Kuzey Demirtaş,
Heyecanla çıkış saatimi beklerken telefonuma mesaj geldi tabi hemen açtım
" Kuzey ben çok düşündüm ve bir karar verdim. Bu sene biliyorsun benim son senem ve sınava girip üniversiteye gitmek istiyorum ama tam bu sırada karşıma sen çıktın eğer ki ben seninle bu şekilde görüşmeye devam edersem kendime ihanet etmiş olacağım ve bunun için pişman olmak istemiyorum ne olur anla beni yol yakınken dönmek en iyisi. Her şey için teşekkür ederim kendine iyi bak..."
tekrar tekrar okudum bu neydi şimdi? Daha bir kaç saat önce akşam için sözleşmemiş miydik? Bu işte bir iş var aklım orda ama işime geri dönmek zorundaydım.
Kalkıp arka tarafa geçtim burası fotokopi odası hem fotokopi çekecektim hemde tekrar tekrar mesajı okuyordum derken içeri Tuğçe girdi. Buda bu aralar bana karşı yürümüyor sanki koşuyor hiçte yüz vermedim geldiğimden beri ama hala vazgeçmedi. Minicik etek giymiş önümde yere kağıt düşürüp eğiliyor resmen kırmızı çamaşırını görüyorum tövbe tövbe... Hemen gözlerimi başka yöne çevirdim aklımda Ada'm acaba ne olduda bana böyle bir mesaj attı kesinlikle öğrenmem lazım.
Kapıdan geçicem ama bana izin vermiyor sanki kapıda duruyor.
" Pardon Tuğçe geçebilir miyim?"
" Hayırrr geçemezsin parolayı söyle hadiiii. "
Salak salak kendince cilve yapıyor konuşurken dudaklarıma filan bakıyor tövbe yarabbim
" Ne parolası Tuğçe şaka mısın sen çekil şuradan." dedim sertçe zaten canım burnumda.
Bozuldu hemen çekildi sessizce bozulursa bozulsun yetti artık yani.
Neyse saatim geldi çıktım aklımada güzel bir fikir gelmişti hemen giderken tatlıcıya uğradım 1 kilo tulumba tatlısı aldım dün gece konuşurken ben Sütlü tatlıları severim dediğimde o da tulumbayı sevdiğini söylemişti hemen eve geçip camdan baktım pek bir şey görünmüyor ama sanırım yatakta yatıyordu kabarıklık vardı tam seçemedim hemen duşa girip çıktım altıma gri eşofman üstünede siyah tshirt giyip ceketimi aldım sonra tulumba tatlısını börek getirdiği tabağın içine kutusuyla koydum ve evlerine gittim. Kapıyı annesi açtı
" Aa kuzey hoş geldin oğlum buyur geç."
" Hoş buldum Aygül teyzecim tabağınızı getirdim geçen gün börek yollamışsın çok teşekkür ederim."
" Ay ne demek oğlum ne zahmet ettin bir şey almasaydın."
" Olur mu öyle şey."
" Ayy hemde tulumba almışsın ada çok sever."
" Aa öyle mi sevindim."
Hiç haberim yokmuş gibi:)
" Ee oğlum geçsene hadi."
" Eh peki geçeyim 5 dk o zaman."
içeri girdim beni salona doğru yönlendirdi adanın odasının önünden geçerken kapıya takıldı gözüm yürüdüm soldaki salona geçtik
içeride Ahmet amcada vardı beni görünce ayağa kalktı
" Aa kuzey oğlum hoş geldin."
deyip tokalaştık.
" Hoş buldum Ahmet amca nasılsınız?"
" İyi diyelim iyi olalım oğlum sen nasılsın?"
" Ben iyiyim şükür hayırdır yok değil mi bir sorun?"
Aygül teyzede arkadan içeri girdi Ahmet amcadan önce o atıldı lafa
" Ahh oğlum ergenlik zor ama ergen ebeveyni olmak daha zor sormaa." dedi
Demek ki ailesiyle bir sorun olmuş belli.
" Öyle öyle her dönem zor be Aygül teyze noldu özel değilse"
Bu kez babası girdi lafa
" Ahh sorma oğlum kız babası olmakta ayrı zor dün dışarı çıktı vaktinde gelmeyince meraklandık ama bizi azarlayan o oldu hadi dedik gençtir üzerine gitmeyelim bu sefer bugünde çıkmak istemiş izinde verdim ha sadece gene geç kalma diye uyarmış annesi."
derken lafa Aygül teyze devam etti
" Demez olaydımmm aahh bana demediğini bırakmadı en uzak üniversiteye gidecekmiş bizden uzak olacakmış kurtulacakmış bizden daha neler neler." derken gözlerini sildi gizli gizli
" Anladım Aygül teyze biraz atışmışsınız ama çok normal sizinde dediğiniz gibi gençlikte var şimdi onun sınav streside vardır aslında sık sık arkadaşlarıyla buluşsa daha çok stresini atar ama sizde haklısınız tabi."
arada kendimede yol yaptım ama tabi ucunu kaçırmadan biraz ortayı oynadım. Demek derdi buymuş benim minik kuşumun ahh bana dosdoğru söyleseydi bir yolunu bulurduk sanki ne olacak hemen böyle kestirip atmak olur mu hiç ben bırakır mıyım?
