27.Bölüm

3536 Words
Birbirimize bakıp kahkaha attık "Cecilia senin burada ne işin var." "Zindana atıldığını duyunca gittim Henry'e seni çıkarmasını emrettim oda beni buraya attı." Tekrardan kahkaha attık. "Bir prense emir verecek kadar çıldırmış olamazsın." "Oldum bile." Kıkırdadım. Kardeşim ikizim diğer parçam bu ucube yerdeyken onu asla tek bırakmazdım. "Nasıl sevdin mi zindanı?" "Bence iyi en azından başımın etini yiyenler yok." "Fareli olanı da var." Zindan deneyimi olan birisi olarak hepsini tatmış olmam ne acıydı. Kuş tüyü yastıklardan zindana transferimin biraz sancılı olduğu gerçeği vardı. "Yani zindana alışkınım bende zaten biliyorsun." "Saraydayken birlikte zindanı merak edip gizlice inmiştik hatırlıyor musun?" "Tabiki de Nessie vardı çok güzel bir kızdı gizlice yemek ve su vermiştik askerler yakalamıştı sonra." "Tabi prenses olduğumuzdan bir şey diyemediler." "Evet. Bir keresinde de William'ı odasında kadınlarından biriyle görmüştün. Nişanı atacaktın neredeyse." Biran tuhaf oldum William deyince. Ilk aşkım tek gerçekliğim, kalbimdi. Bana olan aşkı için buraya kadar geldi benim uğruma ölmekten korkmadan meydan okudu ona dayanamıyordum artık öylesine zor ve berbat bir durumdaydım ki. Zoraki gülümsedim. "Evet hatırladım." Biraz lafladık. Konuştuk. Soğuktu burası ben çok etkilenmesem de Monica ara ara titriyordu. Sarıldım ona. "Alışırsın." "Acıktım sanırım." Yemek yoktu su yoktu bu cezanın yegane kuralıydı. Olsada burada verilen yemek kuru bir ekmek olurdu.Biranda zindanın kapısı açıldı içeriye Norman girdi. Öfkeyle yanıma yürüdü kolumdan tutup kaldırdı ve duvara sıkıştırdı. "Ceciliaaaaaa!" Öfkeden gözü dönmüştü. Korkudan ne diyeceğimi bilememiştim. "Seni kaç kere uyaracağım ben! Sen kendini ne sanıyorsun bir prense emir veriyorsun." "Ben Cecilia Ka." "Eğer Ben Cecilia Katchin'in dersen seni boğarım! Bildiğin başka bir cümle yok mu senin. Yeter.Sen Cecilia'sın anladın mı nasıl bir ahmaklık bu? Henry'e emir verdin ya Henry'e? Aramızdaki en egolu olan en diktatör olan adama emir verdin. Vadedilen krala emir verdin." "Kardeşim zindandayken ne yapabilirdim?" "Susabilirdin Cecilia karışmayıp susabilirdin. Seni ben zindana attırıp nasıl geri çıkartıyorsam Henry'de öyle yapacaktı." "Olabilir." Boğazımı sıkmaya başladı Monica atladı. "Prensim yapmayın lütfen. Hepsi benim suçum." "Sen karışma Monica." "Norman." "Prens Norman diyeceksin Cecilia. Sen bu cesareti benden mi buldun? Bu hadsizliği yapabilme cesaretini kim verdi sana? Gücüm yetmiyor artık seni kurtarmaya hatalarını örtmeye benim gücüm yetmiyor. Neden yapıyorsun sen bunu? Neden zorluyorsun?" "Ben." "Sen ne? Isabella'ya saygısızlık yaparsın, anneme yaparsın, bana yaparsın ama Henry yaptığını affeder mi? Etmez. Çıkabileceğini sanıyorsun değil mi? Aptal." "Hepsi nefret ediyor benden yemin ederim kışkırtıyorlar beni." "Sus Cecilia hadsizliğinin cezasını ödeyeceksin." dedi döndü arkasını gitti. NORMAN Bu Cecilia kendi canını aldırmak için her şeyi yapıyordu. Büyük salona gittim herkes masa başında toplanmış yemek yiyordu. Narissa'da bebeği ile bize katılmıştı. Annem öfkelendi. "Yine o kızın yanına mı gittin?" Kafamı kaldırıp baktım. "Evet." "Bu seferde çıkartmazsın onu umarım emri Henry verdi o diyene kadar çıkamaz öyle değil mi Henry?" Henry