyor sürü sürü kırıklar, ahlar çekiyorum odamda gözümün önüne geliyor müdürün bakışları, babamı dinliyorum gözlerim kapalı, seri eller dolaşıyor suratımda cıvıl cıvıl kardeşlerim odada Hepsi almış takdiri teşekkürü, sırıtıyorum acı acı, babamı dinliyorum gözlerim kapalı."
Lara'nın sözleri biter bitmez Güneş ablasının arkasından kaşları çatılı yaklaştı. Sinirle şiir defterini Lara ablasının elinden aldı.
" Abla yaptığın çok ayıp, kırıldım sana, babama sana da, amca sana da, abilerim sizlere de. Neden şiirlerimle alay ediyorsunuz? Sanatın ruhundan anlamayan kaba insanlar sizi. "
Güneş ergenliğin de verdiği özgüvenle odasına doğru yürüdü arkasında ona şaşkın bir halde bakan ailesini bırakarak
" Bize kaba insanlar mı dedi? ", Selim yanlış duymadığı doğrulamak için Mirza'ya baktı. Mirza kafasını sallayarak ekledi;
" Birde sanattan anlamadığımızı söyledi. "
" Cık cık bizim aileye böyle toplu şekilde küfür etse bu kadar canım acırdı. ", dedi Selim abi. Mirza dizlerinin üstünde yediği leblebiyi abisinin kafasına fırlattı.
" Dalga geçme abi yoksa Amcam seni dövecek. "
***********
Merdan ağa akşam yemeğinden sonra iki kolunun altına altığı kızları ile başladı gene yıllardır her gece yaptığı hikaye anlatma geleneğini sürdürmeye. Toprak gözlüklerini çıkardı eli yanağın da masanı dinlemeye başladı.
" Bugün size de yarayacak bir konu seçtim. " ,dedi Üç kızına bakarak
" Ney Baba? " ,dedi Toprak merakla Merdan bey ılımlı huylu olan kızına baktı. Tebessüm ederek cevapladı.
" Kardeşlik. " ,dedi göz kırpıp. Toprak kafasını salladı. Merdan ağa iki kızından ses seda çıkmayınca başladı bir zamanlar babasının ona ve abisine anlattığı hikayeyi anlatmaya.
" İki erkek kardeşin hikayesi, birlikte çalıştıkları babalarından kalma çiftlikte geçiyordu. Kardeşlerden biri evliydi ve beş çocuğu vardı. Diğer kardeş ise bekardı. Her günün sonunda ürünlerini ve kârlarını eşit olarak bölüşürlerdi. Günün birinde bekar kardeş şöyle düşündü; – Ürünümüzü ve kârımızı eşit olarak bölüşmemiz hiç de adaletli değil. Ben bekarım ve pek fazla ihtiyacım yok. Kardeşimin geniş bir ailesi var. Onun daha fazla ihtiyacı olur. O günden sonra bekar olan kardeş her gece evinden çıkıp, bir çuval tahılı gizlice erkek kardeşinin evindeki tahıl deposuna götürmeye itti. Bu arada evli olan kardeş de kendi kendine; – Ürünümüzü ve kârımızı eşit olarak bölüşmemiz hiç de doğru değil. Ben evliyim, eşim ve var ve yaşlandığım zaman onlar bana bakabilirler. Fakat kardeşim yaşlandığı zaman ona bakacak hiç kimsesi yok. İlerde onun daha fazla ihtiyacı olacak. Böylece evli olan kardeş de her gece evinden çıkıp, bir çuval tahılı gizlice erkek kardeşinin tahıl deposuna götürmeye başladı. İki kardeş de yıllarca ne olup bittiğini bir türlü anlayamadılar. Çünkü her ikisinin de deposundaki tahılın miktarı değişmiyordu. Sonra, bir gece iki kardeş gizlice birbirlerinin deposuna tahıl taşırken karşılaştılar. O anda olan biteni anladılar. Çuvallarını yere bırakıp birbirlerini kucakladılar. Yani anlayacağınız benim bal kızlarım kardeşlik bencilce sadece kendini düşünmek değil başkalarını da düşünmek ve kardeşçe paylaşmaktır. "
Mirza da araya girerek kardeşliğin önemi ile ilgili bir kaç kelam etti. Selim abisi ve ablasıyla aralarında ki küçükken yaşadığı sıkıntıları anlattı şuan o kavgaların ne kadar yersiz olduğunu anlatarak kardeş gibi gördüğü kuzenlerine yol gösterdi. Bir birlerini kırmamaları için kardeş bağlarına zarar vermemeleri gerektiğini söyledi Amcası kafasını sallayarak ona onay verdi. Üç kız kardeşine bakarak kardeşliğin güzelliği ile ilgili biraz daha iki kelam etti.