Aygül teyze kalkıp yanımızdan gitti bizde Ahmet amcayla havadan sudan biraz daha sohbet ettik sonra Aygül teyze geldi
" Hadi yemek hazır siz geçin bende adayı kaldırayım."
" Hiç zahmet etmeyin Aygül teyzecim ben kalkayım zaten 5 dk kırmamak için girmiştim."
Ahmet amca,
" Aa olur mu hiç oğlum hadi hadi sıcak sıcak yemek ye gidersin hem sarma yapmış hanım seversin demi?"
" Oo sarmayı kim sevmez Ahmet amca."
deyip mutfağa geçtik. Aygül teyzede arkadan geldi 10 dk sonrada mutfak kapısı açıldı ve ada gözleri burnu şiş bir halde kapıyı açtı ama benim burda olduğumdan habersizdi sanırım şaşkın şaşkın bana bakakaldı.
Ahmet amca ,
" Hoş geldin desene kızım kuzey abine."
" Aa hoş geldin kuzey abi ben bi telefonuma bakıp geliyorum."
deyip gitti. Sonra benim telefonuma mesaj geldi
" Kuzey bu ne demek oluyor ne işin var burda?"
" En son attığın mesajı okursan ne işim olduğunu anlarsın."
" O yüzden anlamıyorum ya zaten sana görüşemeyeceğimizi söyledim neden zorlaştırıyorsun?"
" Söylediklerin doğru değil çünkü eğer gerçek sebep o olsaydı zorlaştırmazdım ama nedenini sağ olsun anneciğin anlattı o yüzden artık gelip oturur musun yemek soğuyor."
" Hayır gelmiyorum lütfen bir bahane bulup gider misin şimdi ben sofraya oturmazsam daha çok dikkat çeker ama sen gidersen çekmez."
" Beni kovuyor musun yemek masasından?"
Biraz vicdan yaptırmaya çalıştım ama nafile...
" Şu an seni görmek istemiyorum lütfen üzerime gelme iyi değilim."
" Tamam güzelim tamam sen iyi olda ben giderim."
deyip ayağa kalktım ve
" Ahmet amca Aygül teyze çok ama çok özür diliyorum benim iş yerinden arkadaşlarım gelmiş benim kapıdalarmış kalkmam gerekiyor nolur kusura bakmayın."
Ahmet amca ,
" aaa öyle mii tüh kötü olmuş keşke bir iki lokma bir şey yeseydin oğlum."
" Yemiş kadar oldum ellerinize sağlık ben gideyimde beklemesinler."
Aygül teyze ,
" Dur oğlum dur sarmadan koyuyorum hemen arkadaşlarınla evde yersiniz."
" Zahmet etmeseydin Aygül teyze ne gerek vardı."
" Olur mu oğlum koktu gözünün önünede koyduk yemeden gidilir mi hiç."
" Peki çok sağ olun adayada selamlar size afiyet olsun."
deyip çıkıp gittim. Ahh benim yosun gözlüm ne olurdu iki dakika olsun seninle aynı sofrada yemek yiyip gizli gizli gözlerine baksaydım. Ne kadarda ağladıysa sadece gözleri değil o küçücük burnuda şişmişti. Ben senin göz yaşlarına dayanabilir miyim hiç? Mahvettin beni minik kuşum.
Eve geldim direk yatak odasına geçip izlemeye başladım ben gider gitmez o da yemek masasına gelip oturmuş suratı beş karış yuvarlak masada tam bana karşı o oturuyor babası tam arkası dönük anneside adanın sağında... Bende sigara yaktım onları izliyorum derken telefonuma mesaj geldi.
" Sigaranın ışığı görünüyor kimse fark etmeden söndür ve izlemeyi bırak rahat yemek yiyemiyorum."
Ahaa benim kafa dank etti demek sigaradan ele verdim ben daha öncede bu şekilde izlemiştim demek ki o zamanlar babası beni böyle yakalamıştı ah salak kafam birde akıllıyım diye geçinirim...
Hemen kendimi balkona attım odadan çıkarkende ışığı açtım ki orda olmadığımı görsün istedim rahat rahat yesin diye...
" Afiyet olsun sana tulumba almıştım ondanda ye tamam mı sonra toparlayınca bana yaz seninle konuşmak istiyorum."
yazdım ama cevap vermedi. Bekleyelim bakalım.