annemi onaylarcasına kafasını salladıktan sonra. "Evet Anne." "Çıkarmak gibi amacım olmadı onu uyardım. Yaptığı hadsizliğin farkına varmak zorunda." "Sana dedim bu kız akıllanmaz dedim Norman ama dinlemedin" Babam atladı "Geçende bir hainin canını bağışlamamı istedi. Kadınına hiç sahip çıkamıyorsun Norman evet o bir prenses fakar burası onun sarayı değil" "Cecilia alışmaya çalışıyor baba." "O kızın nişanlısını gözünün önünde öldürdün sen Norman sana nefret kustu ölmekten hiç korkmadan sana tehditler savurdu ona güvenme oğlum canını almak için her şeyi yapar. O kız diğerleri gibi değil. Tehlikeli. Gözü dönünce yapmayacağı şey yok. Unutma ansızın ecelin olur o kız.” "Hayır baba seviyor Cecilia beni, unuttuk biz her şeyi." "Yani annesinin babasının ve nişanlısının ölüm sebebi olmasını unuttu mu?" "Neden sadece Cecilia ile ilgileniyorsunuz? Monica'da Henry'i seviyor Narissa'da Darly'e bir çocuk verdi evlendiler onlarda zarar verebilir." Narissa ile göz göze geldik o esnada ama sessizdi o tek kelime etmiyordu. "Monica elinde kaçma fırsatı varken kaçmadı tercihini yaptı bence Henry'i öldürmez Narissa desen kız fazlası ile akıllı kurtuluşu olmadığını bildiği için avantajlarını kullanıyor artık bir Stanley Prensesi ama Cecilia o kızda deli cesareti var gözü kara hiçbir şey umurunda değil. Onu Stanley Prensesi olmak tatmin eder mi sanıyorsun? Sence amacı Stanleylerin prensesi olmak mı yoksa bizi yıkmak mı? "Özür dilerim doydum ben afiyet olsun." Masadan kalktım odama gittim. Ah Cecilia seninle ne yapacağım ben ha sen böyle umursamaz oldukça seni savunacak ne bırakıyorsun elimde? İmkanı yoktu onu çıkaramazdım. Henry kendi kadınını bile çıkarmazken Cecilia'yı asla çıkarmazdı. Delirecektim Cecilia ile baş edemiyordum dediği her şey oluyordu ama o benim dediklerimi yapmamakta ısrarcıydı. Odadan çıktım Henry'nin yanına gittim "Norman neden geldiğini biliyorum." "Cezaları ne zaman bitecek?" "Eğer her zindana atıldığında onu sen çıkarırsan bunu alışkanlık haline getirir. Monica'da orda kadınım sevdiğim kız ama ona bile ayrıcalık yapmadım üzgünüm." "Tamam peki ne zaman çıkaracaksın?" "İki gün yeterli bence ikisi içinde." "Tamam. İyi geceler kardeşim." "İyi geceler." Odadan çıktım kendi odama yürürken "Prensim." Arkamı döndüm "Gracia." "Prensim yanınıza geliyordum bende." "Ne oldu bir sorun mu var?" "Ben iyi hissetmiyorum eğer izin verirseniz sizinle kalmak istiyorum." "Neyin var Gracia?" "Kabuslar görüyorum prensim kendimi tek güvende hissedeceğim yer sizin yanınız. Bir şeyler olmasından korkuyorum. İzin verip kıvrılayım şurada." "Gel öyleyse." Birlikte benim odama gittik. Gracia bana sarıldı ve teşekkür etti. Saçları omzuna kadar dökülüyordu. Kafasını kaldırıp bana baktı gülümsedi gülümsedim. Dudaklarıma uzandı ve öpücük kondurdu geri çekildim. Kendimi neden o dağ keçisine ihanet ediyor gibi hissettim. Yanımda o olsaydı nefesini hissetseydim. Kokusunu çekseydim içime. "Hadi yat dinlen artık Gracia." "Prensim sizi çok özledim." Yüzünü okşadım ve alnına öpücük kondurdum. "Geç oldu uyu hadi Gracia. Dinlen.” Gracia tekrardan dudaklarıma yapıştı narince ittirdim. Onu kırmak hiç istemiyordum. "Gracia uyu istersen. Kırmak istemem seni.” "Lütfen prensim..." CECİLİA "Off içime sıkıntı girdi resmen boğulacak gibiyim. "Neden