**********
BANU'DAN..
" Baba de artık abime gelin olarak düşündüğün kız kimdir? " ,dedim babamın elini tutup yüzüne baktım. Telefonda anlatmam deyince konağa gelmiştim.
" Üç ay önce yaşadığım olay vardı ya kızım size anlattığım. " babamın dediği üç a önceki olayı hatırladım. Her seferinde kızdan met ederek anlattığı için unutamamıştım.
" Evet Baba. " ,dedim kafamı sallayarak babamın biran önce şu meşhur kızın kim olduğunu duymayı istiyordum.
" İşte o kızı abine isteyeceğim. Sorup soruşturdum sevdiği biri falan yokmuş kızın. Anan haber götürecek bakalım nasip kısmet işi bu. Eğer olur derlerse öyle terbiyeli, güzel kızın ailemize gelin gelmesi onurdur kızım. " ,dedi takmıştı kafaya Abimi evlendirmeyi.
" Abime dedin mi? Kızdan bahsettin mi ona? O en son bu evlilik konusuna soğuk bakıyordu da ondan soruyorum babacığım. " ,dedim en büyük aşamayı unutsun istemezdim. Şimdi kıza haber salarlar onlar tamam derse en son abimin duymasından korkardım. Valla gelmezdi müzmin bekarımız.
" İstanbul'a gitti ne yapıp ettiği kulağıma geliyor. Kulağıma gelmese de mağazin haberlerinden görüyoruz. " ,dedi babam hafif sinirli sesiyle. Elindeki bastonu da yere vurmuştu. Haklıydı ama zorla da evlendirecek hali yoktu ya
" Kızın adı nedir baba, ben tanıyor muyum? " ,diyerek konuyu değiştirmek istedim.
" Lavina kızın ismi. Fırat Karataşın kızı. " ,dedi gözlerimi kocaman açarak Babama baktım pes der gibi. Koca Kars'ta gide gide o ailenin kızını mı bulmuştu?
" Baba Pehlivanlar ile o aile arasında kan davası vardır sen bilmen mi? " ,dedim. Kayın babam Kaynanam duysa babama kırılır küserlerdi. Bu aramızda ki ilişkiyi bile etkileyebilirdi. Babam gözlerini benden kaçırarak bir aslandan kediye dönmüş ses tonu ile konuştu;
" Bilirim bilmesine de.. Abinin de pek niyeti yok zaten evlenmeye.. Kız ne der onu da bilmiyorum. Ben kendi kendime gelin güvey oluyorum işte kızım Banu sen babanı bilmiyon mu? " ,dedi üzgün hali beni de üzmüştü. Abimin mürvetini görmeyi oda çok istiyordu. Elini Babamın omzuna koyarak onu teselli ettim.
" Baba inşallah abimin de senin de seveceğin bir kız ile kapına gelecek. .Sen bu yaşta bunları düşünüp üzme. "
" Öyle diyorsun da kızım. Bak senin yuvanı yaptık gözüm arkada değil. Selim oğlum varken de arkada kalmaz zaten. Abin Kaya da evlense iyi olur. " Kafamı babamın omzuna yaslayarak kafamı salladım söyledikleri için.