iyi misin?" "İyiyim. Norman çok kızdı affetmeyecek beni. Yüzümü bile görmek istemeyecek." "Saçmalama Cecilia." "Uykum geldi benim." "Yere mi yatacağız?" "Maalesef başka şansımız yok. Dua edelim fareli zindanda değiliz." Yere yattık gözlerimi kapadım. Uyumak ne mümkün bu kötü koku ve rahatsız ortamda yalnızca sağa sola dönüp sıkıntıdan ofladım. Bir ara kısa süreli uykuya dalmışım. Gözlerimi yeniden açtığtıgımda abah olmuştu O kadar çok susamıştım ki. Kapıya yanaştım askerlere seslendim. "Suu." "Su yok." "Lütfen." "Hadi köşene geri dön su yok dedim." "Su istiyorum dedim sana." Kapıyı açtı çenemi sıktı. "Bana bak kadın sana su yok dedim." O sıra biri geldi "Prensin gözdesine sen ne yaptığını sanıyorsun?" Grandüşeslerden biriydi bu daha doğrusu saraydaki her şeyi bana heber veren haber kuşumda diyebilirim. "Sen karışma neden geldin?" "Leydi ile konuşacaklarım var sen çık." Asker çıktı. Monica halen uyuyordu. "Ne oldu?" "Cecilia gece bir şey olmuş." "Ne olmuş." "Gracia." "Ne bebeği ölmüş mü yoksa? Kendimi mi ölmüş ne olmuş?" "Hayır öyle bir şey değil. Gece Prens Norman ile Gracia birlikte odaya girmişler." Yutkundum. Hayır hayır sakın bana tahmin ettiğim şeyi söyleme. "Evet sonra." "Sonra odadan çıkmamış. Kızlardan biri odaya içecek bir şeyler götürmüş Gracia gecelikleri ile uyuyormuş odada." "Odada mı kalmış" "Evet leydim." Gözümden yaş aktı. Derin bir nefes aldım ayağa kalktım kapıya yöneldim "Çıkamazsın." "Çekil." "Bana bak çıkamazsın dedim." "Bıraakkkkkkk!" Yere çöktüm ağlamaya başladım. Daha bir gün yoktum ya sadece bir gündür zindandaydım lanet olasıca fırsatı kaçırmamış. "Prens Henry'i görmem gerek." O sıra Henry'nin sesi duyuldu. "Buradayım Cecilia." Yanına gittim reverans yaptım "Affedin beni." "Saygısızlığın affedilir mi?" Hıçkırıklar içinde ağlıyordum "Monica o benim kardeşim ikizim hani derler ya ikiz kardeşlerden birinin canı yansa diğeri hisseder diye öyle işte Prensim Monica yapamazdı zindanda korktum hastalanır diye. O size aşık. Ben çok büyük saygısızlık ettim affedin beni." "Sen her zaman affedilip yine aynılarını yapıyorsun Cecilia." "Haklısınız. Özür dilerim bağışlayın beni lütfen." "Seni ilk ve son kez affediyorum bir daha asla aynısı olmasın." Askerlere döndü "Monica'da Cecilia'da serbest." "Teşekkür ederim." dedim önünde eğildim. Sonra hemen koşmaya başladım. Merdivenlerden hızlıca çıkıyordum. Norman'ın kapısının önüne geldim. "Leydim içeri giremezsiniz." Delirecektim. Dizlerimin üstüne çöktüm. Ağlamaya başladım. Gücüm kalmamıştı artık. Muhafızla başıma toplandı o sıra askerlerden biri Norman'ın odasına girdi "Prensim Leydi Cecilia kapınızın önünde ağlıyor." Norman hemen yanıma geldi. Halen ağlıyordum. Sonra Gracia geldi kapı önünden bakıyordu bize "Cecilia ne oldu? Nasıl çıktın sen? Ne yaptın yine?" Cevap vermedim "Cecilia neden ağlıyorsun?" Gözlerinin içine baktım. "Bana söz vermiştin." "Ne sözü?" "Gracia'nın odanda ne işin var." O sıra Gracia pis pis sırıttı. Resmen zafer kazandım gülüşü ile. "Cecilia nasıl çıktın zindandan?" "Prens Henry beni affetti." "Öyleyse odana git Cecilia." "Zindana atılmamı mı bekliyordun?" "Odana git. Konuşacağız sonra." Hala yerdeydim. Muhafızlara emir verdi kolumdan tutup kaldırdılar. Odama götürdüler. Yatağa yattım halen ağlıyordum. Kaybettin işte Prenses Cecilia. O sürtük köle gözlerinin içine baktı ve güldü. Lanet olsun. Göz yaşları içindeyken odamın kapısı açıldı. Norman girdi içeriye. Ağlıyordum ben en iyi yaptığım şey! "Cecilia." Cevap vermedim. Kolumdan tuttu kaldırdı "Ne yapıyorsun sen?" "Ne yaptım ben senin gibi fırsat bilip başkasının koynuna mı girdim?" "Cecilia laflarına dikkat et." "Söz vermiştin." "Sözümü tutuyorum." "Yalancı odandaydı işte tüm gece odandaymış." "O benim çocuğumun annesi korktuğunu söyledi yanımda kalmak istedi kaldı." "Onunla birlikte olmadın yani." "Hayır." "Yalancı." "Sen prense yalancı mı diyorsun?" "Öptün mü onu?" "Cecilia sen beni sorgulayamazsın." "Sorgularım sen bana söz verdin." "Onunla birlikte olmadım Tanrı şahit neden inanmıyorsun. Ona dokunmak bile istemedim. Aklıma sadece sen geldin.” "Çünkü bana yalan söylüyorsun." "Yeter. Uzatma istersen." "Git buradan." "Ne?" "Odamdan defol." Çenemi sıktı. Sinirlenmişti. "Saygısızlık yok artık Cecilia sen benim emrimdesin ve ben istedikçe bana hizmet edeceksin çocuk gibi sızlanmayı kes." Cevap vermedim o sıra odadan kapısı çalındı Norman gir dedikten sonra kapı açıldı grandüşeslerden biri geldi. "Leydim Kraliçe sizi çağırıyor." "Beni mi?" "Evet." Norman'a baktım. Norman hemen "Ne yaptın?" diye sordu "Hiç hiçbir şey." "Cecilia!" "Bir şey yapmadım Norman." "İyi git öğren o halde ne diyecek annem. Saygısızlık yapma sakın Cecilia eğer bu kez zindana düşersen Tanrı şahidim ben bile kurtaramam." "Tamam." Grandüşesle Kraliçenin yanına gittik. Reverans yaptım. Yavaşca yürüyerek benim yanıma geldi. "Yüzüme bak." Kafamı kaldırıp baktım. "Sen küçük şeytan yaptıklarını duyuyorum." "Nasıl yani Kraliçem." "Sen kim oluyorsun da benim oğluma meydan okuyorsun. Sen küçük basit bir kölesin. Bu sarayda sana bu cürreti kim veriyor." "Ben sadece." "Sen konuşma. Hadsiz. Sen benim oğluma askerlerin önünde zindana attırdığı kişiyi çıkarması için emir veriyorsun öyle mi?" Tek kelime etmeyecektim bu kadın beni öldürtürdü yoksa. Sus Cecilia sakın cevap verme. Çenemden tuttu gözlerimin içine baktı "Bu saraydan ya canlı şekilde defolacaksın ya da öleceksin Cecilia." "Kraliçem." "Yapılmaması gereken tüm hataları yaptın artık hamile değilsin senin ölüm hükmünü yazmak için gözüm üzerinde olacak." "Ben bunları hak etmiyorum yeterince acı çektim zaten." O an tokat attı bana. "Sen ne yüzle konuşuyorsun hala. "Özür dilerim." "Şimdi defol ve çok dikkatli ol." Reverans yapıp odadan çıktım. Ağlıyordum. Bıktım artık nefret ediyorum burdan bu saraydan ve buradakilerden. O cadık kılıklı kraliçe bozuntusu birgün benim önümde eğilip benden merhamet dilediğinde görecektim her şey benim elimde olacaktı ve o gün geldiğinde bana yaptıklarının aynısını yapacaktım. MONİCA Zindanda Birkaç gün kalmama rağmen çok kötü hissettim banyomu ettim ve yatağıma uzandım. Tanrım betonda yatmak berbattı yatağımda yatmak ise harika. Henry uğruna kardeşlerimse kaçmayı reddettiğim prens attırdı beni zindana. Odamın kapısı açıldı. Henry gelmişti. Reverans yaptım. Yanıma gelip yanağıma dokundu. "Nasılsın hayatım?" "Teşekkürler prensim iyiyim dinleniyordum." "Zindan epey yıpratmış olmalı." "Yoo sorun değil kalabilirdim de yıpranmış parçalanmış bir kalbim olacağına zindanda olmayı tercih ederim." "Hala aynı konudayız