*******
GÜNEŞ'TEN..
" Ya haberleri gördünüz mü? Allah böyle yaratıkları kahretsin! İnsan değil be bunlar! " ,dedim sinirle!
" Ne oldu kızım sen neye dellendin gene? " ,dedi annem bana bakıp diyerek bağırdım "Anne şu habere baksana! Dedesi babası çıktığına mı üzüleyim, sinirleyim yoksa. " , diyip sustum. Toprak ablam elimdeki telefonu alarak haber metnini sesli bir şekilde anneme, ablalarıma ve yengeme okumaya başladı;
" M'nin cesedinden Adli Tıp görevlilerince alınan DNA örneği annesi ile uyumlu çıkarken babası ile uyumsuz çıktı. Küçük kızın DNA örneği ise dede H. Y. ile uyumlu çıktı. Bu durum M'nin gerçek babasının H. Y. olduğunu ortaya koydu. DEDESİ SANILAN BABASI TUTUKLANMIŞTI! Ailenin arama kurtarma ekiplerini ters yöne yönlendirdiği iddia edilirken, anne S. Y'ın duyarsız açıklamaları dikkat çekmişti. Cumhuriyet Başsavcılığı'nca yürütülen soruşturma kapsamında sekiz aile üyesi gözaltına alınırken yedisi serbest bırakıldı. Küçük kızın babasının babası olan 70 yaşındaki dede H. Y. ise çıkarıldığı Sulh Ceza Hakimliği tarafından tutuklandı.. "
Toprak ablam elindeki telefonumu masaya doğru yavaşça bıraktı. Akan göz yaşlarımı sildim. Mutfakta ki herkes kulaklarının duyduklarını inkar etmek istiyordu. Kim istemezdi ki zaten.. Bu insan değildi. Hayvan desen hayvana hakaret olurdu.
" Ülkece neyi kurtaracağımızı şaşırdık .Ağaçları mı, Hayvanları mı, Kadınları mı, Yoksa Çocukları mı? " Annemin sözleri ile burnumu çektim göz yaşlarımı elimin tersiyle hızlıca sildim Kadınlar.. Çocuklar.. Bebekler.. Yaşlılar.. Hayvanlar.. İçimizde toplumca kanayan bir yara olarak devam edecekti..
Nefes almak için mutfaktan çıktım.
********
LARA'DAN..
Konağın açılan kapısına döndü bakışlarım. Biz yedi kız kardeştik. Dört ablam evlenmiş çoluk çocuğa karışmıştı. Toprak ablam ben ve Güneş evin bekar kızlarıydık. Şimdi dört ablam niye gelmişti? Geleceklerini haberde vermemişti. Ferzine Yengem benden önce davranıp sordu.
" Oo kızlar hoş geldiniz de hep beraber niye geldiniz? " ,dedi yengemin sözlerine Elif ablam gözlerini kaçırarak annemi sordu.
" Annem nerde yenge? " Elif ablamın sesinden anladım. Bir şey olmuştu.
" Abla.. Ne oluyor? " ,dedim titreyen sesimle, zaten yüreğime kaç saattir bir sıkıntı çökmüş kalmak bilmemişti.
" Lara ,içeri gir ablam ben yanına geleceğim. Neşe sen Lara ile ilgilen. Nimet sende Güneşe bak ben anneme söylerim. " ,dedi hissettim kötü bir şey olmuştu. Diğer ablalarıma baktım hepsinin durumları kötüydü. Ayakta zor duruyor gibi bir halleri vardı
" Ne! Ne oluyor! Sen ne saçmalıyorsun ya! Defol git konaktan! " ,dedim sinirle.
Neşe ablam benim koluma girdiği sıra ağlamaktan gözlerinin şiştiğini yeni görmüştüm. Allah'ım sen koru.. Kötü bir haber vardı yüreğimi bile hissi sarmıştı. Selim abim girdi konağa gözlerini bizden kaçırırken Aziz amcamı gördüm konağın dışında silahını sallarken toplanan kalabalığa hiddet içinde kelimeler ediyordu. Babamı aradı gözlerim.