yani?" "Prensim siz hangi konudasınız bilmiyorum ama benim kişiliğim bu belli kurallarım vardır." Henry kahkaha attı "Komik olan ne?" "Benim sarayımda kuralların var öyle mi?" "Evet." "Neymiş onlar." "Sözümden asla dönmem bunu herkes bilir. Gururumu incitecek şeyler yapmam belki köle oldum bu sarayda ama hala bir prensesim aslında sadece sizlerin gözünde köleyim. Ben Katchin İmparatorluğunun Prensesi Monica'yım ve asla Prensimi sevdiğim adamı basit kızlarla paylaşmam asla. Küçükken de böyleydim benim olan benimdi başkasının olamazdı." "İşte bu sarayda bu kurallarınızın önemi olmadığını ve bizim kurallarımıza uymanız gerektiğini öğreneceksiniz." "Alışkanlıklarından vazgeçen biri olmadım eğer bu yüzden zindana atılacaksam atın. Ölümle de tehdit edebilirsiniz prensim ama basit bir kız olacağıma gururlu bir prenses olarak ölürüm." "Bana meydan okuyarak vazgeçireceğini mi sanıyorsun?” "Ben size meydan okumadım. Bunlar benim doğrularım." "Sen hata yaptığını anlayacaksın Monica." dedi Tam arkasını dönüp gidiyordu "Prensim." "Hatanı bu kadar çabuk mu anladın yoksa?" "Sizin için bu sarayda kaldım kaçabilirdim fakat tek sebep sizdiniz karşılığında kardeşlerimi bir ömür boyu görmemeyi göze alarak sizi seçtim. Acaba o zaman yanlış bir karar mı verdim?" "Hata yaptığını mı düşünüyorsun. Kaçmak ve ölmek mi isterdin?" "Düşünmüyorum düşündürüyorsunuz." "Monica hatırlarsan Narissa'yı ölümden ben kurtardım Norman ile senin için ben konuştum sence ben hata mı yaptım?" "Öyle mi düşünüyorsunuz?" "Düşündürüyorsun!" dedi ve çıkıp gitti. Yılmayacaktım istediği kadar kötü davransın bildiğimi okuyacaktım. Eninde sonunda elbette pes eden o olacaktı. CECİLİA Ağlayarak odama gidiyordum. Kraliçenin yaptıkları ve söyledikleri çok üzmüştü beni. Biri kolumdan tuttu ve çekti. "Isabel." Elinde hançer vardı boğazıma dayadı. "Isabella ne yapıyorsun?" "Beni öldürecektin acımadan." "Saçmalama sadece korkuttum." "Bebeğimi de öldürecektin." "Isabella saçmalama bebeğine asla zarar vermem." Hançeri iyice dayadı. Kalp ritmim hızlanmış ve korkmaya başlamıştım. Gözü dönmüştü. Eliyle ağzımı kapadı ittirmeye çalışınca daha da dayadı hançeri. "Kes şunu Isabella kavga çıkacak Norman çok sinirlenecek sonra." "Sen kimsin beni oğlumu tehdit ediyorsun. Bunun altında kalacağımı mı sandın?" "Isabella sana kes şunu dedim" "Ne olur kesmezsen parmağında oynattığın Norman'a mı şikayet edersin." Sakin ol Cecilia tamam seni öldürmeye cesaret edemez seni kışkırtmak istiyor sadece eğer ona karşılık verirsem yine ben ceza alaaktım. "Isabella tamam hadi yeter odana git." "Bana emir verme." "Beni öldürecek misin Isabel. Ben ölürsem ne olur ha Norman seni yaşatmaz." "Kim seni öldürenin ben olduğunu tahmin eder. Bu sarayda herkes düşman sana boğazını kesip atsam kimse benden şüphelenmez." "Isabella! Sakin kalmaya çalışıyorum fakat sabrım taşıyor." Hançerle kolumu çizdi. Canın yanmıştı kolumu resmen çizmişti. Acısı yayılmaya başladı. Deli bu tam olarak deli. "Ahh. Delirdin mi?" Kolum kanıyordu. Delirecektim. "Isabella eğer gitmezsen bağıracağım." Kolumu sıktı. Çok fena sıktı adeta cimcikliyordu. Gözümden yaş aktı. "Güzel yüzünde bir çizik olması çok kötü olsa gerek" dedi hançeri yaklaştırdı. Çok sinirlendim o anda tüm gücümle ittim önce kafasını duvara çarptı sonra hançerin üstüne düştü. "Ahhhh." Çığlık attım. Gözlerim kocaman oldu. Buz kesildim adeta. Derin derin nefes aldım. Ne yapacaktım. Öldüm bu sefer kurtuluşum yok. Öldürecekler beni. Gözümden yaşlar akıyordu. Isabella kanlar içinde yerdeydi. Hayır Tanrım ölmemiş olsun lütfen. Korkuyla arkamı döndüm hızla yürüyordum. Hatta koşuyordum. Derin derin nefes ağlıyor aynı zamanda ağlıyordum. Ne yaptımm ben ne? Biranda biriyle çarpıştım "Hih." "Cecilia." "Prensim." Prens Henry'di reverans yaptım "Neyin var. Neden ağlıyorsun?" "Sorun yok iyiyim prensim." dedim "Peki." Yürümeye devam ettim. Tanrım hayır hayırrrr.! Eğer ölürse mahvolurum ölmezse yine Kahretsin. O sıra ileride Maria ve Kraliçeyi gördüm hemen saklandım duvarın köşesine. Kolum çok kanıyordu belimdeki kuşakla kolumu bağladım hemen tamam daha iyiydi en azından. Kraliçe ve Maria uzaklaşınca saklandığım yerden çıktım. Odama gittim gözüm bir şeyi görmüyordu. Ağlamaya başladım. "Lanet olsun. Lanet olsun Tanrım! Ne yapacağım şimdi?" "Cecilia." Birden kafamı kaldırıp yatağa baktım. "Norman." "Ne oldu sorun ne?" "Hiçbir sorun yok." "Neden ne yapacağım dedin?" "Şey ben kimse beni sevmiyor ondan." "Ne oldu. Annem ne dedi?" "Hiç hiçbir şey." "Neden ağlıyorsun?" Beynim sarsıntı geçiriyordu sankı art arda gelen sorular ile dumura uğramış ve ne diyeceğimi bilemiyordum. "Sadece bu sıralar fazla acı çekiyorum galiba ondan anlık bir şeydi. İyiyim." Yanıma yanaştı. Yanağımı sonra boynumu öptü. Kes şunu şuan bir katil olabilirdim. "Prensim yapmayın." Kafasını kaldırıp baktı "Ne demek yapmayın?" "Şey kadınsal meseleler. Uygun değilim." "Peki." Yüzüme dokundu. "Gelinim olmak ister misin?" Ne dedi o? Gelinim dedi benim gelinim olmak ister misin dedi... Yutkundum anlamsızca baktım yüzüne. "Tanrının huzurunda eşim ol. Kimsenin seni sevmediğini düşünüyorsun ya ben herkes adına seni severim. Çok severim seni ve sevmeyen kişileri görmez olursun. Prenses olursan seni sevmek zorunda kalırlar saygı duyarlar, güçlü olursun. Senin mutlu olma için yeterli olacak ise…” Gözümden bir damla yaş aktı. "Ağlama Cecilia. Ağlamanı istemiyorum belki hem belki de bu hırçınlığın yeniden prenses olduğunda yok olur baskı altında olduğun için böylesin. Seni kaybetmek istemiyorum benimle evlenmeni istiyorum." Gülümsedim gözümden akan yaşı sildim. Dudağına minik bir öpücük kondurdum. "Teşekkür ederim." Kolumun kanamasından dolayıydı sanırım mide bulantısı başlamıştı başım dönüyordu. Elim ayağım titriyordu Norman biranda "Cecilia." "Efendim." "Kolun." "Ne." "Kolun kanıyor." "Önemli değil prensim." "Nasıl değil kim yaptı bunu?" "Kimse sakarlığım tuttu. Prensim özür dilerim ben iyi hissetmiyorum izninizle dinlensem." "Saçmalama ne oldu anlat..." Biranda bir çığlık koptu hemen odadan dışarıya çıktık. Sesin geldiği yere gittik biri Isabella'yı bulmuş. Tanrım yardım et. Daha çok kan akmış onu görünce dayanamayıp ögürmeye başladım. Norman atladı "Cecilia odana git." "Hayır." "Hemen doktoru çağırın. Hemen! Bunu kim yaptıysa kellesini getirin bana!" Evet Cecilia Katchin bu kez gerçekten öldün son günlerini yaşıyorsun. Sevdiğin adam kelleni istiyor bakalım nasıl kurtulacaksın? Isabella'yı doktorun yanına götürdüler. Kapının önündeydim ağlıyordum. Kabus gibiydi ne yapacağım ben. Isabella'nın yardımcılarından