Yoktu.. Ona en ihtiyacım olduğu andı şuan ama o yoktu.. Neşe ablamın elleri arasından sıyrılıp çıktım. Arkamda ki kalabalık arttı. Annem konaktan bahçeye çıkmış olmalıydı. Gözümün tek gördüğü amcamdı. Aradığım ise babamdı..
" Abi Güneş bayıldı. " ,dedi Neşe ablam, Annem tüm çığlığını basım babamın adını haykırdı.
" MEEERDAAAN! "
" Ne oluyor burada? " ,dedi Banu ablamda olan biteni anlamak ister gibi bir hali vardı.
" Toprak nerde? " ,dedi Nimet ablam. Sahi neredeydi sesleri duyuyor muydu konak yangın yerine dönmüştü.
" Lara'ya bakın deli fişek bir şeyler yapar. " ,diyordu birileri ben çoktan Konağın dışında ki kalabalığa karıştım. Mahşer meydanı gibi olan kalabalıktan amcamın yanına gideceğim sıra babamın arabası geldi. Kahya indi Babam yoktu. Arabaya doğru gittim. Ne ben kalabalığı görüyordum nede kabalık beni.. Mahşer alanıydı mahşer alanı! Arabanın kapısını açtım. İçine bir umut baktım. Kulağıma gelen babam için yakılan ağıtlara kulak asmadan babamı aradım ondan bir iz..
Torpito da babamın silahını görmem ile elime babamın silahını aldım.
*********
TOPRAK
Terasta köşedeki gizlendiğim yere daha çok sindim. Kabus görüyordum galiba uyanınca geçerdi. İç çeke çeke ağlamaya devam ettim yoksa çok güzel bir rüyadan uyanmış olacaktık. Benim babama ihtiyacım vardı.. O ölemezdi..
Baba omzu diye bir yer var. İliklerine kadar huzuru hissettiğin...Şimdi biz hangi omuzda iliklerimize kadar huzuru hissedecektik?..
" Baba neredesin? Gel lütfeen.. "
Rojda üç sene önce babasını kaybettiğin de acı içinde kullandığı sözleri asla unutmamıştım. Şimdi ne demek istediğini daha iyi anlamıştım. Rojda'ya sınıf arkadaşlarımızdan biri üç sene sonra sormuştu Babasını özleyip özlemediğini. Rojda gözünden akan yaşı silip gökyüzüne baktı sonra bana;
Babamı özlemek mi? Gölgesini görsem sarılırım. Bana bir bayram verin... İçinde babam olsun. derim mesela.. Bana eksikliklerini sorma hayat derim mesela... Babam derim tamamlayamazsın. Neden bilmiyorum ama bugün seni çok daha fazla özledim Babam..
" Baba gel bizi yetim bırakma.. "
***********
ELİF'TEN..
Kollarımın arasında yığılan annem ile etrafıma baktım. Hepimiz darmadağın olmuştuk. Güçlü ol sen Elif güçlü ol. Babanın küçükken sana dediklerini unutma. O sevdiğine kavuştu. Anne babası da onu bekliyor. Elif gözünün önünde canlanan son anısı ile boş sedire baktı; Babası hissetmiş miydi de ona bir hafta önce bunu anlatmıştı?
" Anlatılır ki, adamın biri ölümden çok korkarmış. Öyle çok korkarmış ki ölüm anıldığı an sapsarı kesilir, nefesi tutulur, boğulacak gibi olurmuş. Ölümün adının geçtiği meclisi, bulunduğu yeri hemen terk edermiş. Ne bir cenazeye katılırmış ne de bir taziye evine gidermiş. İşte ölümden o kadar çok korkarmış. Hatta derler ki, gideceği yerin yolu bir mezarlıktan geçiyorsa oraya ya gitmezmiş ya da ne kadar uzarsa uzasın gidiş güzergahını değiştirerek gidermiş. Adam, işte böyle ölümden çok korkarmış.