biri geldi. "Leydim Prens Antonio saatlerdir ağlıyor. Huzursuz." "Karnını doyurdunuz mu?" "Isabella yaralı emzirecek kimse yok." "Tamam ver bana." "Ama leydim." "Antonio'yu bana ver." Bebeği kucağıma aldım. Ağlamaktan morarmak üzereydi. Öyle güzel bir bebekti ki. Yukarı çıktım Narissa'nın odasına. "Narissa." "Cecilia olanları duydum nasıl olmuş?" "Şimdi bunları boşver Antonio'ya süt verir misin?" "Ne?" "Annesi yaralı, ağlıyor ve aç lütfen." "Tamam." Antonio'yu kucağına aldı ve emzirmeye başladı. Ağlamaya başladım. Zaten kolum felaket acıyordu ama umurumda değildi. "Narissa çok kötü bir şey yaptım." "Ne yaptın Cecilia?” "Beni tehdit etti hançeri boğazıma dayadı yemin ederim uyardım yapma dedim ama dinlemedi." "Kim?" "Isabel." "Cecilia hayır." Ağlamaya devam ettim "Sen mi yaptın?" "Yüzümü çizecekti kolumu çizmişti zaten korktum ve itekledim. Kafasını duvara çarpıp hançerin üstüne düştü." "Cecilia ne yaptın?" Daha çok ağlamaya başladım. "İsteyerek yapmadım yemin ederim." O anda odanın kapısı açıldı Prens Darly içeri girdi. Reverans yaptım "Neden ağlıyorsun Cecilia." "Önemli bir şey değil prensim." "Narissa Antonio'yu neden sen emziriyosun?" "Prensim Isabella'nın başına gelenleri biliyorsunuz bebek acıkmış Cecilia bana getirmiş." "Düşmanına karşı çok centilmensin Cecilia." Gülümsedim. Biraz sohbet edip gitti. Narissa hemen söze atıldı "Bir şey yapmamız gerek." "Öldüm bu kez öldüm Narissa." "Saçmalama. Bir yolunu bulacağız. İnkâr edeceksin ben yapmadım diyeceksin. Norman sana inanır." "Kolum onun hançeri ile yaralanmış durumda bugün Kraliçe tehdit etti beni en ufak hatanı bekliyorum dedi." "Cecilia ölmeyeceksin anladın mı asla ölmeyeceksin!" "Kimse kurtaramayacak beni." O sıra odaya Norman geldi "Cecilia." "Ef efendim." "Antonioy'u neden aldın?" Narissa atladı. "Prensim acıkmış Isabel yaralı olunca Cecilia'da bana getirdi." "Cecilia kolun kötü gözüküyor. Sanki bir hançer yarası gibi." "Ha hayır." "Ne oldu koluna söylemedin?" "Hiç sürttüm duvara sürttüm." Birden çenemden tuttu. "Cecilia ne yaptın sen?" "Ben bir şey yapmadım." "Isabella'ya olanlarla bi alakan yok yani?" "Onun suçu yok prensim." "Sen karışma. Cecilia ne yaptın sen ha ne?" "Önce o başlattı." "Anlat." "Hayır Cecilia" dedi Narissa. "Anlat dedim." "Beni sıkıştırdı tehdit etti. Yemin ederim yapma dedim kavga olmasın sonra ben ceza alıyorum. Norman kavga etmemi istemiyor dedim." "Sonra." "Sonra dinlemedi kolumu çizdi kölesin Sen öleceksin dedi lütfen yapma dedim ama yüzümü çizeceğini söyledi Norman seni böyle beğenecek mi bakalım dedi." "Sende yaraladın mı?" "Kendimi kurtarmak için itekledim dengesini kaybedip düştü isteyerek yapmadım." O an tokat attı yüzüme. Dudağımın kenarı kanadı. "Odana defol! Hemen." Korkuyla odama gittim ağlıyordum. Bittim ben bittim. Aradan bir saat geçmişti odama geldi Norman saçımı çekti "Bu kez gerçekten öldün anladın mı aptal? Annem dahil herkes sorumlusunu arıyor ve hepsi o kişinin sen olmasını diliyor. Yapılmayacak en büyük hatayı yaptın." "Prensim affedin." "Neyi affedeyim ha? Oğlumun annesini yaraladın! Düşmanlarının kucağına koz bıraktın. Ölmeyi ister gibi davrandın Cecilia.” "Norman yalvarırım bilerek yapmadım." "Eşyalarını topla Cecilia." "Ne." "Gidiyorsun." "Nereye?" "Sürgüne." "Hayır. Norman lütfen. Yapma olmaz." "Ölmeyi mi tercih edersin? Buna izin vermem topla eşyalarını." "Ben ne olacağım, biz ne olacağız? Bana gelinim ol dedin evlenecektik." "Bunu aptallığı yapmadan önce düşünseydim topla eşyalarını hemen!" Elbiselerimi topladım. Her şeyi toparladıktan sonra kolumdan tuttu. Gitmek istemiyordum ben sürgün edilmek istemiyordum. "Roma İmparatorluğunda bir saraya gidiyorsun. Kardeşimin eşinin sarayı. Prensesin yardımcısı olacaksın." "Norman beni satıyor musun başka saraya?" Yüzüme dokundu. "Hayır kardeş imparatorluğumuz sayılır. Orada kimse dokunamaz sana hiçbir erkek." "Gitmek istemiyorum." "Sormadım!" "Benden nasıl vazgeçersin?" "Mecburum yoksa öldürürler seni bu kez fikrimi dahil almadan seni infaz ederler. İzin vermem buna sürgün edilip hayatına devam edersen yaşıyor olacaksın." "Olmayacağım ölümden farkı yok." "Gitmen lazım." "Kardeşlerime veda edeyim bari." "Beş dakikan var." "Tamam." Narissa'nın odasına gittim. Monica'da ordaydı. Ağlamam çoğaldı. Kalbim acıyordu. Onlardan ayrılmak öylesine zordu ki. "Cecilia ne oldu?" "Gidiyorum." "Nereye? Ölecek misin?" "Sürgün yedim Roma İmparatorluğuna gidiyorum." Ağlamaya başladılar. Sıkı sıkı sarıldık. Ares'i öptüm. Gözyaşlarıma engel olamıyordum. "Sizi çok seviyorum." "Bir daha seni göremeyecek miyiz?" "Bilmiyorum." Askerlerden biri geldi "Leydim prens çabuk olmanızı söyledi." Son kez sarıldık ve yanlarından ayrıldım. Aşağı bahçeye indim. Norman ordaydı "Orada da saygısızlık yaparsan ölürsün çok terbiyeli olacaksın Cecilia sana yapabileceğim en büyük fedakarlık bu. Olay çıkartma orada da. Kimse korumaz seni orada. Söz veriyorum gün gelecek ve kavuşacağız sadece şuan gözden uzakta bir hayat sürdür.” Yüzüne dokundum. Dudağına öpücük kondurdum. "Olay çıkarmak benim işim Norman Stanley" "Cecilia ukalalık yapma." "Ne bekliyorsun ya ne? Ezilen benim hep Norman kardeşlerimden de ayrıldım. Teşekkürler sonunda onlarda yok. Ne kadar acı çekebilirim acaba. Stanleyler daha ne kadar kötülük yapabilir bana. Yüzüme dokundu. Minik bir öpücük kondurdu. Ağlamak üzereydi ama ağlamıyordu. Yanımda bir kadın daha vardı bana eşlik edecekti yolda. "İyiliğin için Cecilia." Ağlamam çoğaldı. Arkasını döndü Norman birkaç adım attı bakıyordum öyle. Koştum yanına sarıldım sım sıkı. Oda sarıldı ikimizde ağlamaya başladık bu kez. "Seni seviyorum Norman Stanley." "Seni seviyorum Cecilia Katchin." Elini tuttum. Artık başka kadınları alabilecekti yatağına artık başka hayatı olacaktı belki gerçek bir eşi ve çocukları. Nefesim kesiliyor sandım. Yüzüme dokundu. "Yapma lütfen git artık. Ölmensen de böyle olması daha iyi olacak." "Yine beni yerle bir etmeyi başardın Stanley. Bu saraydan sürgün edildim diye böylesine kahrolacağımı kim düşünürdü." Derin bir nefes aldım. "Yeni hayatın olacak ve mutlu olacaksın... Ben gittiğim yerde sadece acı çekeceğim bunu unutma. Beni göndererek beni kurtarmadım ben yine öldüm." Gülümsedim yaşları sildim hemen. "Elveda Stanley..." Arkamı döndüm ve at arabasına bindim hıçkırıklar içinde ağlıyordum. Araba hareket etmeye başladı. Son kez baktım Stanley cehenneminden kurtulmuştum. Daha mutlu olmam gerekirken böyle ağlıyordum..
Free reading for new users
Scan code to download app
Facebookexpand_more
  • author-avatar
    Writer
  • chap_listContents
  • likeADD