Tabii ölümden korktuğu kadar çok hoşlandığı ve sevdiği şeyler de varmış. Herkesin korkusu olduğu kadar sevdiği hoşuna gittiği şeyler de vardır. Bu adamın da en çok hoşlandığı, bu dünya hayatında sevdiği şey annesi, babası, çocukları ve eşiyle beraber geçirdiği anlarmış. Onları hiçbir şeye değişmezmiş. Onlar bu hayatındaki tek varlıkları imiş. Onlarsız geçen bir anı bile onun için büyük bir acı ve ıstırapmış. Hayatının her zaman diliminde onlara veya en azından birisine mutlaka zaman ayırıp mutlu ve huzurlu yaşayıp gidermiş.
Böylece ailesi ile birlikte mutlu ve huzurlu bir şekilde günler geçip gidiyormuş. Tabii ki, sayılı günlerin ya da mutlu günlerin mutlaka bir bitişi vardır. Bu ölümden çok korkan adamın mutlu yılları da bir gün son bulmuş. Günlerden bir gün adamın bu huzuruna, mutluluğuna gölge düşürecek, kalbine acı verecek bir olay olmuş. Canından çok sevdiği, varlığım olarak addettiği annesi ölmüş. Annesi ölmüş ölmesine de hani başta demiştik ölümden korkuyor, korktuğu için de hiçbir katılmıyor. İşte ölümden çok korktuğu için annesinin cenazesine yaklaşamamış. Hatta annesinin cenazesini defin için mezarlığa bile gitmemiş.
Annesinin ölümü onu bayağı bir sarsmış. Büyük bir ıstırap ve acı yaşıyormuş. Annesinin kaybını uzun zaman unutamıyor hep acı ve hüzün içinde günlerini geçiriyormuş. Başta babası olmak üzere tüm ailesi "Annen gittiyse biz varız. Senin yanındayız, beraberiz. Annen şimdi belki de cennettedir. Hem hepimiz mutlaka bir gün öleceğiz. Ahirette hep beraber toplanıp bir arada olup mutlu ve huzur içinde olacağız" diye ne kadar onu teselli etmeye çalıştılarsa da o yine annesinden ayrılığa dayanamıyor her gün acı ve ıstırap çekiyormuş.
Böyle hüzünler içinde günler geçip giderken babasını da kaybetmiş. Acısına bir acı daha eklenmiş. Üzüntüsüne daha bir hüzün katılmış. Ama, yavaş yavaş ölüme alışmaya başlamış. Ölümü artık kabullenmeye başlamış. Ölümden eskisi kadar korkmamaya başlamış. Babasının cenazesine katılmış. O canından can olan babasını mezara kendi eliyle koyup üzerine toprak atmış. Tabii acı kalbinden gitmemiş. Hem anne acısı hem de baba acısını beraber çekiyormuş.
Anne ve baba acısını çekerek diğer sevdikleriyle birlikte hayat devam ederken eşini de kaybetmiş. Anne ve babasının ardından eşinin de ölmesiyle ölümü kanıksamış, ölümü kabullenmiş. Bu sefer eşinin cenazesinde o kadar kederlenmemiş. Her ne kadar ateş düştüğü yeri yakar deseler de kalbine düşen ateşi yavaş yavaş söndürmeye başlamış. İlk önce annesi sonra babası ve eşinin ölmelerinin ardından ölümü sorgulamaya başlamış. Ölüm nedir? İnsanlar ne için ölür? Ölüm yokluk mudur ya da başka bir aleme gidiş midir? Bu soruları cevaplarken ve bu sorulara kafasında cevap ararken çocuklarını da kaybeder. Onlar da bu dünyadan gitmiş, onu yapayalnız bırakmışlardı. Artık bu dünyada tutunacak bir dalı kalmamış.
Bu dünyada yapayalnız kalmış, beraber geçireceği sevdikleri kalmamış. Artık ölümü daha çok sorgulamaya başlar. Bu sorgulamalarının nihayetinde ölümün bir son olmadığını, ebedi bir aleme açılan bir kapı olduğunu, orada tüm sevdikleriyle birlikte olacağını, ebedi olarak huzur içinde yaşanacağını öğrenir. Niçin ölüyoruz? Ölüm yokluk mudur? Başka bir aleme gidiş midir? Sorularının cevabını bulmuştu.
Ölümden neden o kadar çok korktuğunu da şimdi daha iyi anlıyordu. Meğer, ölümden korkmuyormuş. Sevdiklerinden ayrılmaktan, onları kaybetmekten korkuyormuş. Ölümün bir ayrılık değil aksine sonsuza dek beraberlik olduğunu öğrenince ölümden korkmaz olmuş. Bu sebeple her gün mezarlara gidiyor annesinin, babasının, eşinin ve çocuklarının mezarlığını ziyaret ediyor ve her gün ne olursa olsun yolunu mezarlardan geçecek şekilde ayarlıyormuş. Gideceği yer yakın olsun uzak olsun İlla bir mezardan, geçiyormuş.
Derken bir gün hastalanmış ve doktora gitmiş. Doktor muayene ettikten sonra üzgün bir şekilde "Maalesef az bir ömrünüz kalmış. Tahminen bir aya kalmaz öleceksiniz. " dediğinde, doktorun hayretle bakışları arasında tebessüm etmiş. Öleceğine neredeyse çok sevinmiş. Gülümseyerek doktora
" Şükür artık sevdiklerimize kavuşma vakti gelmiştir. " demiş..
Merdan bey kızına anlattığı hikayenin sonunda gözlerini gökyüzüne kaldırıp bakmış. Derin derin.
*********
BANU'DAN..
Merdan amcanın vefatı konağa ateş gibi düştü. Herkes perişan bitkin bir haldeydi. Konak taziye evine dönmüştü .Kalabalıktan bulanıp odama çekildim. Oda da dururken Selim odaya girdi. Bakışları beni bulunca şaşırdı.
" Banu senin ne işin var burada aşağıda adam kaynıyor. Herkesin siniri tepesinde sende burada mısın? " ,dedin Selimin sözlerine kaşlarımı büküp konuştum.
" Ne yapayım Selim? Benim herkesin sinirini yok eden bir sihirli değneğim mi var? Varsa öyle bir yeteneğim söyle ilk kendimden başlayım işe. Zaten yeni çıktım odaya. Kalabalık hiç iyi gelmedi bana. " ,dedim kafamdaki siyah yazmayı kenara bırakırken Selim sigarasını yakıp pencereyi açtı.
" Ne oldu sana seni kim sinirlendirdi? " ,dedi sigarasının dumanını dışarı üflerken. Bana döndü bakışları
" Sence? ",dedim elimle yüzümü avuçlarken sonra elin cevap vermeden ben tekrar konuştum; " Dur sen tahmin etmeden ben söyleyim. Tabi ki anneannen! Herkesin içinde bana kısır gelin deyip duruyor. Annene yanımda! Ya yanımda kız gösteriyor! Sanki ben.. " ,dedim ayağa kalkıp derin derin nefes aldım. Yoksa bu konakta delirmem an meselesiydi.
Ya bu konakta kalbimden vazgeçecektim yada aklımdan! Kalbimi Selime bırakıp baba ocağıma dönmek vardı yada aklımdan vazgeçip Selimin üstüme kuma getirmesini kabul edecektim. Selimin bana sarılması ile göz yaşlarımı hür bıraktım.
" En çok ben isterdim bir evladım olsun. Sana evlat verebilmeyi ama.. YOK olmuyor işte Selim.. Olmuyor. Boşa beni sende rahatla bende. Valla artık bıktım.. Üçüncü savaşa girebilirim ama bir kişinin daha yüzüme kısır demesini kaldırmak istemiyorum.. " ,dedim gözlerimi Selime bakıp fısıldadım; " Bu çok acı.. ", diyerek göğsüne kafamı gördüm.
" Annemde beni kenara çekip şu kız nasıl? Bu kız nasıl? diye demek anneannemin fikri. ", dedi Selimin sözlerine daha çok canım yandı
" Milletin derdi ne ?Annemle ninemin derdi ne?! Kime ne ulan bizden?1Yeter ulan istemiyorum ben Banu'mdan başkasını deyince yanıma gelemedi bir daha. Sen onlara bakma. O ne demiş bu ne demiş. Sen bana bak Banu'm. Sen benim ilk aşkım ve son aşkım olarak kalacaksın. Senden başka kadın bana haram. " ,dedi kocamın bir gün bu sözü çiğneyeceğini bilemezdim ki. Sevdiğim adama sarılıp ona güvenmeyi seçerek bir yanlışı yaptım. Bu yanlışımı hayat her gece kocamı kumamın yanından gelmesiyle gösterecekti.
" Seeliim.. " ,dedim saf ve aşık tarafım ile Selim yanaklarımı öptü
" Benim minik kedim. " ,dedi beni güldürmek için.
" Sen olmasan ben ne yapardım bilmiyorum.. " ,dedim onun güzel gözlerine bakarak ama Selim bu güzel anı istemeden sözleri ile bozmuştu.
" Ah canım kedim benim ben başıma başka bir kedi daha alarak başıma hiiç dert alır mıyım? Sen tek başına bana yetiyorsun zaten."
" Seeeliiim! " Kaşlarımı çatarak ona baktım ve devam ettim;
" Demek beni dert olarak görüyorsun? "
Yatağın köşesine oturup boş gözler ile yere baktım. Selim yanıma gelerek elimi avcunun içine almak istedi ama kırılmıştım ona yada haklı olduğunu biliyordum. Elimi kendime çekerek ayağa kalktım.
" Ben aşağı ineyim. Malum tek yapabildiğim şey yemek yapmak. Biraz daha gideyim de yemek kokayım.. "
" Banu saçmalama ben sana takıldım." Selim elimi tutup tekrar beni kendine çekti.
" Sende git annenin gösterdiği kızlar arasından sana çocuk verebilecek bir eş seç. Malum alnımızda yazıyor ya bizim çocuk verip veremeyeceğiz!.. "
" Banu tamam sakin balım. Ben başka kızlara falan bakmayacağım. Sende annemin dedikleri ile üzülmeyeceksin. Tamam mı? "
" Tamam.. ", dedim göz yaşlarım Selimin siyah gömleğini ıslarken.
***********
Sonunda akşam olması ile yatağa kendimi attım. Selim kan davasının durması için çıkan kararı Mirzaya söylemeye gitmiş ve hala gelememişti. Mirzaya da üzülüyordum onu için zor bir karardı. Ve Lavina'nın eltim olacağına şaşkın içinde bakıyordum. Babamın gelini olarak karar verdiği kız şimdi eltim olma yolundaydı. Off bu saçma şeyler ile uğraşacak ne zamanım vardı nede keyfim..
Selim annesinin sözünü dinler miydi? Artık ona da bir yerde kına gelebilirdi elimdeki telefonu açarak yatakta bağdaş kurdum. Ekran da açtığım sayfayı dikkatlice okumaya başladım.
Sinirle bu yazıları geçerek tedavi olayına geldim. Tüp bebek en çok bilinen ancak doğal yollardan gebe kalmakta zorluk çeken çiftlere önerilecek daha farklı tedavi yöntemleri de mevcuttur. Hangi yöntemin önerileceği kararı partnerlerin yaşı, daha önceden yaşanmış bir gebeliğin olup olmadığı, ne kadar süredir gebelik uğraşısı içinde olunduğu gibi bilgilerin eşliğinde, kadının fallop tüplerinin durumu ve yumurta kalitesi ile erkeğin sperm değerlendirmesi sonrasında verilmektedir.